Rasyonel karar alma yönteminde parlamento ve siyasetçilerin görevi nedir?
Yayımlanmış cevap
Bürokratların önerdikleri seçenekleri değerlendirerek karar almaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
459 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bürokratların önerdikleri seçenekleri değerlendirerek karar almaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Henri Fayol, Luther Gulick ve Lyndal Urwick.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Kamusal nitelikte bir problem belirlenir. • Problemle ilgili tüm veri toplanır. • Problemi çözmek için olası bütün seçenekler bulunur. • Seçenekleri değerlendirmek için kriterler bulunur. • Problem ile kriterler birbirleriyle karşılaştırılarak kriterleri en fazla karşılayan seçenekler belirlenir. • Her bir seçeneğin gelecekte ortaya çıkabilecek olumlu ve olumsuz yanları ele alınır. • Karar verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İdarecilerin her zaman için rasyonel düşünen bireyler olmaları gereklidir. Rasyonel bir birey; • Her bir alternatifi seçmenin olası sonuçlarını bilir. • Her bir alternatifi tercihi doğrultusunda sıralayabilir. • Her zaman için en optimal seçeneği tercih eder. • Aynı alternatifler var olduğunda her zaman için aynı kararı verir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Problemin açık olmadığı, kişiden kişiye değiştiği nesnel olmadığı durumlarda model yetersiz kalmaktadır. • Rasyonel kapsayıcı karar alma modelinde karar alıcının problemi çözmek için tüm gerekli bilgilere ulaşabileceği varsayılır. Problemle ilgili tüm verileri toplamak mümkün olmadığı gibi, maliyetli ve zaman alıcı olacaktır. • Bir problemi çözecek tüm bilgilere sahip olunsa bile, tüm olası seçenekleri bulmak mümkün olmayabilir. Toplumsal problemler temel bilimlerdeki gibi statik olmadığından en optimal olarak belirlenen seçenek uygulamaya geçildiğinde en optimal sonucu vermeyebilir. • Olası tüm kriterlerle seçeneklerin birbirleriyle kıyaslanması oldukça emek ve zaman alıcıdır. Bununla birlikte bazı kriterlerin nesnel olarak belirlenmesi mümkün gözükmemektedir. Her ne kadar yasal mevzuatta idarecinin uygulaması gereken ölçütler belli olsa da, bu ölçütlere kişisel • yargılardan uzak kalarak nesnel bir şekilde değer atamak mümkün değildir. Estetik, etik vb. ölçütlere maliyet ölçütüne benzer bir sayısal değer vermek mümkün olsa bile, bu verilen değer öznel olacaktır. • Rasyonel kapsayıcı karar almada seçenek ile ölçütlerin birbirleriyle karşılaştırılması ve bunların tamamıyla ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Problemin çözümünü sağlayan her türlü seçenek rasyonel olarak değerlendirilir. Oysa kamu yönetimi ahlaki ilkeler üzerine kuruludur. En rasyonel olan en ahlaki, en doğru olan olmayabilir. • Karar alıcının olumlu ve olumsuz durumları kıyaslayarak yaptığı seçim, geleceğin bilinememesi ya da kararı alanın kontrolünde olmaması gibi sebeplerle en optimal seçim olmayabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rasyonel kapsayıcı modele yönelik eleştirilerini sistemli bir biçimde dile getiren ilk düşünürlerden biri Herbert Simon’dur. Simon, sınırlı rasyonelite modelini önerir. Daha sonraları Charles Lindblom artırımcı yaklaşım modelini önermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Herbert Simon, gerçek hayatta kamu görevlilerinin çoğunlukla tüm seçenekleri bulmaya çalışmadıklarının, daha çok deneyimlerine dayanarak yeteri kadar seçenek bulmakla tatmin olduklarını ileri sürmüştür. Simon olgular ile değerlerin birbirinden ayrılamayacağını, sonuca götüren her seçeneğin rasyonel olarak kabul edilemeyeceğini vurgular. Karar alıcıların birden fazla problemi çözmeye çalıştıkları için belli bir problemi kapsamlı bir şekilde çözmeye yarayacak ilgili tüm veriyi toplamaya çalışmadıklarını, yalnızca yeteri kadar veri temelinde karar aldıklarını ileri sürer. Ayrıca tüm veriye sahip olsalar bile bunları değerlendirerek karar almakta bilişsel kapasitelerinin yeterli olmadığını da vurgular.