Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
447 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Karanlık kutu aracılığı ile yüzey üzerinde görüntü elde edilmesi ve bu görüntünün kalıcı olmasına yönelik çabalar yeni resmetme tekniklerinin de bulunuşunu hazırlamıştır. Bu süreç içinde 1800’lü yılların başında yeni bir resmetme tekniği olarak fotoğraf bulunmuştur. Onun ardından hareketli görüntü sinema gelmiştir. Daha sonra da elektronik görüntü yani video ortaya çıkmıştır. Bunların hepsi yüzey üzerinde ışık yoluyla görüntü oluşturmanın aygıtı olan karanlık kutunun açtığı yolda geliştirilmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu basit kutu ne kadar küçülürse elde edilen görüntü daha kaliteli olur. Nedeni, delikten giren ışığın, kutunun içinde aldığı yoldur. Kutu küçüldüğünde bu yol kısalır ve görüntüyü oluşturan ışığın gücü artar. Tersinde ise kutu içinde ışığın aldığı yol uzar ve görüntüyü oluşturan ışığın gücü azalır. Bu basit aygıt, her durumda, yani her ışık koşulunda yüzey üzerinde görüntü sağlar ancak oluşan görüntünün kalitesi doğrudan nesneden gelen ışıkla ilgilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğadaki bütün nesneler üçboyutludur. Eni, boyu ve derinliği vardır. Yüzey üzerinde izdüşüm şeklindeki görüntüler ise ikiboyutludur, çünkü görüntünün ortaya çıktığı yüzey ikiboyutludur. Yüzey üzerindeki bu ikiboyutlu görüntünün niteliği, ışık kaynağının yapısıyla ilişkilidir. Işık kaynağından gelen ışık doğrudan geliyorsa, yani doğrudan gelen güneş ışığı gibi güçlüyse, görüntünün sınırları belirgin olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İğne deliğinden giren ışıkla karanlık kutunun içinde ortaya çıkan görüntü çok zayıftır. Görüntünün zayıflığıyla açıklanmak istenen netlik ve keskinliktir. Karanlık kutuda görüntünün netliğini ve keskinliğini etkileyen deliğin çapı, kutunun büyüklüğü ve nesnenin ışıklılığıdır. Konudan yansıyan ışık, karanlık kutuda görüntüyü oluşturur. Konudan yansıyan ışık ne kadar güçlü ve kutunun üzerindeki deliğin çapı ne kadar küçük ise görüntü o kadar net ve keskin olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dört tarafı kapalı, içine ışık sızdırmayan bir kutudur. Kutunun ön yüzündeki iğne deliğinden içeriye giren ışık dalgaları, kutunun içinde ilerleyerek ilk karşılaştığı yüzey üzerinde, iğne deliğinin önündeki nesnenin alt-üst ve sağ-sol ters görüntüsünü oluşturur. Karanlık kutu tarih içinde farklı şekillerde kullanılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kircher’ın 1646 yılında yaptığı resimdeki karanlık kutunun hâlâ optikle ilgili sorunları vardı. Işığın toplandığı yere nasıl bir mercek konulması gerektiği sorunu bir bilmeceye dönmüştü. Karanlık kutunun verdiği görüntünün niteliğiyle ilgili sorunları yani optikle ilgili bilmeceyi keşiş Johann Zahn 1685 yılında çözmüştür. Kısa ve uzun odaklı mercek sistemini (objektif) karanlık kutuya uyarlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fizikçi ve Matematikçi Arap Bilim İnsanı İbnü’lHeysemdir. Karanlık kutuyu ışık ve görme konularıyla, özellikle de ışığın doğrusal yayılmasını deneysel olarak göstermek için kullanmıştır. Mumları kullanarak yaptığı deneyde ışığın doğrusal olarak yayıldığını belirlerken bu deneyiyle karanlık kutunun çalışma sistemini de ortaya koymuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İzdüşüm (projeksiyon) bir ışık kaynağından çıkan ışıkla bir nesne ya da konunun görüntüsünü bir yüzey üzerine yansıtmaktır. Bir nesne arkadan aydınlatıldığında, nesnenin izdüşümü yüzey üzerinde görüntü olarak ortaya çıkar. Belirli bir kaynaktan çıkan ışık dalgaları hareket ederek ilerlerken (hareket eden ışığa, ışın denir) ışık geçirmeyen bir nesneyle karşılaştığında bu nesneyi geçemez, nesnenin dışında kalan ışık dalgaları ilerleyerek yollarına devam ederler ve ilk karşılaştıkları yüzeye çarparak nesnenin izdüşümünü oluşturur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gölgeler, yansımalar ve güneş ışığı nedeniyle rengi değişen bitkiler ve mineraller.