Ryle zihini nasıl değerlendirmektedir?
Yayımlanmış cevap
Ryle’a göre zihin başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
350 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Ryle’a göre zihin başlı başına bir nesne değil, insanın davranışlarının ve etkinliklerinin belli bir düzenlenişidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Konuşma edimleri kavramının önde gelen savunucusu olarak bilinen düşünür John Langshaw Austin'dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Austin’in bu konudaki reçetesi, ne zaman ne söylememiz gerektiğine azami özen göstermemizdir. Austin felsefi söylemde ön plana çıkan sözcükleri inceler ve onların kullanım kuralları üzerinde durur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yazının genel olarak konusu sorumluluktur. Austin sorumluluk gibi büyük bir konuyu doğrudan ele almaktansa, bahane ve özürler üzerinde durur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Austin’in How to Do Things With Words başlıklı kitabı, şüphesiz en tanınmış ve en etkili olmuş eseridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Austin’in söz-edimi kuramındaki odak noktası, söyleme yoluyla sergilenen söyleme dışı edimlerdir. Diğer sınıflandırmalar bu edimleri açıklamak üzere ortaya konulmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eleştirisinin merkezinde yanılsamaya dayalı kanıtlama yer alır. Bu kanıtlama, algısal bir yanılsama yaşadığımız durumlarda algılananın kendisini doğru biçimde algılamadığımıza göre, farkında olduğumuz şeyin zihinsel bir içerik olması gerektiğini öne sürmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Austin’in buradaki stratejisi doğrudan a priori kavramları hedef almaz. Öncelikle “kavram” kavramını ele alır ve bu kavramın kendisine ilişkin sorunlara dikkat çeker.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Willard Van Orman Quine 1908 yılında Ohio’da Akron şehrinde doğdu. 1930 yılında Ohio’da bulunan Oberlin College’dan matematik lisans diploması aldı. Bu dönemde matematik felsefesi ile ilgilenmeye başladı. 1932 yılında Harvard Üniversitesi’nde felsefe doktorasını tamamladı. Doktora tezini Whitehead’ın ve Russell’ın Principia Mathematica’sı üzerine yazdı. 1932-1933 yıllarında Avrupa’da bulundu. Bu dönemde Carnap’la tanışma fırsatı buldu. 1933-1936 yılları arasında Harvard’da mantık ve küme kuramı üzerine çalışmalar yürüttü. 1936’dan 1978’e kadar Harvard’da öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarını sürdürdü. 1940 yılında Mathematical Logic kitabını yayımladı. ikinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan Donanma istihbaratı’nda görev yaptı. 1953 yılında, içinde “Two Dogmas of Empiricism” başlıklı makalesinin de yer aldığı From a Logical Point of View başlıklı eserini yayımladı. 1995 yılına kadar çok sayıda makale ve kitabı yayımlandı. 2000 yılında Boston’da vefat etti. Quine genel olarak mantık, matematik felsefesi ve kuramsal felsefe alanlarında çalışmalarını yürüttü. Mantıksal pozitivizme ve deneyciliğe karşı eleştirileri ile tanındı. Bu eleştiriler üzerinden felsefe ile bilim dalları arasındaki sınırın ortadan kalktığı bütüncü ve doğalcı bir felsefe anlayışının öncüsü oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
20. yüzyılın başından itibaren felsefenin gelişimine baktığımızda, felsefenin bilimlerden ayrıldığını ve konusunun dil ve dilin mantığı ile sınırlandığını görürüz. İster mantıksal pozitivistler ve erken dönemdeki görüşleriyle Wittgenstein’ı, ister geç dönem görüşleri ile Wittgenstein’ı dikkate alalım, felsefenin metafiziksel olanla ilgili savlarından vazgeçmesi, beraberinde felsefenin ilgi alanında bir daralmaya yol açmıştır. Felsefe dil hakkında, özellikle bilimin dili hakkında konuşur. Amacı bilgi vermek, sentez yapmak vb. değil, ifadeleri açıklığa kavuşturmaktır. Felsefenin yapabileceği en iyi şey tutarlı bir anlam kuramı ortaya koyabilmektir. Hatta geç dönem görüşleriyle Wittgenstein’ı dikkate alırsak, tek ve bütünlüklü bir dil anlayışı geliştirmek bile olanaklı değildir. Felsefe işini bitirdiğinde de dünyayı zaten olduğu gibi bırakır. Felsefe 