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Burada kastedilen sınırlılık, insanın muhakeme kapasitesinin sınırlı olduğunu kabul ederek dünyanın karmaşıklığının sınırlanmasıdır. Sınırlı karar modelinde problemle ilgili veriler ve seçeneklerin analizi sınırlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karar alıcının amacı optimal değil, yeterince iyi bir karar almaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Lindblom, rasyonel kapsayıcı modelin pratikte mümkün olmadığı gibi, aynı zamanda arzulanır da olmadığını ileri sürer. Rasyonel kapsayıcı modelin öngördüğü gibi kamu yönetiminde kararlar tek bir birey tarafından değil, birçok idari ve siyasi düzeydeki birçok kişi tarafından alınır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu yönetiminde kararla tek bir birey tarafından değil, birçok kişi tarafından alınır. Karar alım sürecinde pazarlıklar ve müzakereler yapılır. Karar alıcı uygulama sonuçlarına göre verdiği kararda küçük düzenlemeler yapar. Bu anlamda kamu politikalarında küçük adımlarla değişiklikler yapılır. Gerçek yaşamda karar alıcılar sınırlı sayıda seçeneği gözden geçirdikleri gibi, mevcut durum radikal bir şekilde değiştiren kararlardan kaçınırlar. Modele bu ismin verilmesinin nedeni, var olan problemi çözmek için kullanılan politikalarda sınırlı değişiklikler yapılmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sınırlı rasyonalite modelinde ne kadar veri toplamanın ya da ne kadar seçenek geliştirmenin yeterli ve tatmin edici olduğuna dair kesin bir ölçüt yoktur. Bir karar alıcının yeterince iyi gördüğü çözüm, bir diğer karar alıcı için yeterince iyi olmayabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Artırımcı yaklaşımda yalnızca küçük değişiklik kararları alarak mevcut düzenin korunması yönündeki yaklaşım muhafazakâr bir yaklaşım olarak görülmektedir. Var olan politikalarda küçük uyarlamalar yapmak her zaman yeterli olmayabilir. Radikal kararların alınması gereken durumlarda zaman ve kaynak kaybına sebep olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rasyonel kapsayıcı model ile Sınırlı rasyonalite ve artırımcılık modellerinin sınırlı olduğunu düşünen Amerikalı sosyolog Amitai Etzioni karma tarama adını verdiği üçüncü bir karar alma yöntemi ortaya koyar. Bu modele göre kamu idaresi tarafından alınan kararlar ikiye ayrılır; büyük ve sıradan kararlar. Kamu politikalarına yeni bir yön veren büyük ve önemli kararlarda rasyonel, temel politika kararı alındıktan sonra verilecek kararlarda ise artırımcı modelin uygulanmasını önerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karma tarama modelinde temel ve önemli kararlar ile düzenli kararlar arasındaki ayrımın nasıl yapılacağı belirsizdir. Temel kararlara ne kadar zaman ve kaynak ayrılacağı açık değildir. Düzenli artırımcı değişikliklerin ne kadar süreyle yapılacağı da belirsizdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Düzenleyici etki analizi son dönemlerde yeni kamu işletmeciliğinin de etkisiyle OECD’nin etkisiyle Batılı ülkelerde yaygınlık kazanan bir karar alma modelidir. DEA toplumsal problemlerle ilgili kanun, yönetmelik, tüzük vb. yasal düzenlemelerin olası sonuçlarının öngörülmesini sağlayan ve rasyonel kapsayıcı karar alma modeline benzer aşamalardan oluşan bir süreçtir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DEA rasyonel kapsayıcı karar alma modelinden iki temel açıdan farklılaşmaktadır; sosyal paydaş analizinin eklenmesi ve karar almada ekonomik ölçütlerin kullanılması. DEA toplumsal aktörleri de karar alma sürecine katarak daha demokratik bir karar alım süreci gerçekleştirme iddiasındadır. DEA’nın rasyonel modele göre daha demokratik olma iddiası ancak nihai olarak alınan kararda toplumsal aktörlerin talep ve arzularının ne ölçüde yerine geldiği incelenerek araştırılabilir. DEA ile alınacak kararın maliyet faydası parasal değer olarak bulunmaya çalışılmaktadır. En az harcama ile toplumsal problemlerin çözülmesiyle vatandaşların daha az vergi vereceği ve bu nedenle de en az mali girdi ile en çok çıktı elde edilmesini sağlayacak yasal düzenleme ve idari kararlardan tüm toplumunun fayda sağlayacağı düşünülebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal paydaş ele alınan toplumsal problem ya da uygulanacak olan idari kararın süreç ve sonuçlarından doğrudan ya da dolaylı ve olumlu ya da olumsuz olarak etkilenebilecek olan herhangi bir kişi, kişiler ya da örgütlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal paydaş analizi rasyonel karar alma modelinde üstü örtük olarak bulunmaktadır. Veri toplama aşamasında kara alıcılar problemle ilgili olabilecek uzmanlara, bürokratlara danışmaktadırlar. DEA ise problemden etkilenen ancak problem konusunda uzman olmayanlara, sosyal paydaşlara da danışılmasını öngörmektedir. Bu anlamda DEA toplumsal aktörleri de karar alma sürecine katarak daha demokratik bir karar alım süreci gerçekleştirme iddiasındadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rasyonel kapsayıcı, sınırlı (artırımcı) karma tarama karar alma yöntemleri ve düzenleyici etki analizi karar almaya teknik açıdan