İlanlar kaç gruba ayrılmaktadır?
Yayımlanmış cevap
İlanlar genel olarak üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar; resmi ilanlar, ticari ilanlar ve küçük seri ilanlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
368 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İlanlar genel olarak üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar; resmi ilanlar, ticari ilanlar ve küçük seri ilanlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo, ses ve görüntünün elektromanyetik dalgalar aracılığı ile belli bir yerden vericiye iletilmesi, oradan da özel alıcı aygıtlar yoluyla topluma aktarılmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo tek bir duyu organına, kulağa seslendiği için, izlenmesi/dinlenmesi dikkat gerektiren sıcak bir iletişim aracıdır. Söz, müzik ve efekt unsurları radyonun temel öğeleridir. Radyo programı, bu öğelerin uyumlu bir biçimde değerlendirilmesi ve kompozisyon oluşturulmasıyla gerçekleştirilir. Görüntü unsurunun olmaması, dinleyiciye geniş bir hayal dünyası sunabilmekte, onun düş gücünü harekete geçirebilmektedir. Radyonun bu özelliği ucuz, pratik ve hızlı bir teknoloji olma özelliği ile birleşince, en temel nitelikleri ortaya çıkmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk ticari radio ABD de 1922 yılında kurulmuş ve aynı yıl ilk radio reklamı yayınlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gazeteden sonra, kitlelerle buluşan ikinci kitle iletişim aracı radyodur. Özellikle 1940’lı yıllar, radyoculuk açısından en parlak dönemlerdir. O yıllarda radyo oturma odalarının en önemli bölümlerini süsler ve ailece akşamları hep birlikte radyo dinlenirdi. Radyo o yıllarda en etkin bir reklam aracı olarak kullanılmıştır. 1950’lerde kuşkusuz, ülke gündemini belirleyen en önemli araç; gazete ve radyoydu. Dönemin radyo programları dinleyici üzerinde oldukça etkilidir. Radyo 1950’li yıllarda, oturma odalarının en değerli yerini televizyona bırakır. Ancak internet teknolojisindeki gelişmelerle birlikte radyo isteyen herkesin kendi yayınını yapabildiği ve aynı zamanda Dünyanın herhangi bir noktasından istenilen her yayının dinlenebildiği bir hal almıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1920’li yıllarda düzenli radyo yayınlarının başlamasıyla birlikte reklamcılık alanında büyük bir dönüşüm yaşanmıştır. Ticari yayıncılığın beşiği olan Amerika, radyo reklamcılığına öncülük etmiştir. Radyo alıcı sayısının artmasıyla birlikte radyo istasyonları da çoğalmıştır. Radyo sayesinde reklam yapımları yavaş yavaş radyoya kaymış sonrasında televizyonun yayın hayatına başlamasıyla reklamcılık önemli bir sektör olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Başlangıçta radyoda yayımlanan ilk reklamlar teknik olanaksızlıkların yetersizliğinden dolayı anonslar biçiminde hazırlanmıştır. Reklamı yapılacak ürün ve firma hakkında tanıtıcı bilgilerin verildiği, canlı anonslar olarak yapılmıştır. Ancak 1930’lu yıllarda radyo reklamları durağan ve sırf söze dayalı bir formattan çıkıp ses, müzik ve efektlerin kullanıldığı günümüz radyo reklamlarının ilk örnekleri verilmiştir. 1930’lu yılların sonuna kadar radyo reklamları içerikten çok aktarım anlayışı yönünde gelişmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kurtuluş Savaşı yıllarında ortaya çıkan iletişim eksikliğini gidermek amacıyla çıkarılan Telsiz Tesisi Hakkında Kanun yasası, istasyonların yapımı için ihaleye çıkılmasını sağlamıştır. Alman Simens ve Fransız T.S.F şirketiyle yapılan pazarlık sonucu, telsiz telgrafı kurma işi Fransız T.S.F. Şirketine verilir. Güçleri 20-50 KW arasında değişen iki verici 1927 yılında radyo yayını yapacak donanıma ulaşmıştır. Böylece 6 Ocak 1927’de, İstanbul’da, Türkiye’nin ilk radyo yayını başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de 6 Ocak 1927 de başlayan yayın tıpkı, İngiltere, Fransa ve Almanya örneğinde olduğu gibi özel şirket elinde kurulup işletilmeye başlar. Devlet, PTT eliyle Fransız şirketine radyo vericilerinin yapımını ihale ettikten sonra Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi’ne Ankara ve İstanbul’da verici istasyonlarının işletilmesiyle ilgili olarak on yıl süreyle izin verilir. Kâr sağlama amacıyla kurulan T.T.T.A.