Başlıca yönetim yaklaşımları nelerdir?
Yayımlanmış cevap
Başlıca yönetim yaklaşımları şöyle sıralanabilir: • Klasik yönetim, • Neolasik yönetim, • Modern yönetim.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
535 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Başlıca yönetim yaklaşımları şöyle sıralanabilir: • Klasik yönetim, • Neolasik yönetim, • Modern yönetim.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik yönetimin içinde üç ayrı alt yaklaşım bulunmaktadır: • Bunlardan birincisi, öncülüğünü Frederick W. Taylor’un (1856-1917) yaptığı bilimsel yönetim yaklaşımı; • İkincisi, öncülüğünü Henry Fayol’un (1841- 1925) yaptığı yönetim süreci yaklaşımı ve • Üçüncüsü de öncülüğünü Max Weber’in (1864- 1920) yaptığı bürokrasi yaklaşımıdır. Bu üç yaklaşımın klasik olarak adlandırılmasının nedeni, üzerinden çok zaman geçse bile varsayımlarının değerini yitirmemesinden kaynaklanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik yönetim yaklaşımının tüm alt yaklaşımlarının bir arada paylaştığı genel özellikleri şöyle sıralanabilir: • Üretilen katma değerin (kârlılığın) artırılması ve kurumsal performansın yükseltilmesi üzerinde odaklanmışlardır. • Davranış standartları (normlar, kurallar) doğrultusunda işçilerin verimlilik artışı için zorlanabileceği düşünülmektedir. • Yöneticilerin performansları kârlılık düzeyine göre değerlendirilmektedir. • Merkeziyetçi bir örgüt yapısına ve iletişimin yukarıdan aşağıya doğru olması gerektiğine inanılmaktadır. • Biçimsel örgüt yapısı üzerinde durulmakta, biçimsel olmayan örgüt yapısı önemsenmemektedir. • İşçiler için çalışma güvencesinin; karar vermekten, inisiyatif kullanmaktan ve sorumluluk almaktan daha önemli olduğuna inanılmaktadır. • İşçilerin genelde rasyonel davrandıkları ve ücretle motive edilebilecekleri öngörülmektedir. • İşçilerin kişisel sorunlarının işyerindeki performanslarını etkilemediği varsayılmaktadır. • Örgüt ve çevresi arasında önemli bir etkileşimin olmadığı düşünülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik yönetim, akılcı insan varsayımına dayanmaktadır. Neoklasik yönetim bu varsayımı kabul etmekte, aynı zamanda duygusal insan varsayımını da ekleyerek, eksik gördüğü yönünü tamamlamaktadır. Neoklasik yönetim klasik yönetimin görüş ve uygulamalarını reddetmez ve temelde klasik yönetimin görüş ve uygulamalarına dayanır. Ancak, bunlara yenileri eklenmiş ve özellikle insan unsuru öne çıkartılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Modern yönetim; • Sistem yaklaşımı ve • Durumsallık yaklaşımı olarak adlandırılan iki yaklaşımdan oluşmaktadır. Bu yaklaşımların temelinde; işletme olarak adlandırılan bütünün, kendisini meydana getiren unsurlarına analiz yoluyla ayrılması ve bu unsurların teker teker ele alınıp ayrıntılı olarak incelenmesinden sonra, sentezle bütünün (işletmenin) yeniden oluşturulması bulunmaktadır. Böylece işletme olarak adlandırılan bütünün özü anlaşılabilir. Parçalar bütüne katkıda bulundukları ölçüde önemlidir. Böyle bir yaklaşım, işletmenin amaçlarına ulaşmasını sağlayacak yönetim uygulamaların gerçekleştirilmesini kolaylaştırır. Modern yönetim kuramı, analiz ve sentezin birbirlerinin tamamlayıcısı oldukları ve birbirlerinden ayrılamayacakları görüşüne dayanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sistem yaklaşımı, biyolog Ludwig Von Bertalanffy’nin 1920’lerde öne sürdüğü bir görüştür. Buna göre; her sistem kendi çevresinden bağımsız olarak değil, bütünsellik anlayışı doğrultusunda çevresiyle ve kendi alt sistemleriyle olan ilişkisi göz önünde bulundurularak incelenmelidir. Bertalanffy’e göre, bütünü anlayabilmek için tek tek