Kervansaray ne anlamına gelmektedir?
Yayımlanmış cevap
“Kervansaray” kelimesi, “ana yollarda kervanların konaklaması için yapılan büyük han” anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
449 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
“Kervansaray” kelimesi, “ana yollarda kervanların konaklaması için yapılan büyük han” anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Han” kelimesi ise “yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı” şeklinde tarif edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kitabelerden, “Han” kelimesinin, yerleşim yerlerinin içinde veya dışında inşa edilmiş, konaklama amaçlı veya çeşitli malların pazarlandığı yapılar için kullanıldığı ancak yerleşim yerleri dışındaki bazı konaklama yapılarının, “kervansaray” adıyla anıldığı anlaşılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hanlarda, yolcuların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra, konaklama sırasında beslenme ve küçük onarımlar gibi ihtiyaçlarının da karşılanmasına çalışılmıştır. Tarihi kaynaklar, bu handan söz ederken, “handa yolcuların sosyal statülerine uygun bir şekilde misafir edildiklerini; hanın gelir ve masraflarını kontrol etmek için özel memurlar ve kâtipler bulunduğunu” kaydetmektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bizans Dönemi’nde, Ksenodokeion kelimesi Ksenon (hastane) kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bir toplumsal yapı türü olan ksenodokeionlar, gezginler, fakirler ve hastalara hizmet veren misafirhanelerdi. Ksenodokeion ve Ksenonlar, devlet veya kiliseye bağlı kurumlar, hatta özel kişiler tarafından inşa ettirilmekte; bazen bu yapılara tahsis edilmiş mülklerin gelirleri ile desteklenmekteydi. Bizans imparatorlarından çoğu, başkentte misafirhaneler inşa ettirmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
11. yüzyılın ilk yarısında, “ribat” kelimesi, “hankâh” ile eş anlamlı hâle geldi. Sınırların doğuya ve batıya doğru ilerlemesiyle, gazilerin yerini din adamları aldı ve bu yapılara yeni bir toplumsal işlev verilerek, seyahat eden yolcu ve tüccarlar da bu ribatlarda misafir edildiler. Böylece, seyahat eden yolcu ve tüccarların güvenle geceleyebildikleri kervansarayların ilk örnekleri ortaya çıkmış oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rumeli’de olduğu gibi Anadolu’da da İstanbul’dan hareket eden üç ana yol vardı. Bu ana yollar da Rumeli’dekiler gibi Sağ, Orta ve Sol Kol olarak adlandırılmaktaydı. Anadolu dışında da devam eden bu üç ana yol ve bunlara bağlanan tali yollar, Anadolu’nun İstanbul ile bağlantısını sağlamaktaydı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu izleyen 14. yüzyıl boyunca, Selçuklu Devleti’nin zayıflamasıyla ortaya çıkan küçük Türk Beyliklerinin birbirleriyle ve Bizans ile savaşmaları, Anadolu’daki yolların güvenliğini bozdu. Uzak Doğu ile Avrupa arasındaki ticaret, deniz ulaşımına, Doğu Akdeniz limanlarına kaydı. Böylece, Selçuklu Dönemi’nde hayli önem verilen ve devlet tarafından himaye edilen transit ticaret, önemini kaybetti. Ancak Anadolu’nun bir bölgesinden diğerine seyahat ihtiyacı her zaman var olduğu için yeni hanlar inşa edilmeğe devam edildi. Fakat 14. yüzyıldan itibaren inşa edilen hanların, seyahat eden yolcu adedinin azalmasına bağlı olarak boyutları küçüldü, binaların kalitesi düştü.