Adile Sultan'ın divanında kaç gazel bulunur?
Yayımlanmış cevap
Divanı, genellikle dinî ve tasavvufi konuları içeren 179 gazelden oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
219 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Divanı, genellikle dinî ve tasavvufi konuları içeren 179 gazelden oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Adile Sultan'ın divanı dinî içerikli birkaç şiir ve bağlı bulunduğu Nakşibendi tarikatının silsilesini andığı mensur metinle son bulur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mersiyeler, ölen birinin ardından duyulan üzüntüyü dile getirmek, o kişinin iyi taraflarını anlatmak üzere yazılan lirik şiirlerdir. Bu tarz şiirlere halk edebiyatında ağıt, İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ise sagu denildiğini biliyorsunuz. Yani mersiye; sagu veya ağıtın divan şiirindeki biçimidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mersiyeler, feleğe sitem ve bu dünyanın geçici oluşunu vurgulayan bir giriş, kaybedilen yakının övgüsü ve onun kaybından doğan üzüntü ile ölenin mekânının cennet olmasını dileyen dua bölümünden oluşur. Mersiyelerde genellikle terkib-bent, terci-bent ve kaside gibi uzun nazım biçimleri tercih edilmekle birlikte murabba, muhammes, müseddes; gazel, mesnevi ve kıta şeklinde de mersiyeler yazılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taşlıcalı Yahya’nın “Şehzade Mustafa Mersiyesi”, Bakî’nin “Kanuni Mersiyesi”, Şeyh Galip’in “Esrar Dede Mersiyesi” türün en güzel örneklerindendir. Kerbela konusunun işlendiği eserlere ise genel olarak maktel denir. Fuzulî’nin Hadikatü’s-Süeda adlı eseriyle Kâzım Paşa’nın Kerbela Mersiyeleri en tanınmış maktellerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik şiirin dört başı mamur bir edebî gelenek hâline geliş süreci, her ne kadar gazel merkezli bir dikkati zorunlu kılsa da asırlara yayılmış bu uzun serüvende mesnevi nazım şeklinin özel bir yeri vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XIV-XV. yüzyıllarda bolca yazılmış ve okunmuş dinî-mistik mesneviler, Türkçenin aruza uyum çabasını güçlü bir biçimde desteklerken, sonraki dönemlerde yazılan ve lirizm bakımından Fars edebiyatındaki benzerlerini aratmayan örnekler, tüm divanları kuşatacak “klasik estetik” anlayışının inşasında pay sahibi olmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rahat, gösterişsiz ve samimi üslupları sayesinde güçlü sanatkârlar sınıfına dâhil olan kimi mesnevi şairleri, bir yandan klasik kültürle halk irfanını buluşturmuş, diğer yandan da gördükleri geniş kabulle halk anlatılarını besleyen önemli metinlere imza atmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal ve kültürel hayatın ciddi değişim sancılarına sahne olan XVIII. yüzyıl, mesnevi geleneği için de farklılıkların değer bulduğu bir asra ev sahipliği yapar. Öyle ki çift kahramanlı klasik aşk öykülerinin gördüğü ilgi, özgün kurguları ve mahallî-realist ayrıntılarıyla dikkat çeken eserlere kaymış durumdadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mesnevi geleneği için “gecikmiş bir milat” kabul edilebilecek olan Hüsn ü Aşk ise son mesnevi çağının sakinlerini güçlü ve romantik bir gün batımı kızıllığıyla baş başa bırakır. Nitekim XIX. yüzyılda yazılan mesnevilerin başlıca temaları alegori ve aşktır. Bunun yanısıra dinî, siyasi ve tarihî konularda mesneviler yazılmıştır. Bu yüzyılda yazılmış bazı mesneviler, gözleme dayalı gerçek sahneler içermesi sebebiyle önceki yüzyıl mesnevilerinden ayrılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XIX. yüzyıldaki mesnevi sayısı, diğer yüzyıllara göre daha azdır. Bunun başlıca sebebi, Osmanlı modernleşmesinin Tanzimatla birlikte ivme kazanarak kültür ve sanat hayatını da Batı estetiğine göre biçimlendirmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anlatmaya dayalı geleneksel türler, yerini yavaş yavaş romana bırakmıştır. Mesnevi geleneğini sürdüren şairler bile yeni arayışlara girmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çoğu XIX. yüzyılın ilk yarısında yazılmış olan mesneviler içeriklerine göre şöyle sınıflandırılabilir: Temsilî (alegorik) mesneviler: Ateşgede (Yenişehirli Avnî), Gülşen-i Aşk (Keçecizadeİzzet Molla). Âşıkane mesneviler: Yusuf u Züleyha (Mehmet İzzet Paşa), Naz u Niyaz (Keçecizade İzzet Molla). Dinî mesneviler: Mevlid (İrşadî Baba), Mevlid (Selamî). Siyasi hiciv içeren mesneviler: Mihnetkeşan (Keçecizade İzzet Molla), Sergüzeştname (Bayburtlu Zihnî). Tarihî mesneviler: Zafername (Hayrî), Manzume-i Sivastopol (Rızayî). İşret hayatıyla ilgili mesneviler: Sakiname (Antepli Aynî).