Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
415 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Merkezi Cenevre’de bulunan Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü 14 Haziran 1967 tarihinde kurulmuş, 1974 yılında Birleşmiş Milletlerin bir örgütü haline gelmiştir. Türkiye bu örgüte 1975 yılından beri üyedir. Bu örgüt İngilizce “World Organisation for Intellectual Property”nin kısaltması olan WIPO veya Fransızca “Organisation Mondiale de la Propriete Intellectuelle”in kısaltması olan OMPI ile anılmaktadır. Örgütün çalışma alanı, telif hakları ve sınai mülkiyet haklarıdır. Örgütün temel amaçları; üye devletlerin katkılarıyla fikri mülkiyetin tüm dünyada korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, fikri mülkiyet teşkilatları arasında işbirliği sağlayarak idari dayanışmayı güçlendirmektir. Kurucu sözleşmede Örgüte aktif bir görev verilerek uluslararası sözleşmelerin hazırlanması, ulusal düzenlemelerin geliştirilmesine katkıda bulunulması, veri toplama ve arşivleme, üyeler arasında işbirliğini sağlama ve gelişmekte olan ülkelere teknik yardım sağlanması gibi önemli sorumluluklar yüklenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Buluş niteliğinde olmalarına rağmen patent verilemeyecek buluşlar şunlardır: • Konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar, • Mikrobiyolojik işlemler veya bu işlemler sonucu elde edilen ürünler hariç olmak üzere, bitki çeşitleri veya hayvan ırkları ile bitki veya hayvan üretimine yönelik esas olarak biyolojik işlemler, • İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemleri ile cerrahi yöntemler dâhil tüm tedavi yöntemleri, • Oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarında insan bedeni ve bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi de dâhil olmak üzere insan bedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi, • İnsan klonlama işlemleri, insan eşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri, insan embriyosunun sınai ya da ticari amaçlarla kullanılması, insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir (TTK m.102). İki tür acente vardır: aracı acente, sözleşme yapma yetkisine sahip acente. Aracı acenteler sadece müvekkillerinin kendilerine tahsis ettiği bölge ve yer içinde sözleşmeler yapabilmeleri için aracılık faaliyetlerinde bulunurlar. Sözleşme yapma yetkisine sahip acenteler ise müvekkilleri adına sözleşmeler yaparlar. Bunun için yazılı bir yetki belgesine ihtiyaç vardır. Özel ve yazılı bir yetki almadan acente, müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili değildir. Yetki belgesinin acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunludur (TTK m.107). TTK’da acentelikle ilgili hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere TBK’nun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyoncu sözleşmesi hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet sözleşmesi hükümleri uygulanır (TTK m.102/2).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
FSEK’daki düzenlemeye göre fikir ve sanat eserleri; ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. FSEK’nun 1/B maddesinde eser şöyle tanımlanmıştır: Eser, sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat ürünüdür. Ayrıca işlenme ve derleme eserler de beşinci eser grubunu oluşturur. Bunlar da işleyen veya derleyenin hususiyetini taşımak şartıyla eser olarak korunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Patent başvurusu ve patent, sahibine hukuki koruma sağlar. Patent sahibi, buluşun yeri, teknoloji alanı ve ürünlerin ithal veya yerli üretim olup olmadığı konusunda herhangi bir ayrım yapmaksızın patent hakkından yararlanır. Patent sahibi hak konusu buluşu serbestçe kullanabilir, kullandırabilir, devredebilir, hakkından feragat edebilir. Patent sahibi, buluşundan kendisinin izni olmaksızın başkalarının yararlanmalarına engel olmak yetkisini haizdir. Üçüncü kişiler, patent sahibinin izni olmadan (lisans almadan) patentli ürünü üretemezler, satamazlar, kullanamazlar, ithal edemezler veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka bir herhangi bir nedenle elde bulunduramazlar. Patent konusu olan bir usulü kullanamazlar. Kullanılmasının yasak olduğu bilinen veya bilinmesi gereken usul patentinin kullanılmasını başkalarına teklif edemezler. Patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünleri satamazlar, kullanamazlar, ithal edemezler veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle elde bulunduramazlar (SMK m.85/2).