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gölgeler ve yansımalar, gerçek nesnelerin yüzey üzerindeki görünüşleridir. Bir başka deyişle, nesnelerin sureti de denebilir. Gölge ve yansımaların ortaya çıkması için üç temel öğe gerekir: Nesne, yüzey ve ışık. Önce bir nesnenin ve suretinin ortaya çıkacağı bir yüzeyin olması gerekir. Ardından ışık gereklidir. Nesnenin yüzey üzerindeki sureti ışık yoluyla ortaya çıkar. Gölgeleri ve yansımaları nesnenin üzerine düşen ışık oluşturur. Elimizin gölgesinin duvara düşmesi ve elimizin su yüzeyine yansıması gibi. Gölgeleri ve yansımaları ortaya çıkartmak gölgelerin ve yansımaların aslıyla ilişkilidir. Aslına benzer bir kopyadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu anlamda iki farklı konu üzerinde durma gerekir. Birincisi, ışığı kullanarak bir yüzey üzerinde nesnelerin görüntüsünü oluşturmak, İkincisi ise, yüzey üzerinde oluşan görüntünün sabitlenerek kalıcı olmasını sağlamak. İnsanoğlu bu iki konuyu birlikte başarabilmek için fotoğrafın bulunuşunu beklemiştir. Bu iki konu fotoğrafın bulunuşuyla doğrudan ilgilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Günümüzden on binlerce yıl önceki, belki de tarihin ilk sanatçılarının yüzey üzerine bir şeyi resmetmek için kullandıkları teknikler, çizmek, boyamak ve kazımaktır. Çizmek, boyamak ve kazımak resmetme teknikleri olarak günümüze kadar ulaşmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nesnenin bu izdüşümünü oluşturan, nesnenin ışık geçirmeyen yüzeyidir. Nesnenin bütün yüzeyi ışık geçirmez ise, izdüşüm bir gölge şeklinde, yani karanlık olarak oluşur. Nesnenin yüzeyinde yarı geçirgen bölgeler var ise, bu kez izdüşüm karanlık bir gölge değil, farklı tonlardan oluşan bir görüntü şeklinde ortaya çıkar. İzdüşüm, bir kaynaktan gelen ışık, izdüşümün ortaya çıktığı yüzey ve nesnenin ışık geçirgenliğiyle ilgilidir. Nesnenin izdüşümünün büyüklüğü ya da küçüklüğü ise ışık kaynağı, nesne ve yüzey arasındaki uzaklıkla ilgilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Leonardo, aydınlatılmış bir nesneden yansıyan ışık, karanlık bir odanın duvarındaki delikten içeri girdiğinde, nesnenin görüntüsünün odanın içinde deliğe yakın bir yere konulan beyaz kâğıt üzerinde görüleceğini söyler. Leonardo, yüzey üzerinde ortaya çıkan görüntünün niteliğiyle ilgili bilgiler verir. Kâğıt üzerindeki görüntünün, nesnenin biçimine ve renklerine uygun olduğunu, ancak daha küçük ve kesişme noktası nedeniyle tepetaklak, yani ters olduğunu belirtir. Ona göre, delikten giren ışık, karşı duvarda görüntüyü oluşturmadan, karanlık kutu içinde, deliğe yakın bir yere yarı şeffaf bir kâğıt konularak bu kağıdın arkasından bakıldığında, ortaya çıkan görüntü sadece alt-üst ters olarak belirir. Böylece, görüntünün sağ-sol tersliği ortadan kalkar. Leonardo bu şekilde, yüzey üzerindeki görüntü açısından önemli bir noktayı tespit etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Roger Bacon (1220-1294) İbnü’l-Heysem’in optik üstüne yaptığı çalışmalarından çok etkilenmiştir. Bacon güneş tutulmasını gözlemlemek için karanlık kutuyu kullanmıştır. Karanlık kutudan çok söz etmesine rağmen aygıtın çalışma sistemini açıklamamıştır. Bacon’ın konuyla ilgili düşünceleri, Ortaçağ boyunca özellikle astronomi alanında karanlık kutunun kullanılmasına ortam yaratmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çinli filozof Mo Ti (İÖ 470-391) temel optik kurallarla ilgili olarak görüşler öne sürer. Mo Ti, karanlık kutuda iğne deliğinden giren ışığın ters görüntü oluşturduğundan ilk kez -şu anki bilgilerimizle- söz eden kişidir. Mo Ti bu aygıta, ışığı toplayan iğne deliği nedeniyle, Toplanma Yeri ya da Kapalı Oda adını vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güneş tutulmasının resmedildiği bu eserde, karanlık kutu kesit olarak görülmektedir. Bir oda şeklindeki karanlık kutunun bir yüzündeki deliğin tam karşısında güneş tutulması yer almaktadır. Resimde güneş tutulmasından gelen ışık, nesnenin alt ve üst noktalarından gelen ışıklar, delikte toplanarak birleşmektedir. Deliği geçtikten sonra birbirinden ayrılarak kutu içinde ilerleyen ışığın, deliğin karşısındaki yüzeyde güneş tutulmasının görüntüsünü oluşturduğu görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Basit iğne deliği yerine camdan yapılmış mercek konulmuştur. Çinli bilim insanı Mo Ti’nin Toplanma Yeri diye adlandırdığı, nesneden gelen ışığın toplandığı deliğin yerini mercek