Borca aykırılık nedir?
Yayımlanmış cevap
Borca aykırılık hâllerinde, borcu hiç ya da gereği gibi ifa etmeme söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
222 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Borca aykırılık hâllerinde, borcu hiç ya da gereği gibi ifa etmeme söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borca aykırılığın ilk ve genel sonucu, aynen ifa ise de geç ifa hâlinde buna ek olarak gecikme zararının tazmini istenebilecektir. Ayrıca aynen ifaya olanak yok ya da alacaklı bundan vazgeçmişse ve zararı varsa, alacaklının uğradığı zararın tazmini istemi de borca aykırılığın doğurduğu ikincil fakat bağımsız bir sonuç olarak eklenmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aynen ifa mümkün değilse, alacaklının kusurlu borçludan isteyebileceği yalnız tazminattır. Aynen ifanın mümkün olduğu hâllerde ise alacaklı aynen ifayı istemekten vazgeçmiş olmakla birlikte hareketsiz kalmışsa, onun aynen ifayı istemekte olduğu kabul edilir. Böyle bir durumda, kuşkusuz koşulları varsa aynen ifaya ek olarak gecikme tazminatı da istenebilir. Fakat alacaklı aynen ifadan vazgeçerek tazminat istemi de ileri sürebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borçlu, ifa engeline illiyet bağını kesen bir sebebin ya da beklenmeyen hâlin (kazanın, umulmayan hâlin) yol açtığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. İlliyet bağını kesen sebepler; mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru ya da zarar görenin ağır kusurudur. Ayrıca beklenmeyen hâl ile alacaklı ve borçlu arasında yapılan sorumsuzluk anlaşmasını da bu grupta saymak gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sorumsuzluk anlaşması, borçlu ve alacaklı arasında sorumluluk henüz doğmadan önce yapılan ve borca aykırılık sebebiyle alacaklının uğrayacağı zararı tazmin yükümlülüğünün tamamen ya da kısmen kaldırılmasına yönelik bir anlaşmadır. Bu anlaşma ya başlangıçta ana sözleşmede bir kayıt (şart) veya sonradan ana sözleşmeye ek olarak akdedilmiş olan bir sözleşme olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borçlunun hafif kusurundan dolayı sorumsuzluk anlaşması yapılabileceği öngörülmektedir. Yalnız, yine yasaya göre iki hâlde hafif kusur dahil her durumda sorumsuzluk anlaşması yapılması yasaklanmıştır. 1. Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. 2. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İfa, herkes için imkânsızlaşmış ise objektif; sadece borçlu için imkânsızlaşmış ise subjektif imkânsızlıktan söz edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1) Geçerli bir sözleşme bulunmalı, 2) Objektif ifa imkânsızlığı tipinde borca aykırılık meydana gelmiş olmalı, 3)Olumlu (müspet) zarar doğmuş bulunmalı, 4) Objektif ifa imkânsızlığının sonucunda düşülen borca aykırılık ile zarar arasında nedensellik bağı olmalı, 5) Borçlu kusurlu (burada kusur karinedir) bulunmalıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gereği gibi ifa etmeme hâlinde alacaklıya tanınan haklar esas itibarıyla borca aykırılığın genel sonuçlarında olduğu gibidir. Alacaklının, gereği gibi olmayan, kötü ifayı reddetmek ve borcun gereği gibi (aynen) ifasını istemek hakkı vardır. Kimi durumlarda da alacaklı kötü ifaya karşın borcun ifasını kabule zorunlu tutulabilir. Bu hukuksal çareler içerisinde, özellikle tazminat istemi en sık başvurulanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borçlunun temerrüdünün koşulları, 1) muaccel (vadesi gelmiş ve istenebilir) bir borç, 2) ifası mümkün bir borç, 3) alacaklı temerrüdünün olmaması, 4) ifa için ihtarda bulunulmasıdır. Borçlunun temerrüde düşmesi için kusurlu olması şart değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borçlunun temerrüdünde alacaklının genel olarak şu hakları bulunmaktadır: 1)Aynen ifayı ve gecikme tazminatını isteme, 2) ifadan vazgeçip müspet zararının tazmini isteme.