Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
350 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İngiliz düşünür Herbert Spencer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amerikalı psikolog ve felsefeci William James.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genlerde meydana gelen rastlantısal değişimler bireylere çevreye uyum süreçlerinde farklı avantajlar sağlamakta, bunun sonucunda da doğal bir seçilim sürecinde çevreye en iyi uyum gösteren hayatta kalmaktadır. Bu suretle, bireyler sahip oldukları genetik özellikleri sonraki nesillere aktarmaktadırlar. Bu aktarım süreci de uzun bir zaman dilimi içerisinde türlerin değişimini ve çeşitlenmesini temin etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplumsal Darwincilik ve işlevselcilik.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşlevselcilik Darwin’in evrim kuramının etkisinde gelişmiş bir psikoloji kuramıdır. Zihinsel süreçleri ve davranışları organizmanın çevresiyle uyum süreci içerisinde ele almayı ön plana çıkarır. Uzun vadede kalıcı bir psikoloji yaklaşımı olamasa da davranışçılığın gelişmesinde belirleyici etkisi olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
: Peirce şüpheden kurtulma ve inancın o tatmin edici rahatlığına ulaşma sürecini soruşturma olarak adlandırır. Daha önce de vurguladığımız gibi, bizi şüpheden arındırıp inançlarımızı sabit kılmak konusunda uzun vadede güvenebileceğimiz tek yöntem, bilimsel soruşturma yöntemidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öncelikle, inanmakla şüphe etmek esnasında yaşanılan duygu farklıdır. İkinci olarak, genellikle şüphe etmekten kaçınmamıza ya da şüpheden kurtulmaya çalışmamıza rağmen bir inanca sahip olmaktan dolayı bir rahatsızlık duymayız; ta ki bu inancımızı sarsan bir şeyle karşılaşıncaya dek. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, inanmak ya da inanç oluşturmak bir alışkanlık iken şüphe etmek böyle bir alışkanlığın olmaması ya da kesintiye uğraması durumuna karşılık gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yöntem ilkesine göre, aynı yetkinliğe sahip açıklamalar arasında daima daha yalın olanı tercih etmek ve varolanların sayısını gereksiz yere artırmamak gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşaretlerin birbirleriyle olan bağıntıları, dizilimleri, hangi dizilimlerin bir dil oluşturduğu vb. konular dizimbilimin (sentaks); işaretlerin neyin yerine geçtikleri, neyi temsil ettikleri ve neye işaret ettikleri anlambilimin (semantik); işaretlerin o işaretleri kullanan ve yorumlayanlar için sonuçları ve etkileri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tümdengelimsel mantık çalışmalarının yanısıra, metafiziksel bir dizge geliştirme çabasından da uzak durmamıştır. Darwinci evrim kuramının bazı yaklaşımlarını Hegel’in düşünce sistemine benzer, mutlak bir idealizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Peirce, gerçekliğin özü itibariyle zihinsel bir içeriği olduğunu ve aklî bir amaca doğru devindiğini savunmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yöntem öznel düşüncelerimizin ötesinde, bizden bağımsız bir şeye gönderme yapmaktadır. Dahası, yöntem kamusal olarak geliştirilebilecek ve kullanılabilecek bir yöntemdir. İlk üç yöntemi aşındıran ve amacından saptıran “toplumsal dürtü”, burada tam tersine bir avantaja dönüşmektedir. Öte yandan, bu dördüncü yöntem temel bir varsayıma, bağımsız bir gerçekliğin bulunduğu varsayımına dayanmaktadır ve söz konusu bu varsayımın nasıl temellendirilebileceği ayrı bir tartışma konusudur. Felsefe tarihinden bildiğimiz gibi, modern epistemolojinin belki de en temel sorunu, bizim öznel kanaatlerimizden bağımsız bir gerçekliğin bulunup bulunmadığı sorusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir toplum ya da cemaat içerisinde, belli kanı ve inançları yayan, bu inançlardan şüphe duyulmasına engel