Ş.’nin alt yapısı devlet tarafından hazırlanmıştır; şirket devlet desteğiyle kurulmuş bir özel sektör girişimidir. Ancak radyonun, ilk on yılı hem çalışanların yetersiz bilgi ve deneyimsizlikleri hem de zamanın ekonomik olanakları nedeniyle başarısız olmuş ve radyo 1937 yılında 3222 sayılı yasa ile şirketten alınarak PTT Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir. Bu dönem Milli İktisat ve Tasarruf ve Türk Dili, Türk Tarihi ve müzik konularında radyodan çok yararlanılmıştır. Bu dönem çeşitli radio programcılığı açısından profesyonel bir dönem olarak değerlendirilmemektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cumhuriyet hükümeti 1936 Ağustosunda çıkardığı bir kararname ile radyonun yönetimini doğrudan ele alır. TTTAŞ döneminde de on yıl süreyle devletin etkin denetiminin varlığı söz konusu olduğu için yayıncılık anlayışında çok büyük bir değişiklik yaşanmaz. Özel sektör döneminde finansman güçlükleri nedeniyle PTT ile işbirliği yapan TTTAŞ, devlet yönetimi döneminde radyoyu bir kararname ile PTT Genel Müdürlüğü’ne devreder. Kararname, 8 Eylül 1936 tarihinden sonra Ankara ve İstanbul Radyosunun işletilmesinin PTT tarafından yapılacağını ve bu iş için gerekli kadroların ayrılmasını emretmektedir. Bu kararname 1940 yılına kadar, radyo yayını yapacak örgütü belirleyen tek hukuksal belge olmuştur. Bu dönemde söz yayınlarının tüm yayınlar içerisinde süresi ve konu çeşitliliği de artar. Haberler, eğitici yönü ağır basan yayınlar, kültür ve sanat programları artmıştır. 1936-1940 dönemi sonlarında İkinci Dünya Savaşı başlar. Bu dönem Dünya yayıncılığı açısından bir durgunluk dönemidir. Ancak radyonun işlevini ortaya koyması açısından önemlidir. Radyonun, toplumda en çok aranan haber alma aracı olarak ön plana çıktığı bir dönemdir. Dönemin hassasiyetinin bir sonucu olarak kitle iletişim araçları hükümet yanlısı olarak kullanılır. PTT dönemi olarak adlandırabileceğimiz bu dönem, Türkiye Radyolarının yayıncılığının aşama yapamadığı ancak teknolojik açıdan eksikliklerini önemli ölçüde giderdiği bir dönemdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Medyanın tek bir elde toplanması ya da merkez tarafından kontrol edilmesi fikri dönemin hakim düşüncesidir. Halkı zararlı propagandalardan korumak, ulusal çıkarları savunmak, resmi görüşün eksiksiz ifade edilmesini sağlamak gibi gerekçeleri olan bu düşünce, Matbuat Umum Müdürlüğü’nün kurulmasına neden olur. Radyo yayın politikası Matbuat Umum Müdürlüğü ve bağlı olduğu başbakanlık tarafından belirleniyordu. Bu durum, radyo yönetimine radyo yayıncılığı ile bağdaşmayan bir merkeziyetçilik getirilmesi ile eleştirilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1946 yılı Türkiye’nin çok partili hayata geçtiği dönemdir. Bu da Türkiye radyoculuğunu doğrudan etkilemiştir. Bu etkilenmeyle birlikte yayın politikası, örgüt ve yönetimi değişen radyo, iktidar ve muhalefet arasındaki çekişmelerin vazgeçilmez öğesi halini alır. 1949 yılına dek radyo Basın Yayın Umum Müdürlüğü bünyesindeki yerini korumuştur. Fakat 1946 yılında çok partili siyasal yaşamın başlaması radyoda bir takım değişiklikleri zorunlu kılar. Öncelikle 1943 yılında çıkarılan 4475 sayılı yasanın 20. Maddesinde değişiklik yapılan değişikliğe göre radyonun söz yayınlarını denetleme yetkisi siyasi iktidara verilmiştir. Bir süre sonra 4475 sayılı yasanın 20. Maddesine değiştirmeye yönelik yasa tasarısı geri alınmış, bunun yerine Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü kanun tasarısı meclise sunulmuştur. 