20. yüzyılın ortasına gelindiğinde böyle bir çizgide ilerlemektedir, ancak bu çizgiden bir sapmanın da sinyalleri belirmeye başlamıştır. Hatırlanacağı üzere, analitik felsefeyi hazırlayan ve etkileyen bir yaklaşım olarak doğalcı ve pragmatist görüşleri ilk bölümde ele almıştık. Bu yaklaşımlar Peirce ve Dewey gibi filozoflar tarafından savunulmaktaydı. İnsan tıpkı diğer türler gibi, doğanın bir parçasıdır ve doğayla etkileşim halindedir. İnsanlık, elde ettiği bilimsel bilgilerin herhangi bir aşamasında, mutlak bir kesinliğe ulaşamaz. Farklı ve yaratıcı varsayımları dener, söz konusu varsayımlar sonuç verdiği sürece mevcut bilgi dağarının bir parçası haline gelir. Bu bakış açısının beraberinde getirdiği bir başka yaklaşım ise herhangi bir bilgi türünün ya da bilim dalının diğerlerine bir önceliğinin olmamasıdır. İnsanların ihtiyaçlarına bağlı olarak arayışları farklılaşır ve sahip oldukları değerlere göre bilgi edinme yöntemleri değişiklik gösterebilir. Bilen ile bilinen arasında ve değerlerle olgular arasında köktenci ayrımlar yapılamaz. Yukarıda kısaca ifade ettiğimiz bu doğalcı anlayışın felsefeye yüklediği misyon, dilin ve dilin mantığın çözümlemesine dayalı felsefe anlayışından oldukça farklıdır. Bu yaklaşıma göre felsefe, diğer bilim dallarının yapamayacağı kapsamlı ve bütünlüklü bir sentezi gerçekleştirmekle mükelleftir. Ancak felsefenin bu biçimde yapılabilmesinin önünü açabilmek, dile ve dilin mantığına ilişkin çözümlemeleri esasa yerleştiren felsefe anlayışının kökten bir eleştirisini gerektirmektedir. Tarihin bu noktasında böyle bir eleştiriye soyunan ve bu eleştiriden hareketle söz konusu kapsamlı ve bütüncü bir felsefe anlayışını ikame etmeye çalışan felsefeci Willard Van Orman Quine olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır. Quine bu makalesinde gerek deneyciliğin gerekse belli yönleriyle deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin, birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia etmiştir. Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım olduğu; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. Quine bu ikinci dogmayı indirgemecilik dogması olarak da adlandırmaktadır. Çünkü en nihayetinde nesneler hakkında bir konuşma, duyu deneyiminde mevcut basit içeriklere indirgenmektedir. Bu dogmalardan ilki, bilim adamları ile felsefeciler arasında bir işbölümünü de beraberinde getirmektedir. Bilim adamları sentetik doğruların peşine düşerken, felsefeciler mevcut terimleri analitik tanımlar yoluyla açık hale getirmekte, mantıksal çıkarımların biçimlerini ortaya koyarak doğru düşünmenin araçlarını ortaya koymaktadırlar. İkinci dogma, gerek Hume’un deneyimin duyusal izlenimlerle başladığı fikrine, gerekse mantıksal pozitivistlerin doğrulanabilirlik ilkesine dayandırılabilir. İki dogma birbiriyle ilintilidir çünkü analitik önermelerin bulunması sentetik önermeler için bir sınır durumunu ifade etmekte, ayrıca analitik önermeler karmaşık sentetik önermelerin unsurlarına çözümlenerek duyu deneyimiyle karşılaştırılabilir basit önermelerin elde edilebilmesine olanak sağlamaktadır. Sonuç olarak her iki dogma da terk edilmelidir. Ancak bu dogmaların terk edilmesi çok kökten sonuçlara yol açmaktadır. Quine’a göre bu dogmalar ortadan kalktığında, felsefe ile bilim arasında ve dolayısıyla spekülatif metafizik ile doğa bilimleri arasında çizmeye alışık olduğumuz sınırlar keskinliğini kaybedip bulanıklaşacaktır. Öte yandan sağduyuya dayalı genelgeçer düşünme biçimleri ile bilimsel düşünme biçimleri arasındaki yapısal farklardan da artık söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, genel anlamda pragmatizme doğru bir kayma olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
