Zincir mağazaların ABD'deki ilk örneği nedir?
Yayımlanmış cevap
Zincir mağazalar ABD’de ilk kez A&P süpermarket ile başlamış ve 1930’larda ivme kazanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
257 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Zincir mağazalar ABD’de ilk kez A&P süpermarket ile başlamış ve 1930’larda ivme kazanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Zincir mağazalarda alımlar merkezden yapıldığından, yıllık satın alma hacimleri yüksek olmakta, bu da onlara tedarikçilerle olan ilişkilerde pazarlık gücü kazandırmaktadır. Bunun da bir sonucu olarak; yeni üretilmiş ürün kalemlerini hemen alma, yeniden verilen siparişlerin hemen yerine getirilmesi, tedarikçilerden hizmet ve satış desteği elde etme ve alımları mümkün olan en uygun fiyatlarla gerçekleştirme ve düşük fiyatla satabilme avantajı yakalarlar. Hatta büyük zincirler belirli ürün kalemlerini satma ayrıcalığı, kendi markalarıyla tedarikçilere ürünler ürettirebilme olanağı elde edebilirler. • Doğrudan üreticiden ürünleri satın almaları, toptancının işlevlerini kendileri üstlenmeleri nedeniyle maliyetlerden tasarruf sağlarlar. • İş bölümü ve uzmanlaşma avantajları vardır. • Malzeme, donanım, bina, vitrin, çalışanların üniformaları vb. konularda standardizasyona gidilir. Bu da mağaza işlemlerinde, satın alma ve karar almada verimliliğe neden olur. Tüm mağazalarda bu standartlara uyulması, mağazaların imaj bütünlüğünü korur. • Sipariş vermeden, stok kontrolüne kadar birçok konuda teknolojiden yoğun bir şekilde yararlanabilirler ki bu da verimliliği artırırken, maliyetleri düşürebilir. • Büyük mağaza prestijine sahiptirler. • Yoğun tutundurma çabalarına girişebilirler. Özellikle ulusal ya da bölgesel zincirler yoğun ve kapsamlı reklam faaliyetleri yapabilirler, medyayı etkin kullanabilirler. • Çoğu zincirin iyi tanımlanmış yönetim yaklaşımları, detaylı stratejileri, iş/görev tanımları, çalışan sorumluluk alanları vardır. • Uzun dönemli planlamaya önem verirler ve bunun için kaynak, zaman vb. ayırmaya isteklidirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Kararlar merkezi olarak alındığı için esneklikleri sınırlıdır. Tüm şubelerde fiyattan ürün çeşidine, tutundurmadan mağaza yerine kadar tutarlılık sağlamak zordur. • Yerel koşullara ve ihtiyaçlara uyum sorunu yaşayabilirler. Oysa yerel perakendecilerin pazara, o yerin yaşam biçimine uygun ürün ve hizmetler sunmaları avantajı vardır. • Yatırım maliyetleri yüksektir. • Nitelikli personel bulunması, seçimi, eğitimi vb. konularda sorunlar yaşanabilir. • Büyük zincirlerde, şubeleri çok ve dağınık zincirlerde kontrol sorunu, iletişim sorunu yaşanabilir. • Büyük zincirlerde bürokrasi yoğun olabilir, standartları korumak uğruna ağır prosedürler ve kurallar oluşturulabilir. Bu da çalışanların işlerindeki bağımsızlığını sınırlar, yaratıcılıklarını bastırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Marketciyim.com sitesinin yaptığı sınıflamaya göre 10 ve üzeri market sayısına sahip toplam 128 market zinciri bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Franchising sisteminin temel özellikleri şunlardır: • İmtiyazı veren ve alan olmak üzere iki taraf vardır. • İki taraf arasındaki ilişki sözleşmeye dayalıdır. • Sözleşmeler bir ürün, bir marka ya da hizmeti kapsayabilir. • İmtiyaz sahibi tarafın, belli bir süre şartı ve sınırlamalarla ticari işlerini yürütmek üzere bu hakkı ikinci bir tarafa devretmesi söz konusudur. • İmtiyazı yani, marka veya sistemi kullanma hakkını alan taraf, karşılığında bir başlangıç bedeli öder (franchisee fee). • Yine franchisee, yıllık ciro ve kârdan, anlaşmada belirlenen oranlarda