almıştır. Artık ışığın toplandığı yer, mercek olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mercek, ışığın karanlık kutuya girmesi için daha geniş açıklık sağladı. Böylece, görüntünün parlaklığı, netliği ve keskinliği arttı ve doğal olarak karanlık kutunun yüzey üzerinde sağladığı görüntünün kullanım alanları genişledi. Özellikle de çizim yapmak isteyen ressamlar tarafından çok kullanılmaya başladı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Perspektif konusunda1568 yılında kitap yazan Venedikli Daniele Barbaro (1513-1570) karanlık kutuyla birlikte dışbükey merceği metinlerinde belirtti. Ayrıca tek mercek yerine ikinci bir dış bükey mercek ekleyerek görüntünün daha belirgin olmasını sağladı. Barbaro, görüntünün niteliğini etkileyen mercek ve açıklık (diyafram) konusunda önemli saptamalar yaptı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karanlık kutunun ürettiği görüntü bu aygıtın çıktısıdır. Girdisi ise ışıktır. Işık bu aygıtın içinde şekil alarak, yüzey üzerinde görüntüyü üretir. Bu yönüyle karanlık kutu için yüzey üzerinde görüntü üreten aygıt denebilir. Işıkla resmetmenin aygıtı olan karanlık kutunun yüzey üzerinde sağladığı görüntü kalıcı değildir. Bu görüntü, ışıkla birlikte ortaya çıkar ve ışık yok olunca görüntü de ortadan kalkar. Bu nedenle hayalî görüntüdür. Karanlık kutuyla yüzey üzerine bir konuyu resmeden kişi, sadece gözünün gösterdiğini değil, gözünün önündeki optikten gördüğünü de resmeden kişidir. Bu kişinin gözüyle resmetmek istediği konu arasında, ışık dışında belirleyici ve yönlendirici bir öge olarak, optik yer almaktadır. Karanlık kutu, optikten dünyaya bakmaktır ve bu anlayış klasik resmetme anlayışından çok farklıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alman Astronomu Johannes Kepler Karanlık Kutu (Camera Obscura) terimini asıl anlamında ilk kullanandır. Frisius’un 1544’te resmini yaptığı aygıtı, Kepler 1620 yılında geliştirdi. Mercekten gelen görüntünün doğru görülebilmesi için aygıta ayna sistemi ekledi. Kepler’in geliştirdiği çadır şeklindeki ve elle taşınabilir karanlık kutular, sanatçılar ve amatör ressamlar tarafından XVII. yüzyılda yaygın bir şekilde kullanıldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiziksel gerçeğin tıpatıp benzerini üreten bu aygıt, insan gözüyle ilgili açıklayıcı bilgileri sergilemiştir. Bu aygıtla birlikte insanoğlu, görerek algılama konusuyla ilgili yeni bir durumla karşılaşmıştır. Karanlık kutunun kullanıldığı dönemde, bu aygıt dışında başka hiçbir şekilde nesneleri yaşamdaki renkleri, dokuları, bulundukları ortamı ve hareketleriyle temsil etmek mümkün değildir. Bu aygıt, insanın gözleriyle gördüğü şeyleri yatay ve dikey bir çerçeve içinde sınırlaması ve ikiboyutlu olarak görmesini sağlamıştır. Karanlık kutunun görünür kıldığı şeye bakan kişi yüzey üzerinde nesneleri renkli, net ve berrak olarak görmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kâğıt ya da deri yüzeyi karanlıkta gümüş nitrat çözeltisiyle iyice ıslatılır. Bu yüzey üzerine konulan nesne, güneş ışığında pozlanır. Pozlama sonucunda ışığa duyarlı hâle getirilmiş olan yüzeyin nesneyle kaplı olan alanı açık renk olarak kalır ve yüzeyin diğer alanı ise, önce farklı tonlarda gri ve kahverengiye döner daha sonra ise siyahlaşarak kararır. Yüzeyin pozlanan alanı kararır ve nesnenin kapladığı pozlanmamış alan ise beyaz bir leke olarak ortaya çıkar. Böylece, kâğıt ya da deri yüzey üzerinde nesnenin görüntüsü üretilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bazı maddeler ışıktan etkilenerek rengi koyulaşır. Işık, maddelerin moleküllerinin ayrışmasına neden olurken bazı maddelerin de molekül yapısını bir araya getirir ve büyük moleküller yaratır. Farklı bilim insanlarının yaptığı deneyler sonucunda ışığa duyarlı maddeler olarak; kuarts (necef taşı), gümüş tuzları (özellikle gümüş nitrat ya da gümüş sülfat) ve amonyak tespit edilmiştir. Bunların içinde ise, ışığa duyarlılığı açısından en uygun olan ise gümüş tuzlarıdır. Yani pozlamaya en uygun kimyasal madde olarak gümüş tuzları belirlenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 16 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 431 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.