İrrasyonel tabiri ne anlama gelmektedir?
Yayımlanmış cevap
Bilinmeyen, sonuna kadar çözülemeyen, çözülmesine imkan olmayan problem kastedilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
349 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bilinmeyen, sonuna kadar çözülemeyen, çözülmesine imkan olmayan problem kastedilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uygur’a göre felsefe sorusu, felsefecinin kendine sorduğu sorudur. Dolayısıyla soruyu soran cevabını da vermek durumundadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yetkinlikten hiçbir felsefe tartışmasına yol açmamak anlaşılıyorsa, felsefe temellendirmesi yetkin değildir. Felsefe temellendirmesi, tanıtlama ötesi kuruluşundan ötürü, felsefe temellendirmesi olduğu için, böylesine bir yetkinliğe ulaşamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her şeyin yaratıcısı olan Tanrı’yı, ruhun ebediliğini, kozmosun varlığını, mantık yoluyla ispat etmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe sistemleri soyut düşünmenin değil, hayatın mahsulleridir. Bunların gerisinde, kendi hayat denemeleri ile yüklü, çevresine ve geçmişine derin bağlar ile bağlı, bu çevre ve geçmişin ortaya koymuş olduğu kültür değerleri ile örülmüş insan özelliği ve biricikliği ile bulunur. Tarihin yürüyüşü içinde sayısız öznelerin yapıcı aktarımlarından meydana gelip işlenen, ama sonra tek tek benlerden çözülüp ayrılarak nesnelleşen başarılar ve eserler, tek şuurun karşısına verilmiş bir kültür olarak çıkarlar. Bu nesnel kültürün yapısı ferdin manevi yapısına her yandan sokulup siner, onun düşünüş, duyuş ve devlet ile toplum içindeki yaşayışının formunu belirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1- Felsefe nedir sorusunun karşısına eksiksiz bir çözüm formülüyle çıkmamak. Çünkü böyle bir cevap yoktur. 2- Felsefe sorularını ya da disiplinleri sıralamamak. Uygur’a göre felsefe bir araştırmadır ve araştırma, sorularını sık sık yenileyen bir çalışma biçimidir. Nerede sorular hep aynı kalmışsa, orada felsefe araştırma olmaktan çıkmış demektir. Philosophia Perennis’le (sürüp giden felsefe) tek tek felsefe sorularının değişmezliği gösterilmek istendiğinde, felsefe aslında ‘perennis”in karşıtı bir şeydir. Değişmez bir kuruluşu yoktur; değişik sorularla kendini korur. 3- Felsefe sorularının felsefe tarihinden derlememek. Felsefe soruları, kılıkça yüzyıllarca değişmeden kaldığı sanılsa da, bunların katkısız birer felsefe sorusu olduğu mantıkça savunulamaz. 4- Felsefeye yepyeni sorular buyurmak işine girişmemek. Üstlendiği ödev, ne kılıkta ortaya çıkarsa çıksın, hangi araştırma durumuna yol açarsa açsın, katkısız bir felsefe sorusunun tipik yapısını incelemektir. Uygur, felsefe sorularının eylemden çıkmadığı gibi, eylemlerle giderilemeyeceği düşüncesindedir. Felsefe sorusu, filozofun kendi kendine sorduğu sorudur. Bir felsefe sorusu, filozofun kendi kendisiyle konuşmasıyla başlar, ya da bir soruyla başlayan konuşma sürdürülür. Felsefe sorusu, kuruluşu gereği, cevabı “sorulana” bağlı olan bir soru değildir. Sorunun cevabı, başkaları tarafından değil, soran tarafından verilmesi gerekir. Felsefede herkes, gidebileceği yere kendi ayağıyla (sorularıyla) gider. Felsefe sorularının, dünya ile evren ile bağları açık olmadıkları gibi, tam olarak cevaplandırılamazlar. Her cevap denemesi sorunun yeniden sorulmasını gerektirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edmund Husserl’de Başkasının Beni Sorunu(1958), Dilin Gücü(1962), Felsefenin Çağrısı(1962), Dünya Görüşü(1963), Güneşle(1969), İnsan Açısından Edebiyat(1969), 100 Soruda Türkiye Felsefesinin Boyutları(1974), Kuram Eylem Bağlamı Çözümleyici Bir Felsefe Denemesi(1975), Dil Yönünden Fizik Felsefesi(1979), Yaşama Felsefesi(1981), Kültür Kuramı(1984).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefeye özgü olan, iyi, doğru, güzel nedir gibi bir takım soruları, özel bir tutumla ele alır. Felsefede görülen tutum da, hep temele kadar gitmek, sonuna kadar gitmek çabasıdır. Felsefenin bütün tarihi boyunca uzayıp giden bu çabalar, felsefe tarihinin konusunu oluşturur. Felsefenin ne olduğu da, ancak bu sürüp giden çalışmaların -sorunlarla uğraşıp didinmelerin- tümünü kavramakla, bunları toplu bir bakışta düzenlemekle anlaşılabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanı konkret bir bütün olarak görür; onu ruh ve bedene ayırmaz ve insan fenomenlerini bir bütünlükten kalkarak ele alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çağın bilincini açığa çıkarmak ve hayata rehberlik etmekle görevlendirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kant ve Scheler’de İnsan Problemi(1949), Felsefeye Giriş(1958), Değişmez Değerler, Değişen Davranışlar(1965), Felsefi Antropoloji(1971), Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann(1976), İnsan ve Hayvan, Dünya ve Çevre(1979),
