Vergilendirme yetkisi nedir?
Yayımlanmış cevap
Vergilendirme yetkisi, bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğine dayanarak vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiilî gücüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
347 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Vergilendirme yetkisi, bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğine dayanarak vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiilî gücüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kaynak ilkesine göre devlet, egemenliği altında bulunan ülkesi üzerindeki tüm vergi konularını vergilendirir. Buna göre, ülkede vergiyi doğran olan olay kendi bünyesinde gerçekleşmiş yabancı ve yerli kişiler kaynak ülkesine göre vergi ödemekle yükümlüdür. Örneğin gelir ve kurumlar vergisinde geliri elde eden yerli ya da yabancı gerçek kişi ya da kurum kaynak ilkesine göre bu ülke tarafından vergilendirilir. Aynı şekilde, mal teslimi ve hizmet ifası hâlinde bunları gerçekleştirenler işlemin gerçekleştiği ülkede katma değer vergisi ödemekle yükümlüdürler. Emlak vergisinde de binanın, arsa ya da arazinin yerli ya da yabancı malikleri vergi ödemekle yükümlü olmaları buna örnek gösterilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergi yükümlüsünün vergi kanunlarının ve vergi anlaşmalarının uygulaması bakımından yerleşik sayıldığı devlettir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası çifte vergilendirme iki ya da daha fazla devletin vergilendirme yetkilerini kullanmaları aşamasında yetki çatışmasından doğmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yetki çatışmaları temelde aşağıdaki şekillerde ortaya çıkmaktadır: • Örneğin, iki ya da daha fazla devlet verginin konusuna giren gelir ya da kazancın kendi ülkesinde doğduğunu ileri sürebilir. Bir şirketin vergi uygulamaları bakımından yerleşik olduğu (mali ikametgâh) devlet, kanuni ya da yönetim merkezinin bulunduğu devlettir. Gerçek kişiler ise birden fazla devlette bu devletlerin iç hukukuna göre yerleşik sayılabilirler. İkamet devletin vergi ile ilgili düzenlemeleri kazancın elde edildiği kaynak devletin vergi düzenlemeleri ile uyumlu olmayabilir. • Devletlerin iç hukuk sistemleri vergi yükümlülerini farklı tanımlayabilirler. Örneğin bir ortaklık bir devlet tarafından vergi yükümlüsü olarak kabul edilmezken diğer devletin hukukuna göre vergi yükümlüsü olarak nitelendirilebilir. • Gelir vergisi, toplam gelir, ikamet, ev, taşınmaz kıymet, daimi iş yeri vb. kavramlar devletlerin iç hukuk sistemlerinde farklı anlamlara geliyor olabilirler. • Bununla birlikte, verginin konusuna giren ya da vergiyi doğuran olay bakımından önemli olan işlemler devletlerde farklı özelliklere sahip olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergilendirme yetkisi çatışmaları kısaca şöyle açıklanabilir: • Kaynak-Kaynak çatışmaları: İki ya da daha fazla devlet bir vergi yükümlüsünün gelirinin kendi ülkelerinde doğduğunu öne sürerler. • İkametgâh-İkametgâh çatışmaları: İki ya da daha fazla devlet bir vergi yükümlüsünün kendi iç hukuklarına göre kendi ülkelerinde ikamet ettiğini öne sürebilirler. • İkametgâh-Kaynak çatışmaları: Vergi yükümlüsünün elde ettiği gelir kaynak devlet tarafından vergilendirilirken ikamet devlet tarafından da vergilendirilir. • Gelirin özelliklerinden kaynaklanan çatışmalar: İki devlet bir gelir unsurunu farklı değerlendirebilir ya da sınıflandırabilir, sonuçta da farklı uygulamaya gidebilirler. • Vergi yükümlüsüne ilişkin çatışmaları: Vergi yükümlüsü devletlerin hukuk sistemlerine göre farklı şekilde tanımlandığında iki devlet nezdinde farklı vergilendirme ortaya çıkabilir. • Vergi sistemlerinin uyumsuzluğu ile ilgili çatışmalar: İki devletin vergi sistemlerinde farklı uygulamalara yer verilmesi çifte vergilendirmeye neden olabilir. Örneğin değerleme hükümlerinin, vergilendirilebilir gelir tanımının ya da verginin hesaplanması farklılıkları.