parçaları veya süreçleri ele almak yetersiz kalmaktadır. Parçalar ve süreçler arasındaki etkileşimi de incelemek gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sistem yaklaşımının temel özellikleri şunlardır: • Sistem, bir bütünü oluşturan unsurların uyumlu olarak faaliyette bulunmasını sağlayan işlemler bütünüdür ve unsurlar sistemin alt sistemlerini ifade etmektedir. • Sistemi tanımlayan unsurlar; girdi, süreç, çıktı ve geri bildirimdir. • Doğadaki tüm sistemler sonunda yok olurlar, negatif entropi sistemin hayatta kalmayı başarabilmesi anlamındadır. • Sistem dış çevresindeki diğer sistemlerle etkileşimde bulunuyorsa açık sistem, etkileşimde bulunmuyorsa kapalı sistem söz konusudur. • Sinerji, bütünün parçalarının toplamından daha fazla değer yarattığı ve daha büyük olduğu anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Durumsallık yaklaşımına göre, tüm ortam ve koşullarda geçerli olabilecek ve en doğru ya da en iyi olarak önerilebilecek bir yönetim uygulaması ve örgüt yapısı yoktur. İşletmenin yapacağı içsel ve dışsal analizler sonucunda kendisine en uygun yönetim uygulamaları ve örgüt yapısı belirlenmelidir. Durumsallık yaklaşımına göre; bağımlı değişken olan örgüt yapısı, iç ve dış koşullar olan bağımsız değişkenlere göre değer almakta veya farklılık göstermektedir. Bu bağlamda, durumsallık yaklaşımının işletme yönetimine en önemli katkısı esneklik olmuştur. Tüm ortam ve koşullarda geçerli olabilecek en doğrusu ya da en iyisi olarak nitelendirilebilecek bir yönetim uygulaması ve örgüt yapısı olmadığını öne süren durumsallık yaklaşımına göre, teknoloji ve çevre yönetim uygulamalarını ve örgüt yapısını belirleyen iki önemli unsurdur ve bu iki unsur işletmenin kurumsal performansı üzerinde doğrudan etkilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Durumsallık yaklaşımının temel özellikleri şöyle sıralanabilir: • Örgüt yapısını üretimde kullanılan teknolojinin gelişmişlik düzeyine bağlayan önemli bir durumsallık söz konusudur. • Kullanılan teknoloji doğrultusunda gerçekleştirilen yönetim uygulamaları örgüt yapısını belirlemektedir. • Her örgütün özgün bir örgüt yapısı vardır ve bu örgüt yapısı diğer örgütler için geçerli olmayabilir. • Çevreyle yönetim uygulamaları ve örgüt yapısı arasında durumsallık ilişkisi vardır. • Her çevreye uygun doğru ve geçerli tek bir örgüt yapısı ve bu örgüt yapısını destekleyen yönetim uygulamaları yoktur. • Örgüt yapısı, çeşitli içsel ve dışsal koşullar arasındaki etkileşime göre oluşur. • Yöneticiler, örgütün içinde bulunduğu iç ve dış koşullara uygun yönetim uygulamaları ve karar modelleri geliştirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güncel yönetim yaklaşımları şöyle sıralanabilir: • Kaynak bağımlılığı yaklaşımı, • Örgütsel strateji yaklaşımı, • Vekalet yaklaşımı, • Örgütsel ekoloji yaklaşımı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yaklaşımların temel özelliği, maliyetler üzerinde odaklanarak kurumsal performansı desteklemeleridir. Bunun nedeni, genellikle bu yaklaşımları önerenlerin örgütsel ekonomi olarak adlandırılan bir uzmanlık alanında çalışmalarıdır. Buna göre, yönetim uygulamalarıyla örgüt yapısı arasında doğrudan bir ilişki vardır ve örgüt yapısı yönetim uygulamaları doğrultusunda şekillenmektedir. Bu bağlamda; örgüt yapısı maliyetler üzerinde ve maliyetler de kurumsal performans üzerinde doğrudan etkili olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kaynak bağımlılığı yaklaşımına göre; işletmeler mal ve/veya hizmet üretebilmek için temin etmek zorunda oldukları kaynakların bazılarını kolayca temin edebilirken bazılarının temininde zorlanmaktadır. Bu