Tasavvufî mesnevilerden olan bu eser, Attâr’ın Musîbet-nâme’sinin çevirisidir ve Sultan II. Murâd’a takdim edilmiştir. Pir Mehmed'in bu eserinin ismi nedir?
Yayımlanmış cevap
Tarîkat-nâme
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
179 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Tarîkat-nâme
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hamdullâh Hamdî
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hz. Peygamber ve ashabına itikatta uyanlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hüsrev ü Şîrîn hikâyesi ilk defa Türk asıllı Genceli Nizâmî’nin kalemiyle edebî bir hüviyet kazanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk edebiyatında Leylâ vü Mecnûn hikâyesini tam olarak nazmeden ilk şair bugünkü bilgilerimize göre Edirneli Şâhidî’dir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu mesneviler, Türk edebiyatına Ahmedi'nin İskender-nâme’siyle girmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nusretnâme-i Osmân bölümü
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XV. asır tarihçilerinden olan Kemâl’in Sultan II. Bâyezîd namına 895/1490’da bitirdiği Selâtînnâme, kuruluşundan Fâtih devri sonuna kadar tam bir Osmanlı tarihidir. Kemâl, bilinçli olarak Türk dilinin “şeker gibi tatlı bir dil” olduğunu eserinin çeşitli yerlerinde dile getirmiş ve Türkçenin güzelliğini göstermek için eserini yazmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Gazavât-nâmeler”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Sergüzeştnâme”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Hasb-i hâller”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şehr-engîzler
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Har-nâme
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslâmî ilimlerden sayılıp çeşitli konularda, özellikle de kozmik olaylar hakkında önceden bilgi veren, bunlardan korunma ve faydalanma yolunu öğreten ilim.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nazire, bir şairin tanınmış bir şiirine veya şiirlerine sonradan başka bir şair veya şairin kendisi tarafından, kafiyeleri veya kafiye ve redifleri aynı olan, aynı vezin ve konuda yazılan, çoklukla gazel ve kasidelerde görülen benzer şiirlerdir. Cevap da denilen nazirenin, aynı dilde ve şivelerde olması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fars edebiyatında ise, nazire, “cevâb” kelimesi ile karşılanmış, ayrıca “istikbâl” ve “tazmîn” gibi terimler de kullanılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kendisi örnek alınarak benzeri yazılan şiire “zemîn” veya “model” şiir denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yunus Emre ve Hakîm Süleyman Ata Ahmed-i Yesevî’nin şiirlerine nazireler söylemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edebiyatta şairlerin yetişmeleri, güzel şiirlerin taklit edilmesi ve sanatkârın kendini her yönü ile geliştirerek ortaya özgün eserler koyması ile sağlanmıştır. Bu açıdan bakınca nazirelerin edebiyatta büyük bir itici güç olduğu görülür. Şair, bu ilk devrinde bir çırak gibidir. Ancak şiir bilgisinin genişlemesi, hayat tecrübe ve şartlarının sanata yönelmesi, bulunduğu ortamın hatta şairler meclisine devamı veya çok okumakla kalfalık devrini de geçerek ustalık dönemine ayak basmış olur. Bütün bunlarda, dili ne şekilde kullanması gerektiğini öğrendiği gibi kelime bilgisi zenginleşir, kafiyenin dar ve geniş zeminlerine de vâkıf olur. Gönlü, aklı ve kulağı da ses ile kelimeye karşı ilgili olur, hatta hafızası genişler. Büyük sanatkârlara karşı duyduğu hayranlık ve saygı, şairi onların şiirlerine yönlendirir. İşte şair, bu kazanımlarla sanat dünyasına girer. Böylece, güzel bulup beğendiği şiirlere, hayranlık ve saygı duyduğu şairlerin şiirlerine, aynı konu, aynı vezin, aynı kafiye ve redif ile şiirler yazar. Buna “nazire yazmak”, “tanzîr etmek” veya “nazîre demek” adları verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müşâ’are; aynı zaman içinde söylenen şiirlerdir. Bu yönü ile müşâ’are, nazirenin yaşanan zamandaki canlı örneği olarak görülmektedir. İşte bütün bu uğraşlar nazirenin Türk şiirindeki tesir ve gücünü de göstermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Kerem Kasidesi”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nakîze, bir şiir esas alınarak onunla aynı vezin ve kafiyede, fakat anlamca zıt konuda olan ve bir nevi zemin şiire reddiyye olarak yazılan şiirlere denmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bugünkü bilgilerimize göre, Türk edebiyatında yazılan ilk nazire mecmuası Ömer b. Mezîd’in ortaya koyduğu Mecmû’atü’n-nezâ’ir adlı eserdir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk edebiyatında ortaya çıkan ve şiirimizi açarak genişleten, edebî faaliyetlerin canlılığını devam ettiren nazirecilik neticesinde, yeni eserlerin yazılması da gerekirdi. İşte bunun sonunda, Türk edebiyatında nazire mecmuaları ortaya çıkmış oldu. Nazire mecmuaları, yazılan şiirleri edebî bir zevke göre ele alıp, onlara ilgi duyarak devam ettiren şairleri vermeleri ve sevilen şiirleri ortaya koymaları açısından önemlidir. Her şeyden önce edebiyat tarihinde adları geçmeyen, ancak şiirleri ile kendini gösteren, hayatları hakkında bilgimizin bulunmadığı şairlerimizin böyle mecmualarda yer alması, edebî zenginliğimizi de göstermektedir. Unutulmuş ve eserleri kaybolmuş bu şairler sayesinde, nazire mecmualarımız zenginlik kazanmıştır. Ancak nazire mecmualarına geçmeden, kimi şairlere yer veren ve onlardan beyitler alan ilk şair ve yazar Şeyhoğlu Mustafâ’dır.Edebiyat tarihimizin kaynaklarından olan nazire mecmuaları, daha sonra yerlerini tezkiretü’ş-şuarâ genel adı ile anılan eserlere bırakacaklardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Terim olarak nazire yerine “mu’âraza” yanında “ihtizâ” ve “muhâkât” kelimeleri de kullanılmış, çok sonraları “taklîd”, “nazîr” ve “mesîl” terimlerine de yer verilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?