yaklaşmaktadır. Bu yöntemlerin kamu yönetimi alanında uygulanması ise halkın karar alımından dışlanmasına neden olabilir. Her ne kadar düzenleyici etki analizinde sosyal paydaş analizi adı altında ilgili tarafların kararla ilgili görüşlerinin alınacağı bir aşama varsa da, nihai karar alımında bu görüşlerin kararı ne ölçüde belirlediği açık değildir. Düzenleyici etki analizinde maliyet/fayda oranı daha önemli hâle gelmektedir. Olası seçenekler arasından en az maliyetle en fazla fayda sağlayacak olanı seçilmektedir. Karar alımına teknik bir sorun olarak bakan yaklaşıma göre hiçbir demokratik tartışma, maliyetler üzerinden matematik ve istatistik kullanılarak yapılan hesaplamalar kadar kesin sonuç vermeyeceği için eksik ve hatalı olacaktır. Herkesin üzerinde uzlaştığı ve değer yargılarının örtüştüğü ortak ölçüt para olarak kabul edilmekte, yasal bir düzenleme ya da idari kararla ilgili kararlar yalnızca maddi (parayla ifade edilen) maliyet ve fayda üzerinden yapılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Teknokratik yönetim anlayışı günümüzde alınan kararların çok karmaşık olduğu ve halkın bunları sağlıklı olarak değerlendirecek bilgi birikimi ve muhakeme yeteneğinden yoksun olduğunu ileri sürmektedir. Halkın yaşadığı problemle yalnızca çözülmesi gereken teknik sorunlar olarak değil, halkın tüm kesimlerinin katıldığı demokratik tartışmayı gerektiren konular olarak yaklaşılması durumunda teknokrasi demokrasiyi güçlendirici bir unsur olabilir. Bu anlamda kamu yönetimi yalnızca idari beceri, yöntem ve tekniklerin kullanılması ile sınırlı değildir. Kamu yönetimi toplumsal, siyasal ve ekonomik koşulların idari yöntem ve teknikleri nasıl etkilediğini, değiştirdiğini ve meşruiyet kazandırdığını da incelemekte ve sorgulamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aydınlanma Çağı ile birlikte karar alımı idarecilerin deneyimlerine ya da sezgilerine dayalı olmaktan uzaklaşarak, bilimsel bir nitelik kazanmıştır. İdarede kullanılan teknik ve yöntemler bilimsel gözlemlerle doğrulanmaya başlanmış, bir ülkeden diğerine değişmeyen evrensel nitelikte genel geçer idare teknikleri geliştirilmeye başlanmıştır. Aydınlanmaya paralel bir süreç olan endüstrileşmenin toplumsal ilişkileri değiştirmesi de idarenin kararlarını daha sistematik ve bilgi temelinde almasını gerektirmiştir. Ampirik (görgül) yöntemlerle elde edilerek, akıl ile yoğrulmuş bilgiler temelinde kararların alınması modern devletler için kaçınılmaz hâle gelmiştir. Yeni kamu yönetimi yaklaşımında da bilimsel karar alma yöntemleri kullanılmaktadır. Bu çerçevede özellikle stratejik planlama, performans yönetimi ve düzenleyici etki analizi (DEA) gibi yeni karar alma teknikleri yeni kamu yönetiminde hakim olmaya başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ampirisizm: Görgülcülük olarak da adlandırılan bu felsefi yaklaşım her türlü bilginin beş duyu ile elde edilen ölçüme ve gözleme dayandığını savunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Büyük Türkçe Sözlük’te karar alma “bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı” olarak tanımlanmaktadır. İdarenin görevi bu tanım kapsamında toplumsal problemlerle ilgili çözümler üretmek ve bu çözümler arasından topluma en faydalı olanı saptamaktır. İdarenin toplumsal bir problemle ilgili herhangi bir karar almaması (eylemsizlik hâli) de eğer bilinçli bir eylem ise bir karar olarak değerlendirilebilir. Örneğin özel sektörün faaliyet gösterdiği bir alanda kamu iktisadi teşebbüslerinin de faaliyet göstermesi yönündeki taleplere rağmen idarenin çeşitli rasyonel gerekçelerle ve bilinçli olarak bu yönde bir girişimde bulunmaması da bir karar almadır. Karar alma, idarenin toplumsal yaşamda rastlanabilecek rastlantı ya da riskleri toplumun lehine olacak şekilde işlem ya da eylemlerde bulunarak en aza indirme çabasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rasyonel ya da akılcı karar alma yöntemi insanın en doğru bilgiye aklını kullanarak varabileceğini savunan ve kökleri aydınlanmada bulunan felsefi bir akımdır. Pozitivizm ile doğrudan ilişkili olan rasyonel bakış açısı insanın karşılaştığı problemleri çözebilmesi için en doğru yolun bilimsel bilginin geliştirilmesi olduğunu ileri sürer. Aydınlanma anlayışı problemle ilgili tüm bilginin elde edilmesi, olası çözüm yollarının bulunarak bunların birbirleriyle karşılaştırılması durumunda en optimal çözümün bulunacağını ileri sürer. Böylece toplumun tüm problemleri bilimsel ve rasyonel bir şekilde çözülebilecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?