bağlamda; işletmenin ihtiyaç duyduğu kritik kaynakların temininde rol oynayan birey ya da gruplar, örgüt içinde kaçınılmaz olarak daha fazla güç sahibi olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Örgütsel strateji yaklaşımına göre, üst düzey yönetimi işletmenin dış çevresindeki değişimler doğrultusunda ortaya çıkan fırsat ve tehditleri, işletmenin iç çevresinde var olan zayıflık ve üstünlükleri SWOT analiziyle belirlemekte ve uygulanacak stratejileri oluşturmaktadır. Bu stratejilerin uygulanması doğrultusunda işletme rekabet üstünlüğü sağlayabilecek ve kurumsal performans düzeyinde olumlu gelişmeler yaşanabilecektir. Gerçekleştirilen SWOT analizi doğrultusunda işletmeler; saldıran, savunan, bekleyen ve bunların karması stratejiler geliştirebilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vekâlet yaklaşımı, vekâlet verenle vekil arasında gerçekleştirilen sözleşmeyi ele alan ve en etkin sözleşmenin nasıl kurulabileceğini araştıran bir yaklaşımdır. Vekillerin, her zaman vekâlet verenlerin çıkarına davranmayabileceği, bunun da bir maliyetinin olduğu ve kurumsal performansı olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Vekâlet yaklaşımı, amaçları ve çıkarları farklı sosyal tarafların çıkarlarının birbiriyle çatışması durumunda ortaya çıkan sorunları inceleyen bir yaklaşımdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşlem maliyeti yaklaşımına göre, örgütler ürettikleri mal ve/veya hizmetler için değişim işlemlerinin maliyetlerini minimize edebilecek bir örgüt yapısına sahip olmalıdırlar. Taraflar; birbirlerinin iyi niyetine güvenmedikleri için kendi çıkarlarını gözetebilmek düşüncesiyle sözleşmeler yapar. Bu sözleşmelerin pazarlığının yapılmasının, yazılmasının ve hükümlerine uyulmadığında zorlayıcı yaptırımların uygulanmasının maliyeti vardır. İşlem maliyeti yaklaşımına göre, işlemlerden bazıları işletmenin sınırları dışında, bazıları da sınırları içinde gerçekleşmektedir. Buna göre, işletmenin dış çevresinde müşterileri ve tedarikçileri, iç çevresinde çalışanlarıyla gerçekleştirdiği işlemler söz konusudur. Başka deyişle işletme faaliyetlerini sürdürürken iç ve dış çevrede işlemler yapmanın maliyetlerine katlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kurumsallık yaklaşımına göre, örgütlerin yaşamlarını sorunsuz sürdürebilmeleri için kurumsal çevreden gelen baskılara duyarlı olmaları gerekmektedir. Örgütler, kurumsal çevrenin yaptırımları karşısında, pasif konumdadır ve hiyerarşik üst kurumlardan gelen emirlere uymak zorundadır. Kurumsal çevrenin yaptırımları, belli bir çevrede faaliyette bulunan işletmelerin örgüt yapılarının birbirine benzemesine neden olmaktadır. Bu da işletmeler için önemli maliyet unsurudur. Bu bağlamda, kurumsal çevrede hiyerarşinin önemi büyüktür ve kurumsal çevre açısından hiyerarşi zincirinin en son halkası olan devlet, en güçlü olandır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetim uygulamaları şöyle sıralanabilir: • Toplam kalite yönetimi, • Altı sigma, • Dengeli ölçüm kartı, • Kıyaslama, • Temel yetenekler, • Dış kaynak kullanımı, • Küçülme-kademe azaltma ve doğru ölçeği bulma, • Personeli güçlendirme, • Değişim mühendisliği, • Yalın organizasyonlar, • Stratejik ortaklıklar, • Kurumsal sosyal sorumluluk, • Sürdürülebilirlik.