Yüklemin en yaygın tanımı nedir?
Yayımlanmış cevap
Bir tümceden özne konumundaki terimi çıkardığımızda tümcenin geriye kalan bölümü o tümcenin yüklemidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
295 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bir tümceden özne konumundaki terimi çıkardığımızda tümcenin geriye kalan bölümü o tümcenin yüklemidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Basit özne/yüklem formundaki tümcelerde yüklemin işlevi öznenin gönderme yaptığı nesneye bir özellik ya da nitelik yüklemektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mantık terminolojisinde “Bu gömlek yeşildir” tümcesindeki “x yeşildir” türü yüklemlere “tek boşluklu yüklemler” deniyor. Bunun nedeni yüklemin tek bir özneye uygulanıyor olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Sokrates” adı Sokrates’e gönderme yapıyor. Böyle bir gönderme olmasaydı bu tümce Sokrates üzerine bir düşünceyi dile getiremezdi. Adın gönderme yaptığı nesneye de (bu durumda Sokrates) o adın göndergesi diyoruz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dil felsefecileri dil-dünya ilişkisini genelde gönderme kavramı ile dile getirirler. Gerçekçi (realist) anlayışa göre özel ad, zamir, ad tamlaması gibi tümcenin özne konumunda yer alan bir tekil terim tek bir nesneye gönderme yapar. Burada sözü geçen nesne kavramının kaplamının ne olduğu konusu ontolojik kuramlara göre değişir. Yüklemlerin göndergelerinin ne olduğu konusu da başlangıcı en azından antik felsefeye kadar uzanan tümeller problemine kadar geri gider. Yüklemlerin göndergeleri konusunda ontolojik görüşlerine göre felsefeciler tümel, nitelik, özellik, kavram, davranışsal eğilim vs. gibi birbirinden farklı birçok varlık türü önermişlerdir. Dahası bu önerilen varlıkların ne tip şeyler olduğu konusunda da bir uzlaşma bulunmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pragmatik gönderme kavramı bir kişinin bir terimi kullanarak gerçekleştirdiği bir iş, daha doğrusu bir dil edimidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Semantiğin temel bir konusu bir tümcenin anlamı ile o tümceyi oluşturan terimlerin anlamları arasındaki ilişkidir. Örneğin “Sokrates akıllıdır” tümcesinin Türkçedeki anlamı, “Sokrates” adı ile “akıllıdır” yükleminin anlamlarının bileşkesinden oluşur. Çoğu dil felsefecisine göre tümce, bir dilin sentaktik yapısı içinde yer alan karakterlerden (harf, sembol vs.) oluşan terimlerin belirli sentaktik kurallara göre bir araya gelmesiyle oluşur. Dolayısıyla tümce sentaktik bir varlık iken, o tümcenin anlamı semantik bir varlıktır. Bundan dolayı çağdaş dil felsefecilerinin birçoğu tümceyi, o tümcenin anlamından ayırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Russell’ın meşhur örneğinde “Fransa’nın şimdiki kralı keldir” tümcesinin özne konumundaki “Fransa’nın şimdiki kralı” teriminin bu dünyada bir karşılığı (yani gönderme yaptığı bir nesne, ya da kısaca göndergesi) yoktur. Fransa bir krallık olmadığı için ve bir kralı da bulunmadığı için bu terim gönderme yapmaz. Bu durumda tümcenin doğru bir sav öne sürdüğünü söyleyemeyiz. Her anlamlı savın ya doğru ya da yanlış olduğunu varsayarsak, bu tümcenin doğru olmadığına göre yanlış olduğu sonucuna varmamız gerekir. Ancak o durumda da mantığın bir başka kuralı olarak kabul gören “eğer bir tümce yanlış ise, o tümcenin mantıksal değili doğrudur” savını kabul edersek “Fransa’nın şimdiki kralı kel değildir” tümcesinin doğru olması gerekir, ki bu da kabul edilebilir gibi görünmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çoğu dilbilimci ve dil felsefecisine göre terimler ancak bir bağlamda anlam ifade ederler. Bağlamın en önemli unsurlarının başında zaman ve mekan gelir. Örneğin “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı bir hukukçudur” tümcesinin öznesinin kime gönderme yaptığı zamana göre değişir. Belirli bir zamanda bu tümce doğru bir önerme dile getirirken, farklı bir zamanda yanlış bir önerme dile getirebilir. Kısaca tümcenin doğru ya da yanlış olması bağlama göre değişir. Benzer biçimde “Hava yağmurlu” gibi bir tümce de hem zamana hem de mekana bağlı olarak anlam kazanır. Aynı anda dünyanın farklı yerlerinde bu tümceyi kullandığımızda, birinde doğru diğerinde yanlış bir şey söyleyebiliriz; ya da aynı yerde ama