Çalışma süreleri hangi kanuna göre haftada 48 saatolarak belirlenmiştir?
Yayımlanmış cevap
İK, haftalık çalışma sürelerini 48 saat olarakbelirlemiş ve bunun istisnalarını da koymuştu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
511 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İK, haftalık çalışma sürelerini 48 saat olarakbelirlemiş ve bunun istisnalarını da koymuştu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiili açıdan bakıldığında, çalışma sürelerininuygulanamamasında Milli Koruma Kanunu’nun ciddi rolüolmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1946 yılında İstanbul’da küçük sanayide yapılangözlemler “küçük sanayide ortalama günlük çalışmasürelerinin 12 saate vardığını” ortaya koymaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve İK’nun çalışmayaşına ilişkin standartlarına göre 12 yaşından küçükçocukların sanayi işlerinde ve 16 yaşından küçükçocukların hangi işte olursa olsun günde 8 saatten fazlaçalıştırılmaları yasaktı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yukarda denilmek istenen, işçiler arasında salgınhastalıkların yaygın olduğunu, işçilerin son derece kötüsağlık ve çevre koşulları altında çalıştırıldığını, birçokişletmenin yasaların hekim bulundurma düzenlemesineuymadığını ortaya koymaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuk çalıştırılmasına ilişkin fiili durum vesorunlar, kuşkusuz iktisadi dinamikler yanında, devletkorumasının ve denetimlerinin yetersizliğiyle bağlantılıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devletçi ve dışa kapalı iktisat politikaları, yerini özel kesime öncelik veren ve dış iktisadi ilişkilere açık politikalara bıraktı. 1946’dan başlayarak ithalatın serbestleştirildiği, dış yardım, dış kredi ve yabancı sermaye hareketlerinin yoğunlaştığı yeni bir dönem aldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu iş ilişkileri alanındaki uygulamalar değerlendirildiğinde partiler otoriter bir tutum sergilemişlerdir. Uygulamaların toplu ilişkilerin düzenlenmesinde ve iş uyuşmazlıklarının çözümünde ağırlığı devlete veren ve sınıf mücadelelerini reddeden bir yaklaşım üzerine inşa edildiği görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Milli gelir artışı, yaklaşık %9 dolaylarında artarak en çok sanayi kesiminde görülmüştür. Hizmetler kesiminin payındaki artış ise daha düşük orandadır. Bu iki kesimin payı artarken iken tarım kesiminin payı azalmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İK kapsamına giren işçi sayısındaki artış, 1947 yılından 1960’a kadar %185, 1965’e kadar ise %274’tür. Bu gelişmenin temel nedeni, sanayileşme sürecinde ücretlilerin sayılarının artmasıdır. Bunun yanında, gelişme sürecinde işletme ölçeklerindeki büyüme de, kapsama giren işyeri ve işçi sayısını artırmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dönem içerisinde kadınların işgücüne katılma oranı, büyük ölçüde iç göçlere bağlı olarak düşme gösterdi. Kırsal kesimden kentlere kayma, yani iç göçler, tarım kesiminde özellikle ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların büyük bölümünü kentlerde işgücü dışına itmektedir. Kentsel kesimdeki iktisadi faaliyetlerde çalışmak için gerekli eğitim ve nitelikten yoksun olan kadınlar, yaşamlarını ağırlıklı biçimde ev kadını olarak devam ettirmekte; işgücüne katılımları, kırsal kesime göre gayet düşük düzeylerde kalmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kadın işçilerin büyük bölümü tekstil, gıda, tütün gibi faaliyet kollarında çalışmaktaydı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çalışma Bakanlığı ile İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun kuruluşu, bu alandaki en büyük adımlar olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çalışma yaşamına yönelik işçi örgütlenmelerinin iki temel ayağı, 1946 Cemiyetler Kanunu değişikliği ve 1947 tarihli İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun'dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sendikalar Kanunu’nun sınırlandırıcı hükümleri, batılı anlamda özgür bir sendikacılık hareketinden çok, hükümetlerin vesayeti altında bir sendikacılık hareketinin arzulandığını ortaya koymaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de 1936’dan 1963 yılına kadar olan dönemde çalışma ilişkileri üzerinde etkili olan en önemli faktörün grev yasağı rejimi olarak ortaya çıkmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1960 öncesi dönemde Türk sendikacılık hareketi dağınık, güçsüz ve çok sayıda küçük sendikadan oluşan bir görünüm içerisindedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sendikal faaliyetlerin gelişimini etkileyen faktörler şunlardır: ülkenin sosyoekonomik, siyasal ve kültürel koşulları, mevzuat ve yönetimin uygulamaları, sendikaların denetimi, siyaset yasağı, işverenlerin sendikal hareketlere karşı tavrı, sendikal hareketin liderlik, kadro, eğitim ve mali sorunları.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireysel iş ilişkileri alanında çalışanları koruyucu hukuksal düzenlemeler yapılmaktadır. Bu amaçla, bireysel iş ilişkileri alanında işçileri koruyucu çok sayıda yasa çıkarıldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireysel ve toplu iş ilişkilerine yönelik birçok maddesine ilişkin kapsamlı değişiklikler yapıldı. Bunlar arasında işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin önlemlerin artırılması, işçinin hizmet akdinin feshinde ihbar önellerinin artırılması, çalışma süresi içerisindeki dinlenme sürelerinin artırılması gibi önemli düzenlemeler bulunmaktadır. Toplu iş ilişkileri açısından ise işçi temsilcileri yanında sendikalara da iş ihtilafı çıkarma yetkisinin verilmesi ve işçi temsilcilerine hukuki güvence sağlanması hususları özel bir öneme sahiptir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dönem içerisinde yapılan bazı yasal düzenlemeler şu şekilde sıralanabilir: İK' da yapılan değişiklikler, İş Mahkemeleri Kanunu (1950), İşçilere Hafta Tatili ve Genel Tatil Günlerinde Ücret Ödenmesi Hakkında Kanun (1951), Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki İlişkilerin Tanzimi Hakkında Kanun (Basın İK) (1952), Garson ve Benzeri İşçilerin Hizmet Karşılıkları Hakkında Kanun (1953), Öğle Dinlenmesi Kanunu (1954), Deniz İş Kanunu (1954), Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlâve Tediye Yapılması Hakkında Kanun (1956), Yıllık Ücretli İzin Kanunu (1960).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yasaların içerdiği koruyucu hükümlerin uygulanmasına ilişkin yaşanan sorunlar arasında işçi sağlığı ve iş güvenliği konuları ile çalışma süreleri başta gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İktisadi açıdan değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hizmetlerinin gelişmesinde nihai belirleyici, ülkenin iktisadi olanaklarının artmasıdır. Ulusal gelirdeki artışlar, potansiyel olarak sosyal güvenliğe ayrılabilecek fonların da fazlalaşması anlamına gelmektedir. Sosyal güvenlik kurumlarının oluşturulması ile yönetiminin büyük ölçüde bir kamu hizmeti olarak yerine getirildiği göz önüne alınırsa kamu fonların oluşumunun ve sürekliliğinin sağlanması önemli bir gereklilikti.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşçi Sigortaları Kurumu’nun ve değişik sigorta kollarının kurulmasıyla, işçi statüsünde çalışanlar sosyal güvenlik kapsamına alınmış oldular.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu kesiminde memur statüsünde çalışanların sosyal güvenliğine ilişkin olarak ise 1949 yılında kabul edilen ve 1 Ocak 1950’de yürürlüğe giren yasa ile kurulan T.C. Emekli Sandığı ile büyük bir adım atıldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?