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yabancı para üzerinden kararlaştırılmış bir para borcunda da alacaklı, borçlunun temerrüdü hâlinde aynen ifa ve gecikme faizini isteyebilir. Faizle karşılanmayan zarar var ise bu da aşkın (ek:munzam) zararın tazmini koşullarında istenebilir. Ancak bütün bu olanaklar yabancı para borcunun aynen ifasının kararlaştırılmış olup olmamasına göre yapılan bir ayırımla değişik kapsamlar kazanabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Olumlu, yani müspet zararlar, alacaklının ifadan beklemeye haklı olduğu menfaatlerinin kaybını ifade etmektedir. Olumsuz, yani menfi zararlar, genel olarak, sözleşmenin geçerli olarak kurulduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından dolayı ortaya çıkan zarardır (güven zararı). Sözleşmeden dönme hâlinde ise hüküm doğuracağına güvenilen sözleşme hükmünü korusaydı, yani sözleşmeden dönülmemiş olsaydı ortaya çıkmayacak olan zarardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Koşul çeşitli noktalardan hareketle ayrımlara tabi tutulabilmektedir. Bu anlamda iradeye bağlı olup olmamasına göre iradi, tesadüfi ve karma koşul; koşul olarak kendisine bağlanılan olayın niteliğine göre olumlu koşul ve olumsuz koşul; işlemin hüküm ve sonuçları üzerindeki etkisine göre erteleyici koşul ve bozucu koşul olmak üzere ayrımlar yapılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her işlem koşula bağlanamaz. O yüzden, koşulun etkisini gösterebilmesi için işlem koşula bağlanabilir bir işlem olmalıdır. Bu anlamda dönme, fesih, seçim hakkı gibi yenilik doğuran hakların kullanılması koşula bağlanamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözleşme kurulurken bir tarafça diğerine verilmiş olan bir miktar para, sözleşmeden serbestçe cayabilme yetkisini göstermek için verilmişse buna cayma parası (cayma akçesi, zamanı rücu, pişmanlık akçesi) denmektedir. Cayma parasında, veren taraf, istediği zaman bunu alan tarafa terk ederek; alan taraf ise aldığının iki katını karşı tarafa vererek sözleşmeden cayabilir. Başkaca bir tazminat ödemesi gerekmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Birden fazla borçlu olması halinde paylı (kısmi) borçluluk, el birliği ile borçluluk ve müteselsil borçluluk söz konusu olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk hukukunda, kural olan paylı borçluluktur. Yani, açık bir anlaşma yok ve borcun niteliği de engellemiyorsa birden çok borçlunun her biri kendisine düşen payı ifa etmekle borçtan kurtulur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borç bölünemez nitelikte ise borcun bu niteliği paylı borçluluğun ortaya çıkmasına engeldir. Bölünemez borç, yasaya veya tarafların iradelerine göre ya da niteliği gereği bölümlere ayrılarak ifası mümkün olmayan borcu ifade eder. Borç bu nitelikte ve borçlu sayısı birden çok ise borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Böylelikle borçlulardan her biri ancak tüm borcu ifa etmekle borçtan kurtulabilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Halefiyet (BK 109), ancak sözleşmesel ise karşılaştırılabilir. Halefiyette, borçlu tarafından alacaklıya borcun kendisine halef olacak üçüncü bir kişi tarafından ifa edileceğinin bildirimi (ihbarı) ile gündeme gelebilmektedir. Bu bildirim, bir sözleşme yaratan irade açıklaması değil, tek taraflı bilgi verme amaçlı bir açıklamadır. Alacaklının kabulü ya da reddi, esas itibarıyla önemsizdir. Oysa, borcun üstlenilmesi bir sözleşmeler dizisi ile en azından bir sözleşmeyle gerçekleşmektedir. Bu kurgusu ile halefiyette, borçlu değişmez fakat burada borçlu değişir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müteselsil borcun kaynağı kanun, taraf iradeleri ya da yargı kararı olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yargısal teselsül bir mahkeme kararı ile yaratılan teselsüllü borçluluk hâlidir. Birden fazla davalının bulunduğu bir dava sonucunda yargılama giderlerinin ilgililere teselsüllü olarak yüklenmesine ilişkin bir karar verilerek de müteselsil borç yaratılabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hukuksal işlemin hüküm ve sonuçları gelecekte gerçekleşmesi kesin olan bir olaya bağlanmış ise vadeye bağlı işlemden söz edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Borcun iç üstlenilmesi sadece borçlu ile üstlenen arasında borçlunun borcunu üstlenmeye dair yapılan bir borçlandırıcı sözleşmedir. Bu alacaklıya aksettirilmedikçe iç ilişki olarak kalır. Bu noktayı çağrıştırıcı olarak buna borcun iç üstlenilmesi denmektedir. Bu sözleşmenin tarafları borçlu ile üstlenendir. Alacaklının bu sözleşmede rolü yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir borç ilişkisinden doğan münferit bir alacak hakkının borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye kazandırılmasına alacağın devri denilmektedir. Diğer anlatımla, alacağın devri, bir borç ilişkisinde borçlu ve alacak değişmeksizin, sadece alacaklının değişmesidir. Sözleşmesel (iradi), yasal ve yargısal olmak üzere üç tür alacağın devri vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?