Bilgiyi işleme kuramına göre elde edilen bir bilginin belleğe aktarılmasındaki süreçleri sıralayınız.
Yayımlanmış cevap
Bu süreç; • Duyusal süreç, • Kısa süreli bellek, • Uzun süreli bellek.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
270 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bu süreç; • Duyusal süreç, • Kısa süreli bellek, • Uzun süreli bellek.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Duyusal süreçte duyu organları aracılığı ile elde ettiğimiz kayıtlar kısa süreli belleğe gider ve orada bekler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kısa süreli bellekte duyusal bellekten gelen bilgiler hatırlandığı kadarı iledir. Zaman içerisinde buradaki bilgilerin unutulması söz konusudur. Kısa süreli belleğe iletilen bilgilerin tekrarlanması, organize edilmesi durumunda bunlar uzun süreli belleğe aktarılır. Uzun süreli bellekte kısa süreli bellekten gelen bilgiler organize olmuş haldedir. Kısa süreli bellekte çok fazla bilgi depolanamaz, sınırlı bir kapasitesi vardır. Uzun süreli bellekte ise sınırsız bir alan vardır. Bilgiyi işleme kuramına göre bilişsel süreçler, dikkat, algılama, tekrar, otomatikleştirme, kodlama, geri getirme ve unutma olarak sıralanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyokültürel kuram zihinsel süreçlerle ilgilenmektedir. Piaget’in bilişsel gelişimi içsel ve bireysel olarak açıklık getirmesinin aksine, bu kuramcılar düşünme ve öğrenmede sosyal etkileşim ve kültürün etkisinin daha fazla olduğunu ifade etmektedirler. Vygotsky 1986-1934 yılları arasında yaşamış ve psikoloji, kültür, edebiyat, sanat ve tarihle ilgilenmiş olan Rus psikologdur. Vygotsky bilgiyi, deneyimli yetişkinler tarafından deneyimsiz olanlara öğretilen bir şey olarak görmektedir. Deneyimsiz olan çocuklar bu şekilde birer çırak olarak ifade edilmektedir. Vygostky bu görüşüyle, çocukları küçük araştırmacılar olarak gören Piaget’ten farklı düşünmektedir. Yine Vygotsky, sosyal çevrenin çocuğun bilişsel gelişimi üzerinde büyük bir etkisi olduğunu ifade etmektedir. Çocukların kazandıkları beceri, fikir, düşünce ve benzeri durumların kaynağında sosyal çevreden öğrenilmiş durumlar söz konusudur. Bu doğrultuda bilişsel gelişimin kaynağı kişisel psikolojik süreçlerden önce kültürel etkileşimlerdir. Vygotsky’e göre psikolojik süreçler, insanlar arasındaki süreçlerle başlamaktadır. Buna en temel örnek olarak da “dil” verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekolojik sistemler kuramının ilgi alanı genel olarak çocuklar ve ergenlerdir. Ekolojik sistemler kuramına göre salt çocuğun davranış ve biyolojik gelişime odaklanılmamalı, gelişimi etkileyen çevresel unsurlara da odaklanılmalıdır. Bu kurama göre; okul, politik sistemler, toplum gibi pek çok unsur gelişim üzerinde etkiye sahiptir. Kuramı ortaya atan Urie Bronfenbrenner, bütüncül bir bakış açısıyla gelişimi etkileyen tüm çevresel yapıların ele alınması gerektiğini ifade etmektedir. Bronfenbrenner, çevrenin gelişim üzerindeki etkisini açıklarken, çocukların biyolojik yapısı ile etkileşimi de göz ardı etmemektedir. Dolayısıyla kuramı “biyolojik yaklaşım” adı ile de anılmaktadır. Bronfenbrenner’ın ortaya atmış olduğu ekolojik sistemler kuramının temel yapısını merkezde bir çemberin etrafında gittikçe büyüyen çemberler oluşturmakta ve bu çemberler iç içe geçmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekolojik sistemler kuramı ifade edilen halkalar şunlardan oluşmaktadır: • Mikrosistem, • Mezosistem, • Ekosistem, • Makrosistem.