24 Mayıs 1949’da 5392 sayılı Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü Kanunu Kabul edilmiştir. Bu yasa ile birlikte radyo yayınlarını düzenlemek için Radyo Yayınları Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurulun görevleri yayınların esaslarını belirlemek, programlar hakkında görüş bildirmektir. Çok partili döneme geçişle birlikte siyasal iktidarlar radyoyu güçlerini arttırmak amacıyla kullanmışlardır. 1950-1960 yılları arasında iktidar muhalefet çatışmasında radyonun kullanımı en önemli anlaşmazlık nedenlerinden biri olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1961 Anayasası, özgürlüklerin yaşaması için gerekli sosyal ortamı, çoğulcu toplum düzenini de yaratmaya çalışmıştır. 359 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Kanunu ile TRT’nin ülke içinde yayın tekeline sahip özerk bir kamu iktisadi kuruluşu olduğu ifade edilmektedir. Yönetsel anlamda özerkliğin sağlanabilmesi için TRT Yönetim Kurulu’nun hükümet etkisinden uzak tutulması amaçlanmıştır. Bu nedenle Milli Eğitim ve Turizm ve Tanıtma Bakanlıkları’nın önerisi ile Bakanlar Kurulu’nun onayıyla atanacak hükümet temsilcileri dışında diğer üyeler demokratik yöntemlerle seçilen uzmanlardan oluşmuştur. 1960-1964 yılları arasında radio yayınlarının bu döneminde programlarda daha özgür bir düşünce ve tartışma ortamı sağlanır. Söz programlarında radyo teknikleri daha çok kullanılmaya başlanmış, programlar dil, anlatım ve sunuş açısından aşama göstermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1982 Anayasası’nın 133. maddesinde yapılan değişiklik, Avrupa Sınır Ötesi Yayın Sözleşmesi’nin kabulü ve 3984 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle Türkiye’de radyo televizyon yayınlarında devletin tekeli kalkmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üst kurul radyo televizyon kuruluşlarının yasanın getirdiği sınırlamalara ve kurallara uymalarını sağlamak, kuralların ihlali durumunda uyarmak ve cezalandırmak yetkisiyle donatılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiyede radyo yayınlarının başladığı ilk yıllarda yayın alanlarının kısıtlı olması ve radyo abonelerinin sayısının az olması nedeniyle radyo reklamcılığı gelişmemiştir. 1938 ‘de radyo kurma ve işletme yetkisi, çıkarılan yasayla Münakalat Vekâleti’ne verilmiş; hemen ardından Ankara radyosu yayın hayatına başlamıştır. Tamamen devlet yönetimine giren radyoda ilan ve reklam kaldırılır. 1950’den sonra hızla gelişen serbest piyasa ekonomisi içerisinde radyo, sürekli reklam ve ilan taleplerine hedef olmuştur. Ancak 1951 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararnamesi’yle radyolarda rekam yayınları serbest bırakılmıştır 1949 yılının sonlarında Türkiye’de ilk radyo reklam yayınları yapılmıştır. 1980’lere gelindiğinde ise Türkiye radyoculuğu tüm dünyada yaşanan büyük değişim rüzgârından etkilenmiştir. Türk radyo yayıncılık tarihi, Kamu Hizmeti Yayıncılığı anlayışıyla yayın yapan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Dönemi ve ticari amaçlarla yayın yapan Tecimsel Radyolar Dönemi olarak ikiye ayrılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Reklam, bir ürün veya hizmeti halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümü sağlamak için söz, yazı ya da resimle yapılan her türlü çabayı ifade etmektedir. İktisadi bir terim olarak; satışları artırmak amacını güden pazarlama araçlarının en önemlilerinden biri olan reklam, paralı veya ücretli bir haber şeklidir. İletişim açısından reklam, bir işin, bir ürünün veya hizmetin para karşılığında kitle iletişim araçlarında tarif edilerek geniş halk kitlelerine duyurulması olarak tanımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İç faktörler