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mehmet İzzet Paşa’nın Yusuf u Züleyha’sı, geleneğin etkisiyle yazılmış aşk mesnevilerinin son örnekleri arasındadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keçecizadeİzzet Molla’nın Mihnetkeşan’ı ve Bayburtlu Zihnî’nin Sergüzeştname’si ise bozulan siyasi otorite ve taşra yapısını mizahi bir dille eleştiren siyasi hiciv niteliğindeki eserlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XVIII. yüzyılın sonunda Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk ile mesnevi geleneğine kazandırdığı itibar XIX. yüzyıl şairlerini etkilemiştir. İzzet Molla’nın Gülşen-i Aşk’ında ve Yenişehirli Avnî’nin Ateşgede’sinde Hüsn ü Aşk etkisi belirgin bir biçimde hissedilir. Hüsn ü Aşk’ın yenilik vurgusu kadar, orijinal hayalleri de takipçilerine cazip gelmiştir. Modern Türk şairlerinin de ilgisini çeken “ateş” imajı, Yenişehirli Avnî’nin Ateşgede mesnevisini baştan sona kaplamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mesnevi geleneği içinde ilk defa Hüsn ü Aşk’ta kullanılan “tardiye” nazım şekli, Keçecizade İzzet Molla’nın Gülşen-i Aşk’ında da görülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keçecizade İzzet Molla, 1786’da İstanbul’da doğdu. Aslen Konyalı bir aileye mensuptur. Tanzimat döneminin ünlü sadrazamı Keçecizade Fuat Paşa’nın babasıdır. II. Mahmut döneminde sarayla yakın ilişkiler kurmuş, dönemin önemli ismi Halet Efendi’nin gözdeleri arasında yer almıştır. 1822’de Keşan ve 1829’da Sivas olmak üzere iki kez sürgüne gönderilmiştir. Sivas’ta sürgündeyken vefat etmiştir (1829).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keçecizade İzzet Molla’nın Divan-ı Bahar-ı Efkâr adlı bir divanı, Divan-ı Hazan-ı Âsar adlı bir de divançesi vardır. Divanlara özel adlar vermenin yaygınlaştığı dönemde İzzet Molla iki divan tertip ederek genel eğilime uygun davranmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keçecizade İzzet Molla Mihnetkeşan, Gülşen-i Aşk ve yarım kalmış Naz u Niyaz adlı üç mesnevi yazmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mihnetkeşan Keçecizade İzzet Molla’nın, 1823’te Keşan’a sürgün edilme hikâyesini mizahi bir dille anlattığı, siyasi hiciv niteliğindeki mesnevisidir. Mihnetkeşan, İzzet Molla’nın yaklaşık bir yıllık Keşan sürgününü hikâye eder. Eser, tür itibarıyla bir sergüzeştnamedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güncel detayları klasik kültür birikimiyle harmanlayan İzzet Molla, mesnevi boyunca metni hareketlendiren çok sayıda anlatım tekniğine başvurur. Dostluk kurduğu bir şairle yaptığı Farsça manzum yazışmaları, İstanbul’dan gelen mektupları, yerel tipleri, çıktığı kısa seyahatleri ve daha pek çok reel ayrıntıyı; göndermeler, alıntılar, diyaloglar, iç ses konuşmaları vb. anlatım teknikleriyle şiirleştirir. Klasik tahkiye geleneğini gerçek anlamda bir dönüşüme uğratan Mihnetkeşan, Anadolu Türk ediplerinin bir süre sonra tanışacağı Batı kaynaklı anlatı türlerine yapılmış ilk ciddi hazırlık kabul edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mihnetkeşan’da 109’u başka şairlerden alıntı olmak üzere 4166 beyit ve 6 tahmis bendi bulunur. Eser aruzun, Şehname vezni diye bilinen fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl kalıbıyla yazılmıştır. Olay örgüsüne uygun olarak kaside, kıta, tahmis, rubai gibi farklı nazım şekilleriyle yazılmış mersiye, şitaiye ve kudumiyye gibi şiir örnekleriyle konuya akıcılık kazandırılmıştır. Bu yönüyle Mihnetkeşan, benzer mesnevilerde rastlanmayan ölçüde değişik nazım şekilleri içerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eser, alışılagelen mesnevi anlayışına uygun biçimde tasarlanmıştır. Başta; geleneğe uygun olarak münacat, naat, dört halife övgüsü yer alır. Bunları dönemin padişahı II. Mahmut’un övgüsü takip eder. Klasik mesnevi geleneğindeki gibi “Âgâz-ı Dâstân ve Şikâyet ez-Cihân (Hikâyenin Başlangıcı ve Dünyadan Şikâyet)” başlığıyla asıl hikâyeye geçilir. Şair, sürgüne gönderilme gerekçesini kısaca anlatır. “Ahvâl-i Menâzil” başlığı altında Keşan yolculuğu sırasında gördüğü yerlerden bahseder. Topkapı’da başlayan yolculuk Küçükçekmece, Büyükçekmece, Bigados Köyü, Silivri, Türkmenli, Tekirdağ, İnecik, Kalivra Köyü üzerinden Keşan’da son bulur. Başından geçen bir dizi olaydan sonra İzzet Molla affedildiği haberini alır. Ergene’de başlayan geri dönüş yolculuğu, şairin Edirne, Havsa, Babaeski, Burgaz, Çorlu, Silivri, Küçükçekmece yolunu takip ederek Yenikapı’dan İstanbul’a girmesiyle son bulur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keçecizade İzzet Molla’nın oldukça genç yaşta kaleme aldığı ilk eseri Gülşen-i Aşk, 300 beyitten oluşan küçük bir mesnevidir. Eser aruzun fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün (fâ’lün) kalıbıyla yazılmıştır. İzzet Molla bu mesnevisinde, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’la zirveye taşıdığı alegorik anlatıma dayalı mesnevi geleneğini takip eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?