Şap hastalığının etkeninin ailesi ve genusu nedir?
Yayımlanmış cevap
Şap hastalığı ailesi: Picornaviridae - genusu: Aphtovirus
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
480 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Şap hastalığı ailesi: Picornaviridae - genusu: Aphtovirus
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alttipler aynı serotip içinde yer alan ve serolojik olarak ayırt edilebilen alt gruplardır. Aynı alttipde bulunan virus suşları arasında serolojik farklılık olmamasına karşın, aynı serotipte yer alan farklı alttipler arasında serolojik farklılıklar bulunmaktadır. Fakat bu farklılıklar serotipler arası farklılığa göre son derece sınırlı düzeydedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yapısal özellikleri viruslara benzeyen veya hastalık oluşturma yöntemleri viral enfeksiyonları andıran, ancak virus tanımını tam olarak karşılamayan enfeksiyöz ajanlara subviral ajan adı verilir. Bu ajanlar viroid, virusoid, uydu virus ve prion’ları kapsar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Viroidler kapsid taşımayan enfeksiyöz çıplak RNA’dan ibaret ajanlardır. Viroidler zarf veya kapsid taşımaz, herhangi bir protein kodlayamaz ve çoğalabilmek için konak hücrenin protein sentez mekanizmasını kullanmak zorundadır. Viroidler bitkilerde enfeksiyon oluşturabilmektedir. Bir viroid genellikle birçok bitki türünü enfekte edebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Satelite (uydu enfeksiyöz ajan) olarak tanımlanan bu ajanların temel özelli¤i çoğalabilmek ve enfeksiyon oluşturabilmek için mutlaka yardımcı bir virusa ihtiyaç duymalarıdır. Dolayısıyla bir virus türünün uydusu konumundadırlar. Uydu RNA (virusoid) ve uydu virus olmak üzere iki tip satelite bulunmaktadır. Virusoidler sadece bitkilerde enfeksiyon oluştururken, bazı uydu viruslar hayvanlarda (kronik arı felci virusunun uydu virusu) ve insanlarda (hepatitis B virusunun uydu virusu olan hepatitis D virusu) enfeksiyon oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Konak hücre: Bir virusun tutunması ve çoğalmasına olanak sağlayan canlı ve virusa duyarlı hücreleri ifade eder. Konak hücreler canlı organizmadaki dokularda olabileceği gibi laboratuvar ortamında üretilen hücreler de konak hücre olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Viruslar sadece canlı organizmalarda ve duyarlı hücre kültürlerinde çoğalabilirler. Spesifik reseptörler aracılığıyla konak hücreye tutunabilen virus partikülünün çoğalması birbirini takip eden 5 basamakta gerçekleşir. Bunlar sırasıyla konak hücreye tutunma (adsorbsiyon), konak hücreye girme (penetrasyon), eklips (sentez aşaması), olgun virus partikülünün oluşumu ve hücre dışına saçılım basamaklarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bunlar sırasıyla: 1. Tutunma, 2. Penetrasyon, 3. Eklips, 4. Olgun virus partikülü oluşumu ve 5. Dışarı dökülme basamaklarıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Transkripsiyon: DNA veya RNA yapısındaki nükleik asit iplikçiğinden yeni bir nükleik asit iplikçiği sentezlenmesi işlemidir. Bu yolla hem yeni nesil nükleik asitler hem de protein sentezini yönetecek olan mRNA’lar sentezlenebilir. Transkipsiyonla elde edilen yeni nükleik asit iplikçiğine transkript denir. Serbest kalan viral nükleik asitten öncelikle bir RNA kopyası (transkript) oluşturulur. Bu RNA kopyası mRNA’ya dönüştürülür ve erken proteinler adı verilen ilk aşama proteinlerin sentezini gerçekleştirir. Daha sonra yeni nesil virus partiküllerinde yer alacak olan nükleik asitler sentezlenir. Takiben yeniden bir mRNA sentezlenerek geç proteinler (veya son proteinler) adı verilen ve virusun yapısına katılan proteinlerin sentezi gerçekleştirilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bakterilerin yaşamsal aktivitelerine ve çoğalma sürecine etkiyen birçok antibiyotik veya antimikrobiyel ajan bulunmasına karşın virus çoğalması üzerine etkili olan antiviral ajanların sayısı oldukça azdır. Antiviral ajanların etkidikleri virus türleri ve etkinlik düzeyleri de sınırlıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bunun önemli nedenlerinden birisi virus çoğalmasının zorunlu olarak hücre içinde gerçekleşmesidir. Virus çoğalmasını durdurmak için kullanılan ajanlar aynı zamanda hücre metabolizması üzerine de istenmeyen bazı etkiler yaratacaktır. Dolayısıyla