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Patent, buluş sahibinin yaratıcı düşüncesinin belirli bir zaman dilimi süresince yasal hükümler çerçevesinde koruma altına alındığını gösteren belge olarak tanımlanabilir. Bir buluş için buluş sahibine devlet tarafından verilen bir patent, buluş sahibinin izni olmadan başkalarının buluşu üretmesini, kullanmasını, satmasını veya ithal etmesini belirli bir süre boyunca engelleme hakkı vermektedir. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), patenti, resmi bir daire veya birçok ülke adına iş yapan bölgesel ofis tarafından talep üzerine verilen, bir buluşu tarif eden ve meydana getirdiği yasal bir durum içerisinde sadece patent sahibinin veya kanuni haleflerinin yetkisiyle işletilebilen, imal edilebilen, kullanılabilen, satılabilen ya da ithal edilebilen bir doküman olarak tanımlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Patentin sağladığı hakkın kapsamı dışında olan fiiller şunlardır: • Sınai veya ticari bir amaç taşımayan ve özel maksatla sınırlı kalan fiiller, • Patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller, • İlaçların ruhsatlandırılması ve bunun için gerekli test ve deneyler de dâhil olmak üzere, patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller, • Sadece bir reçetenin oluşturulması için eczanelerde yapılan ilaçların seri üretim olmadan hazırlanarak kullanılması ve bu şekilde hazırlanan ilaçlara ilişkin fiiller, • Patent konusu buluşun Paris Sözleşmesine taraf devletlerin gemi, uzay aracı, uçak veya kara nakil araçlarının yapımında veya çalıştırılmasında veya bu araçların ihtiyaçlarının karşılanmasında, söz konusu araçların geçici veya tesadüfi olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunması şartıyla kullanılması.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Patenti, patent sahibinin haklarını konu alan patent mevzuatının amaçları;. Buluş yapma faaliyetini özendirmek, 2. Buluşların sanayiye uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesini sağlamak için buluşlara patent ve faydalı model belgesi vererek korumaktır. Buluş, buluş sahibinin manevi ve ekonomik menfaatlerinin güvence altına alınması suretiyle özendirilebilir. Patent 6769 Sayılı SMK ile düzenlenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Küçük buluş ve küçük patent diye anılan faydalı model, basit formüllere ve ilkelere dayanan, bazı gereksinimlere cevap veren, teknik çözümler olarak tanımlanmaktadır. Mesela, ayak tabanının çökme noktalarına göre imal edilmiş bir terlik; bütün bir sayfanın altına konulup okunabileceği bir büyüteç; pencereyi istenilen aralıkta tutan bir çelik panel; otomobiller için anahtarsız, uzaktan kumandasız, butonsuz giriş-çıkış sistemi; portatif koltuk; plastik ışıklı taksi reklam panosu, teleskopik elektrik direği gibi. Faydalı model sadece üründe olur, usulde faydalı model belgesi alınamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fikir ve sanat eserleri, bilgisayar programları ve veri tabanları dâhil olmak üzere, bilim, edebiyat, müzik, mimari dahil güzel sanat veya sinema alanındaki eserlerdir. Sınai mülkiyet hakları ise, sanayi ve tarım alanındaki buluşları, yenilikleri, özgün tasarımları onların yaratıcılarının adına tescil edilmesini veya ticaret alanındaki mal ve hizmetlerin diğerlerinden ayrılmasını, işaretlerin sahipleri adına tescil edilmesini ve hak sahiplerine belirli bir süre ile mutlak ve münhasır kullanma yetkisi sağlayan haklardır. Sınai mülkiyet haklarının kapsamına patent ve faydalı modeller, endüstriyel tasarımlar, markalar, coğrafi işaretler, entegre devre topografyaları, ticaret unvanları ve diğer ad ve işaretler girer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Patent isteme hakkı, buluşu yapana veya onun haleflerine ait olup bu hakkın başkalarına devri mümkündür. Buluş birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmişse patent isteme hakkı, taraflar başka türlü kararlaştırmamışsa bunların tamamına aittir. Aynı buluş, birbirinden bağımsız olarak birden çok kişi tarafından gerçekleştirilmişse patent isteme hakkı, önceki tarihli başvurunun yayımlanmış olması şartıyla daha önce başvuru yapana aittir. Patent almak için ilk başvuran kişi, aksi ispat edilinceye kadar, patent isteme hakkının sahibidir (SMK m.109). Aksi ispat edilene kadar başvuru sahibinin, patent isteme hakkının sahibi olduğu kabul edilir. Patent başvurusu Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılır. Buluşu yapan, başvuruda