.Ahde vefa neye denir?
Yayımlanmış cevap
Yapılan bir sözleşmeye tarafların uymakla yükümlü olmasına ahde vefa (pacta sunt servanda) denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
323 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Yapılan bir sözleşmeye tarafların uymakla yükümlü olmasına ahde vefa (pacta sunt servanda) denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İki koşulda değiştirilebilir. • Koşulların önceden tahmin edilemeyecek şekilde değişmesi. • Bu durumun önceden öngörülmesinin imkânsız olması. • Sözleşmenin bu haliyle devamının, taraflardan biri için çekilmez hale gelmesi. Bu koşulların varlığı halinde sözleşmenin değiştirilmesi istenebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hakkın kaybedilmesi, bir hakkın hak sahibinden ayrılması, onun elinden çıkması demektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İki şekilde kaybedilir. • Mutlak haklar. • Nisbi haklar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Önceden başkasına ait olan bir hakkın, eski sahibinden yeni sahibine geçmesi durumunda hakkın nisbi kaybı söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir hakkın kaybı, hakkın tamamen ortadan kalkması şeklinde olursa, buna hakkın mutlak kaybı denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Talep hakkı, kişinin asıl hakkına bağlı bir yetki olup hak sahibinin bir kişiden bir şey yapmasını veya vermesini ya da yapmamasını isteme yetkisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Meşru müdafaa bir kimsenin, kendisinin veya üçüncü bir kişinin malvarlığına veya şahsına yönelmiş hukuka aykırı bir saldırıyı engellemek veya ortadan kaldırmak amacıyla yaptığı savunmadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zorunluluk hali, kişinin, kendisinin veya üçüncü bir kişiyi malvarlığına veya şahsına yönelik zararlardan veya bir anda meydana gelebilecek tehlikelerden korumak için bu tehlike ile ilgisi bulunmayan veya tehlikeli saldırıyı meydana getirmeyen üçüncü bir kişinin malvarlığına zarar vermesi durumudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üç şekildedir. • İddiasını hayatın normal akışına uyan bir duruma dayandıran taraf, bu iddiasını ispatlamak zorunda değildir. • İddiasını bilinen ve tanınan bir olaya dayandıran taraf, bu iddiasını ispatlamak zorunda değildir. Tanınan ve ilinen olaylar tarihe geçen, varlığı geniş kitleler tarafından bilinen toplumsal yaşam olaylarıdır. • İddiasını bir karineye dayandıran taraf, bu iddiasını ispatlamak zorunda değildir. Karine, Medeni Kanunun 6’ıncı maddesinde yer alan ispat külfeti ilkesinin en önemli istisnasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hakkın bir kişiye bağlanmasına, hakkın bağlandığı kişinin hak sahibi sıfatı kazanması olgusuna “hakkın kazanılması” denir. Kazanılan haklar değişik sebeplerle sahiplerinden ayrılabilir. Hak sahibi, sahip olduğu hakkı kaybedebilir. Başka bir ifadeyle hakkın, hak sahibi ile hukukî bağı kopabilir. Bu hukuki bağın kopması olgusu, “hakkın sona ermesi” veya “hakkın kaybedilmesi” olarak ifade edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geniş anlamda hukukî olay, insan davranışlarının sonucu olmadığı halde hukukî sonuç doğuran olaylardır. Bunlar doğal bir biçimde, kendiliğinden oluşan ve hukukî sonuçlar doğurmaya uygun olan doğa olaylarıdır. Gerçekten, hukuk düzeni, güneşin doğmasından, yağmurun yağmasına, depremden sel baskınına, yıldırım düşmesinden kar yağmasına kadar bir çok doğa olayının sebep olduğu sonuçlara bazı koşullar altında hukukî sonuç bağlamıştır. Örneğin yangına karşı sigorta ettirilen bir eve yıldırım düşer ve yangına sebep olursa bu durumda yıldırım düşmesi sıradan bir doğa olayı iken bir hukukî olaya dönüşür. Çünkü yıldırım düşmesi yangın sigortasındaki rizikonun gerçekleşmesine yol açar ve sigorta şirketinin zararı karşılaması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
