Kamu politikasının beş temel unsuru nedir?
Yayımlanmış cevap
Kamu politikasının aktörler, talepler, söylemler, çıktılar ve sonuçlar olmak üzere beş temel unsuru bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
182 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Kamu politikasının aktörler, talepler, söylemler, çıktılar ve sonuçlar olmak üzere beş temel unsuru bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Politika Açıklamaları, kamu politikalarına ilişkin resmi açıklama ve ifadelerdir. Politika açıklamaları söylem ve karar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Parlamento kararları, kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler ve mahkeme kararları karar şeklindeki kamu politikası açıklamalarıdır. Kamu otoritelerinin niyetini, amaçlarını ve onları hayata geçirmek için neler yapılacağını gösteren, siyasiler ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklama ve konuşmalar ise başlıca politika söylemi biçiminde ortaya çıkan politika açıklamalarıdır. Her politika söylemi, kamu politikası açıklaması değildir. Hükümetin düzenleme yapabilme yetki, görev ve sorumluluğu altında bulunan politika konularındaki söylemleri kamu politikası açıklaması olarak kabul edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Theodore J. Löwi’ye göre kamu politikaları dört kategoriye ayrılır. Bunlar aşağıda listelendiği gibidir: - Dağıtıcı politikalar - Yeniden dağıtıcı politikalar - Düzenleyici politikalar - Yapıcı politikalar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeniden dağıtıcı politikalar, bir toplumdaki insanların asgari yaşam standartlarını sağlamak amacıyla gelirin, harcamaların, mal, hizmet ve ürünlerin zenginlerden toplumdaki zayıf gruplara doğru yeniden paylaşılmasını amaçlar. Öğrencilere burs verilmesi, fakirlere yönelik sosyal yardımlar, asgari ücret uygulaması gibi politikalar örnek verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Suçu önleme politikaları, çevre kirliliğini önlemeye dönük politikalar ya da haksız rekabetle mücadele politikaları düzenleyici politikalara örnek olarak verilebilir. Düzenleyici politikalar, bireylerin veya grupların davranış ve eylemlerini sınırlandıran veya kısıtlayan bazı yaptırım, önlem, denetim ve kontrolleri içerir. Düzenleyici politikalar, kendi içinde çok farklı türlere sahiptir. Bazı düzenleyici politikalar yapılabilir veya yapılamaz eylemleri belirten genel davranış kurallarını koyabilir, tüketiciyi koruma politikaları, rekabeti düzenleyici politikalar veya kendi kendini düzenleme politikaları şeklinde olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Disiplin olarak kamu politikasının gelişmesinde ise 1951 yılında ABD’de Harold Laswell tarafından yayınlanan “Politika Oryantasyonu” (Policy Orientation) başlıklı makale çığır açıcı olmuştur. Laswell’e göre politika bilimleri, bir toplumdaki politika yapım sürecini açıklar veya politika sorunlarına ilişkin rasyonel karar verme amacıyla ihtiyaç duyulan veriyi sağlar. Bu amaçla politika bilimleri (1) politika sürecinin araştırıldığı yöntemleri, (2) politika çalışmasının sonuçlarını ve (3) bilgi ihtiyacına en önemli katkıyı yapan disiplinlerin bulgularını içerir. Böylece ortaya çıkan politika bilimlerinin temel özellikleri şunlardır: • Bir probleme dayalıdır. Kamu politikaları, belirli kamusal sorunların var olmasını ve bu sorundan zarar görenlerin bunu kamu otoritelerine iletmesini gerektirir. • Çok disiplinlidir. Başta siyaset bilimi, iktisat, istatistik, sosyoloji ve kamu yönetimi olmak üzere politika bilimleri, birçok disiplinden yararlanır, onlarla etkileşim içindedir. • Değere dayalıdır. Kamu politikası yapımı ve politika analizi süreçleri değere bağımlı bir şekilde işlemektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu politikaları, devletin farklı düzeylerinde çok çeşitli aktörlerin katılımıyla üretilmektedir. Devlet altı düzeyde yerel veya kentsel politikalar ile bölgesel politikalardan söz edilebilir. Hatta