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergilendirme yetkisi çatışmalarının en çok karşılaşılanı ikametgâh-kaynak çatışmalarıdır. Buna göre bir vergi yükümlüsü kaynak devleti ile gelirin doğduğu ülke olması nedeniyle, ikamet devletiyle de yerleşik olduğu ülke olması nedeniyle vergilendirme ilişkisine girmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası hukuksal çifte vergilendirme unsurları şöyle sıralanabilir: • İki ya da daha fazla devlet (ya da vergilendirme yetkisine sahip yerel idare), • Aynı vergi yükümlüsü, • Aynı vergi konusu, • Aynı vergilendirme dönemi, • Aynı ya da benzer vergiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir şirketin işini tamamen veya kısmen yürüttüğü, işle ilgili sabit yere “daimi işyeri” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Matrahtan indirim yönteminde, ikamet devletinde hesaplanan matrahtan yurtdışında ödenmiş vergiler bir gider kalemi gibi indirilir. Matrahtan indirim yöntemi diğer tek taraflı yöntemlerle karşılaştırıldığında vergi yükümlüsünü çifte verilendirmeye karşı daha az korumaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İstisna yöntemi esas olarak sermaye ithalat tarafsızlığını (capital import neutrality) sağlamayı amaçlamışken mahsup yöntemi sermaye ihracat tarafsızlığını (capital export neutrality) sağlamayı amaçlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1980 yılında yayınlanmış ve 2001 yılında güncellenmiştir. OECD Model Vergi Anlaşması temelinde geliştirilen bir Model Anlaşma olmasına karşılık önemli farklılıkları bulunmaktadır. Örneğin, ikamet ilkesine ağırlık veren ve gelişmiş ülkelerin lehine hükümler içeren OECD Modelinden farklı olarak kaynak ilkesine ağırlık vermiş, gelişmekte olan ülkelerin vergilendirme yetkilerinin korunmasına öncelik tanımıştır. Bu özelliği ile gelişmekte olan ülkeler, bağımsızlığını yeni kazanmış devletler ile eski doğu bloğu ülkeler tarafından tercih edilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çok taraflı vergi anlaşmalarından biri Andean Modeli’dir (1971). 1969 yılında Bolivya, fiili, Kolombiya, Ekvator ve Peru Cartagena Anlaşması ile Güney Amerika’da bölgesel bir Ortak Pazar (Andean Uluslar Topluluğu-Andean Community of Nations) kurmuşlardır. Andean Modelinden başka, aralarında serbest ticaret şartlarını sağlamayı ve sermayenin serbest dolaşımını amaçlayan bazı Karayip ülkeleri (Antigua ve Barbuda, Bahamalar, Barbados, Belize, Dominika, Grenada, Guyana, Haiti, Jamaika, Montserrat, St. Kitts ve Nevis, St. Lucia, St. Vincent ve Grenadinler, Surinam ile Trinidad ve Tobago) tarafından 1994 yılında CARICOM Çok Tarafı Vergi Anlaşması imzalanmıştır. Bir diğer çok taraflı vergi anlaşması da OECD Model Vergi Anlaşmasını temel alan ve Danimarka, Finlandiya, Faroe Adaları, İzlanda, Norveç ve İsveç’in taraf olduğu İskandinav Çok Taraflı Vergi Anlaşmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Andean Uluslar Topluluğu, 1971 yılında Andean Modeli olarak da bilinen bir “çok taraflı anlaşma modeli” (Andean Modeli) yayınlamıştır. Model Anlaşma, Andean Uluslar Topluluğu içinde yabancı sermaye, patent, marka, lisans ve telif konularında ortak vergi uygulamaları öngörmekle birlikte, esas olarak kaynak ilkesini benimsemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devletler, alacakları tek taraflı ya da uluslararası önlemlerle vergilendirme yetkilerinden tamamen ya da kısmen vazgeçerek uluslararası çifte vergilendirmeyi ortadan kaldırmaya (ya da en azından etkisini azaltmaya) çalışmaktadırlar. Tek taraflı yöntemlerden matrahtan indirim, mahsup ve istisna yöntemleri uygulanabilir. Tek taraflı yöntemlerin dışında uluslararası yöntemler, başka bir ifadeyle uluslararası anlaşmalar da çifte vergilendirmenin önlenmesinde ve ortadan kaldırılmasında kullanılmaktadır. Tek taraflı yöntemlerde devletler tek taraflı olarak vergilendirme yetkilerini sınırlandırırlar. Vergi anlaşmalarında ise karşılıklı olarak elde edilen gelirin türüne göre farklı esaslarla vergilendirme yetkilerini sınırlandırırlar. Ülkelerin farklı vergi sistemleri günümüzde vergi anlaşmalarının imzalanmasını kaçınılmaz hâle getirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elektronik ticaret (e-ticaret), üretim, dağıtım, satış ve teslim işlemlerinin bilgisayar ağıyla gerçekleştirilmesi olarak tanımlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elektronik ticaretin vergileme bakımından getirdiği temel sorun uluslararası işlemlerde ekonomik faaliyetin hangi ülkede gerçekleştiğinin tespiti ve buradan elde edilen gelirin ve yapılan harcamanın hangi ülkede vergilendirileceği konusudur. İfade ettiğimiz bu temel sorunla