farklı zamanlarda kullandığımızda da durum böyle olabilir. Diğer yandan bazı durumlarda bir tümcenin dile getirdiği anlam o tümcenin kullanıldığı ortamın bazı özelliklerine, tümceyi kullananın ve dinleyicilerin niyetlerine, inançlarına bağlıdır. Özellikle kişi ve eşya zamirlerinin kullanıldığı tümcelerin anlam ve göndergelerinin belirlenmesinde bu bağlamsal unsurlar önem kazanır. Örneğin “O çok iyi bir insandı”, “Şunu versene” gibi tümcelerde yalnızca sözcük anlamlarından yola çıkarak tümce anlamına varamayız. Tümcenin ne anlama geldiğini anlamamız için kullanıldığı bağlamla ilgili bilgiler gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mantıksal öznenin yalnızca tek bir nesneye gönderme yapma işlevi varken, yüklem birbirinden farklı öznelere yüklenebilir. Bu sayede çok az sayıda basit terime sahip bir dilde, çok sayıda, hatta bazı durumlarda sonsuz adet tümce üretmek mümkün hale gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dil felsefesi içinde teknik bir terim olarak kullanılan “önerme” terimini bir tümcenin bir dil içinde ifade ettiği anlam olarak tanımlayabiliriz. Bu görüşe göre düşünmenin temelini tümceler değil önermeler oluşturur. Dünyanın yuvarlak olduğunu düşünmek, salt bir tümceyi zihinde canlandırmak değildir. Kişi anlamını bilmediği bir tümceyi de zihninde canlandırabilir, ancak bu durumda düşünce (ya da inanç, bilgi vs.) oluşmaz. Bu düşüncede olmak için o tümcenin dile getirdiği önermenin kavranması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Russell’ın savunduğu bir görüşe göre tümcelerin dünyada karşılık geldiği şeyler “olgu”lardır. Ancak Russell bu ilişkiyi dile getirirken gönderme kavramını kullanmaz. Bu görüşten yola çıkarak doğru bir tümcenin dünyada bir olguya gönderme yaptığını söyleyebiliriz. Ancak bu durumda yanlış bir tümcenin göndergesinin ne olduğu sorusunu yanıtlamak zor görünür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sentaksın felsefede bir alan olarak gelişimi ağırlıklı olarak Frege ve Russell ile başlayıp Wittgenstein ve Carnap ile devam etmiş, daha sonraları özellikle Chomsky ile dilbilimin en temel çalışma alanlarından biri haline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Frege’ye göre bir tümcenin göndergesi iki nesneden biri olmalıdır: Doğru ve Yanlış.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dil felsefesini en basit şekilde “dil üzerine felsefi soruların tartışıldığı bir alan” olarak tanımlayabiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünya dilleri arasında kuşkusuz büyük farklar bulunur: kimi dillerde eylem tümcenin sonuna gelir, kimilerinde ortaya; kimi ilkel dillerde üçten büyük sayı kavramı bulunmazken, daha gelişmiş dillerde sonsuz sayı kavramı bulunur; kimi dillerde yer alan bazı duygu kavramları başka dillerde yer almaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
On yedinci yüzyılda John Locke, sözcüklerin anlamı ile düşünme ve iletişim kurma arasındaki ilişkiyle ilgili kimilerine göre felsefe tarihinde ilk dil kuramını geliştiren filozof olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
John Stuart Mill günümüz dil felsefesinde gönderme ile anlam arasındaki ayrımın ilk tohumlarını atmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Günümüzde dil felsefesi olarak anılan alanın gelişimi ancak yirminci yüzyılın başında başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarih boyunca birçok düşünür insanın en temel ayırt edici özelliğinin düşünen bir varlık olması olduğunu savunmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Epistemoloji, düşünce yoluyla kişinin dünyayla kurduğu ilişkinin en önemli türü olan bilme kavramını ele alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Estetik güzel olana yönelik yargılarımızın kaynağını bulmaya çalışır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özne/yüklem ayrımı felsefi terminolojiye Kant'ın etkisiyle girmiş ve sentaks alanında önemli bir yer edinmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir tümceden özne konumundaki terimi çıkardığımızda tümcenin geriye kalan bölümü o tümcenin yüklemidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İçlem ve kaplam arasındaki ayrım Rudolf Carnap'ın etkisiyle dil felsefesine yerleşmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?