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplam kalite yönetimi, çalışanların kaliteli mal ve/veya hizmet üretmek olarak tanımlanan ortak bir amacı benimsemeleri ve bu amaç doğrultusunda hareket etmeleri düşüncesine dayanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Altı sigma; günlük faaliyetlerin izlenerek değerlendirilmesi ve kaynakların doğru kullanımının desteklenmesi düşüncesine dayanan bir yönetim uygulamasıdır. Uygulamanın amacı, müşteri memnuniyeti doğrultusunda süreçlerde sistematik ölçümler ve iyileştirmeler gerçekleştirebilmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dengeli ölçüm kartı (balanced score card) uygulamasının, değişik yönetim düzeyinde çalışan yöneticilerin işletmenin kârlılık, yatırım, büyüme gibi stratejik amaçlarını anlamasına ve çalışanlar için oluşturulacak performans değerleme kriterlerinin bu amaçlar doğrultusunda belirlenmesine katkıda bulunabileceği öne sürülmektedir. Dengeli ölçüm kartı uygulamasının dört temel boyutu bulunmaktadır. Bunlar; • Finansal boyut, • Müşteri boyutu, • Verimlilik-etkinlik boyutu ve • Öğrenme-gelişme boyutudur. Bu boyutlar yardımıyla kurumsal performansın tüm gerçekliğiyle ölçülebileceği düşünülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temel yetenekler, örgütü diğerlerinden farklı kılan ve rekabet üstünlüğü sağlayan, rakipleri tarafından anlaşılması ve taklit edilmesi zor bilgi, beceri ve yetenekleri ifade etmektedir. Buna göre, örgüt kendisine rekabet avantajı sağlayabilecek temel yeteneklerini belirlemeli ve geri kalan faaliyetlerinde dış kaynaklardan yararlanmalıdır. İşletmenin gelirlerini artıran ya da giderlerini azaltan, en iyi yaptığı şeydir ya da başka deyişle temel yeteneğidir. Temel yetenek, bir işletmenin rakiplerine oranla en iyi yaptığı şey olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dış kaynaklardan yararlanma, işletme yönetiminin belirlediği temel yetenek alanlarının dışında kalan işlerin, başka işletmelerden edinilmesi olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Küçülme, iş gücü maliyetinde gerçekleştirilecek bir azalma doğrultusunda verimlilikte artış sağlanabileceği düşüncesine dayanmaktadır. İşletmeler temel yeteneklerinin dışında kalan faaliyetleri dış kaynaklardan temin etmekte ve bu bağlamda, örgüt yapılarını küçülterek rekabet üstünlüğü kazanmaya çalışmaktadırlar. Kademe azaltma uygulamasında, örgütün dikey farklılaşma düzeyi azaltılmaktadır. Daha az iş gücüyle aynı işlerin yapılabilmesi için personelin güçlendirilmesi (çalışanların yetki-sorumluluk düzeylerinin artırılması) gerekmektedir. Bu yönetim uygulamasının temelinde, daha düz (basık) bir örgüt yapısıyla; daha hızlı karar verilebileceği, daha esnek olunabileceği ve bunun da; verimliliği, etkinliği, iktisadiliği artırabileceği düşüncesi bulunmaktadır. Doğru ölçeği bulma; atıl iş gücünü azaltma, üretilen katma değeri doğrudan desteklemeyen faaliyetlerden kurtulma, giderleri düşürme, iş akışlarının ve prosedürlerin yeniden tasarlanması, politikaların gözden geçirilmesi gibi çalışmalarla örgüt yapısının akılcı olarak belirlenmesi işidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Personeli güçlendirme, çalışanların bilgi ve yetkinlikleri doğrultusunda inisiyatif almaya ve sorun çözmeye yetkili kılınmaları ve bu bağlamda; bilgi, beceri ve motivasyon düzeylerinin yükseltilerek yönetim gücünü kullanabilmeleri yolunun açılması olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Değişim mühendisliği uygulaması, süreçlerin kurumsal performans doğrultusunda yeniden tasarlanması, gerekiyorsa tamamen değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu bağlamda; maliyet, kalite, hız, müşteri memnuniyeti gibi çeşitli kurumsal performans kriterleri doğrultusunda iş süreçlerinin yeniden düşünülmesi ve radikal olarak yeniden tasarlanması işidir. Değişim mühendisliğindeki en önemli unsur, iş sürecidir ve uygulama tamamen iş süreçleri üzerine odaklanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?