Varyant ne anlama gelmektedir?
Yayımlanmış cevap
Varyant, edebiyatta masal, efsane, bilmece, oyun gibi halk edebiyatı ürünlerinin aslından az çok ayrılan değişik biçimine denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
390 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Varyant, edebiyatta masal, efsane, bilmece, oyun gibi halk edebiyatı ürünlerinin aslından az çok ayrılan değişik biçimine denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Halkbiliminin değerini, önemini ve çağdaş Türk kültürüne kaynak olarak oynayabileceği rolü bütünüyle ilk kavrayan, Türkçülük akımının yayılmasında halk kültürü değerlerimizden yararlanan Ziya Gökalp (1876-1924) olmuştur. Ziya Gökalp’ın Halka Doğru dergisinin 23 Temmuz 1913 tarihli sayısında yayınlanan “Halk Medeniyeti I- Başlangıç” adlı yazısı, Türkiye’de folkloru tanıtan ilk yazıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ziya Gökalp’ın Halka Doğru dergisinin 23 Temmuz 1913 tarihli sayısında yayınlanan “Halk Medeniyeti I- Başlangıç” adlı yazısı, Türkiye’de folkloru tanıtan ilk yazıdır. Gökalp, bu yazısında folklor terimine karşılık olarak “halkıyât” kelimesini kullanmıştır. Folklor karşılığı “Halkbilimi” terimi ise çok daha sonraları ortaya çıkmış ve günümüzde yaygınlık kazanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ziya Gökalp, Mehmed Fuad Köprülü ve Rıza Tevfik Bölükbaşı, Türkiye’de Halkbilimiyle ilgili ilk çalışmaları yapmaları nedeniyle, Türk Halkbilimi çalışmalarının öncüleri kabul edilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de Halkbilimi konusunda sistemli ve yaygın çalışmalara Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetleri döneminde başlanmış ve Cumhuriyet döneminde daha somut gelişmeler kaydedilmiştir. Daha Cumhuriyet kurulmadan, Atatürk’ün başkanlığını yaptığı T.B.M.M. Hükûmeti döneminde, 1920 yılında Maarif Vekili (Millî Eğitim Bakanı) Dr. Rıza Nur, Hars (Kültür) Müdürlüğünü kurarak, savaş bütün hızıyla sürerken, “halkıyât” (halkbilimi) ürünlerinin öğretmenler ve öğrenciler tarafından derlenmesi için okullara genelge göndermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Halkbilimi çalışmaları tarihinde ilk Halkbilimi derneği, 1 Kasım 1927’de Ankara’da Anadolu Halkbilgisi Derneği adıyla kurulmuştur. Bu dernek kısa bir süre sonra adını Türk Halkbilgisi Derneği olarak değiştirmiş ve Halkbilgisi Haberleri adlı dergiyi 1932 yılına kadar çıkarmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İstanbul Üniversitesine bağlı olarak Mehmed Fuad Köprülü tarafından kurulan Türkiyat Enstitüsü, Türkiye’de akademik olarak Halkbilimi konusunda eğitim veren ve yayın yapan ilk kuruluştur. Bunu, Köprülü’nün öğrencisi Prof. Pertev Naili Boratav’ın 1938 yılından itibaren Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde kurduğu 1948 yılında kapatılan Halkbilimi kürsüsü izlemiştir. Halkbilimi 1967’den sonra Atatürk ve Hacettepe üniversitelerinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okutulan Halk Edebiyatı dersleriyle 1948’den beri dışında bırakıldığı akademik hayata dönmüş, bu süreç 1980’den sonra daha da hızlanmıştır. Günümüzde Hacettepe, Ankara, Gazi, Van 100.Yıl ve Erciyes üniversitelerinde müstakil bölüm ve program olarak devam eden Türk Halkbilimi eğitim ve öğretimi diğer üniversitelerde de, başta Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri olmak üzere çeşitli bölümlerde ders düzeyinde işlenmektedir. Kültür Bakanlığına bağlı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü de, Halkbilimiyle ilgili derlemeleri ve benzeri faaliyetleri organize eden en önemli devlet kurumudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Halk Edebiyatı kendi içinde, Anonim Halk Edebiyatı, Tekke ve Tasavvufî Halk Edebiyatı ve Âşık Tarzı Halk Edebiyatı olarak üç kısma ayrılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anonim Halk Edebiyatı ürünleri: 1. Nazım: Koşuk, sagu, mâni, ağıt, türkü, destan, ninni. 2. Nesir: Mitler, efsane, memorat, masal, fıkra, sayışmaca, hikâye, tekerleme, atasözü, deyim, bilmece, alkış (dua), kargış (beddua). 3. Halk tiyatrosu: Köy seyirlik oyunları, meddah, karagöz, orta oyunu, kukla
