Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
297 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Platon’da güzel olan yalnızca “Güzel İdeası”dır. Güzel İdeası dışında güzel olan her şey hep belirli bir açıdan, belirli bir zamanda güzeldir ya da bir başka şeyle karşılaştırıldığında güzeldir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Frank Sibley’in (1959) “estetik özellikler” listesini verebiliriz. Bu listede; “dengeli”, “sakin”, “güçlü”, “narin”, “duygusal”, “zarif” ve “gösterişli” gibi özellikler bulunmaktadır. Bu terimler genellikle farklı bağlamlarda da kullanılabilen terimlerdir. Buradan da anlaşılacağı üzere gündelik yaşamımızda kullana geldiğimiz pek çok terimin, en azından Sibley gibi kimi düşünürlere göre, estetik bir boyutu vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Estetik” kelimesi Yunanca “duyular yoluyla algılama” anlamına gelen aisthanomai kelimesinden gelmektedir. Aisthesis de algı, duyum anlamında kullanılmıştır. Yunanlı düşünürler bu kelimeleri epistemolojik bir bağlamda kullanmışlardır. Buna göre “estetik” kelimesi özünde duyularımızın, algılarımızın ortaya koyduğu bilgi anlamında kullanılmış bir epistemolojik kelimedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Platon’un sanat anlayışına baktığımızda sanatçı, pek çok şeyin hakiki bilgisine sahip olmadan taklidini yapabilen bir insan olarak saygın bir konumdan yoksun ve insanlara yanlış şeyler öğreten bir şahsiyet olarak konumlandırılmıştır. Buradaki sanat anlayışı da yine varlık ve bilgi tasarımına göre oluşturulmuştur: Platon’a göre gerçeklikten uzaklaşıldığı ölçüde insanlar sanı dünyasında, yanılsamalar içerisinde yaşamaya devam etmektedirler. Bu anlamda da sanatın ve sanatçının genel olarak olumsuz bir konumda bulunduğunu, sanatın sanat olarak değerinin araştırılmadığını söyleyebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Yunanlı filozof Pythagoras’a göre en güzel şey uyumdur. Pythagoras, evrenin adeta bir müziğinin, melodisinin olduğuna inanmış, gökyüzündeki yıldızların, ayın, güneşin dans ederek dönerlerken uyumlu bir ses çıkardıklarını iddia etmiştir. İşte bu da ona göre güzel olandır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aristoteles’te “güzel üzerine düşünme”den daha ziyade “sanat üzerine düşünme” ile karşılaşırız. Aristoteles, bir yandan son derece modern bir estetikçi gibi modern düşünceler ortaya koymuş bir yandan ise sanatsal belirlenimlerinin çoğunu estetik alanının dışında örneğin sanatların yöneldiği erek bakımından ya da sanatın psikolojik etkilerini ortaya koyarak yapmıştır. Aristoteles’in “tabiattaki güzelin sanata girdiği zaman çirkin olabilmesi gibi, tabiattaki çirkinin de sanata girdiğinde güzel olabileceği” düşüncesi, günümüzde de kabul gören modern bir düşüncedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alman felsefeci Kant ta “güzel”i “hoş”tan ayırmaktadır. Ona göre “hoş” duyusal bir öğedir ve nesnelere belirli bir ilgiyle ya da çıkarla yaklaşmamız sonucu oluşmaktadır. Oysaki güzelde bir çıkarsızlık vardır. Güzel olan hoşumuza gitse de bu hoşlanma kişisel olmayan, çıkar gütmeyen bir hoşlanmadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aristoteles’in güzel üzerine detaylı bir araştırması yoktur. Yine de güzellikle ilgili ondan öğrendiğimiz şey güzelin belli bir büyüklükle ilgili olduğudur. Buna göre, “çok büyük” ve “çok küçük” olan, yani kavrama gücümüzü aşan bir şey güzel olamaz. Bu görüşü önemsediğimizde, güzelin orantıyla ilgili olduğunu, matematiksel olarak belirlendiğini kabul etmemiz gerekir. Aslında bu görüş Aristoteles’e hocası Platon’dan geçmiştir. Nitekim Platon da son dönemlerinde Pythagorasçılardan etkilenerek güzeli matematiksel bir kavram gibi ele almıştır. Buna göre güzellik ölçülebilir bir şey olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Walton ve Danto’nun görüşleri estetik deneyimde içeriğin biçimden çok daha önemli olduğunu savunan bağlamcılık görüşüne yakındır. Nesnenin yalnızca seyrine dalarak takındığımız “ilgisiz” tutum sağlıklı bir estetik değerlendirmenin yapılabilmesini olanaksız hâle getirmektedir. Estetik öznenin yöneldiği nesne hakkında kimi bilgiler takınılan estetik tutumu mutlaka etkileyecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bullough “ilgisizlik” kavramına “duygusal ayrılma”yı eklemiştir. Ona göre örneğin trajik bir oyunu doğru bir şekilde değerlendirebilmemiz için sahnede olup bitenlere müdahale etmekten kendimizi alıkoyacak kadar oyundan ayrılmamız gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antik Yunan düşünürlerinin metinlerine, özellikle de Platon ve Aristoteles’in metinlerine baktığımızda, “duyusal bilgi” anlamını temel alan bir “güzel üzerine düşünme” ve tek tek sanat dallarından örneklerle ortaya konan bir “sanat üzerine düşünme” buluyoruz. Bu durum estetik ile sanat felsefesinin konularının ayrı olduğu izlenimini doğurmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Estetiğin güzellik fenomenini incelediğini düşünen kimi filozoflara göre tam da bu nedenle “estetik” sözcüğü bu araştırma alanı için uygun düşmemektedir. Mademki söz konusu olan güzelin araştırılmasıdır, o hâlde bu disiplinin adının da bu duruma uygun olarak “güzellik bilimi” ya da “güzellik teorisi” gibi bir şey olması gerekir. Nitekim, 18. yüzyılda yaşamış olan Alman filozoflardan Herder bu bilime Yunanca güzel anlamına gelen “kallos” sözcüğünden türetilen “kalligone” adını; 19. yüzyıl Alman filozoflarından olan Hegel de güzel sanat felsefesi, “kalliologie” adını vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antik Yunan’daki metinlerde (hem Platon hem de Aristoteles’de) karşılaştığımız güzelin ve sanatın üzerine ayrı ayrı düşünme çalışmalarının ve güzelin güzel olarak, sanatın sanat olarak ne’liğini ortaya koyan çözümlemelerden yoksun araştırmaların estetiğin ve sanat felsefesinin birbirinden ayrı alanlarmış gibi düşünülmelerine yol açmış olduğunu iddia edebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefi bir estetik; güzel, hoş, narin, duygusal, zarif, gösterişli, çirkin, yüce, çocuksu gibi pek çok özelliği, sanatçı-sanat yapıtı-izleyici ilişkisini ve genel olarak sanatın ne’liğini araştıran felsefenin bir alanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Estetik” kelimesini epistemolojik bağlamından koparmadan “duyusal bilgi” anlamında kullanan ama aynı zamanda estetiği özel bir araştırma alanı yapan ve hatta yayınladığı Aesthetica adlı yapıtıyla estetiği bir bilim gibi ele alan ilk felsefeci 18. yüzyılda yaşamış olan Alexander G. Baumgarten’dir (1714-1762).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Baumgarten “estetik” kelimesini özellikle sanatta “güzelin duyular yoluyla algılanması” anlamında kullandı. Başka bir deyişle, estetik duyusal yetkinliği yani güzelliği araştıran bir alan oldu. Bu anlamda duyusal bilgi duyusal alanın bütününe değil, güzel fenomenine, güzel ile ilgili olan bilgiye yöneldi ve böylece estetik felsefenin “güzeli araştıran” bir alt alanı oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
18. yüzyılda düşünürler herkesin sahip olduğu bir güzellik yetisinden, bir güzellik iç duyusundan söz etmişlerdir. Francis Hutcheson, örneğin, 17. ve 18. yüzyıl deneyimcilerinin deneye dayalı bilgi anlayışını estetikte göstermeye çalışarak sanatın temeline içsel duyuyu koymuştur. Güzellik ona göre adına güzel duyusu da diyebileceğimiz içsel bir duyudur ve bir nesnedeki belirli özelliklerin kişiler tarafından tasarlanmasıdır. Bu anlayışa göre güzellik nesnel bir özellik değildir ancak kişilerin nesnelerdeki belirli unsurları belirleyebilme yetisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ona göre güzel, bir “mutluluk vaadidir”. Bu ifadeyi Baudelaire’den almış olan Nehamas’a göre “mutluluk vaadi” şu anlama gelmektedir: Biz bir nesneyi bizi kendisiyle ve ilgili nesne ağıyla süre giden bir uğraşın içine çektiğinde güzel buluruz. Bu ağlar kişiseldir ve evrensel geçerlilik beklentisini karşılamazlar. Bu bağlamda güzel, hazır verili bir özellik değildir