federal devletler açısından federe devletler düzeyinde de kamu politikaları üretimi söz konusudur. Ancak genel olarak kamu politikaları deyince ulusal düzeyde yani devlet düzeyinde kamu politikalarının oluşturulması, politika yapımı ve karar verme süreçleri ve bu süreçlerde rol alan aktörler anlaşılır. Bu bakımdan, kamu politikası yapımı sürecinde yer alan aktörleri resmi ve resmi olmayan aktörler olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Resmi aktörlerin ayırt edici özelliği, Anayasa ve/veya yasal olarak bu aktörlerin kamu politikalarının yapılması ve uygulanması konusunda yetkili ve sorumlu olmalarıdır. Elbette resmi politika yapıcıların rol ve sorumlulukları devletin yönetim şekline (federal veya üniter olmasına), Anayasal ve hukuki düzenine, siyasal ve toplumsal kültürüne ve yönetsel geleneklerine göre farklılaşmaktadır. Bu anlamda parlamento, yargı, hükümet ve bürokrasi resmi aktörlere verilebilecek örnekler arasındadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Resmi olmayan aktörler, kamu politikalarının yapılmasından Anayasal ve yasal olarak sorumlu olmamakla birlikte, bu politikaların oluşturulması sürecine farklı yollarla katılan siyasi partiler, çıkar ve baskı grupları, medya ve bireyler gibi aktörlerden oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Günümüzde politika yapıcılar, çok sayıda aktörün içinde bulunduğu, bir dizi karar, işlem ve uygulamayı içeren karmaşık ve çözülmesi zor kamusal sorunlarla uğraşmaktadır. Bu sorunların çözümünde politika yapıcılar veri toplama ve analiz etme, alternatif politika önerileri geliştirme, politika sonuçlarını analiz etme gibi sistematik bilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu bakımdan düşünce kuruluşları, politika yapım sürecinde rol almak ve katkıda bulunmak üzere bilgi, fikir, analiz üretmek ve gerektiğinde öneride bulunmak misyonuyla ortaya çıkmış; günümüzde tüm dünyaya yayılarak bu alanda ciddi bir uzmanlık elde etmiştir. Düşünce kuruluşları, politika gündeminde yer alan konu veya problemler hakkında siyasal iktidara öneri niteliğinde görüş bildirirler. Ayrıca uygulanmakta olan veya uygulaması bitmiş olan politikaların başarı derecelerini ölçmek amacıyla değerlendirme çalışmaları yaparlar. Ayrıca eğitim, sağlık, enerji, güvenlik gibi belirli bir politika alanında analiz, araştırma ve öneri üretmenin yanı sıra eğitim, konferans, panel, seminer gibi aktivitelerle kamusal veya özel politika aktörleriyle etkileşim içerisine girerler
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu politikaları, çok sayıda aktörü içeren karmaşık bir süreçtir. Kamu politikalarının oluşturulması süreci kamusal sorunların ortaya çıkması, gündeme gelme, formüle etme, uygulama, değerlendirme ve politika değişimi aşamalarından oluşur. Kamu politikalarının yapılış sürecini aşamalara ayırmak, onu anlamayı ve öğrenmeyi kolaylaştırır. Ancak kamu politikaları her zaman aşamalara ayrılıp incelenebilecek kadar basit değildir. Kamu politikalarının birbirini takip eden aşamalardan oluştuğunu iddia eden yaklaşıma “süreç modeli” veya “politika döngüsü” adı verilir. Politika döngüsü (policy cycle) modelinde, politika yapımı aşamalara ayrılarak incelenir ve sürecin doğası anlaşılmaya çalışılır. Çok sık kullanılan bir model olan bu modelde, politika sürecindeki aşamalar tanımlanır ve daha sonra her bir aşamanın belirleyici faktörleri analiz edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Kamusal sorun”, “toplumsal sorun” veya “kamu politikası sorunu” olarak adlandırılan sorunlar temel bir ihtiyaca, yokluğa, hoşnutsuzluğa veya toplumsal huzursuzluğa neden olan durumlardır. Her toplumda, işsizlikten hapishanelerin kalabalık olmasına, hava kirliliğinden konut yetersizliğine kadar yüzlerce kamusal sorun bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamusal sorunları, bireylerin veya küçük toplulukların özel sorunlarından ayıran belirgin özellikleri şunlardır: • Çok sayıda insan üzerinde kaygı, huzursuzluk