yüzde olarak ödenen bedel olan “royalty” öder. Bazen de başlangıç bedeli ve gelir payına (royalty) ek olarak eğer donanım, makine, mobilya vb. destek de almışsa bunlar için kira ücreti, kârdan pay bazen de düzenli lisans ücreti ödemek durumunda olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk franchising uygulamaları 1850’lerde A.B.D.’de başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülkemizde franchising uygulamaları 1980’lerin sonlarında, 1990’ların başlarında başlamıştır. Franchising anlaşmasıyla Türkiye pazarına giren ilk fast food firmaları; McDonald’s, Pizza Hut, Wendy’s ve Kentucky Fried Chicken’dır. Daha sonra hemen her alanda franchising anlaşması yapılır olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası perakendecilik ise; perakendecilik yönetim ve uygulamalarının dış pazarlara transferi ya da bir perakendecinin uluslararası alanda faaliyet göstermesine ve böylece sosyal, kültürel, yasal, ekonomik yapısal sınırları aşmasına olanak tanıyan ticari etkinliklere girişmesi olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir perakendeci kurumun doğru zamanda uluslararası pazarlara girmesi başarısını önemli ölçüde etkiler. İllaki yeni gireceği pazarda ilk olmak zorunda değildir. Şartlar olgunlaştığında pazara giriş yapılmalıdır. Çünkü pazara erken girilmesi, pazarın uygulanan perakendecilik biçimini destekleyecek kadar gelişmiş olmaması anlamına gelebilir. Pazarı çok iyi tanımak ve firmayı rakiplerden ayıran üstünlüklere sahip olmak da başarıyı etkiler. Bir de işletmenin uluslararası pazarlarda standardizasyonadaptasyon stratejileri arasında kuracağı denge de başarıda önem taşır. Standardizasyon, işletmenin markasından operasyon yöntemlerine kadar pek çok kritik karar alanında tek biçimlilik sağlaması olarak tanımlanabilir. Bir perakendeci mağazasının giriş ve vitrininden, mağaza içindeki ürün düzenlemelerine, sunulan ürün ve hizmetlerden fiyat ve tutundurma çabalarına değin çeşitli uygulamalarına ülkeler arasındaki benzerliklerden de hareketle bir standart getirebilir. Elbette her uygulamada katı bir standartlaştırma yaklaşımına gidilemez. Çünkü ülkelerin farklılaştırıcı özellikleri buna izin vermez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pazar kaynaklı başarısızlığın arkasında pazarda meydana gelen değişmeler yatmaktadır. Pazara giriş sonrasında ekonomik, yasal, politik ve sosyal yapıda perakendeci aleyhine değişmeler yaşanabilir. Özellikle politik ve ekonomik istikrarsızlık önemli sorunlara sebep olmaktadır. Rekabet kaynaklı başarısızlık, perakendecinin operasyonel performansının rakiplerle kıyaslandığında çok yetersiz olmasıyla ilgilidir. Yerel koşullara uyma yoluna gitmek, rekabete karşılık vermeyi kolaylaştırır. Katı bir standart yaklaşımda direnmek ise başarısızlığa neden olabilir. Operasyonel başarısızlık ise işletmenin kendi pazarındaki merkezi ile yabancı pazarlardaki şubeleri ve faaliyetleri arasında uyumu sağlamada yetersiz kalmasıyla ilgilidir. Bazı perakendeciler kendi ülkelerinde çok iyi bir konumdadırlar ve buradaki yeteneklerini, birikimlerini uluslararası pazarlara kolayca aktarabileceklerini düşünürler. Oysa ki işletme farklı bir çevrede faaliyet göstermektedir ve her şeyi aynen aktararak başarı yakalanamaz. Son olarak, bir perakendeci sadece dış pazardaki oluşumlar nedeniyle değil, iç pazarındaki konumu nedeniyle de uluslararası etkinlikleri konusunda bir karar alma noktasına gelebilir. Çeşitli oluşumlar ve rekabetçi avantajlar hem iç hem de dış pazarda değişime neden olabilir. Eğer perakendeci iç pazarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya ise, kendi pazarına odaklanma konusunda