belirtilir. Ancak buluşu yapan, isminin gizli tutulmasını isteyebilir. Başvuru sahibinin buluşu yapan olmaması veya buluşu yapanlardan sadece biri veya birkaçı olması hâlinde bu kişiler, patent başvuru hakkını ne şekilde elde ettiklerini başvuruda açıklamak zorundadır. Buluşu yapanın başvuru veya patent sahibinden buluşu yapan olarak tanınmasını ve adının belirtilmesini isteme hakkı vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir (TBK m.551). İşletmenin bütün işleri veya belirli bazı işleri için temsil yetkisi verilir. İşletmenin bütün işleri için temsil yetkisi verilmişse genel ticari vekil, belirli bazı işleri için temsil yetkisi verilmişse özel ticari vekil olarak adlandırılır. Örneğin, fabrika müdürü, işletme müdürü genel ticari vekil, bir mağazadaki satış elemanı, kasiyer özel ticari vekildir. Ticari vekil işletme sahibi veya ticari temsilci tarafından atanabilir. Atanması şekle bağlı değildir, açık veya örtülü şekilde olabilir. Atama ticaret siciline tescil olunmaz. İşletme sahibinin denetim ve gözetimi altındadırlar, emir ve talimatlara uymak zorundadırlar. Tarafların arasındaki ilişki genellikle hizmet sözleşmesidir. Ticari vekilin yetkisi, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Alışılmış işler işletmenin niteliğine, çalışma şekline, yapılacak işin tür ve değerine, faaliyette bulunduğu yerdeki ticari teamüllere göre belirlenir. Örneğin ticari vekil olan fabrika müdürünün hammadde alabileceği, siparişleri kabul edebileceği, işçilerle sözleşme yapabileceği kabul edilir. Ancak bankadan kredi almak, işletmenin gayrimenkullerini satmak ya da bir ayni hakla sınırlamak, yeni makineler almak alışılmış işlerden değildir. Ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez (TTK m.551). Ticari temsilcinin yapamadığı işleri yapamaz. Genel ticari vekilin temsil yetkisi, üçüncü kişilere duyurulması koşulu ile tacir tarafından istenildiği gibi sınırlanabilir. Özel ticari vekilin yetkisinin kapsamı ise, görevlendirildikleri iş ve alanlara göre belirlenir. Satış mağazası çalışanları işletmenin alışılmış bütün işlemlerini yapabilir, bu işlemlerle ilgili borçların ifasına yönelik ihtar, ihbar ve beyanlarda bulunabilir ve bu beyanları kabul edebilirler. Ayrıca yetkili oldukları işlerde fatura düzenleyebilir ve imzalayabilirler. Bu yetkiler o ticari işletme içerisinde, müşterilerin kolayca görebilecekleri bir yerde ve biçimde aksi öngörülmek suretiyle sınırlandırılabilir. Satış mağazası çalışanlarının kendilerine yazı ile yetki verilmiş olmadıkça mağaza dışında yetkileri yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m.448). İşletme sahibi ile bu sözleşmeyi yaparak işi üstlenen kişi pazarlamacıdır. Pazarlamacılar işletme merkezinin dışındaki yerlerde işletme sahibi taciri temsil ederler. Pazarlamacı iki yetki ile donatılabilir. Bunlar, aracılık etme ve işlem yapma yetkisidir. Aksine yazılı anlaşma olmadıkça pazarlamacı, sadece işlemlere aracılık etmeye yetkilidir. Pazarlamacı, işlem yapmaya yetkili kılınmışsa yetkisi, bu işlerin icrası için gereken bütün olağan hukuki işlem ve fiilleri kapsar; özel yetki verilmedikçe müşterilerden tahsilat yapamaz ve ödeme günlerini değiştiremez. (TBK m.452) Pazarlamacının yükümlülükleri; tacirin talimatına uygun davranma, pazarlama faaliyetleri ile ilgili düzenli bilgi verme, müşteri siparişlerini tacire derhal ulaştırma, önemli olayları bildirme yükümlülüğüdür. Pazarlamacı, talimata uymamasını zorunlu kılan haklı bir sebep olmadıkça, kendisine verilen talimata uygun olarak müşterileri ziyaret etmekle yükümlüdür; işverenin izni olmadıkça, kendisi veya üçüncü kişiler hesabına işlem yapamaz, aracılık edemez. (TBK m.450/1). Pazarlamacı, işlem yapmaya yetkiliyse, talimatta öngörülen fiyatlara ve diğer işlem koşullarına uymak zorundadır; işveren razı olmadıkça, bunlarda değişiklik yapamaz (TBK m.450/2). Pazarlamacı, pazarlama faaliyetleri ile ilgili olarak düzenli biçimde ayrıntılı bilgi vermek, aldığı siparişleri işverene derhâl ulaştırmak ve müşteri çevresini ilgilendiren önemli olayları bildirmekle yükümlüdür (TBK m.450/3).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de fikri mülkiyet haklarının tescili ve korunması Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılmaktadır. Kurumun önceki ismi Türk Patent Enstitüsü’dür. Türk Patent Enstitüsü (TPE) 1995 yılında kurulmuştur. 