ve memnuniyetsizlik oluşturur ki insanlar bu sorunun giderilmesini kamu otoritelerinden talep ederler. • Doğrudan sorunun bir parçası olmayan insanlar da kamusal sorunlardan etkilenir, en azından rahatsızlık ve memnuniyetsizlik duyarlar. • Bireysel çabayla çözülmesi çok zor ve hatta çoğu kez imkansızdır. • Bireyleri harekete geçiren, kamu otoritelerinden çözümü istenen ve çözüm için baskı yapılan sorunlar kamusal sorun haline gelir. • Bir sorunun kamusal sorun olabilmesi için ayrıntılı olarak tanımlanması, siyasal ve yönetsel otoritelerin ilgisini çekmesi gerekir. • Yapılması zamanın şartları için imkanlar dahilinde olan sorunlar kamusal sorun olarak görülür ve o alanlarda politikalar geliştirilir. Örneğin, aya insan göndermek 1950’lerin sonunda teknik olarak mümkün olmuştur, bu nedenle de bu tarihten itibaren politika yapıcıların gözünde bir politika sorunu haline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Politika formülasyonu sürecinde taleplerin karşılanmasına yönelik alternatif yöntemlerin çerçevesi çizilir. Kamu politikalarının formülasyonu, belirli kamusal sorunları çözmek için, sorunla ilgili ve kabul edilebilir eylem biçimlerinin (alternatifler, önerilerin veya seçeneklerin) tanımlandığı ve kanunlaştırıldığı politika süreci aşamasıdır. Genellikle kanun yapma süreci uzun bir zaman alır ve politika formülasyonu süreci her zaman bir kanunun kabulüyle sonuçlanmayabilir. Belirtmek gerekir ki, hükümetin bir kamusal sorun karşısında sessiz kalması da politika formülasyonu kapsamında değerlendirilir. Kamu politikalarının formülasyonunda, politika amaçları tanımlanır, amacı gerçekleştirmek için gerekli alternatifler bulunur ve ardından tercih edilen bir politika çözümünün seçilmesi için normatif ve ampirik yöntemler kullanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aaron Wildavsky’nin belirttiği gibi “iktidarda olana gerçekleri söyleme” (speaking truth to power) sanatı olarak düşündüğümüzde kamu politikası tarihsel olarak Türk-İslam yönetim geleneğinde önemli bir yere sahip olmuştur. Eski Türklerde yönetim geleneğinin temel unsurunu oluşturan “kurultay” ve İslamiyet’e geçişle birlikte kurumsallaşan “divan” ve “meşveret” geleneği danışma mefhumuna atfedilen önemi yansıtır. Örneğin, düzenli bir biçimde ve belli kurallara uyularak toplanan Divan-ı Hümayun’da her türlü devlet meselesi görüşülmekteydi. Devlet yönetiminin her alanında deneyim ve bilgi sahibi kimselerin katıldığı, ayıca bilim adamlarının da düşünceleri alınmak amacıyla çağrıldıkları meşveret meclisleri ise Divan-ı Hümayun’un güçsüzleşmesi nedeniyle 17. yüzyılın ortalarından itibaren karar alma ve politika oluşturmada giderek belirginleşmişti.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu politikalarının sona erdirilmesi politika yapıcıların sıkça tercih ettikleri bir yol değildir. Zaman zaman başarısız da olsa belirli politikaların devam ettiği görülür. Çünkü kamu politikalarının ortadan kalkmasını zorlaştıran bir dizi faktör bulunmaktadır. Bir kere, politika yapıcıların başarısızlığı kabul etmeleri ve bir politika ya da programı sonlandırmaları zordur. Özellikle siyasetçiler için başarısızlığı kabul etmek ve sorumluluk almak zor olacaktır. Ayrıca bir politikanın veya programın ortadan kaldırılması durumunda birçok insan bundan etkilenecek, gelirini ve işini kaybedecek ya da mal ve hizmetlerin fiyatının artması gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, kamu otoriteleri genellikle önceki politikaların ortadan kaldırılmasından çok, onu güncelleyerek yeni veya daha iyi politikalar oluşturmayı tercih etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetim, belirli unsurlardan oluşan bir sistemdir. Hatırlatmak gerekirse, yönetim sistemi; örgüt, norm düzeni, halk/müşteri, politikalar, mali kaynak ve çalışanlardan meydana gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan kaynakları yönetimine ilişkin yaklaşımlar, özellikle 1980’li yıllardan itibaren hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Yönetimde personel yönetimi anlayışı yerine, insan kaynakları yaklaşımının benimsenmesi, 1980’li yıllarda ekonomide, siyasette, yönetim anlayışında, iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin ve küreselleşmenin tetiklemesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. İnsan kaynakları yaklaşımı, esas itibarıyla özel sektörde yapılan çalışma, analiz ve geliştirilen yöntemlerle başlamış ve daha sonra kamu yönetimine de geçmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan kaynakları yönetimi, klasik personel yönetimi işlevini de içeren ancak bununla sınırlı kalmayan bir bakış açısına sahiptir. İşlevsel bir kavram olarak personel yönetimi; personelin işe alınması, sınıflandırılması, terfisi, mali ve sosyal hakları, yetiştirilmesi, disiplin işlemleri, sevk ve idaresi ile ilgili faaliyetleri içerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan kaynakları yönetimi işlev ve disiplin olarak iki şekilde ele alınarak tanımlanabilir. İşlev olarak insan kaynakları yönetimi, klasik personel yönetimi faaliyetlerini de içeren ancak buna ilave olarak, çalışanların bilgi ve becerilerinin sürekli geliştirilmesini, motivasyonunu, çalışma ortamlarının iyileştirilmesini, performansının ölçülmesi ve değerlendirilmesini, yetkilendirilmesini de kapsayan daha geniş bir kavramdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan kaynakları yönetimi, örgütlerdeki insan unsuruyla üç açıdan ilgilenir: 1. Örgütün ihtiyaç duyduğu elemanın seçilmesi, sınıflandırılması, yerleştirilmesi, yetiştirilmesi, yetki ve görevlerinin düzenlenmesi, terfisi, ücretleri, performansının değerlendirilmesi, disiplin işlemleri gibi teknik konularla ilgilenir. 2. İşe/göreve alınan personelin, örgüt içinde uyumunun sağlanması, iş birliği ruhunun geliştirilmesi, maddi ve manevi çıkarlarının korunarak işe karşı isteklendirilmesi ve örgütün başarısına katkısının artırılması için çalışır. 3. İşe alınan personelin iş güvenliğinin sağlanması ve sosyal varlığının korunması için gerekli önlemlerle uğraşır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uygarlıklara ilişkin olarak, “tarım toplumu”, “sanayi toplumu” ve “bilgi toplumu” aşamaları biçiminde üçlü bir sınıflandırma yapılır. Her bir aşamanın yönetim düşüncesi, yapıları, toplum-devlet ilişkileri, çalışanların nitelikleri, statüleri ve yöneticilerin rolleri farklı olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sanayi toplumu, iş merkezi olarak işletmeyi ve onun yönetimini öne çıkardığı gibi, kamu yönetiminde de bürokrasiyi ve bürokratları önemli bir güç merkezi hâline getirmiştir. Max Weber, Karl Marx, F. Taylor, Henri Fayol, Woodrow Wilson gibi düşünürler, yönetime ilişkin teorilerini bu dönemde geliştirdiler. Bu dönemde, çalışanların kurumlarda ve iş yerindeki verimliliğini ve etkinliğini artırmaya yönelik önemli inceleme ve araştırmalar gerçekleştirilmiştir. F. Taylor’ın, sanayi işçisinin verimliliğini artırmak için yaptığı analizler ve geliştirdiği yöntemler uygulamaya konularak refah devleti zenginliğinin oluşturulmasında temel rol oynamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1920’li yılların sonlarından itibaren personel yönetimine ilişkin düşünce ve uygulamalar, psikoloji biliminin verilerinden yararlanmaya başlamıştır. Elton Mayo’nun yaptığı araştırmalar, insan ihtiyaçlarına ilişkin analizler, kurumlarda çalışanların verimliliğini artırmak için onların psikolojik yönüne daha çok değer verilmesini ortaya çıkarmıştır. Bu döneme “insan ilişkileri hareketi” damgasını vurmuştur. Böylece, “mutlu çalışan, verimli çalışandır” anlayışı gelişmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yaklaşımın, insan ilişkilerine tek boyutlu bakması; takım, yönetime katılma, esnek çalışma biçimleri, iş süreçleri, standartları ve kurallarına gereken önemi vermemesi nedeniyle 1970’li yıllardan itibaren etkisini kaybetmeye başladığı görülmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?