Ülkemizde hipertansiyon görülme sıklığı nedir?
Yayımlanmış cevap
Ülkemizde hipertansiyon görülme sıklığı %37 dir. Bu oranla hipertansiyon açısından yüksek yaygınlık gösteren toplumlar arasında yer almaktayız.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
442 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Ülkemizde hipertansiyon görülme sıklığı %37 dir. Bu oranla hipertansiyon açısından yüksek yaygınlık gösteren toplumlar arasında yer almaktayız.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hipertansiyonu olan kişilerin yaklaşık %95’inde, hipertansiyon için organik bir neden bulunamaz ve bu durum esansiyel hipertansiyon olarak isimlendirilir. Esansiyel hipertansiyonda yaş, erkek cinsiyet, tuz ve alkol kullanımının yüksek miktarlarda olması, obezite (şişmanlık), yüksek kalorili beslenme, yorgunluk, kişilik özellikleri ve stres önemli risk faktörleri arasında sayılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Korku ve kaygı hipertansiyonla en fazla ilişkilendirilen ruhsal faktörlerdir. Korku ve kaygı durumlarında sempatik sinir sistemi uyarılmakta ve adrenalin salınımı olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yağ maddelerinin (kolesterol) kan damar duvarlarında birikmeye başlaması ve damarların daralıp tıkanması ateroskleroz olarak adlandırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ateroskleroz (damar sertliği) kalp krizi, inme (felç), periferik arter hastalığı gibi pek çok hastalığın oluşumunda önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kalp krizi kalbin belirli bölgesine gitmesi gereken kanın akışının bir nedenle engellenmesi olarak tanımlanır. Kalp krizi, kalbin oksijen ihtiyacının artması veya kanlanmanın azalması nedeni ile oluşur. Kalp kasları sürekli çalıştığı için sürekli beslenmesi ve oksijenlenmesi gerekir. Kan akışında herhangi bir engellenme oradaki kas hücrelerinin ölümüne neden olur. Kas hücreleri ölünce, o bölgede kalp kasılması olamaz ve bu kalbin pompalamasını etkiler. Kalp kapasitesi üzerinde çalışmaya başlar ve bir müddet sonra çalışmayı sürdüremez ve kalp krizi yaşanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ventiküler fibrilasyon, karıncığın farklı bölgelerinden dakikada 350-450 gibi yüksek miktarda kalp atım sinyali çıkmasına bağlı kalbin yetersiz ve düzensiz kasılmasıdır ve ani ölüme yol açar. Anksiyete belirtilerinin yüksek olması ani kardiyak ölüm riskini 3 kat arttırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En sık rastlanan şikayetlerden olmakla birlikte baş ağrılarının %80 inde organik bir neden bulunmaz. Ayrıca anksiyete ve depresyon dahil pek çok ruhsal hastalıkta baş ağrısı görülmektedir. Baş ağrısı yakınması ile doktora giden hasta pek çok incelemeden geçtikten sonra bir neden bulunamadığından psikiyatriste yönlendirilir. Ruhsal sorunlar, baş ağrısının nedeni ister fiziksel olsun ister ruhsal, ağrıları şiddetlendirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Migren, beyin içindeki ve çevresindeki kan damarlarının daralmasıyla ortaya çıkar. Kafatası içinde basınç artar ve bu basınç ağrı yapar. Kalbin her atışı ile basınç artar ve düşer. Bu nedenle zonklama duyulur. Migrenin, stres sırasında salgılanan noradrenalinin, damarları kasması nedeni ile olduğu düşünülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tek taraflı, günde ortalama sekiz kez görülebilen, göz kapağı düşüklüğü, göz bebeklerinde küçülme ve terlemenin eşlik ettiği baş ağrısı türüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Duygusal stresin, baş ve boyun kaslarının sıklıkla birkaç saat içinde, kan damarlarını daraltıp iskemiye neden olabilecek şiddette baş ve boyun kaslarının kasılması ile ilişkisi vardır. Sıklıkla ağrı kafanın arka alt bölgesinde tek düze, bant varmış duygusu yaşatan ve daha sonra tüm kafaya yayılabilen bir ağrıdır. Kafa dokunmaya hassastır ve ağrı sıklıkla iki taraflıdır. Bulantı, kusma görülmez ve %80 duygusal stres yaşanan dönemde ortaya çıkar. Gergin ve rekabetçi kişiler bu hastalığa yatkındır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sindirim sistemi, yiyeceklerin alınması, parçalanması, peristaltizm denen kas hareketleri ile barsaklardan geçirilmesi ve bu esnada alınan besinin kan şekeri (glukoz), yağ asidi (gliserid), aminoasit (protein) haline getirilmesi ile bunun için gerekli enzimlerin salgılanmasından sorumludur. Oluşturulan basit yapıtaşları (glukoz, yağ asidi, aminoasit) kan ile ihtiyacı olan hücrelere ulaştırılır. Bu hücreler görevleri esnasında ihtiyaç duydukları protein, karbonhidrat, yağı bu şekilde karşılarlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Reflünün önde gelen belirtisi kusma olmaksızın yenilen yiyecek ve içilen içeceklerin ağıza geri gelmesi ve ağrının eşlik ettiği mide ekşimesidir. Genellikle reflüsü olan hastaların %80 inde hiatal fıtık (mide fıtığı) vardır. Bu hastalığa yatkınlığı olanlarda stres, heyecanlanma, aile tartışmaları ve depresyon reflünün şiddetini arttırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mide çizgisiz