baskı hissedebilir, zaman, çaba ve kaynakları dış pazarlara tahsis etmekten kaçınabilir ya da iç pazar dışındaki pazarları daha az önemli olarak algılayabilir. Bu şekilde davranma konusunda bazen de hissedarlardan kısa dönemli bakış açısıyla baskılar da gelebilir. Tüm bu başarısızlık oluşturan faktörler perakendeciyi pazardan çekilme konusunda bir karar alma noktasına getirebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararsılaşma, işletmelerin ulusal sınırların dışına faaliyetlerini yaymasıyla ilgili bir kavramdır. İşletmeler kendi ülkeleri dışındaki pazarlarda yer almaya başladığında uluslararası bir nitelik kazanmış olurlar. Bu ister ihracat biçiminde olsun, isterse de doğrudan yatırım ya da lisans anlaşması biçiminde olsun fark etmemektedir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Perakendecilikte uluslararasılaşmanın ne olduğu konusunda tam bir tanım birliği yoktur. Genellikle denizaşırı, uluslararası perakende işletmelerinin kurulmasıyla eş değer görülür. Uluslararası perakendecilik pazar genişletme stratejisinin bir parçası olarak ele alınır. Kimilerine göre de perakende yönetim stratejisinin uluslararası pazarlara transferi ya da uluslararası ticari ilişkilerin kurulmasıdır. Oysa perakendeciliğin uluslararasılaşması çok boyutlu olabilir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararasılaşmanın çeşitli boyutlarını, üç temel başlıkla sınırlandırmak da mümkündür: • İlki yurtdışı pazarlarda mağaza vb. satış yeri açma işlemidir ve uluslararası yayılma girişimlerinin bir boyutudur. • İkincisi perakendeci kurumun ürünleri için uluslararası tedarik kaynaklarını değerlendirmesi yani girdilerini global kaynaklardan sağlamasıdır. Ürün türüne bağlı olmakla birlikte, büyük ölçekli perakendecilerin sıklıkla tercih ettikleri bir uygulamadır. Sermaye ve satın alma gücündeki artışlar, dağıtım ve lojistik sistemlerdeki gelişmeler, ülkeler arasında gittikçe azalan ticari engeller nedeniyle dışardan kaynak sağlama uygulamaları artmıştır. • Üçüncüsü ise, yeni fikirler ve teknolojiler hakkında uluslararası araştırmalarla farklı yerel perakendecilik sistemlerini inceleyerek yönetim uzmanlığını transfer etmektir. Çok çeşitli uzmanlık türleri pazarlar arasında transfer edilebilir. Örneğin; mağaza formatları, tasarım uygulamaları, verimlilik, etkinlik vb. ölçümüne yönelik yönetim araçları, teknolojiler (elektronik satış noktası sistemleri gibi) ve müşteri hizmeti girişimleri (sadakat programları vb.) transfer edilebilir yönetim uzmanlığı konularıdır. Uluslararası pazarlar arasında bu tür bilgi-model transferlerine BİM örnek gösterilebilir. BİM, Alman ucuzluk marketi Aldi’nin iş modelini (en düşük maliyet, yüksek kalite ve özel perakendeci markalı ürünler) kendine örnek almış ve bunu başarıyla Türkiye’ye adapte etmiştir. Şirket daha önce Aldi’de üst düzey yönetici olarak görev yapmış kişileri BİM’e transfer etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünyada perakendeciliğin uluslararasılaşma evreleri altı ayırıcı aşama ile özetlenebilir: • Başlangıç (1880-1945): ABD ile Avrupalı perakendecilerin departmanlı mağazaları, özellikli mağazalar ve lüks mağazaları ile, ticaret hacmini genişletmek için ağırlıklı olarak kendi ülkeleri içinde yayılmaları. • Çıkış 1 (1945-1960): Süpermarket vb. Amerikan perakende mağaza formatlarının ve perakendecilik tekniklerinin Batı Avrupa ve Japon pazarlarına transfer edilmesi. • Çıkış 2 (1960/1974): Batı Avrupa’nın büyük perakendecilerinin hem diğer Batı Avrupa pazarlarında hem de Amerika’da uluslararası yatırımlara gitmesi. • Krizler (1974-1983): Ekonomik krizler nedeniyle hız kesen perakendecilik dönemi. • Rönesans (1983-1989): Batı Avrupa’nın lider perakendecilerince Avrupa’da ve Amerika’da yatırımların canlandırılması. Keza Japon perakendecilerin Batı Avrupa ve Amerika pazarında önemli yaptırımlar yapması. • Bölgeselleşme (1989-2000); 1990’ların başındaki durgunluk dönemini takip eden dönem, hem Avrupalı hem de Amerikalı perakendecilerin bölgesel genişlemeye gittiği (Avrupa Tek Pazarı, NAFTA ya da Doğu Avrupa ve Asya’da yeni açılan pazarlar) dönemdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararasılaşma girişimlerinin ivme kazanmasının bazı nedenleri şöyle sıralanabilir: • Ticaret Örgütü’nün Gümrük Tarifeleri ve Ticarete ilişkin GATT ve sonrası düzenlemeleri • Avrupa Birliği’nin bütünleşme ve genişleme çabaları • Serbest pazar ekonomilerinin gelişimi (Özellikle, Merkezi ve Doğu Avrupa ve Bazı Latin Amerika Ülkelerinde) • Gelişmiş ülkelerde (ABD, Avrupa, Japonya vb.) pazarların doyuma ulaşması, maliyetlerdeki artış ya da satışlardaki düşme nedeniyle büyüme fırsatlarının azalması, bu ülkelerdeki perakendecilerin satış ve kârlarını artırmak için yeni pazarlar araması • Yeni ortaya çıkan, yeni gelişen ülke pazarlarındaki çekici kâr ve büyüme fırsatları • Perakendecilerin kendi ülkelerinde karşı karşıya oldukları yabancı firmaların yoğun rekabeti nedeniyle yabancı pazarlara açılarak çözüm aramaları ve elde ettikleri deneyimlerle rekabette daha etkin olma eğilimleri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gül Berna Özcan, “Perakendecilikte Evrenselleşme” konulu çalışmasında ülkemizdeki perakendeciliğin dönüşümünü ve perakendecilik girişiminin başarısını beş faktöre bağlamaktadır. Bunlar: 1. Türk perakendeciliğinde uzmanlaşma evrimidir. Bu evrim her şeyin satıldığı dükkanlardan ihtisas mağazacılığına uzanan sürecin bir parçasıdır. 2. 1980’lerdeki ekonomik büyüme ve liberalleşme politikalarının, iç pazarı yabancı ürünlere, hizmetlere ve yatırımcılara açmasıdır. 3. Yeni teknoloji ve işletme tekniklerine ulaşılabilirliğin artması ve dolayısıyla büyük ölçekli perakendeciliğin fizibilitesini olumlu yönde etkilemesidir. 4. Çokuluslu, Avrupa kökenli perakendecilerin Güney Avrupa pazarına duydukları ilginin artmasıyla beraber, gelişmiş çalışma yöntemlerinin Türk pazarına da girmesini sağlamasıdır. 5. Harcanabilir gelirin artması ve çağdaşlığı, Batılılığa özenme ile birlikte, kentli orta ve üst sınıflarda yeni tüketim biçimlerinin ortaya çıkması.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fatma Demirci Orel ‘Uluslararası Perakendecilik’ adlı kitabında (2010), 1970’lerin sonlarında Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinde Türk vatandaşlarınca bakkal, manav türü küçük girişimler yapıldığına, zamanla da başarı sağlandığına işaret etmektedir. Ancak 1990’lı yıllara gelindiğinde Migros (Koç) ve Enka Grubu’nun Rusya’da anahtar teslim süpermarketler (Ramstore) ve alışveriş merkezleri kurmaları, Migros’un daha sonra Azerbeycan, Kazakistan, Bulgaristan ve Kırgızistan’da yeni Ramstore mağazaları açmaları nedeniyle, organize bir şekilde uluslararasılaşan ilk Türk perakendecilik örneği olduğuna dikkati çekmektedir. Son yıllarda Mavi Jeans, Koton, Sarar, Network gibi Türk giysi üretici ve perakendecileri hızla dünyaya açılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu sorunun pek çok yanıtı olabilir. Kaldı ki temel yönlenme nedenleri her organizasyon için farklılaşabilir. Her işletmenin stratejik ve finansal hedefleri, olanakları, kurum kültürü, pazarlama anlayışı kendine özgüdür. Bununla birlikte ister üretici isterse perakendeci olsun, işletmeleri yabancı pazarlara yönelten bazı temel yönlendiricilerden bahsedilebilir: • Büyüme ve gelişme