radyonun müzik seçim kalitesi, haber uzunluğu ve yerleştirmesi, yayın kalitesi, program içeriği, spikerin performansı, programlarda verilen promosyonlardan oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dış faktörler, diğer kitle iletişim araçları, yayın sezonu, program dışı promosyonlar, sabah ve akşam saatleri, spor karşılaşmaları, diğer radyoların yayın içerikleri, yerel ve ulusal haberlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Televizyonun aksine, insanı bulunduğu ortama hapsetmeyen radyo, insan yaşamının her alanına girmekte ve adeta yaşamın fon müziği şeklinde kendini konumlandırabilmektedir. Kitle iletişim araçlarının içinde erişilebilirlik ve ayrılmazlık anlamında radyo, gün boyu tüketilen yegâne araçtır. Radyonun diğer pazarlama araçlarından farkı, gün boyunca kullanılan bir medya aracı olması; kahvaltı yaparken, arabayla yolculuk yaparken ve iş yerinde en çok kullanılan medya araçlarından biri olmasıdır. Radyonun en büyük cazibesi, mobil ve aktif olan insanlara ulaşabilmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve yayınları Hakkında Kanun’un 19. 20. 21. 22 ve 23. Maddeleri reklamlarla ilgili hükümler içermektedir. Bu hükümler; reklamlar adil, dürüst olacak, yanıltıcı, tüketiciyi ve çocukları zarara uğratıcı olmayacak, yayınlanan reklamlar programdan kolayca ayırt edilebilecek, güncel programlar ve çocuk programları reklam ile kesilmeyecek. Alkol ve tütün ürünleri reklamlarına izin verilemez. Recete ile satışına izin verilen ilaç ve tedavilerin reklamı yapılamaz. Bütün reklamlar adil ve dürüst olacak, yanıltıcı ve tüketicinin çıkarlarına zarar verecek nitelikte olmayacak, çocuklara yönelik veya içinde çocukların kullanıldığı reklamlarda, onların yararlarına zarar verecek unsurlar bulunmayacak, çocukların özel duyguları göz önünde tutulacaktır. Reklamcı, programların içeriğine herhangi bir müdahalede bulunamaz. Reklamlar günlük yayın süresinin % 15ini geçemeyecektir. Ancak, ürünlerin alımının, satımının, kiralanmasının veya hizmetlerin topluma doğrudan sunulmasını sağlamak üzere bu oran spot reklamların % 15ini aşmaması kaydıyla % 20ye çıkarılabilir. Bir saatlik yayın içerisinde spot reklamlara ayrılan süre % 20yi aşamaz. Ürünlerin alımını, satımını, kiralanmasını veya hizmetleri halka doğrudan sunan türdeki reklamların yayını günde bir saati geçemez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özgün olmalı, basmakalıp olmamalı, dikkat çekmeli ve yaratıcı düşünce etkin olmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo reklamlarında, yaratıcı sürecinden başlamak üzere, dinleyeciye ulaşmasına kadar geçen sürece reklam yapım aşamaları denmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geniş bir ekip çalışması sonucu üretilen reklamların yaratıcı yapım süreçleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır • Araştırma ve bilgi toplama • Ürün ya da hizmeti tanımak ve tanıtmak • Hedef kitleyi tanımak • Yaratıcı düşüncenin iletiye dönüşmesi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Reklam metni için en uygun ifadelerin seçilmesi ve mesajın net bir şekilde anlatması gerekmektedir. • Reklam ve onu destekleyen müzik, efekt, radyo istasyonunun yayın politikasına uygun olmalıdır. • Radyo reklam spotu, dikkat çekici müzik ve ses efekti ile başlamalıdır. • Radyo reklamlarında adres ve telefon numaraları mutlaka söylenmelidir. • Radyo reklamcılığında üzerinde durulması gereken bir konu da, dinleyicinin dikkatinin ilk birkaç saniyede yakalanmasının zorunluluğudur. • Radyo dinleyicisinin dikkatinin dağılmasını önlemek için, radyo reklam metninin anlatımı basit, doğrudan ve harekete geçirici olmalı; sen ya da siz vurgusu yapılarak, mesaj kişiselleştirilmelidir. Radyo reklam metinlerinde eylem ifadeleri kullanılmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?