Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
309 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Buluşlar, daha önce var olan teknolojilerin önceden bilinmeyen bir şekilde bir araya getirilmesiyle ortaya çıkar. Bu sebeple bir buluşun ortaya çıkmasında daha önce elde edilen bilgiler önemli bir yer tutmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanların gereksinimlerini gidermek buluşların temel amacıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mekanik buluşların gelişmesi ile insanın kendi fiziksel gücünün potansiyeli artmaya başlamıştır. Sanayi devri ile bu duruma makine gücünün de eklenmesi sonucunda insanın doğa üzerinde egemenlik kurması gerçekleşmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1700’lü yılların başında ise mekanik teknolojinin üstüne buhar teknolojisi eklenmiştir. Buhar gücü, makineleri ve fabrikaları çalıştırırken üretimi farklı alanlara yöneltmiştir. Sanayi Devrimi’nin oluşturduğu gelişme süreci içinde 1800’lü yılların sonuna doğru elektrik üretimi ve elektrik ampulü insan yaşamına girmiştir. Elektrik teknolojisi ile birlikte, çok farklı alet ve makineler insan yaşamına girmiştir. 1950’lerden itibaren ise verinin, bilginin, aktarılması, çoğaltılması, saklanması ve kaydedilmesinde ilerleme kaydedilip sayısal teknolojilere geçilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir veri ya da bilginin kaydedilmesi, işlenmesi, saklanması aşamalarında kullanılan teknolojileri dönemlere ayırmak mümkündür. Bu anlamda kaynaktan çıkan bir veri olarak sesin ve ışığın kaydedilmesi, saklanması ve işlenmesi düşünüldüğünde, iki temel dönemden söz edilebilir. Bunlar; analog dönem ve sayısal (digital) dönemdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Analog yöntemde kaynaktan çıkan ses dalgaları mikrofonun diyaframına çarpar. Diyafram ise kendisine çarpan dalgaların basıncıyla doğru orantılı ve sürekli bir elektrik akımı üretir. Bu akımın belirli bir değer aralığındaki her değeri alabilecek olması süreklilik olarak adlandırılır. Bu elektrik akımındaki iniş ve çıkışlar, ses dalgalarının şiddetindeki değişimle aynıdır. Bu durumda ses dalgaları ile mikrofonun ürettiği elektrik akımı arasındaki benzerliği ifade etmek için kullanabileceğimiz analoji terimi, analog kavramının da temelinde yatan anlamdır. Analog sistemler veriyi kesintisiz, sürekli bir formda ve olduğu gibi kaydeder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal ortamda kaydedilen ses ya da görüntünün kendisi değildir. Film veya bir plak yüzeyinde olduğu gibi, sayısal verilerin kaydedildiği ortamlar ses ya da görüntüyü üretemezler. Kaydedilen bilginin tekrar üretilebilmesi için bu sayısal verilerin elektronik bir ortamda yorumlanması ve işlenmesi gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal sinyaller sürekli olmayan basamaklı sinyallerdir. Bilgisayarlar elektrik akımının açık ya da kapalı olmasına göre işlem yapabilir ve bu yüzden sadece 1 ve 0’lardan oluşan 2 tabanına göre düzenlenmiş bir sistem kullanır. Bilgisayar ortamında düzenlenmek, kaydedilmek ve yeniden üretilmek istenen her verinin mutlaka 1 ve 0’lardan oluşan bu sisteme uygun bir sayısal veriye dönüştürülmesi gerekir. Günlük yaşamımızda kullandığımız 10’luk sayı sisteminde her basamak 0 ile 9 arasında 10 farklı değer alabilir. Bu yüzden kullandığımız basamaklar da 10’un katları şeklindedir. 1’ler, 10’lar, 100’ler basamağı gibi. Bilgisayarların kullandığı 2’li sistemde ise basamaklar 2’nin katları şeklindedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal teknoloji sistemindeki her bir basamak 0 ve 1 olmak üzere iki farklı değer alabilir ve bu basamaklar bit olarak anılır. Bit terimi İngilizcede ikili basamaklar anlamına gelen binary digits ifadesinden türetilmiştir. 8 bit uzunluğundaki verilere ise byte denir. 8 bitlik veri demetleri olan byte’lar 0 ile 255 arasında 256 farklı değeri ifade edebilir. Byte aynı zamanda sayısal verilerin büyüklüğünü ölçmek için kullandığımız birimlerin de temelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çizerek, boyayarak ve kazıyarak yüzey üzerine resmetme, mekanik teknoloji döneminden başlayarak gelişmiştir. Mekanik teknoloji döneminin belirgin özelliği, insanın el ve kol gücüdür. Bu dönemin resmetme tekniklerinde de insan eli doğrudan işin içinde olmuştur. Buhar teknolojisi ve Sanayi Devrimi ile birlikte yeni bir resmetme tekniği olarak fotoğrafın dönemi başlamıştır. Dönemin tipik bir özelliği olarak makine yoluyla yani fotoğraf makinesi yoluyla resmetme dönemi başlamıştır. Fotoğrafın hareketlenmiş hâli olan film yani sinema ise elektrik döneminde gelişerek yayılmıştır. Elektronik teknoloji döneminin resmetme tekniği ise elektronik görüntü yani video olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mekanik teknoloji döneminin belirgin özelliği, insanın el ve kol gücüdür. Bu dönemin resmetme tekniklerinde de insan eli doğrudan işin içinde