hukuk düzeni, sadece hukukî sonuç doğurmaya elverişli insan davranışlarına hukukî sonuç bağlamıştır. İşte hukuk düzeninin hukukî sonuç bağladığı insan davranışlarına hukukî fiil denir. Örneğin, insanın alışveriş etmesi, ev kiralaması, dolmuşa binmesi, arkadaşına ödünç para vermesi, evlenmesi hukukî sonuç doğurmaya uygundur. Ayrıca hukuk düzeni insanların, davranışlarına hukukî sonuç bağlanmasını isteyip istememeleri ile de ilgilenmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hukukî işlemin çekirdeğini oluşturan irade açıklamaları açık irade açıklaması, örtülü irade açıklaması, şekle bağlı irade açıklaması veya şekle bağlı olmayan irade açıklaması olmak üzere çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aslen kazanma, önceden hiçbir kimseye ait olmayan bir hakkın bir kişi tarafından ilk olarak elde edilmesidir. Bu yol ile kazanılan haklar, eşya üzerinde yani maddi mallar üzerindeki haklar olabileceği gibi, maddi olmayan mallar veya kişiler üzerindeki haklar da olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En çok karşılaşılan hak edinme yolu, bir hakkın devren kazanılmasıdır. Devren kazanma, önceden başkasına ait olan bir hakkın, eski sahibinden yeni sahibine geçmesi durumudur. Örneğin, satım sözleşmesi ile otomobilin mülkiyetinin satıcıdan alıcıya geçmesi devren kazanmadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tesisen kazanma, bir hakkın devri söz konusu olmaksızın, bir kimsenin, sahip olduğu bir hakka dayanarak, bir başkasına yeni bir hak sağlamasıdır. Bu durum “tesisen iktisap” veya “tesisen kazanma” olarak ifade edilir. Burada, yeni ortaya çıkan hak sahipliğine rağmen önceki hak sahibi hakkını kaybetmez, hak sahipliğini devam ettirir. Örneğin, bir kişinin maliki olduğu bir taşınmaz üzerinde komşusu yararına bir geçit hakkı tanıması, alacaklısı lehine bir ipotek hakkı tanıması, intifa hakkı tanıması.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir kişinin iyi niyetli sayılabilmesi içinse aşağıdaki üç durumdan birinin varlığı aranır. - Bir hakkın kazanılması için gerekli bir bilgiden yoksun olmak; - Bir hakkın kazanılmasına ilişkin olarak bir yanlış bilgiye sahip olmak; - Bir hakkın kazanılması konusunda gerekli bir unsurun yokluğuna ilişkin bilgisizlik veya yanlış bilgi sahibi olmak.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
sahibinin elinden rızası dışında çıkmış taşınır eşyalar üzerindeki hakların iyiniyetle dahi olsa kazanılamayacağı kuralının iki istisnası vardır. Birincisi, para ile hamile yazılı senetler sahibinin elinden rızası dışında çıkmış olsalar yani çalınsalar, kaybedilseler veya gaspolunsalar bile, iyiniyetli kişiler bunlar üzerinde hak kazanabilirler. İyiniyetli kişilerden asıl hak sahipleri herhangi bir şey talep edemezler. İkincisi ise sahibinin elinden rızası dışında çıkmış olan bir eşyayı iyiniyetli kişiler açık artırmadan veya pazardan veya benzeri eşyaları satanlardan almışlarsa asıl hak sahipleri bu kişilere ödemiş oldukları bedeli iade ederek mallarını alabilirler. Buna bedel karşılığı geri verme denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Her iki ilke de hukukun en temel ve genel ilkelerindendir. Roma Hukukundan günümüze gelmiş olan bu ilke, günümüz hukuk sistemlerinin kabul etmiş olduğu en eski ilkedir. Roma Hukukunda “bona fides” terimiyle ifade edilmiş olan dürüstlük kuralı, hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde dürüst insan davranışın ne olduğuna açıklık getirirdi. Bu nedenle sadece somut hukukî ilşkilerde değil sosyal hayatta karşılaşılabilecek her türlü olayda uygulama alanı bulurdu. • Her ikisi de kamu düzenine ilişkin emredici bir kuraldır. Her iki ilkenin de aksi kararlaştırılamaz. • İyiniyet ve dürüstlük kuralının düzenlediği konular birbirinden farklıdır. İyiniyet, bir hakkın kazanılması veya hukukî sonucun doğumunda, dürüstlük kuralı ise, kural olarak, bir hakkın kullanılması veya borçların yerine