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu’nun 14. yüzyıldan itibaren siyasi yönden istikrarsız bir döneme girmesi, transit ticareti olumsuz yönde etkilemiş ve menzil hanları yavaş yavaş önemlerini yitirmişlerdir. Nitekim 14. yüzyılda inşa edildikleri düşünülen hanların büyük çoğunluğu, küçük boyutlu özensiz yapılardır. 14 ve 15. yüzyıllarda, Osmanlıların Batı Anadolu beylikleri ile giriştikleri mücadele, yol ve seyahat güvenliğini bozmuş ve ticarete sekte vurmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihî yolları, inşa ediliş nedenleri ve sahip oldukları özellikler açısından gruplandırmak olasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu’da Türk dönemi öncesine ait yollar hakkındaki bilgilerimizi dört ana başlık altında toplayabiliriz: 1- Hitit Dönemi Yolları 2- Kral Yolu 3- Roma Dönemi Yolları 4- Bizans Dönemi Yolları
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hitit ülkesi dört bölgeye ayrılmaktaydı: 1- Kızılırmak Nehri’nin kavsi içindeki bölge, 2- Güneybatı Anadolu’da Batı Toroslar ve Göller Bölgesi, 2- Güneydoğu Anadolu’da Toroslar ve Antitoroslar Bölgesi, 3- Kuzeydoğu Anadolu’da Erzurum ve Trabzon illerini içine alan bölge.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
MÖ 19. yüzyıl ortaları ile MÖ 715 yılları arasında, Anadolu’nun önemli bir kesiminde hüküm süren Hitit İmparatorluğu Dönemi’nde, Anadolu yollarının güzergâhı hakkındaki bilgilerimizi, a- Anıt, heykel, mezar gibi kalıntılara, b- Çivi yazılı tabletlere borçluyuz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Provincia Asia’da: Pergamum (Bergama), Smyrna (İzmir), Laodikeia (Pamukkale), Apameia (Dinar), Dorylaion (Eskişehir), Amorium (Hacı Hamza Köyü).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Roma İmparatorluğu, Ren ve Tuna nehirlerinden Afrika’da Büyük Sahra’ya, İngiltere adalarından, Anadolu’da Fırat Nehri’ne uzanan çok geniş topraklara sahipti. Romalılar bu geniş topraklar üzerinde çok gelişmiş bir yol sistemi kurmuşlardı. Bu yol şebekesi sayesinde, imparatorluğun her köşesi ile kolayca bağlantı sağlanmaktaydı. Roma devri yollarının inşasına ait ilk kayıt, MÖ 312 yılına tarihlenmektedir. Yol inşasına başlamadan önce yolun genişliğine karar verilir ve bu genişlikte bir şeridin toprağı kazılarak temel açılırdı. Açılan temele malzemeler kat kat serilir, en üste sert ve düz taşlar sıralanırdı. Yolun kenarında ise yayalar için taş döşenmemiş bir kesim bırakılır ve bu kısım ile yol arasına kaldırım taşları döşenirdi. Yollar, yaklaşık 4m50cm genişliğinde inşa edilirdi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