ilgili olarak vergi yükümlüsünün, verginin konusuna giren işlemin ya da gelirin vergi idaresi tarafından tespiti ve izlenmesi önemli olmaktadır. Verginin türüne göre de elektronik ticaretin neden olduğu sorunlar detaylandırılabilir. Örneğin harcamalar üzerinden alınan vergilerde kaynak veya varış yeri ilkesinin uygulanması; gelir üzerinden alınan vergilerde de vergi yükümlüsünün yerleşik olduğu yerin ve daimi işyerinin tespitine ilişkin sorunlar sıralanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergi idarelerinin gelişen elektronik ticaret karşısında yetersiz kalmasının nedeni ise ulusal vergi sistemlerini oluşturan vergi düzenlemelerinin ve vergi anlaşmaları hukukunun elektronik ticaretin gelişmemiş olduğu dönemlerde oluşturulmuş olmasıdır. Bu bakımdan, örneğin, elektronik ticaretin gelişimi ile birlikte dijital ürünlerin teslimi, bu malların bedelinin bankacılık sistemi aracılığı ile tahsili ya da satıcının çoğu zaman satışın gerçekleştiği yerde fiziki olarak var olma zorunluluğunun olmaması vergi idarelerini zor durumda bırakmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnternet teknolojisinin vergileme üzerinde etkili olan özellikleri şöyle sıralnabilir: • İnternet teknolojisinde yaşanan gelişmelerle birlikte ticari faaliyetlerde ihtiyaç duyulan sermaye tutarı azalmış, küçük işletme sayısında artış olmuştur. • Elektronik ticaret alım-satım işlemlerinde temsilci, komisyoncu, acente gibi aracılara olan ihtiyacı ortadan kaldırmıştır (disintermediation). Bir otobüs firmasının şehirlerarası otobüs biletlerini İnternet üzerinden doğrudan müşterilerine satması bu konuda verilebilecek bir örnektir. • Şifreleme teknolojisinin gelişmesiyle birlikte İnternet üzerinden gönderilen ve alınan mesajların içeriklerinin üçüncü taraşarca araştırılması güçleşmiştir. • Özellikle çok uluslu şirketlerde tasarım ve üretim gibi fonksiyonların bütünleşmesi sonucu grup içi fonksiyonların birbirinden ayrılması güçleşmiştir. • İnternet teknolojisi işletmelere uluslararası faaliyetlerindeki organizasyon yapılarının oluşturma konusunda esneklik getirmiştir. • İnternet teknolojisi ticari faaliyetin sürdürüldüğü yerin tespit edilmesini güçleştirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir devletin vergilendirme yetkisinin sınırı kaynak ve ikamet ilkeleriyle belirlenir. Kaynak ilkesine göre devletler kendi sınırları içinde bulunan vergi konuları üzerinden vergi alırlarken, ikamet ilkesine göre kendi ülkelerinde yerleşik sayılan gerçek kişi ve kurumların dünya genelinde elde ettikleri gelir ve kazançlarını vergilendirirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elektronik ticarette kaynak ilkesi, KDV’nin etkin bir şekilde uygulanması, gelir idaresinin işleyişinin rahat olması ve mükellefin vergiye uyum maliyetlerinin düşük olması gibi nedenlerle özellikle gelir idaresi tarafından tercih edilecektir. Bununla birlikte tarafsızlık açısından bakıldığında varış yeri ilkesinin üstünlüğü kabul edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elektronik ticarette varış yeri ilkesi, kaynak ilkesine göre etkinlik, uygulanabilirlik ve mükelleşerin vergiye uyumu bakımından daha üstündür. Buna karşılık tarafsızlık açısından özellikle federal devletlerde ve ekonomik bütünleşmelerde kaynak ilkesi varış yeri ilkesine tercih edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası ticarette KDV’nin uygulanmasında kaynak ve varış yeri ilkesi (orijin ve destinasyon ilkesi) uygulanmaktadır. Varış yeri ilkesinde vergiye tabi olan mallar hangi ülkede üretildiği dikkate alınmaksızın tüketildiği ülkede vergilendirilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Varış yeri ilkesinin etkin olarak uygulanabilmesinin bir başka yolu da nihai tüketicinin vergi sorumlusu sıfatıyla satın aldığı ürün üzerinden hesapladığı KDV’yi ikamet ettiği yerin gelir idaresine yatırmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sermayenin uluslararası hareketliliğinin artmasında teknoloji alanında, özellikle de iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler etkili olmuştur. İletişim teknolojisinde yaşanan gelişmelerle birlikte yatırımcılar yatırıma konu olan fonları birkaç saniyede dünyanın herhangi bir yerinde değerlendirir hale gelmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?