fırsatını değerlendirmek: Bir işletme sadece iç pazara bağlı kalmadan, yabancı pazarlara girerek büyüyebilir ve pazar kapsamını genişletebilir. Başka bir deyişle yabancı ülkeler yeni pazar potansiyeli anlamına gelebilir. • İç pazarın dezavantajlarından kurtulmak: İç pazarda gelişme hızı çok düşük olabilir. Pazar doygunluğa ulaşmış olabilir. Aynı ürünler gibi perakendeciler de bir yaşam sürecine sahiptirler. “Giriş, büyüme, olgunluk (doygunluk) ve düşüş (gerileme)” bu sürecin aşamalarıdır. Doygunluk aşamasına gelmiş perakendecilik biçimlerinde satışlarda büyüme yavaşlar. Oysa bu perakendecilik biçimleri dış pazarlar için yeni ve farklı, dolayısıyla denenebilir olmaktadır. Yeni pazarlar yeni fırsatlar anlamına gelebilir. • Bağımlılıktan kurtulmak: Sadece iç pazara bağımlı olmak riskleri de beraberinde getirebilir. “Yumurtaları aynı sepete koymak” deyimi perakendeci yatırımları için geçerlidir. Dış pazarlara açılmak ise işletmelere bir pazara bağlı olmanın riskini dağıtma olanağı sunar. Kriz dönemlerini hatırlayalım. Kriz dönemleri belki de en az uluslararası pazarlama faaliyetleri olan firmaları etkilemiştir. İç pazarda perakendeci kurumlara ilişkin yasal düzenlemelerle getirilen sınırlamalar da perakendeciyi dış pazarlara yönlendirebilir. • İç pazarda denenmiş, test edilmiş ürün, hizmet, mağaza formatı vb. ile bu deneyimleri en azından yakın, benzer özellikler gösteren pazarlarda değerlendirmek ve ek olarak yeni deneyimler, bilgiler edinmek: Her yeni pazarda kullanılan teknolojiler, pazarlama stratejileri, mağaza düzenlemeleri vb. perakendeci kurumun ufkunu genişletmesine yardımcı olabilir. • Özgün bir perakendecilik uygulamasına sahip olmak: Perakendecilikle ilgili yenilikleri patent vb. uygulamalarla koruma altına almak zordur. Yeni bir perakendecilik uygulaması hemen taklit edilebilir. Bu durumda benzersizliğin avantajlarını sürdürmek isteyen firma aktif bir şekilde dış pazarlara açılabilir. • Yurtiçi pazardaki yoğun rekabet: Bazı pazarlarda rekabetçi baskılar daha yoğun hissedilir. Yoğun rekabetin hissedildiği ABD, Japonya gibi pazarlarda perakendeciler daha fazla büyüme potansiyeli olan rekabetin çok yoğun olmadığı dış pazarlara yönelebilir. Örneğin; Amerika perakendecisi Kmart, indirimli perakendecilik alanında üstünlüğünü koruyan Wal-Mart karşısında, Wal-Mart’la doğrudan rekabet etmeyeceği pazarlara girerek başarılı olmaya çalışmıştır. • Üreticilik ve perakendecilik uygulamalarını bir arada yürüten firmalara yani kendi ürünlerinin üretim ve perakende satışını gerçekleştiren firmalara, eğer iç pazarda kapasitenin tamamı kullanılmıyorsa bu atıl kısmı kullanma, stokları eritme, ürün yaşam eğrisinin sonuna gelen ürünleri başka pazarlarda değerlendirme olanağı sunabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genellikle perakendeci kurumların uluslararası pazarlara giriş yöntemleri, üretici işletmeler için geçerli olan yapılara göre değerlendirilmiştir. Ancak perakendeci işletmelerin özellikleri farklıdır. Bu nedenle seçenekleri belirleyen faktörler de farklılaşacaktır. Bir perakendeci pazara giriş seçeneğini aşağıdaki faktörlerin ışığı altında değerlendirir: •Kontrol olanağı • Yasal engeller • Firmanın olanakları ve olanakları uluslararası genişlemeye aktarma istekliliği • Girişimi gerektiğinde düşük maliyetle ve hızla değiştirebilme esnekliği • Markanın dış pazarda bilinirliği • İyi kuruluş yerlerinin bulunabilirliği.