Schelling’e göre filozofun doğa ile ilgili duruşu nasıl olmalıdır?
Yayımlanmış cevap
Schelling’e göre filozof doğanın görülür Tin olduğunu, tininse görülmez doğa olduğunu göstermelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
397 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Schelling’e göre filozof doğanın görülür Tin olduğunu, tininse görülmez doğa olduğunu göstermelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling’e göre mutlak öznellik ve nesnelliğin salt özdeşliğidir ve tek bir bilgi edimidir, içinde hiçbir zamansal ardışıklık yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sınırsız etkinlik ve durdurucu kuvvet arasındaki etkileşimle en alt doğa düzeyi, dünyanın genel yapısı, cisimler dizisi ortaya çıkar. Schelling bu düzeye doğanın ilk potansiyelliği adını verir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sınırsız etkinliğin itkisi kendini yeniden ileri sürer ve doğanın kuruluşunda ikinci birlik ya da potansiyellik, evrensel mekanizm olarak karşımıza çıkar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling, bilincin tarihini üç ana evrede izler: İlk evre ilkel duyumdan üretken sezgiye dek yayılır ve doğa felsefesinde maddenin kuruluşu ile bağlantılıdır. İkinci evre üretken sezgiden derin düşünmeye dek uzanır. Üçüncü evrede organizmanın oluşumu devreye girer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling’e göre tarih, insan soyunun özgürleşme yolundaki gelişimidir. Tarih zorunluluk aracılığıyla özgürlüğün gerçekleşimidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fichte’nin felsefesinde ağırlık noktasını pratik felsefe oluşturuyordu. Ben’in temel niteliği eylemdi. Schelling’in felsefesinde ise ben’in ulaşabileceği en yüksek basamak etik değil, estetiktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling, ben’in bilen ve eyleyen bilinçliliğine estetik bilinci eklemiştir. O, bu bilinçliliğe estetik sezgi der. Estetik sezgi kendisini sanatsal yaratmada dışlaştırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling’in özdeşlik felsefesi panteizmin bir türüdür ama Spinoza’nın ölü, maddesel ve determinist panteizmine karşıt olarak, doğanın canlılığını vurgulamaktadır. Spinoza’nın etkisi açık olmasına karşın, Herder ve Goethe’nin vitalistik yorumlamaları aracılığıyla filtrelenmiştir. Aynı şey Schelling’in Bruno’sundaki vitalistik panteizmin benzer etkisiyle gerçekleşmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Negatif felsefe deyince evreni açıklama amacında olan sistemin tümüyle kavramlara ya da özlere sınırlı olduğunu ve bu sistemlerin mantıksal çıkarım düzeyinde kaldığını öne sürer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu felsefe varoluşsal anlamda bir salt edim ya da varlık olarak tanrı ile başlar ve bu en yüksek edimden başlayarak tanrının kavramına ya da doğasına geçer. Buna göre tanrı kişisel olmayan bir kavram ya da öz değil, yaratıcı bir varlıktır; Varlığın efendisidir. Burada varlık, dünyadır. Schelling bu şekilde pozitif felsefeyi kişisel bir varlık olarak tanrı kavramına dayandırmış oluyor.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling’in pozitif felsefe yapma dönemi 1809’dan ölüm yılı olan 1854 yılına dek süren uzun bir zaman aralığını kapsamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schelling’e göre, olumsuz felsefenin sonunda sadece olanaklı dini bulabiliriz, olgusal dini değil. Ancak salt akıl sınırları içindeki dinsel koşuldan pozitif felsefeye geçişledir ki ilk olarak din alanına girmiş oluruz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hermeneutik, dinsel yorum bilim anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher’in felsefi önemi dinsel yaşamı çözümleme eylemine girişince ortaya çıkan yorumlama denemesi ile dinsel bir yorum bilim (hermeneutik) alanından hareketle modern hermeneutiğin de kurucularından biri durumuna gelmiş olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher’e göre düşünce ve varlık birbirleriyle ilişkilidir. Bu da iki yolla olur: ya düşünce kendisini doğaya uydurur ya da doğayı kendisine uydurur. Bu iki yol insanda başlar ve tanrıda birleşir, özdeşleşir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En son olgusallık tin ve doğanın evrende ya da tanrıda özdeşlikleridir. Kavramsal düşünce bu özdeşliği anlayamaz ama özdeşlik duyumsanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher’e göre dinin özü ne düşünce, ne de eylemdir; sadece duygu ya da sezgidir. Bu edim evreni sezmeye çalışır ve evren Schleiermacher’e göre, sonsuz tanrısal olgusallıktır. Bu yüzden din özsel olarak sonsuza bağımlılık duygusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher, Kant ve Fichte’nin dini ahlaka indirgeme projelerine itibar etmemiş, görüşleriyle tıpkı Schelling’in yaptığı gibi Ortaçağın büyük mistik düşünürü Jakobi’yi izlemiş olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher’e göre hem metafizik hem de ahlak, din ile bütünlenmeye gereksinim duyarlar. Sonsuz bütünlüğün temel dinsel sezgisi olmaksızın metafiziğin kavramsal yapısı boşlukta asılı kalacaktır ve yine din olmaksızın ahlak felsefesi insanın oldukça yetersiz bir kavramını verecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Spinoza’ya göre tanrı insana ilişkin tüm kategorileri aşar. Tanrı ayrımlaşma ve karşıtlık içermeyen bir birliktir bu nedenle insan düşüncesinin kategorilerinden hiçbiri ona uygulanamaz. Örneğin tanrıya kişilik yüklenemez. Çünkü tüm bu kategoriler sonludur ve birbirine bağımlıdırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher için tanrı aynı zamanda sonsuz bir yaşam ilkesidir ve bu yönüyle Spinoza’dan az çok uzaklaşarak Fichte’nin geç dönem felsefesine yaklaşmış olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher için din sonsuza yönelen temel bağımlılık duygusunun kazanılmasından oluşur ve zihinden çok yüreğin, bilgiden çok inancın konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan-olma tümeli tüm sonlu bireylere içkindir, bu açıdan her birey aynı zamanda tanrısalın tikel bir belirişidir denebilir. Ama aynı zamanda düşünme/bilme etkinliklerinin ve isteme/eyleme etkinliklerinin konusu olarak insan bireyi tin ve doğayı birleştirir, bir başka deyişle zihin ve bedenden oluşur ve bu şekilde yer ve zaman açısından bireyselleşir. Bunun anlamı her birinin kendine özgü yetenekleri ve bir özgünlüğü (orijinalitesi) bulunduğudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Schleiermacher’e göre bireysellik ancak başkaları ile ilişki içinde gerçeklik kazanır. Toplum da insan bireylerinin bir topluluğu olarak bireysel ayrımları gerektirir. Böylece toplum ve birey birbirlerine göndermede bulunan olgulardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?