kullanıma alınabilecek antiviral ajan sayısı son derece sınırlıdır. Antiviral ajanların etkinlik düzeyini sınırlandıran 2 tane önemli faktör vardır. Bunlar: (1) Hemen her virus ailesinde çoğalma modelinin bir diğerinden farklı olması ve (2) Virusların çok sık mutasyona uğrayarak antiviral ajanlara karşı direnç geliştirebilmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hücre düzeyinde virus çoğalmasının durdurulması birkaç evrede mümkün olabilmektedir. Bunlardan ilki virusun hücreye tutunma veya hücre içine alınma (penetrasyon) aşamasıdır. Bu aşamada virusların çoğalması spesifik antikorlar ve bazı deterjanlar tarafından durdurulabilir. Virusların hücre içine alınıp zarftan arınmasını takiben viral proteinlerin veya yeni nesil nükleik asitin sentezine müdahale edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amantadin, Rimantadin ınfluenza A virusları Oseltamivir, Zanamivir ınfluenza A ve B virusları Ribavirin ınfluenza A ve B virusları, respiratorik sinsityal virus, Lassa vb viruslar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Isı ve proteolitik enzimlere (pepsi, tripsin vb) duyarlıdır Geniş antiviral etkinliğe sahiptir Aktif bağışıklıkla ilgili değildir Sebep ortadan kalkınca interferon salgılanması durur Canlı türüne spesifite gösterir, virus türüne spesifik değildir Hücre kültürleri de interferon salgılar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Viruslar genetik değişimlere en çok maruz kalan mikroorganizmalar arasındadır. Viruslarda sıklıkla karşılaşılan genetik değişimler mutasyon ve rekombinasyondur. Nükleik asit baz diziliminde meydana gelen ve genetik şifrenin değişimiyle sonuçlanan kalıcı değişikliklere mutasyon adı verilir. Mutasyonlar sentez edilecek viral proteinin işlevini değiştirebileceği gibi, tamamen ortadan kaldırması da söz konusu olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir virüsün enfeksiyözite gücünün rakamsal olarak ifadesi o virüsün titresidir. Bu gücün belirlenmesi işlemine de virüs titrasyonu adı verilir. Virüsün titresi süspansiyonunda bulunan enfektif partikül sayısıyla ilgili bilgi verir. Titrasyon amacıyla sulandırmalar hazırlanır ve her sulandırma basamağında belli sayıda konakçı (hücre kültürü, EYT, denek hayvanı) sisteme ekilir. Test sonucunda konakçı sistemlerin en az yarısının enfekte olmuş olması beklenir. Titrasyon işleminde genellikle hücre kültürleri kullanılmaktadır ve elde edilen titre birimi Doku Kültürü İnfektif Doz (DKID50) olarak ifade edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Direkt olarak dokulardan ayrıştırılarak elde edilen hücrelerin in vitro flartlarda üretilmesi ile elde edilen kültürlere primer hücre kültürü adı verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hücre kültürlerinin yeni flakslara (plastik türevi maddelerden üretilmiş kültür şişeleri) alınarak çoğaltılmasına subkültür hazırlama (veya pasaj) elde edilen kültüre de subkültür denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Primer kültürlerin pasajlanmas›yla elde edilen ve genetik özellikleri bakımından köken aldığı dokuya en az %85 oranında benzerlik gösteren kültürlere diploid hücre kültürü denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Direk olarak dokulardan ayrıştırılarak elde edilen hücrelerin in vitro şartlarda üretilmesi ile elde edilen kültürlere primer hücre kültürü denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kotun eritrositlerine karşı tavşanlarda elde edilen antikorlar amboseptör olarak adlandırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir hastalık etkenine karşı antikor taşıdığı bilinen serum Pozitif Serum'dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hücre kültürleri üretildikleri ortamlara göre ikiye ayrılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir antijenin duyarlı bir konakçıya belli bir program kapsamında verilmesiyle elde edilen ve bu etkene karşı yüksek miktarda antikor taşıyan serumdur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bünyelerinde hastalık etkeni (patojen) maddeler taşımazlar. Sürekli kontrol ve bakım altında tutulurlar. Su ve yemleri kontrolden geçirilir, yaşam ortamlarına filtre edilmiş hava verilir. Yapılan bilimsel çalışmalar konvansiyonel hayvanlar kullanılan çalışmalara göre daha güvenilir sonuçlar verir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?