7. yüzyıl başlarında, Bizanslılarla Sasaniler arasında uzun süren savaşlar oldu. Bu savaşlar yüzünden, İran, Basra Körfezi ve Suriye’den geçen ticaret yollarında güvenlik sağlanamayınca, Kızıl Deniz ve Mısır güzergâhı önem kazandı. Bu yüzyılda ortaya çıkan İslamiyet’in hızlı yayılışı ve İslam ordularının her yıl Anadolu’ya düzenlediği yaz ve kış seferleri, Anadolu’nun iktisadi hayatını etkiledi. Güneydoğu Anadolu ile birlikte, ticari yolların tümü İslam ordularının eline geçti. 9. yüzyılda denizcilikte deneyim kazanan İslam denizcileri, Hint Okyanusu’nda ticareti ellerine geçirdiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tali Yollar 1-Kuzey Kervan Yolu: İstanbul’dan başlayan bu yol, Anadolu’yu boydan boya katedip İran’a ulaşmaktaydı. Sapanca’dan sonra Mudurnu, Bolu, Amasya güzergâhını izleyerek Tokat, Şebinkarahisar, Aşkale üzerinden Erzurum’a ulaşan yol, Doğubeyazıt’ta bugünkü Türkiye sınırlarını terk etmekteydi. 2-Ankara Yolu: Sapanca, Geyve, Göynük güzergâhını izleyen yol, Beypazarı üzerinden Ankara’ya, oradan da Kayseri’ye uzanmaktaydı. 3-Buca-İzmir Yolu: İzmit körfezini dolanarak Bursa’ya, oradan da Balıkesir, Akhisar, Manisa yoluyla İzmir’e ulaşmaktaydı. 4-Bursa-Çanakkale Yolu: Bursa’dan ayrılan bu yol, Dimetoka (Gümüşçay), Lapseki üzerinden Çanakkale’ye ulaşıyordu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen hanlar, 1- Menzil Hanları, 2- Bir Külliye İçinde Yer Alan Hanlar olmak üzere iki başlık altında incelenebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eyvan: Gerek Selçuklu gerekse Osmanlı Dönemi avlulu hanlarının tümünde, avluya bir eyvandan geçilerek girilir. Bazı Selçuklu Dönemi örneklerinin avlusunda, giriş eyvanı dışında bir veya birkaç eyvana daha yer verildiği görülür. Hatta, Konya-Beyşehir yolundaki Kızılören Hanı’nda (1206), avlunun iki yan kenarının ikisine de yan yana sıralanmış eyvanlar yerleştirilmiştir. Özellikle Selçuklu Dönemi hanlarında, avlunun hemen daima revaklı oluşu nedeniyle, eyvana pek gereksinim duyulmamış olmalıdır. Osmanlı Dönemi şehir içi hanlarında da eyvana oldukça seyrek rastlanır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rumeli Yol Şebekesi Osmanlı Dönemi’nde, Rumeli’deki yollar çeşitli kollara ayrılmaktaydı. 1- İstanbul’u, batı Karadeniz sahilini izleyerek Kırım’a bağlayan Sağ Kol; 2- Balkanlar ve Orta Avrupa ile İstanbul’un bağlantısını sağlayan Orta Kol, 3- İstanbul’u, Yunanistan üzerinden Adriyatik Denizi’ne ve Arnavutluğa bağlayan Sol Kol olmak üzere üç ana güzergâh vardı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vakfiyeye göre Han’da görevli memurlar ve görevleri şunlardı: 1- Mütevelli, Müşrif (Müfettiş) ve Nâzır’dan oluşan üçlü grup, kervansarayın vakıfları ve masrafları ile vakıfta görevli memur ve hizmetlilerin işlerini idare ve kontrol etmekteydi. Vakfiyede sözü edilmeyen bazı görevler ve hizmetler bu kişilerin sorumluluğuna bırakılmıştı. 2- Muzif ve Hancı adlarındaki iki memurun görevleri birbirine yakın görünmektedir. Muzif ’in, “hanın iç işlerini yönettiği, gelen yolcularla ilgilendiği, yolcuların yeme yatma ve diğer gereksinimlerinin karşılanmasından sorumlu olduğu” sanılmaktadır. Hancı ise yük hayvanları ile ilgilenmekte, ahır işlerine bakmaktaydı. 3- Havâyic Memuru (Emir-i Havâyic): Hanın erzak ve levazım işleri ile ilgilenmekteydi. 4- Baytar: Hana hasta gelen veya handa hastalanan yük hayvanlarına bakmaktaydı. 5- Atlı: Muhtemelen hanın ve vakfın işlerini görmekle yükümlüydü. 