kas dokusundan yapılmıştır ve istemsiz olarak çalışır. İçine gelen besinleri sindirmek için asit salgılar ancak kendi dokusunu asitten korumak için de mukus sıvısı ile kaplıdır. Mukus salgısının kalınlığı yeterli olmaz ise ya da asit miktarı fazla olursa ülserler meydana gelebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mide ya da mideyi çevreleyen organlardaki ülserlere peptik ülser adı verilir. Sıklıkla midenin son kısmında yerleşmiş olan ülserler gastrik ülser, 12 parmak barsağının başlangıç kısmındaki mukozada yara (ülser) olması duodenal ülser, midenin biraz üstü yemek borusunun alt kısmında ülser olması özafagial ülser adını alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kalın barsağı etkileyen ve nedeni bilinmeyen bir iltihabi hastalıktır. Kanlı ishal önde gelen belirtidir. Stres hastalığın alevlenmesini arttırmaktadır. Ayrıca bu hastalar temiz, düzenli, dakik, öfkesini ifade etme güçlüğü çeken kişilerdir. Hastalığın şiddetli olduğu durumlarda çok sulu dışkılama ve buna bağlı su kaybı anemiye yol açabilir. Ülseratif kolit kalın barsak kanseri riskini arttırmaktadır. Kalın barsağın hasta kısmının alınması ile iyileşebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnce ve kalın barsak dahil tüm sindirim sistemi kanalını etkiler. İshal, karın ağrısı, kilo kaybı sık görülen belirtilerdendir. Hastalık alevlenme ve iyileşme dönemleri ile kendini gösterir. Hasta, hastalığın ne zaman geleceği ve ne kadar süreceği belirsiz ve rahatsız edici alevlenme dönemlerinden rahatsızdır. Bu nedenle depresyon bu grup hastada ülseratif kolite göre daha sık görülmektedir. Stres hastalığın alevlenmesine ve hastalık belirtilerinin şiddetlenmesine neden olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nedeni bilinmeyen ve sindirim sistemi şikayetlerinin yaklaşık yarısını oluşturan bir hastalıktır. İshal, kabızlık ve karın ağrısı gibi belirtiler görülür. Bazılarında ishal bazılarında kabızlık ön planda iken bazılarında her ikiside vardır. Bulgular normal insanların barsak alışkanlıklarına çok benzer. Bu hastalar kendi dışkılama sorunları ile uğraşmaktadırlar ve bunun tedavisini ararlar. Bu hastalıkta psikolojik ve fizyolojik faktörlerin bir kombinasyonu rol oynar. Bu hastalarda anksiyete ve depresyon ülseratif kolit ve chron hastalığına göre daha sıktır. Ancak ruhsal sorunlar barsak hastalığının bir sonucu değildir barsak hastalığı ile beraber görülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Beden kendini dışarıdan gelen zararlı etkilere karşı (mikrop, kir, zehir) bağışıklık sistemi ile korumaktadır. Bağışıklık sisteminin hücreleri kan içinde, lenf içinde organlarda dolaşır. Bağışıklık sisteminin hücreleri antijen dediğimiz vücut dışı maddelere karşı antikor üreterek ya da mikroorganizmaları doğrudan öldüren hücreler yolu ile yabancı yapıları tanıyıp yok eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kronik stres, bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkilemektedir. Bağışıklık sistemi, yoğun ve uzun süren stres yaşantısı sonunda zayıflar ve çöker. Yabancı ve zararlı maddeler kolayca vücuda girebilir, vücutta olanlar güçlenebilir. Bağışıklık sistemi bazen çok fazla çalışıp kontrolünü kaybeder ve vücudun kendi hücrelerini bile yabancı madde olarak algılayıp onu yok etmeye yönelik önlemler alarak, kendisi hastalık oluşturabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eklemlerin, işlevlerini yerine getirememesine neden olacak şiddette iltihaplanmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hastalık kalıtımsal, alerjik, immünolojik ve psikolojik nedenlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eklemlerde ağrı, şişlik, özellikle sabahları olan hareket kısıtlılığı ve yorgunluk en sık belirtileridir. Genellikle 40-60 yaş arasında görülür ve kadınlarda erkeklere oranla daha sıktır. Hastalık kroniktir yani ömür boyu sürer. Uzun dönemde eklemlerde şekil bozukluğu gelişir. Stres immün sistemi (bağışıklık sistemini) baskılayarak kişiyi eklem romatizması ve diğer romatizmal hastalıklara duyarlı hale getirir. Hastaların * sinde depresyon görülür. Depresyon olduğunda yaşam kalitesindeki bozulma daha da artar. Ayrıca ağrıya bağlı uykusuzluk da bu grup hastalarda sıklıkla karşılaşılan sorunlardandır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vücuttaki çeşitli dokulardan herhangi birine ait bir hücrenin normal özellikleri dışında değişim göstererek kontrolünü yitirmesi ve çoğalması sonucunda oluşan kitle; tümör olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tümörlerden bir kısmı iyi huylu olup sadece büyüyerek etrafındaki diğer dokulara baskı yapıp ya da onların beslenmesini kısmi olarak etkileyip daha az zararlı olabilir. Fakat bazı tümörler kötü huylu (malign) olup bir taraftan etrafındaki dokulara zarar verirken diğer yandan kan yoluyla vücudun pek çok bölgesine yayılıp, çoğalıp onların gelişmesini etkilemekte ve vücudu tüketmektedir. Bu kötü huylu tümörler kanser adını almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?