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etoloji hayvan davranışlarını doğal ortamlarında inceleyen, davranışın tarihsel kökeni ve uyum sağlama yönü ile ilgilenen bilim dalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanlar ve hayvanlar arasındaki benzer davranışlar araştırmacıların ilgisini çekmiş ve birçok araştırmacı evrimsel gelişim psikolojisi alanı üzerine çalışmalar yapmıştır. Evrimsel gelişim psikolojisi üzerine çalışan araştırmacılar anne-bebek bağlanması, çocukların stres tepkileri, sosyal biliş ve yaşam boyu gelişme gibi şeyleri içeren konular ile ilgilenmişlerdir. Yapılan son çalışmalar ile gelişim psikolojisi evrimsel olarak ele alınmış ve multidisipliner bir alan olarak yeniden ortaya çıkmıştır. Evrimsel gelişim psikologları gelişimi yalnızca biyolojik ve genetik etmenler ile değil, çevre ile de ele alarak açıklamaya çalışmışlardır. Bunu yaparken davranışların geçmişten günümüze nasıl geldiğini, davranışların türün ataları ile nasıl benzerlik ve farklılık gösterdiklerini incelemişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Davranışçı kurama göre bilgi insandan bağımsızdır. Yeni davranışlar uyaran-tepki ilişkilerine bağlı olarak ortaya çıkmakta ve bu ilişkiler davranışta değişikliklere yol açmaktadır. Öğrenme ise bireyi harekete geçirecek uyaranlara verilen tepkiler sonucu oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öğrenilmiş çaresizlik, yaşantı sonucu organizma, çabası söz konusu olsa bile durumu değiştiremeyeceğini düşünmesi ve pasif kalarak bunu genellemesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Watson, Pavlov’dan etkilense de bazı noktalarda görüşleri farklılaşmıştır. Pavlov’da koşullanmanın gerçekleşmesi bir pekiştirmeye bağlı iken, Watson pekiştirmeye bağlı gerçekleşmediğini, önce koşulsuz uyaranın sonra koşullu uyaranın peş peşe verilmesi ile gerçekleştiğini savunmuştur. Uyaranların birlikte verilme sıklığı aralarındaki ilişkiyi de doğru orantılı olarak etkilemektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tepkisel koşullanma, refleksif hareketler olarak da düşünebileceğimiz tepkisel davranış, bir uyaran tarafından meydana getirilir. Ancak burada bir koşullanma söz konusu değil, organizmanın refleksleri söz konusudur. Limon suyuna salya salgılanması, oda ısısı artışında kan damarlarının büyüyüp kanın renginin kırmızıya dönmesi, boğaza parmak sokma yolu ile kusmayı tetiklemek, soğan doğrandığında ağlamak tepkisel davranışlara örnek olarak verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal öğrenme kuramına göre birey artık uyarana otomatikmen cevap veren değil; bunu analiz ederek davranışına karar veren bir pozisyondadır. Kişinin sahip olduğu bireysel özellikler, yaşadığı çevre, davranışlar birbiri ile ilişki içerisindedir ve birbirlerinden etkilenmektedir. Kişi çevresinde bulunan kişileri gözlemler ve onların deneyimlerinden yararlanır. Kendisi için uygun olan davranışları gözlem yolu ile öğrenen birey, öz eleştiri yolu ile davranışlarını analiz eder ve düzenleme yoluna gider.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Freud kişiliği oluşturan id, ego ve süperego olmak üzere üç kavramı açıklamıştır. İd cinsel arzu gibi temel dürtülerdir. İd ihtiyaçlarının hemen karşılanması için organizmaya baskı yapar. Ego idin dürtüsel isteklerini yönetir ve düzenleyerek yeniden ortaya koyar. Ego idin isteklerini kontrol altında tutarak uygun zamanlarda ortaya çıkmasını sağlar. Süperego ise toplumsal ve ahlaki süreçleri de içerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fallik dönemde çocuk kendi bedenini tanımaya başlar ve karşı cins ebeveynine daha fazla sevgi duyar. Çocukların cinsiyet rollerini edindikleri bu dönemde sevecen ve hoşgörülü anne baba tutumu bu dönemin sağlıklı atlatılmasına katkıda bulunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