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tekke ve Tasavvufî Halk Edebiyatı ürünleri: 1. Nazım: Hikmet, nutuk, devriye, nefes, şathiye, ilâhî, ramazaniye. 2. Nesir-nazım karışık: Gülbanklar, dinî-millî destanlar, menkıbeler, 3. Nesir: Dinî-tasavvufî halk hikâyeleri, menâkıp-nâmeler, halk kitapları, dualar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Âşık Tarzı Halk Edebiyatı ürünleri: 1. Nazım: Koşma, mâni, varsağı, destan, semaî, taşlama, koçaklama, güzelleme, sicilleme, kalenderî, divanî, ağıt, türkü 2. Nesir-nazım karışık: Destan kolları, halk hikâyeleri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Halk Edebiyatını araştırma ve inceleme de yöntem üzerinde duran ilk bilgin, özel hocalardan ders alıp kendi kendini yetiştiren Mehmed Fuad Köprülü olmuştur. Mehmed Fuad Köprülü 1913 yılında 23 yaşında, İstanbul Üniversitesi (Dârü’l- Fünûn Edebiyat Medresesi) Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü profesörlüğüne atanır. Yaptığı ilmî çalışmalar, yetiştirdiği öğrenciler ve kurduğu kurumlar göz önünde bulundurularak Türkiye’de Türkolojinin (Türklük Bilimi) kurucusu olarak kabul edilir. Mehmed Fuad Köprülü üniversitede çalışmaya başlayınca önce, Bilgi Mecmuası’nda “Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl” adlı makalesini yayınlar. Köprülü, bu makalesinde Batı dünyasının edebiyat ve edebiyat tarihçiliği alanındaki bilimsel bakış açılarını ve yöntemlerini analiz eder ve tanıtır. Daha da önemlisi Köprülü bu yazıda, Türk edebiyatı bakımından bize uygun olan bilimsel yaklaşımları da belirler. Bu makale ile birlikte Türkiye’de yüzyıllardır Türk edebiyatı tarihi çalışmalarında kullanılan yöntem olan “tezkire”cilik yaklaşımı sona erer ve çağdaş Türk edebiyatı tarihçiliği başlar. Onun, Türk Edebiyatı Tarihi adıyla 1920 yılında yayınlanan çalışması, Türkiye’de çağdaş bakış açısıyla hazırlanan ilk Türk edebiyatı tarihidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mehmed Fuad Köprülü, bu eseri ve halk edebiyatı tür ve şekillerine dair birçok makalesinin yanı sıra 1915 yılında Millî Tetebbular Mecmuası’nın ilk sayısında yayınlanan “Âşık Tarzının Menşei ve Tekâmülü” adlı çalışmasıyla, Türkiye’de Âşık Edebiyatı üzerine ilk çalışmayı yapmış ve bu yazıda Âşık Edebiyatı incelemelerinde izlenecek yol ve yöntemler hakkında bilgiler vermiştir. Bu çalışmasında Âşık Edebiyatı ile ilgili kaynakların kısırlığının sebepleri üzerinde duran Köprülü, bunu Divan Edebiyatı mensuplarının küçümseyici ve buna bağlı olarak Halk Edebiyatını tezkirelerden dışlayıcı tavırlarına bağlar. Ayrıca, Tanzimat Edebiyatı (Yeni Türk Edebiyatı) mensuplarının teorik olarak bu edebiyata değer vermelerine rağmen pratikte davranışlarının Divan Edebiyatı (Eski Türk Edebiyatı) mensuplarından hiç de farklı olmadığını örneklerle ortaya koyar ve Âşık Edebiyatının diğer edebiyatlarla ilişkileri ve önemi üzerinde durur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de masal derlemelerinde takip edilecek yol ve yöntemler konusunda ilk çalışmayı Ziya Gökalp yapmıştır. Ziya Gökalp’in Küçük Mecmua’da 1922’de yayınladığı “Usullere Dair: Halkiyat (1) Masallar” ve “Usullere Dair: Tandır-nâme” adlı yazıları masal derlemelerinde takip edilecek yol ve yöntem konusunda bilgiler veren ilk çalışmalardır. Aynı şekilde, Ziya Gökalp, yayınladığı Altın Işık adlı eseriyle masallardan faydalanılarak nasıl yeni eserler ortaya konulabileceğini de göstermiştir. Bir anlamda Ziya Gökalp’in Altın Işık adlı eseri, folklordan faydalanarak ortaya daha modern ve çağdaş eserler koymanın ülkemizdeki ilk denemesi ve örneğidir denilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Saadettin Nüzhet (Ergun) ve M. Ferit’in 1926 yılında yayınladıkları Konya Halkıyat