20. yüzyılın başından itibaren felsefenin gelişimine baktığımızda, felsefenin bilimlerden ayrıldığını ve konusunun dil ve dilin mantığı ile sınırlandığını görürüz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine bilgimizin duyu deneyimine dayandığını düşünmektedir. Bu itibarla deneyciliği reddediyor olması, bilgi için duyu deneyiminin esas teşkil etmediği anlamına gelmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’ın hâkim felsefe tarzını eleştirisinde anahtar rolünü “Two Dogmas of Empiricism” makalesi oynamıştır. Quine bu makalesinde gerek deneyciliğin gerekse belli yönleriyle deneyci felsefeye yakın düşen mantıksal pozitivistlerin, birbiriyle ilişkili iki dogmayı savunduklarını iddia etmiştir. Bu dogmalardan ilki analitik ve sentetik önermeler arasında keskin bir ayrım oldu¤u; ikincisi ise anlamlı ifadelerin dolaysız deneyimle bire bir karşılaştırılabilecek basit önermelere çözümlenebileceği dogmasıdır. Quine bu ikinci dogmayı indirgemecilik dogması olarak da adlandırmaktadır. Çünkü en nihayetinde nesneler hakkında bir konuşma, duyu deneyiminde mevcut basit içeriklere indirgenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’a göre bu dogmalar ortadan kalktığında, felsefe ile bilim arasında ve dolayısıyla spekülatif metafizik ile do¤a bilimleri arasında çizmeye alışık oldu¤umuz sınırlar keskinli¤ini kaybedip bulanıklaşacaktır. Öte yandan sağduyuya dayalı genelgeçer düşünme biçimleri ile bilimsel düşünme biçimleri arasındaki yapısal farklardan da artık söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, genel anlamda pragmatizme do¤ru bir kayma olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine bilgimizin duyu deneyimine dayandığını düşünmektedir. Bu itibarla deneyciliği reddediyor olması, bilgi için duyu deneyiminin esas teşkil etmediği anlamına gelmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel devrimler söz konusu oldu¤unda bu tür radikal değişimler de gerçekleşebilir. Quine’a göre öndeyide bulunma gücümüzü artırdığı ve çoklaştırdığı sürece bilimsel değişim kabul edilebilirdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’a göre, temel unsurlar› duyumlar olan bir varlıkbilimdense, orta büyüklükte nesneler olan bir varlıkbilimi kabul etmemizin nedeni de basitlik kural›d›r. Bu varlıkbilimle duyum deneyimindeki karmaşıklıktan kendimizi kurtar›p kendi dışımızdaki nesnelerden bahsedebiliriz. Bu açıdan bakıldığında kendi dışım›zda birer nesne olarak bir sandalye ya da masadan bahsetti¤imizde, kendi başına var olan şeylerden de¤il bizim kurduğumuz, bu itibarla da kuramsal nesnelerden söz etmekteyizdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’a göre karşılaştırmanın bir tarafında duyu deneyimi yer alırken diğer tarafında ise bilimsel önermelerin tamamı yer almaktadır. Quine’ın savunduğu bu yaklaşım bütüncülük (ing. holism) olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine insanlığın sahip olduğu bilgiyi sınır şartlarını deneyimin belirlediği bir güç alanına benzetmektedir. Bu alanda bazı bilgiler merkeze daha yakın ve bu itibarla duyu deneyimine daha uzakken bazıları ise duyu deneyimine daha yakındır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilgisel dizgemizde en az sarsıntıyı yapacak surette değişikliğe gitme eğilimindeyizdir. Quine bunu bir düstur olarak ifade eder ve en az sakatlama düsturu (ing. maxim of minimal mutilation) olarak adlandırır. Öte yandan Quine’a göre hiçbir kuram ya da yasa, değişim sürecinden azade değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’›n geleneksel biçimiyle felsefeye yönelik eleştirisi analitik doğrularla sınırlı değildir. Quine doğalcı bakış açısını genel olarak dil anlayışına ve anlambilime taşır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine’a göre dil öğrenme sürecinde, bir kişinin di¤erlerinin sergilediği davranışların ötesinde nüfuz edebileceği başka bir veri kaynağı mevcut de¤ildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anlamın davranışçı bir biçimde ele alınmasının ise derin sonuçları bulunmaktadır. Quine’a göre doğalcı bir dil anlayışını ve davranışa dayalı bir anlam kuramını benimsediğimizde, anlamın belirliliğinden de vazgeçmiş oluruz. Bir başka deyişle, iki farklı ifadenin anlamlarının aynı olup olmadığının belirli bir cevabı artık yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Quine doktora tezini Whitehead’›n ve Russell’ın Principia Mathematica’sı üzerine yazdı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?