Lorenz eğrisi kaç yılında geliştirilmiştir?
Yayımlanmış cevap
1905
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
271 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
1905
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
varyans
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eşitsizliğin
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Varyans katsayısı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Entropi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Theil indeksi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Theil indeksi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Atkinson
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sabit Esneklik Katsayısı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En alt
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eşit Dağılıma Denk Gelir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Normatif
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yüzde paylar analizidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tam Eşitlik Doğrusu
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Jan Pen
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Todaro ve Smith ülkeler arasında kalkınma sürecinde gelir eşitsizliğinin azalacağı yönünde özel bir eğilimin bulunmadığını belirtmektedir. Gelir dağılımındaki eşitsizliğin daha çok ülkenin sosyoekonomik karakterinin bir sonucu olduğunu belirten Todaro ve Smith, eşitsizliğin ancak sistemli politikaların ve devrim, işgal, bağımsızlık savaşı ve radikal yönetim değişikliklerinin bir sonucu olarak değiştiğini ancak tüm bu faktörlerin ortak çıktısının mükemmel bir toprak reformu gerçekleştirmiş olmaları olduğuna dikkat çekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kuznets kalkınmanın başlangıç aşamasında büyüme ile birlikte artan gelir eşitsizliğini iki ana kaynağa bağlamaktadır. Bu kaynaklardan; • Birincisi başlangıçta tasarrufların dağılımındaki dengesizliktir. Kuznets tasarrufların dağılımındaki eşitsizliğin gelir getiren varlıkların dağılımındaki eşitsizlikten büyük olduğunu vurgulamaktadır. Tasarrufların dengesiz dağılımı, diğer şartlar aynı kalmak kaydıyla, gelir getiren varlıkların tasarruf eğilimi yüksek üst gelir gruplarının elinde toplanmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu nedenle kalkınmanın başlangıç aşamasında gelir eşitsizliği artış eğiliminde olmaktadır. • Artan gelir eşitsizliğini açıklayan ikinci faktör, kalkınma ile birlikte nüfusun gelir eşitsizliği düşük olan kırsal kesimden, gelir eşitsizliği yüksek kentlere göç etmesidir. Kuznets, gelir dağılımını kır ve kent ayrımında ele aldığında, kentteki gelir eşitsizliğinin kırdaki eşitsizlikten daha büyük olduğunu saptamıştır. Kalkınma sürecinde gelir eşitsizliğinin göreli olarak düşük olduğu kırsal kesim ve kırda tanımlı sektörlerden, gelir eşitsizliğinin daha büyük olduğu kent ve kentte tanımlı sektörlere yönelik demografik dönüşüm diğer şartların değişmediği varsayımı altında gelir dağılımındaki eşitsizliği arttırmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Simon Kuznets büyüme ve gelir dağılımı üzerine değerlendirmeler yaptığı kuramsal makalesinde gelirin gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere kıyasla daha dengesiz bir dağılım gösterdiğini ileri sürmüştür. Kuznets aynı makalede kalkınmanın başlangıç aşamalarında büyüme ile birlikte gelir dağılımındaki eşitsizliğin artma eğiliminde olduğunu ancak kalkınmanın sonraki aşamalarında büyüme ile birlikte gelir eşitsizliğinin azalacağı hipotezini geliştirmektedir. Simon Kuznets’in gözlemlerine dayalı olarak geliştirdiği bu hipotez, gelir dağılımındaki eşitsizliğin düşey eksende, büyümenin de kişi başına GSYİH olarak yatay eksende tanımlandığı çizim alanına ters-U eğrisi şeklinde yansıtılmaktadır. Bu nedenle Kuznets hipotezini ifade eden ters-U şeklindeki bu eğri literatürde Kuznets eğrisi olarak yer almıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kuznets hipotezinin kuramsal temelleri; • Lewis’in iki sektörlü büyüme modeli ile ve • Solow’un neoklasik büyüme modelinin uzun dönem sonuçlarını referans alan teorik modellerle ilişkilendirilerek zenginleştirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeniden dağılımı savunan bu görüş, gelir dağılımında eşitliğin başlangıç dağılımının iyileştirilmesi durumunda büyüme ile birlikte doğal olarak gerçekleşeceği düşüncesini benimsemektedir. Toprak reformu ve eğitim gibi