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tüm bu faktörler perakendecinin özde iki temel faktörden yani maliyetler ve kontrol açısından algıladığı riskle alakalıdır. Dolayısıyla dış pazara giriş seçeneği maliyet ve kontrol açısından değerlendirilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğrudan tek başına pazara giriş “organik büyüme” olarak da tanımlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Satın almada bir şirket bir başkasını kendi bünyesine katarken, birleşmede birden çok şirket güçlerini ve varlıklarını yeni bir şirket kurarak biraraya getirir. Birleşmeleri ve satınalmaları gerekli kılan stratejik nedenler ise şöyle sıralanabilir • Bölgesel ve politik bazda farklılaştırma yapmak, • Rakipleri satın alarak ve dolayısıyla pazar paylarını ele geçirerek kar marjlarını korumak ve artırmak, • Kısalan ürün yaşam dönemleri ile daha kolay başa çıkabilmek, • Uluslararası rekabete ayak uydurabilmek, • Ticari sürtüşmelere karşı koyabilmek, • Hukuki baskı ve kontrolleri azaltabilmek, • İhtiyaç duyulan teknolojiye vb. ulaşabilmek, • Ürün hatlarını genişletebilmek, • Pazarları genişletebilmek, • Dış pazarlara girişte sıfır noktasından başlamaktansa şirketleri ucuza satınalarak giriş yapmak, • Rekabeti azaltabilmek, • Şube ağını genişletebilmek, • Yönetsel ve teknik personele kolay ulaşabilmek.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pazara girmek isteyen perakendeci franchising sisteminden yararlandığında marka adını, mağaza formatını, uzmanlığını kullanması karşılığında kendine bağlı mağazalar açacak girişimciler bulur. Böylelikle kolay ve maliyetsiz bir şekilde pazar kapsamını genişletir. Franchising hakkını alan taraf ise karşılığında bir başlangıç bedeli ve satışlardan pay vb. yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt eder. Franchising hakkını alan taraf pazarda kabul gören, bilinen bir markayı, oturmuş bir sistemi çeşitli desteklerle kullanma hakkı elde eder. Franchising veren taraf; hızlı bir şekilde ve düşük bir yatırım maliyetiyle pazarda genişler, yatırım riskini de karşı tarafa aktarmış olur. McDonald’s, Pizza Huts, Benetton, Levi’s, Body Shop vb. tanınmış perakendeciler çoğunlukla bu yaklaşımla uluslararası pazarlara açılırlar, ülkemizde de franchising sistemi aracılığıyla faaliyet gösterirler. Örneğin; Body Shop 50’nin üzerinde ülkede 13.000, Benetton 180’nin üzerinde ülkede 5500 franchising sistemiyle çalışan satış yerleriyle faaliyet gösterir. McDonald’s tesislerinin yaklaşık %70’i franchiseelere aittir. Moda tasarımcıları da genellikle franchising ile dış pazara açılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir diğer riski ve maliyeti düşük pazara giriş şeklidir. Dış pazarda geniş bir mağaza içinde alan kiralamaya dayalı bir uygulamadır. Japonya gibi pazara giriş engellerinin olduğu ülkelerde kısa yoldan pazarda varlık gösterme yoludur. Amerikan moda tasarımcıları Japonya pazarına bu yolla girmişlerdir. İngiliz perakende firması Boots, Tayland pazarında benzer bir yaklaşımı kullanmış, Hollanda kökenli Ahold’un sahibi olduğu Tops süpermarket zincirleri aracılığıyla pazara ürünlerini sunmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Firmalar kendi markalarını taşıyan ürünleri satma hakkını lisans anlaşmasıyla dış pazardaki perakendeciye vererek de uluslararası pazarlara açılabilir. Lisans anlaşmasında bir işletme (lisansör), bir diğer işletmeye (lisansı alan) lisans ücreti, royalti ya da başka bir ödeme karşılığında patent, marka adı, şirket formatı vb. bir değeri kullanma izni vermekte ve bunu bir sözleşme ile gerçekleştirmektedir. Lisans verenin lisans alandan istediği bedel; sektöre, lisans verenin marka değerine, anlaşmanın süresine, lisans alanın ülkesindeki ekonomik koşullara vb. göre farklılık gösterir. Bu bedel genelde satış hacmi ya da kar üzerinden alınır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?