getirilmesinde geçerli olan bir ilkedir. • İyiniyet, temelde sübjektif bir ölçüye dayandığı, sübjektif bir bilme durumunu ifade ettiği halde, dürüstlük kuralı objektif esasa dayanır yani objektif bir davranış ölçüsüdür. Kişiden, belirli bir olayda, toplum içindeki dürüst, makul, davranışlarının sonucunu bilen, orta zekaya sahip bir kişinin göstereceği davranış şekli beklenir, kişinin iç dünyasın ilişkin öğeler dikkate alınmaz (Kayıhan, 2008:282). • Hâkim, her somut olayda, dürüstlük ilkesine uygun davranılıp davranılmadığını re’sen yani görev gereği, kendiliğinden inceler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kanuna karşı hile, kanunların yasakladığı bir sonucu, kanunların izin verdiği hükümlerden yararlanarak dolaylı şekilde elde etmeye çalışmaktır. Örneğin asıl niyeti evlenmek olmayıp bir ülkenin vatandaşlığına geçmek olan bir kimsenin, görünüşte bir evlilik yapması kanuna karşı bir hiledir. Böyle bir kişi normalde kazanamayacağı vatandaşlık hakkını, kanunun izin verdiği evlilik yoluyla elde etmeye çalışmakta, kötü niyetli davranmakta ve kanuna karşı hile yapmaktadır. Bu nedenle kişinin kanuna karşı hileli davranışı hukuk düzenince korunmayacaktır. Ancak bunun tespiti ve ispatı zordur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hakka konu olan eşyanın bir şekilde yok olması ya da tamamen değersiz hale gelmesi de eşyaya dayalı hakkı sona erdirir. Örneğin, bir kişinin sahip olduğu hayvanın ölmesi, otomobilinin tamamen yanması, teknesinin batması, malın üzerindeki kişiye ait mülkiyet hakkını sona erdirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hukuki işlemler de hakların mutlak olarak sona ermesine neden olabilirler. Örneğin satış işlemi ile bir malın mülkiyetinin devri alacaklı açısından hakkın kaybedilmesi sonucunu doğurur. Bir malın özel mülkiyet konusu olmaktan çıkması örneğin malın kamulaştırılması malın üzerindeki mülkiyet hakkını sona erdirir. Bir haktan vazgeçilmesi (feragat edilmesi), o hakkı sona erdirir. Bir haktan feragat edilmesi her bir hukuk dalına özgü usule bağlıdır. Örneğin mülkiyet hakkından feragat edilmesi malikin fiili ile olur ve eşya hukunda terk olarak adlandırılmıştır. Alacaklının alacak hakkkından vazgeçmesine ilişkin usuller ise ibra başlığı altında Borçlar Kanununda hükme bağlanmıştır. İbra, alacaklı açısından alacak hakkını kaybettirici bir hukukî işlemdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
talep hakkını kullanarak hakkını elde edemeyen kişi ikinci olanak olarak dava hakkını kullanmak zorundadır. Böyle bir durumunda kişinin sahip olduğu talep hakkı dava hakkına dönüşmüş olur. Dava hakkını kullandığı halde de hakkını elde edemeyen hak sahipleri, dava sonucunda elde ettikleri kararın zorla yerine getirilmesi talebiyle üçüncü olanak olan cebri icra yoluna başvurabilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karineler aksinin kanıtlanıp kanıtlanamdığına göre adi karineler, kesin karineler, kanundan doğan karineler ve fiili karineler olmak üzere çeşitli ayrımlara tabi tutulurlar. Adi karineler, aksi her türlü kanıtla kanıtlanabilen karinelerdir. Kesin karineler ise aksinin ispatlanması imkansız olan karinelerdir. Bir kanun hükmünün belirli bir olay için öngörmüş olduğu düzenlemeden, belirli olmayan bir olayın varlığı sonucuna ulaşılmasına kanundan doğan karine denir. Kanundan doğan karinelere Medeni Kanunda düzenlenen “kesin ölüm karinesi”, “birlikte ölüm karinesi”, “gaiplik karinesi”, “iyiniyet karinesi”, “ayırtım gücü karinesi”, “nesebin doğruluğu karinesi”, örnek olarak verilebilir. Bunlar aynı zamanda adi karine niteliğindedir. Ayrıca Medeni Kanunun 7’inci maddesinde “resmi sicil ve senetlerin doğruluğu hakkında bir karine” de düzenlenmiştir. Bu karineye göre resmi sicil kayıtlarının ve senetlerin doğru olmadığı ispat edilene kadar bunların içeriği hukuken doğru sayılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?