kalkınmanın erken aşamasında eşitliği sağlamaya yönelik müdahaleler bir kez başarıyla gerçekleştirilmişse, piyasa mekanizması gelir dağılımını dengeli bir biçimde sağlamaktadır. Bu görüş aslında hızla büyüyen Asya ülkelerinin takip ettikleri bir modeli işaret etmektedir. Japonya, Kore, Tayvan, Çin, Singapur, Malezya ve Tayland gibi ülkeler, gelirin büyüklüğünü belirleyen servet unsurlarının başlangıçta yeniden dağılımını sağlayan müdahalelerin dengeli bir gelir dağılımıyla birlikte büyümenin ön koşulu olduğunu göstermişlerdir. Bu görüşün planlama çalışmaları, sanayi politikası, millîleştirme ve sosyal refahı geliştirme politikaları gibi kalkınma sürecinin yapı taşları olarak kabul edilen müdahaleci uygulamaları benimsemediğini belirtelim.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Politik ekonomi modellerinin medyan seçmen üzerinden açıklanan yaygın örnekleri vergi oranlarının demokratik olarak belirlenmesi üzerine kurulmaktadır. Medyan seçmenin ekonomideki ortalama sermaye donanımına olan uzaklığı servetin dağılımındaki eşitsizlikle birlikte arttıkça, medyan seçmenin daha yüksek bir vergi oranı uygulamasına onay vermeye başlayacağı kabul edilmektedir. Bu da girişimcileri üretken yatırımlara yönelmek konusunda olumsuz yönde etkilerken daha düşük bir büyümeyle sonuçlanacak bir etki yaratır. Buna göre servet dağılımı daha dengesiz olan demokratik toplumlar, antidemokratik toplumlardan farklı olarak yüksek vergi oranları ve dolayısıyla düşük yatırım ve düşük büyüme oranları ile zenginin yoksul tarafından sömürüldüğü toplumlar olarak tanımlanabilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kalkınma sürecinde büyüme ile birlikte gelir eşitsizliğinin artacağını kabul eden bu görüş, eşitsizlikteki artışın sosyal refahı hedefleyen politikalar ile telafi edilebileceğini savunmaktadır. Bu görüşe göre sosyal refah politikaları ile gelirin yeniden dağıtımı sağlanırsa nüfusun daha büyük bir bölümünün ekonominin modern sektöründe istihdam edilmesiyle birlikte, gelir dağılımındaki eşitsizlik tersine dönerek azalmaya başlayacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üçüncü teorik model gelir dağılımındaki eşitsizliğin büyüme üzerindeki etkisini gelir eşitsizliğinin neden olabileceği sosyal kargaşa ve siyasal sonuçları ile ilişkilendirerek açıklamaktadır. Sosyal kargaşa modelleri servet ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin yoksulu suç işlemeye, ayaklanmalara ve diğer yıkıcı eylemlere teşvik edebileceğini varsaymaktadır. Bu eylemler büyümenin vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilen siyasi istikrar için bir tehdit oluşturmaktadır. Yoksulların zaman ve enerjilerini üretken faaliyetler yerine doğrudan suça ve diğer toplumsal olaylara katılarak harcamaları, kaynakların israfıyla sonuçlanır. Ayrıca mülkiyet haklarına yönelik tehdit, yatırımları caydıran bir etki yaratır. Sosyopolitik huzursuzluğun bu gibi yansımaları nedeniyle daha fazla eşitsizlik genel olarak bir ekonominin verimliliğini azaltma eğilimindedir. Büyüme en azından durağan durum dengesine geçinceye kadar azalma eğilimini sürdürür. Bu dengeyi sağlayacak olan eğitim gibi ekonomik olanakların, yokluğu hâlinde kurulu rejimin istikrarını tehdit ve tahribine neden olduğu için yoksullara etkin bir şekilde tahsis edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, gelir eşitleyici transferler sadece politik istikrarı sağlamak için değil yoksulu çalışmaktan daha çok hırsızlık ve talan yapmaya teşvik eden faktörleri ortadan kaldırmak üzere kullanılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelir dağılımı ve büyüme arasında tanımlanan hipotez ile gelir dağılımındaki eşitsizliğin fiziki ve beşerî sermayeye daha az yatırım yapılmasını teşvik ederken büyüme hızını düşürdüğü ileri sürülmektedir. Bu hipotez, konuya farklı yönlerden yaklaşan teorik katkılar ile sağlamlaştırılırken bir yandan da ampirik çalışmalarla sorgulanmaktadır. Bu hipotezi sorgulayan ampirik çalışmalarda bağımlı değişken, büyüme, bağımsız değişken gelir eşitsizliği olarak tanımlanmaktadır. Araştırma sonuçları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde başlangıç gelir dağılımının büyüme üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu, eşitsizlik artışının büyümeyi olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeniden dağılım görüşü Neoliberal görüş Kuznets ve Keynes’in görüşü: İskoç görüşü
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?