6- İmam ve Müezzin: Handaki mescitte namaz kıldırmak ve ezan okumakla görevliydiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu’nun İthal Ettiği Ürünler Kuzey ülkelerinden temin edilen esirlerin bir kısmı Anadolu’da pazarlanıyor, bir kısmı da Mısır’a ve diğer İslam ülkelerine satılıyordu. Lüks bir tüketim maddesi olan şeker, sıcak ülkelerde yetişen şeker kamışından elde edilmekteydi. Mısır, Şam ve Irak, şeker pazarlanan önemli merkezlerdi. Halk şeker ihtiyacını bal, pekmez ve meyvelerle giderirdi. Bizans, İran, Irak ve Mısır’dan çeşitli kumaşlar, özellikle de pamuklu kumaşlar (kutnî) ithal edilmekteydi. Çeşitli ülkelerden sabun ve kurşun satın alınıyordu
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu’dan İhraç Edilen Ürünler Anadolu’dan İran, Irak ve Suriye’ye koyun ihraç edilmekteydi. İbn ül-Esir, Erzurum’dan İran’a, bir defada iki milyon koyun ihraç edildiğinden söz etmektedir. Bu rakam abartılmış görünse de canlı hayvan ihracının önemli olduğunu göstermektedir. Ham ve işlenmiş ipek de önemli ihraç malları arasındaydı. Anadolu’dan ihraç edilen ipekli kumaşlar, Seta Turchia (Türkiye ipeği) adıyla anılmaktaydı. Sivas’ta dokunan yünlü kumaşlar, Diyarbakır ve Kastamonu’da imal edilen Sahtiyanlar da önemli ihraç mallarıydı. Kuzey ülkelerinden getirilen Kıpçak, Rus, Çerkes esirler, Mısır’a ve diğer İslam ülkelerine satılmaktaydı. Güney Anadolu sahillerinden Mısır’a kereste ihraç ediliyordu. Batı ülkelerinde boya sanayinde kullanılan şap, vazgeçilmez bir maddeydi. Doğu ülkelerinde kullanılan boya maddeleri şap gerektirmiyordu. 13. yüzyıl sonlarından 14. yüzyıl ortalarına kadar Avrupa ülkelerinde kullanılan şapın tümüne yakını, Anadolu’dan sağlanmaktaydı. Şap ticareti Cenevizlilerin elindeydi. Kütahya’da çıkarılan şap Aksaray’da; Şebinkarahisar’da çıkarılan şap da Sivas’ta pazarlanmaktaydı. 13. yüzyılda, önemli ihraç ürünlerinden biri de halılardı. İlk örnekleri Orta Asya’da ele geçen ve MÖ 3. yüzyıla tarihlenen bu ilk düğümlü halıların bundan sonraki en eski örnekleri, XIII. yüzyıla tarihlenen, Konya’da ve Beyşehir’de bulunmuş halılardır. Anadolu’dan ithal edilen halılar, yere serilemeyecek kadar kıymetliydi. Batılı ressamların tablolarında resmettikleri halıların, masalar üzerinde örtü olarak kullanıldıkları veya duvarlara asıldıkları görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
13. yüzyılın başlarında gerçekleşen III. Haçlı Seferi, Mısır’a geçmek üzere planlanmıştı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Haçlı Seferleri ve Selçuklu akınları, uluslararası ticaret yollarını değiştirdi. Bu değişiklik sonucu İstanbul’un önemi azaldı. Doğudan gelen mallar, artık Anadolu içinden geçilerek Trabzon limanına taşınmıyordu. Latinlerin hâkimiyetindeki Suriye limanlarına bırakılan mallar, buradan İtalyan gemileri ile batı ülkelerine ulaştırılıyordu. İstilaya maruz kalmamasına rağmen, Trabzon limanının durumu kötüleşti. Hatta İstanbul ile bağlantısı bile zor sağlanır oldu. Bizans tahtındaki Komnenoslar, Venedik, Pisa ve Cenevizlilere geniş ayrıcalıklar tanıdılar. Böylece İtalyan tüccarlar, Karadeniz limanları dâhil Bizans limanlarında geniş ayrıcalıklarla özel mahalleler kurdular. Türkistan içinden geçen ve Karadeniz’in Kherson ve Matrakha limanlarına ulaşan malların ticaretini, İtalyan tüccarlar kontrol eder oldular.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?