olmuştur. Buhar teknolojisi ve Sanayi Devrimi ile birlikte yeni bir resmetme tekniği olarak fotoğrafın dönemi başlamıştır. Dönemin tipik bir özelliği olarak makine yoluyla yani fotoğraf makinesi yoluyla resmetme dönemi başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elektronik teknolojisinin öncesi için analog dönem, sonrası için sayısal dönem denilebilir. Bu ayrım tabii ki sınırları kesin olan bir dönem ayrımı değildir. Bu ayırım, yüzey üzerine resmederken verilerin, nasıl işlendiğini belirlemekle ilgili bir ayrımdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fotoğrafın resmetme tekniğinin belirleyici ögesi ışıktır. Işık dalgaları, fotoğraf makinesinin objektifinden girerek ışığa duyarlı yüzey üzerinde görüntüyü oluşturur. Işığa duyarlı yüzey olarak filmin kullanılması, görüntünün kesintisiz bir süreç içinde ortaya çıkmasını sağlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Analog ve sayısal fotoğraf makineleri büyük oranda aynıdır. Çalışma prensipleri, süreçleri, netleme ve pozlama ile ilgili kontrol sistemleri ve makineyi kullanabilmek için gerekli olan beceriler çok farklılık göstermez. Farklılığın en büyük ve en belirleyici olduğu aşama, objektiften içeri giren ışığın kaydedilmesi aşamasıdır. Bir diğer farklılık olarak fotoğrafçılık, Sanayi Devrimi döneminin bir buluşu olarak, yüzey olarak filmi kullanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
film üzerine düşen ışık kimyasal bir reaksiyona neden olur. Objektif tarafından odaklanan ışık, selüloit ya da polyester bir taban üzerinde yer alan ince bir ışığa duyarlı emülsiyon üzerine düşer. Bu emülsiyon içerisindeki mikroskobik kristaller görüntünün bir kaydını oluşturur. Fotoğraf filminde görüntüyü oluşturan birimler ışığa duyarlı gümüş kristalleridir. Bu kimyasal süreç içerisinde görüntü, ışığa duyarlı film yüzeyinin ışıkla teması sonucu meydana gelen kimyasal değişimler sayesinde kaydedilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Grenler görüntüyü oluşturan en küçük temel elemanlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan algılayıcılarda grenlerin yerini ışığa duyarlı hücreler almıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal fotoğraf makinelerinde filmin yerini algılayıcılar almıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Algılayıcı üzerine düşen ışık mikro mercekler aracılığı ile ışığa duyarlı hücreler ya da pikseller üzerine yoğunlaştırılır. Bu hücreler üzerlerine düşen ışığın parlaklığı ile doğru orantılı bir elektrik akımı oluşturur. Bu aşamada ortaya çıkan veri, basamaklı yani sayısal bir veri olmayıp sürekli ve analog bir veridir. Bu analog sinyal bir analog-sayısal dönüştürücü tarafından sayısal veriye dönüştürülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal fotoğrafta görüntüyü kaydetmek için hafıza kartları kullanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Film görüntüsü elle tutulabilen şeffaf bir yüzey üzerinde ortaya çıkar ve yansıtılabilir yani ışığa tuttuğumuzda gözle görülebilir. Optik ve kimyasal süreçlerle kart üzerine basılabilir. Sayısal sistemin ürettiği görüntü ise algılayıcı üzerinde elle tutulup gözle görülemez, sayısal olarak kaydedilebilir ve ancak bir sayısal sistem yoluyla yeniden üretilebilir. Sayısal fotoğrafların görüntülenmesi, düzenlenmesi ve basılması; bilgisayar yazılımları ve elektronik donanımlar aracılığı ile mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Görüntü işleme programları fotoğraflar üzerinde düzenleme yapmak için kullanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Analog fotoğrafta film denildiğinde el marifeti, ağır işleyen ve zaman alan uzun süreçler ve bu süreçler sonucunda ortaya çıkan üründen söz edilirken sayısal fotoğrafta ise el değil bilgisayar teknolojilerinin marifetiyle, hızlı ve kolay işleyen, zaman almayan süreçler sonucunda elde edilen ürün anlaşılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sayısal görüntünün en küçük elemanına piksel denir. İngilizcede resim parçası anlamına gelen picture element’’ sözcüklerinin kısaltılarak birleştirilmesinden oluşur. Piksel terimi sayısal bir imajı ya da ekrandaki bir görüntüyü oluşturan en küçük birim ya da bir algılayıcı üzerindeki ışığa duyarlı hücreler için kullanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çözünürlük, birim uzunlukta ya da alandaki piksel sayısı olarak tanımlanır ve birim uzunluk ise 1 inç’tir. Yani bir inç’lik uzunlukta yer alan piksel sayısı çözünürlüktür. 72 piksel/inçlik çözünürlük değeri, 300 piksel/inçlik çözünürlük değerine göre 1 inçlik alanda daha az sayıda piksel olacağı anlamına gelir. Toplam çözünürlük; bir sayısal fotoğraf makinesinde, algılayıcı üzerindeki toplam piksel sayısıdır ve megapiksel cinsinden ifade edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 6 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 303 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.