0-1 yaş arasını kapsayan bu dönemde çocuklar güven güvensizlik duygularını kazanır. Çocuğun kendisine bakım veren kişi ile kurduğu ilişki onun güven duyusunu etkiler. İhtiyaçları zamanında karşılanan, sevgi ile yaklaşılan çocukta güven duygusu gelişirken, ihmal ve istismar durumunda çocukta güvensizlik gelişir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ergenlik dönemini kapsayan bu dönemde çocuk gelecek yaşantısına, kimliğine ilişkin birtakım düşünme süreci içerisine girer. Burada kendi değerlerinin farkına varırken kimlik kazanımı gerçekleşmektedir. Sıklıkla akranlardan etkilenilen bu dönemde çocuğun uygun rol modellerle karşılaşması önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilişsel gelişim kuramı; bilgilerin çocuklar tarafından aktif bir şekilde yapılandırıldığını, dil, problem çözme ve sosyal etkileşimin öğrenme için gerekli olduğunu savunan bir insan gelişimi kuramı olarak tanımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temelde Piaget, öğrenmenin aktif bir eylem barındırdığı ve çocukların pasif birer alıcı olmaktan ziyade aktif öğrenen olduklarını ifade etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Olgunlaşma, yaşantı, uyum, örgütleme, dengeleme, zeka ve şema
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde işlemler somut çerçevede alınmaktadır. Çocuklar problem çözerken veya zihinsel olarak diğer işlemlerde somut açıdan bakarak problem çözme eğilimindedirler. Bu dönem içerisinde; korunum ilkesi edinilmiş, benmerkezcilikten uzaklaşılarak başka kişilerin gözünden dünya görülmeye başlanmış, mantıksal çıkarımlar yapılabilir hale gelinmiş ve zihinsel açıdan bir önceki dönemde yaşanan başarısızlıkların üstesinden gelinmeye başlanmıştır. Yine bu dönemde çocuklar; tersine çevirme ilkesinin edinilmesi, nesneleri özelliklerine göre gruplar içerisine dahil etme olarak adlandırılan gruplama ilkesi, özelden genele akıl yürütmeyle çıkarımlar yapılmasını sağlayan tümevarım ilkesi kazanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bruner’e göre bir toplumun içerisinde doğan çocuk için sadece doğmuş olma, bilişsel gelişim için yeterli olmamaktadır. Bu noktada bir öğreticinin rolü ön plana çıkmaktadır. İlk etapta çocuklar bazı uyarıcıların kontrolü altındadırlar ve bu uyarıcılara tepkiler verirler. Zamanla özgün yollar geliştirerek uyarıcılardan bağımsız tepkiler ortaya koyabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanın düşünme sistemini bilgisayar sistemine benzeten bilgiyi işleme kuramcıları, çocukların öğrendikleri şeylere karşı zihinsel süreçlerin nasıl gerçekleştiği üzerine çalışmışlardır. Kuramda kodlama, depolama, geri alma süreçlerine değinmişlerdir. Kodlama bir bilginin zihinde nasıl yer alacağına ilişkin düzenlemedir. Depolama ise bilginin zihinde saklanmasını ifade eder. Geri alma sürecinde bilgi kullanıma uygun bir durumda bellekten geri çağrılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elde edilen bir bilginin belleğe aktarılmasında bazı süreçler söz konusudur. Bu süreç; duyusal süreç, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellektir. Duyusal süreçte duyu organları aracılığı ile elde ettiğimiz kayıtlar kısa süreli belleğe gider ve orada bekler. Kısa süreli bellekte duyusal bellekten gelen bilgiler hatırlandığı kadarı iledir. Zaman içerisinde buradaki bilgilerin unutulması söz konusudur. Kısa süreli belleğe iletilen bilgilerin tekrarlanması, organize edilmesi durumunda bunlar uzun süreli belleğe aktarılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vygostky sosyal çevrenin çocuğun bilişsel gelişimi üzerinde büyük bir etkisi olduğunu ifade etmektedir. Çocukların kazandıkları beceri, fikir, düşünce ve benzeri durumların kaynağında sosyal çevreden öğrenilmiş durumlar söz konusudur. Bu doğrultuda bilişsel gelişimin kaynağı kişisel psikolojik süreçlerden önce kültürel etkileşimlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?