ve bir deneyim sonucu oluşmaktadır. Dahası güzelin ortaya çıkması mutlulukla eşdeğer tutulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eddy Zemach da estetik tutumunu nesnenin gerçek varoluşundan bağımsız olamayacağını söyleyerek “ilgisizlik” kavramına karşı çıkmıştır. O, sanat yapıtlarına karşı aslında hiç de ilgisiz olmadığımızı, dahası, olamadığımızı savunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu kavram estetik nesnenin hem pratik kullanımına karşı ilgi eksikliği (ilgisiz kalmak) anlamında hem de söz konusu nesnenin varoluşuyla ilgilenmemek anlamında kullanılır. Nesneye yalnızca bir seyir nesnesi olarak yaklaşılır, özelliklerine yalnızca algılamak adına bakılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Estetik yargı ilk olarak detaylı bir şekilde Kant tarafından ele alınmıştır. Estetik yargı konusunda öznelciliğin yolunu açmıştır. Kant estetik yargıyı beğeni yargısıyla aynı anlamda kullanır. Beğeni ise “güzeli yargılama yetisidir.” Beğeni yargısı bir bilgi yargısı yani mantıksal bir yargı değil estetik bir yargıdır ve “onunla belirlenim zemini öznel olmaktan başka türlü olamayanı anlarız”. Demek ki beğeni yargıları mantıksal yargılardan öznel olmalarıyla ayrılırlar. Öznel olmalarının en belirgin nedeni de zevk duygusuna dayanmalarıdır. Zevk duygusuna dayanan estetik yargılar öznel olmaları nedeniyle de doğrulanamazlar. Ancak Kant’a göre beğeni yargıları her ne kadar öznel olan zevk duygusuna dayansalar da evrensellik iddiasındadırlar. Öznel olan “hoştur” yargısıdır. Oysaki “güzeldir” yargısında bulunan kişi bu yargıyı herkes için kullanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Estetik deneyim konusunda incelediğimiz iki önemli görüş biçimcilik ve bağlamcılıktır. Biçimciliğe göre estetik deneyimin nesnesi renk, şekil, çizgiler gibi biçimsel özelliklerdir. Başka bir deyişle, estetik deneyim yaşayan kişi, nesnenin bu ilgili özelliklerine yönelir. Bu tür bir deneyimin yaşanabilmesi için kişinin nesneyle arasında mesafe koyması gerekmektedir. Kant biçimci görüşü savunmuştur. Ona göre bir nesnenin güzel olduğunu söyleyebilmemiz için onu algılamamız gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Estetik nesnelerin algılanması konusunda bir önemli kavram da “estetik tutum”dur. Estetik tutum, bilişsel, pratik ve kişisel tutumlardan farklı olarak yönelinen nesne ya da olaydan zevk almak adına zevk almayı gerektiren, ereğini kendinde taşıyan bir tutumdur. Bu anlamda nesnenin varoluşu ve pratik kullanımına ilgisiz olmak gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Estetik özelliklerin araştırılması konusunda akla ilk gelen çağdaş felsefeci Frank Sibley’dir. Sibley estetik teriminin kapsamını belirleyen bir liste verir ve bu listeyi genişletebilmenin yollarını arar. Bu listeyi doğru kullanarak nesnel tasvirler yapmak olanaklıdır. Ayrıca Sibley’e göre estetik terimleri doğru kullanabilmek için beğeni şarttır. Bu görüş eleştirilmiş olsa da Sibley’in estetik özellikleri estetik olmayan özelliklerden ayırabilmek için kimi şartlar öne sürmesi önemli bir adım olarak kabul edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çağdaş estetikçilerden Guy Sircello’ya göre hiç bir özellik kendi başına, genel olarak güzel değildir. Belirli bir nesneye uygulandığında ancak güzel olabilir. Sircello, güzelliğin esas olarak “dikkat çeken”, “göze çarpan”, “bilince işleyen” bir şey olduğunu savunur; bu sebeple çalışmalarını “renk güzelliği” üzerinde yoğunlaştırmıştır. Yaptığı deneyler ona renklerin canlılıklarını kaybettiklerinde daha az güzel olduklarını hatta güzelliklerini hepten kaybettiklerini gösterir. Bu sebeple niteliksel derece özelliği adını verdiği bir kavram kullanır. Eğer bir nesne yüksek derecede niteliksel derece özelliği içeriyorsa ve bu özellik ilgili deneyime sahip olan kişiye zevk veriyorsa güzel olarak değerlendirilir. Bu görüş pek çok eleştiriye açıktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 277 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.