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edmund Husserl’de Başkasının Beni Sorunu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Deneme, bir konu hakkındaki düşünceleri, çok fazla tartışmadan, hissedildiği gibi yazılmasıdır. Genellikle kısa olup, denemecinin ruh halini yansıtırlar. Denemeler, ağırlıklı olarak edebiyatta öne çıkmakla birlikte, felsefe gibi farklı alanlarda da yazılmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir felsefe temellendirmesi, incelediği kavramları, işledikleri gibi gösterebiliyorsa, başarılı bir temellendirmedir; bunu yapamıyorsa, başarıya ulaşamamıştır. Temellendirme uğraşısında, filozofun gördüğüne bakmak, aynı şeyleri görüyorsak temellendirmeyi başarılı saymak, görmüyorsak başarılı saymamak gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tasarım, belli bir konunun temel özelliklerini, birbirleriyle ilişkili olarak zihinde kurmaktır. Planlamak anlam› da vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlim, Bilgi, Mantık, Ontoloji, Tabiat, Sanat, Dil, Felsefi Antropoloji, Etik, Hukuk, Devlet, Din, Metafizik, Felsefe Tarihi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir şeyin farkına varmak ve o şeyin gerekliliklerini yerine getirmek anlamında kullanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir tutum farklılığı olarak görmektedir. Mitik yapının terk edilmesi ve insan, dünyadaki yerini aklıyla temellendirmesi felsefenin kökeni olarak görülmektedir. Ayrıca felsefenin varlık, ana madde, köken sorunlarıyla ilgilendiği belirtilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Wilhelm Dilthey’a Göre Konuca Temellenmesi Bakımından Manevi Bilimler Öbeğinin Meydana Getirdiği Bilgi Bağlamı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe tarihinin büyük doruklarını bilmek gerekir. Felsefe tarihinde belki bir gelişme yoktur; fakat Platon, Augustinus, Descartes, Kant gibi doruklar vardır. Bunlar felsefe yapmış, yaratmış olan doruklardır; ancak bunları bilerek felsefe özgün olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yetifltiği dönemin şartlarının da etkisiyle, siyasal bir temele dayanmaktadır. Söz konusu siyasi temel, üyesi olduğu toplumun, savaşları sürekli kaybetmesi, toprakların işgal edilmesiyle kurumların çökertilmesi, yeni bir yapılanmayla ayağa kalkma çabaları, dönemin bütün düşünürlerini derinden etkilemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanzimat’tan itibaren etkili olan aydınlanmacı ve romantik kültürün köklerini ortaya koyarak, Avrupalı kültür dokumuzun çözümlemesi yolunda küçük bir adım atmak istediğini bildirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Esas olarak Aydınlanma dönemi özellikleri çerçevesinde, tarih felsefesinin önemini göstermeyi ve sahip olduğu nitelikleri tanıtmayı hedeflemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Önsöz’de, “felsefe problemlerini çözmenin sürecini anlatan felsefe tarihinin standartlaşmış bilgilerini öğrenciye tanıtmak” şeklinde ifade edilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ona göre felsefe, felsefeye özgü olan, iyi, doğru, güzel nedir gibi bir takım soruları, özel bir tutumla ele alır. Felsefede görülen tutum da, hep temele kadar gitmek, sonuna kadar gitmek çabasıdır. Felsefenin bütün tarihi boyunca uzayıp giden bu çabalar, felsefe tarihinin konusunu oluşturur. Felsefenin ne olduğu da, ancak bu sürüp giden çalışmaların tümünü kavramakla, bunları toplu bir bakışta düzenlemekle anlaşılabilmektedir. Ona göre felsefe tarihi, felsefeyi oluşturan belli başlı filozofların sürüp giden bir tartışması şeklinde de görülebilir. Sorunların ortaya konuluşu ile bunların çözüm denemeleri, bu filozofların yapıtlarında gerçekleşmiştir. Felsefenin tarih boyunca evrimi, gerçekte, bu kaynakların kendisinden, öğrenilebilir. Bunlar bize felsefenin, büyük ustalarının eliyle nasıl işlendiğini, nasıl yapıldığını, doğrudan doğruya gösterirler; dolaysıyla bize felsefede yaratıcılığın yollarını açarlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?