olmaya çalışılan, karşı ya da farklı görüşlerin ortaya çıkması ihtimali belirirse bunun üzerinde giden ve bastıran bir kurumun ihdas edildiğini düşünelim. Peirce, bu yöntemin kanıların ve inançların sabitlenmesi konusunda ilkine göre daha etkili olacağını düşünmektedir. Ancak Peirce’a göre sorulacak soru, bu yöntemin istikrarlı olup olmayacağıdır. Peirce’in bu konudaki yanıtı da olumsuzdur. Peirce’a göre, her toplumda bir grup insan, farklı toplumlarda ya da farklı zamanlarda, farklı otoriteler altında farklı yaklaşımların ve görüşlerin savunulduğunu görecektir. Kendilerine, kendi inançlarının diğerlerinden neden daha üstün olması gerektiğini soracaklar ve bu da yine şüphelerin doğmasına yol açacaktır. Öyleyse, bu ikinci yöntem de arzu edilen amaca hizmet etmeyecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnatçılık yöntemi • Otorite yöntemi • Doğal tercihler yöntemi veya a priori yöntem. • Bilim yöntemi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
19. yüzyılda yaşanan bilimsel gelişmeler arasında, Batı Felsefesi’ni derinden etkileyen en önemli kuramlardan birisi, hiç şüphesiz, Darwin’in geliştirdiği evrim kuramıdır. Bazıları, Darwin’in bu kuramını Newton’un mekanik kuramı ile karşılaştırmakta ve Newton’un madde ve kuvvetler hakkında geliştirdiği fikirlere benzer biçimde, Darwin’in canlıların değişimi ve çeşitlenmesini açıkladığını iddia etmektedirler. Darwin’in geliştirdiği kurama göre, genlerde meydana gelen rastlantısal değişimler, bireylere çevreye uyum süreçlerinde farklı avantajlar sağlamakta, bunun sonucunda da doğal bir seçilim sürecinde çevreye en iyi uyum gösteren hayatta kalmaktadır. Bu suretle, bireyler sahip oldukları genetik özellikleri sonraki nesillere aktarmaktadırlar. Bu aktarım süreci de uzun bir zaman dilimi içerisinde türlerin değişimini ve çeşitlenmesini temin etmektedir. Evrim kuramının beraberinde getirdiği değişim olgusunu Peirce, dile uygulamıştır. İnsan, hayatta kalma sürecinde çevresiyle sürekli etkileşim halindedir. Bu süreç içerisinde anlamlar, ne yaptığımıza, neyi hangi yöntemle ve ne ölçüde açıklığa kavuşturduğumuza bağlı olarak değişebilir. Bu değişim olgusu, Peirce tarafından kabul edilir. Peirce’ın dil anlayışı ile Darwin’in evrim kuramı arasındaki bağda tam bu noktada berrak hale gelir. Dil, Peirce’a göre, evrime tâbîdir. Dewey’e göre ise Darwin’in eserinin başlığında ki “tür” ve “köken” terimlerinin, eserin adında bir araya getirilmesi bile, başlı başına “düşünsel bir devrim”dir. Dewey, Darwin’in eserinin, Antik Yunan’dan beri Batı düşüncesine hâkim olan çerçeveyi kökten biçimde değiştirdiğini öne sürer. Yeni felsefe mutlak kökenler ya da mutlak gayeler peşinde koşmamalıdır. Bu dünyada karşımıza çıkan somut sorunlara ilişkin somut çözümleri olanaklı kılan bir yönteme yönelmelidir. Dewey, bu yöntem değişikliğinin bir anda olmayacağını düşünmektedir. Çünkü, tıpkı Peirce gibi Dewey de sahip olduğumuz kavramların soyut mantıksal formlarla ya da kategorilerle sınırlı kalmayıp birtakım alışkınlıkları, yatkınlıkları ve tavırları içerdiğini düşünür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Uyaran • Amaç ya da sonuç • Yöntem.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yöntemde esas olan, farklıı biçimlerde ifade edilse de aşikâr olanı kabul etmektir. Söz konusu “aşikâr olan”, “akla uygun - makul”, “açık ve seçik” gibi ifadelerle anlatılabilir. İlk iki yöntemdekinin tersine, burada düşünme, tartışma ve bu suretle reddedilemez olana ulaşma çabası ön plana çıkmaktadır. Peirce, bu alanda örnek olarak Batı felsefe tarihinden Platon’dan Hegel’e kadar uzanan metafiziksel dizgeleri örnek olarak vermektedir. Ancak bu yöntem de sorunsuz değildir. Tarih göstermiştir ki bir kişiye apaçık gelen bir şey bir başkası için hiç de öyle olmayabilir. Bu yöntemde ön plana çıkarılan düşünme ve tartışma, tıpkı beğeni kavramında olduğu gibi