22 Aralık 2016 tarih ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile Kurumun adı, “Türk Patent ve Marka Kurumu”, kısa adı ise “TÜRKPATENT” olarak değiştirilmiştir. TÜRKPATENT’nin merkezi Ankara’dadır, tüzel kişiliğe sahiptir. Bir kamu kuruluşu olup özel bütçelidir. Kurum, 5000 sayılı Kanunda belirtilmeyen durumlarda özel hukuk hükümlerine tabidir. Bu kuruluş tarafından verilecek kararlara karşı adlî yargıda dava açılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fikri mülkiyet korumasının amaçları şöyle sıralanmaktadır: • Zihni üretkenliğin toplum tarafından tanınması, • Adil bir rekabet düzeni kurularak buluş ve yenilik faaliyetinin özendirilmesi, • Teknolojik ve kültürel ilerlemenin desteklenerek fikir işçilerinin ödüllendirilmesi, • Ekonomik büyümenin ve istihdamın desteklenmesi, • Kamusal bilgi ve kültür hazinesinin zenginleştirilmesi, • Ar-Ge sonuçlarının açıklanarak, teknik bilginin yaygınlaştırılması, • Yabancı sermayenin çekilmesi, • Uluslararası ilişkiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilginin değerinin anlaşılmasıyla bilgi üretimi hızla artmış bununla birlikte bilgiye ulaşılması ve bilginin korunması kavramları da önemli hale gelmiştir. Bu kavramlar fikri mülkiyet haklarının önemini arttırmıştır. Fikri mülkiyet hakları sistemi günümüzde yenilikçilik, yaratıcılık ve rekabet edebilirlik süreçlerini de içine alan disiplinler arası bir yapıya kavuşmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Faydalı model verilebilme koşulları şunlardır: • Yenilik, • Sanayiye uygulanabilir olması.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Simsar, taraflar arasında sözleşme kurulması imkânını hazırlayan veya kurulmasına aracılık eden ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazanan kimseye denir. Simsarlık ilişkisi taraflar arasında yapılan simsarlık sözleşmesi ile kurulur. Bu sözleşme herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz (TBK m.520). Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır (TBK m.520). Simsar aracılık faaliyetinde bulunur ve sözleşmenin taraflarını bir araya getirir. Simsar ile müvekkili arasındaki ilişki süreklilik göstermez. Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır (TBK m.521). Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir (TBK m.522). Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir. Simsar kural olarak yaptığı giderleri isteyemez. Ancak simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir (TBK m.521).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticari iş, adi nitelikte olmayan işleri ifade eden bir kavramdır. Bu ayırımın temel önemi, adi işlerin- başta Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) olmak üzere genel hükümlere, ticari işlerin ise ticari hükümlere tabi olmasında görülür. Bazı konular hem TTK’da hem TBK’da düzenlenmiş olabilir ve bu iki düzenleme arasında önemli farklar bulunabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için, işin niteliği ve o işe uygulanacak hükümlerin seçimi büyük önem taşımaktadır. TTK, ticari borçlarda teselsül karinesinin uygulanması, ticari uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinde çözümlenmesi, ticari alacaklara, adi işlerden daha yüksek oranda faiz uygulanabilmesi gibi ticari işlere özgü olan çeşitli kurallar getirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fikir ve sanat eserinin çekirdeğinde edebiyat, müzik ve sanat eserleri yer alır. Sanat eserleri, mimari dahil, tüm güzel sanat eserlerini kapsar. Ancak, bu hukukun konusu zaman içinde genişlemiştir. Önce bilim ve sinema, sonra maket, harita, elişi, süsleme gibi uygulama sanatları, zamanla koreografi ve pandomim, son olarak da bilgisayar programları ile veri tabanları bu hukukun kapsamı içine alınmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticaret sicili tescile tabi hususun hukuken doğmuş sayılıp sayılmayacağı açısından kurucu veya açıklayıcı (bildirici), üçüncü kişilere karşı etkisi bakımından olumlu veya olumsuz etki gösterir. Tescil edilecek husus ancak sicile kayıtla doğuyorsa tescil kurucudur. Zaten doğmuş, varlık ve geçerlilik kazanmış olan bir husus sonradan sicile bildiriliyorsa tescil açıklayıcıdır (bildirici). Örneğin ticaret unvanının tescil ve ilanı gerekmekle beraber, bu unvan tescil yapılmadan önce de vardır, burada tescil açıklayıcıdır. Ticaret ortaklıkları ticaret siciline tescil anında tüzel kişilik kazanır, tescilden önce tüzel kişilik yoktur, burada tescil kurucudur. TTK’ya göre ticaret sicili kural olarak açıklayıcı niteliktedir. Ticaret siciline tescili veya hem tescili hem ilanı gereken konular tescil ve ilan edilmişse, artık üçüncü kişiler bu konuları bilmediklerini ileri süremezler. Tescil edilen konuları herkesin bildiği varsayılır. Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez (TTK m.36/3). Buna tescilin olumlu etkisi denir. Tescili zorunlu olduğu halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı zorunlu iken ilan olunmamış bir konu üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Aynı şekilde tescile tabi olmadığı halde bir konu her nasılsa tescil edilmişse yine üçüncü kişilerin iyiniyetli oldukları varsayılır. Buna tescilin olumsuz etkisi denilmektedir. Tescil kaydı ile ilan edilen durum arasında aykırılık bulunması hâlinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri korunur (TTK m.37). Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, ikibin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. Gerçeğe aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır (TTK m.38/1).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarafların tacir olup olmadığına veya uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, ticari sayılan davalar mutlak ticari davalardır. Bu davalar TTK’nın 4’üncü maddesinde ve özel bazı kanunlarda sayılmıştır. Mutlak ticari davalar şunlardır: 1. TTK’da düzenlenen hususlardan doğan davalar, 2. Rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki davalar (Medeni Kanun m.962-969) 3. Bir malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki davalar (BK m.202- 203), rekabet yasağına ilişkin davalar (BK m.444 -447), yayın sözleşmesine ilişkin davalar (BK m.487-501), kredi mektubu ve kredi emrine ilişkin davalar (BK m.515- 519), komisyon sözleşmesine ilişkin davalar (BK m.532-545), ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcılarına ilişkin davalar (BK m.547-554), havale işlemlerine ilişkin davalar (BK m.555-560), saklama sözleşmelerine ilişkin davalar (BK m.561-580), 4. Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen davalar, 5. Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen davalar, 6. Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin davalar, 7. Finansal kiralama sözleşmelerinden doğan davalar, 8. Kooperatifler Kanunu’nda düzenlenen konulardan doğan hukuk davaları, 9. İflas davaları.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Marka tescilinde nispi ret nedenleri şunlardır: • Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. • Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. • Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. • Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. • Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. • Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. • Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. • Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. • Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
FSEK’de eser sahibine tanınan haklar, manevi ve mali haklar olarak ikiye ayrılmaktadır. Eser sahibi eserden doğan mali haklarını doğrudan kendisi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de devredebilir. Mali haklar manevi hakların aksine, hacze ve cebri icraya, rehine ve hapis hakkına konu olabileceği gibi miras yoluyla üçüncü kişilere de geçebilir. Eserden doğan mali haklar birbirinden bağımsız olarak kullanılabilir. Yasadaki fikir ve sanat eserlerinden doğan mali haklar şunlardır: İşleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma, kiralama ve ödünç verme hakkı, temsil hakkı, radyo, TV ya da internetle iletim hakkı, pay hakkıdır. Manevi haklar, kişiliğe sıkı sıkıya bağlı haklardandır ve devredilemezler. Eser sahibinin fikir ve sanat eserlerinden doğan manevi haklarını: eseri topluma sunma, eserin tanıtılması ve yayınlanmasını men hakkı, eser üzerinde adının belirtilmesini isteme hakkı, eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı, eserin aslından geçici bir süre yararlanma hakkı, kullanım sonrası iade edilmek üzere eseri çalışma ve sergilerde kullanma hakkı, eseri tahrip etmeyi önleme hakkı şeklinde sıralamak mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de sınai mülkiyet hakları 22 Aralık 2016 tarih ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka, patent, tasarım ve coğrafi işaretler için ayrı ayrı düzenlenen Kanun Hükmünde Kararnameler tek çatı altında toplanmıştır. Bu Kanunun amacı; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlamaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 396 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.