ve Harsiyatı adlı eser, bütün eksikliklerine rağmen alan araştırmasına dayalı bir yöre monografisinin ne olduğuna dair ilk derli toplu çalışma olarak ortaya çıkmış ve bu yönde çalışma yapmak isteyenlere hem örnek olmuş hem de onları teşvik etmiştir. Günümüzde bu araştırma eğilimi, gelişip evrilerek “köy ve kasaba monografi”lerini de içine alarak sürmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk halk edebiyatının yazılı kaynakları kronolojik olarak sıralandığında Divanu Lügati’t-Türk öncesi yazılı kaynaklar Çin Yıllıkları, Bengütaş Yazıtlar (Göktürk Abideleri), Eski Uygur Metinleri, Kutadgu Bilig’dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eski Uygur Metinleri, başta, eldeki tek nüshası, Paris Bibliotheque Nationalede olan Uygur harşi Oğuz Kağan Destanı olmak üzere Uygur döneminden kalan pek çok şiir ve adını bildiğimiz en eski Türk şairi Aprınçur Tigin’in şiirleri ve çeşitli dillerden Türkçeye tercüme edilmiş kitaplardan oluşan eski Uygur metinleri, Türk Halk Edebiyatının İslâm öncesi dönemini aydınlatmada son derece önemli kaynaklardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dîvânu Lügâti’t-Türk: Kaşgarlı Mahmud’un Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçenin Arapçadan daha zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla 1072-1074 arasında hazırladığı ve Türk kültür tarihinin en önemli kaynağı olan ansiklopedik bir sözlüktür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cönkler ve Mecmualar: Cönkler, uzunlamasına açılan, ensiz, uzun defterlerdir. Cönkler, Âşık Edebiyatı, Tekke ve Tasavvufî Halk Edebiyatı ve birçok halk kültürü ürünlerine dair örneklerin bulunduğu yazılı kaynakların başında gelir. Halk arasında, ince uzun oluşlarından dolayı “sığır dili” ve “sefine” olarak da adlandırılan cönklerin boyutları değişiklik gösterir. Cönklerin ortalama olarak 5,10,15,23 cm. boyutunda oldukları söylenebilir. Cönklerde, cönk sahibinin tercihlerine göre âşıklara ait şiirlerden, çeşitli dualara, sihir, büyü ile ilgili notlara, ilaç tariflerine, Anonim Halk Edebiyatının türkü, mâni, halk hikâyeleri örneklerine varıncaya kadar pek çok halk kültürü ürünü yer alır. Mecmualar ise, günümüz defterlerine benzeyen yapısıyla cönklerden ayrılır ve daha ziyade şehirli ve eğitimli kişilerce kullanılmışlardır. Divan Edebiyatı örneklerinin yanında halk kültürü unsurlarına da yer veren mecmualara da rastlanılır. Kısacası, Türk Halk Edebiyatının en önemli yazılı kaynakları cönkler ve mecmualardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Halk Edebiyatı ile ilgili araştırma ve çalışmalarda, seçilen konuya ilişkin özgün ve güvenilir bilgi elde etmek, Halk Edebiyatı örnekleri derlemek ve bu eserleri yaratan ve tüketen sosyal ve kültürel çevrelere dair bilgiler edinmek için araştırıcının araştırma yapacağı bireyin, grubun, ya da topluluğun yaşadığı yere giderek yaptığı çalışmaya “alan araştırması” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alan araştırmasına çıkmadan önce araştırmacının veya araştırma ekibinin bazı ön hazırlıklar yapması gerekir. Bu nedenle, önce araştırma planı hazırlanır. Araştırma planında, araştırmanın süresi, araştırma bölgesi, araştırmayı yapacaklar, kullanılacak teknikler, araştırma için gerekli araç ve gereçlerle bunların nasıl temin edileceği belirtilir. Bundan sonra, araştırma yapılacak yerin tarihi, coğrafi durumu, kültür yapısıyla ilgili genel bilgiler edinilir. Araştırma alanının bir haritası temin edilmeli ve söz konusu alanın Halkbilimiyle ilgili yapılmış yayınları, araştırmaya çıkılmadan önce okunmuş olmalıdır. Bu ön hazırlıklarla birlikte, alanda sorulacak görüşme soruları düzenlenir. Teyp, fotoğraf makinesi, kamera gibi âletler kullanılacaksa onların bakım ve kontrolleri yapılır. Film, bant, pil satın alınır veya şarj edilir. Araştırma alanındaki kaynak veya kılavuz kişileri tespit etme ve onlarla temasa geçme yolları aranır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alan araştırmasında kullanılan yöntemler aşağıda gösterilmiştir: 1. Gözlem (müşâhede) Yöntemi. 