bir düşünsel gelişimi var saymakta, bir bakıma, herkesin belli bir beğeni düzeyine ulaşacağını ve ortak bir noktada buluşacağını ummaktadır. Oysa düşünce tarihi, bunun gerçekleşmediğini bize göstermektedir. Peirce’in kendi ifadesiyle, “sarkaç daha maddeci ve daha zihinci felsefeler arasında ileri geri salınma”ya devam etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Söz konusu gerçek şüpheler, bir belirsizlik durumu yaratan ve nasıl davranmamız gerektiğini bilemememize yol açan şüphelerdir. Descartes gibi felsefecilerin şüphe yöntemini uygulayarak başarmaya çalıştıkları, bilimsel araştırmalara tam bir kesinlikle başlamaktır. Oysa Peirce’a göre, böylesi bir tam kesinliğe zaten ihtiyacımız bulunmamaktadır. Yapmamız gereken, sahip olduğumuz inançlarla işe başlamak ve gerçek şüpheleri gidermek üzere yola koyulmaktır. Zaman içerisinde inançlarımızı iyileştirmek ve gerçek şüphelerden arındırmaya çalışmaktır. İnançlarımız bizim için iş gördükleri sürece onları sorgulamak için de bir sebebimiz yok demektir. Bu nokta, Peirce’ın düşünsel konumunun neden “pratik” sıfatını taşıdığını göstermek bakımından önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşaretler canlılar dünyasındaki en ilkel iletişimden en karmaşık dillere kadar her alanda karşımıza çıkar. İşaretlerin ayırt edici özelliği, üçlü bir yapıyı haiz olmalarıdır. Bir işaret, bir yorumlayana göre bir nesnenin yerine geçer. Bir işaret olmak, bu üç unsuru içerir. “Bir işaret bir nesneye işaret eder.” demek, yeterli değildir. “Bir işaret bir yorumlayana göre bir nesneye işaret eder.” demek daha doğrudur. Bu üçlü yapıyı kullanarak, dil felsefesinin farklı alt dallarını belirlememiz mümkündür. Burada Peirce, “yorumlayan” terimi ile insanları, bilinç sahibi yorumlayanları kastetmemektedir. Örneğin bir kuşun, bir sürü içerisinde belli bir düzende uçarken, sürü başının gagasından çıkan bir sese tepki vererek belli bir başka düzene geçmek üzere yer değiştirmesi, söz konusu sesin (işaretin) yorumlayanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Peirce ilk olarak indekslerden (veya bağlamsal göstergelerden) söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen arasında nedensel bir bağıntı mevcuttur. Dumanın ateşle, bir yanaktaki kırmızı beş parmak izinin atılmış bir tokata işaret etmesi gibi. İkinci olarak ikonlardan (veya görüntüsel göstergelerden) söz eder. Bu durumda, işaret ile işaret edilen nesne arasında bir benzerlik bağıntısı bulunmaktadır. Son olarak sembolleri (veya simgesel göstergeleri) ayırt eder. Bu durumda ise işaret eden ile işaret edilen arasındaki bağıntı, uzlaşımsal ya da rastlantı saldır. Örneğin, “kitap” sözcüğünde okumakta olduğunuz kitaba işaret etmesini gerektirecek hiçbir bağıntı yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnanç ve şüphe cinsinden tanımlanmaktadır. Doğru bir inanç, sabitlik kazanmış bir inançtır. Ancak buradaki sabitlik, geçici bir sabitlik değildir. şüphe tarafından sarsılamayacak mutlak bir sabitliktir. Herhangi bir konuda araştırma yapanların, azimli bir biçimde bilimsel yöntemi izlerlerse, nihaî olarak üzerinde anlaşacakları inançtır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parmenides
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üçlü bir yapıyı haiz olmalarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Varlık, zamanın şartlarına tâbî olmayanla, bu itibarla da kalıcı olanla özdeşleştirmiştir. Varlık, özü itibariyle düşünseldir ve duyusal olanın geçiciliğine ve değişkenliğine karşıt olarak kalıcıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir çizgi üzerinde renklerin frekanslarına göre dizilmeleri ile oluşur Bu tayfın orta noktasına eşit mesafede (eşit frekans büyüklüğünde farklılaşan) renkler, birbirlerine göre simetrik renklerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 330 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.