2. Görüşme (mülâkat) Yöntemi. 3. Anket Yöntemi. 4. Buldurmaca Listesi Yöntemi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Olayın icrasına katılan gözlemci, bilgi derleme açısından birçok avantajlara sahip olacaktır. Katılımlı gözlem yöntemi, öncelikle araştırmacının derleme maksadıyla orada bulunduğu bilinmediği için, derleyiciye derlemek istediği konuyu en doğal hâliyle görme ve inceleme imkânı sağlayacaktır. Böylece, araştırmacı veya derleyicinin, Halk Edebiyatı ürünlerini araştıracağı topluluğun içinde bir süre yaşaması, topluluğun güvenini kazanması, olaylara topluluğun bir üyesiymiş gibi katılması, onun daha sağlıklı ve ayrıntılı bilgi toplamasını sağlayacaktır. Kısa süreli topluluk ziyaretlerinde, bütün olayları gözlemlemek, bütün kaynak kişilerle görüşmek mümkün değildir. Yalnızca bir olayın gözlemini yapmak da araştırmacıyı tatmin etmemelidir. Aktif bir şekilde bir sözlü edebiyat ürünün icrasına katılmak suretiyle, diğer katılımcılarla bir birlik kuracaktır; bu şekilde, olayın yalnız mekanik özellikleriyle yetinmeyip mahiyeti hakkında da bilgi edinebilecektir. Araştırmacı, bu tür bilgiler sayesinde, folklor olayını daha iyi kavrayabilecek ve diğer katılımcılarla yaptığı sürekli görüşmelerde kullanmak üzere, daha tutarlı ve anlamlı sorular hazırlayabilecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Görüşmelerde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: 1. Sorular önceden hazırlanmış olmalıdır. 2. Sorular açık uçlu, yönlendirmeyici ve dolaysız sorular olmalıdır. 3. Soruların dili sade, anlaşılır, cümlelerin anlamı açık olmalıdır. 4. Sorular, kaynak kişiye bir kâğıttan okunmamalı, hatırda tutulmağa çalışılmalı ve mümkün olduğunca normal bir sohbet ortamındaymış gibi yeri geldiğinde sorulmağa çalışılmalıdır. 5. Derleme yapılan yerde mümkünse uzunca bir süre kalınmalı; kısa ve resmî görüşmelerden kaçınılmalıdır. 6. Kaynak kişilerin iş durumları düşünülmeli; tarla, bahçe veya devlet memuriyeti gibi günlük işlerinden ve mesaiden alıkonularak görüşme yapılmamalıdır. 7. Araştırmacı ile kaynak kişi arasındaki kıyafet, konuşma, davranış farkları en aza indirilmeye çalışılmalı, kaynak kişide derleyiciye karşı güven uyandırılmalıdır. 8. Görüşme sakin bir yerde yapılmalıdır. 9. Kaynak kişinin sözlü olmayan jest, mimik gibi hareket hâlindeki cevapları da, kaydedilmelidir. 10. Kaynak kişinin genel ifadeleri, araştırma konusuna, alanına göre özel hâle getirilmelidir. 11. Sorular, kaynak kişinin baştan savma bir “evet” veya “hayır” cevabı verebileceği şekilde düzenlenmemelidir. 12. Kaynak kişi sorularla bıktırılmamalı, zaman zaman ara verilmelidir. 13. Söylenmeyenlerle de ilgilenilmelidir. “Bilmiyorum” sözü, bazen önemli bir cevaptır. 14. Aynı konuda bir kişiyle görüşmekle yetinilmemeli, kaynak kişi sayısı mümkün olduğu kadar arttırılmalıdır. 15. Geleneksel bir edebî sanat hakkındaki bilgiler sadece birinci sınıf ustalardan değil geleneğin biyolojisini anlamaya yardımcı olması için ikinci sınıf ustalardan ve çıraklardan da, derlenmelidir. 16. Bazı konularda cevapların gizli kalacağı hakkında kaynak kişi ikna edilmeli, araştırmacı da bu gizliliğe uymalıdır. 17. Görüşme yapılan kaynak kişinin yaşı, öğrenim durumu, memleketi, mesleği, verdiği bilgileri nasıl ve kimden öğrendiği, görüşme tarihi, yeri ve görüşmeyi yapan mutlaka kaydedilmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk halk şiirinde en çok kullanılan ölçü hece ölçüsüdür. Hece ölçüsü Türk dilinin yapısından doğmuştur. Bu ölçü, heceleri arasında “uzunluk/ kısalık vb.” nitelik bakımından bir ayrım bulunmayan Türkçeye en uygun ölçüdür. Bir dilin ölçü sistemi, o dilin yapısından doğar ve ona uygun olur. Bu nedenle Türk halk şiirinin ölçüsü, hece ölçüsüdür ve çağlar boyunca bu durum hiç değişmemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?