Parasal aktarım mekanizması hangi kanalları içerir?
Yayımlanmış cevap
Parasal aktarım mekanizması, faiz kanalı, kur kanalı, kredi kanalı ve bilanço kanalını içermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
173 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Parasal aktarım mekanizması, faiz kanalı, kur kanalı, kredi kanalı ve bilanço kanalını içermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
merkez bankalarının para politikasını yürütürlerken kullandıkları temel araç ‘politika faizi’dir. Politika faizi çok kısa vadeli (mesela gecelik ya da haftalık) bir faizdir. Kısa vadeli faizlerdeki değişiklikler bankaların davranışlarını etkilemekte ve daha uzun vadeli faizlerde aynı yönde hareketler doğurmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir merkez bankasının mevduat, kredi ve tahvil faizlerini düşürmek istediğini düşünelim. Bunun, kredinin maliyetini ucuzlatarak yatırım yapma isteğini ve tüketim harcamalarını yükseltmesi beklenir. Tüketim harcamalarından özellikle dayanıklı tüketim harcamalarının artması söz konusu olacaktır. Bu noktada iktisada giriş dersinde öğrendiğimiz bilgilere dönmek faydalı olacaktır. Hatırlayabileceğimiz gibi bir ekonomide yurtiçinde üretilen mallara olan talebin dört bileşeni bulunmaktadır: Tüketim, yatırım, kamu harcamaları ve ihracat ile ithalat arasındaki fark olarak tanımlanan net ihracat. Dolayısıyla, faiz hadlerindeki genel bir düşüşün tüketim ve yatırım harcamalarını artırmasıyla, yurtiçinde üretilen mallara olan toplam talep artacaktır. Bir kapasite kısıtı yoksa talepteki bu artış üretimi de artıracaktır. Elbette toplam talepteki artış fiyatlar genel düzeyinde de artışa yol açabilir. Piyasa ekonomilerinde uygulamada gördüğümüz, faiz hadlerindeki düşüşlerin öncelikle üretim düzeyini artırdıkları, fiyatlardaki artışın belli bir gecikmeyle başladığıdır. Fiyatlardaki artışın arkasında iki neden vardır. Birincisi, üretim artışıyla işgücü talebi de artmaktadır. Böylelikle, çalışanların pazarlık gücü yükselmekte ve ücretler artmaktadır. İkincisi, toplam talep canlı olduğu için şirketler daha yüksek kâr oranları ile çalışabilmektedirler. Dolayısıyla, merkez bankasının politika faizini düşürmesiyle azımsanmayacak bir süre, üretim artacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Faiz kanalının işleyişini daraltıcı bir para politikasının sonuçlarını gösterecek şekilde ele alalım. Bu durumda, merkez bankası politika faizini artıracaktır. Bunun sonucunda (enflasyon hemen değişmeyeceği için) reel faiz oranları artacaktır. Bu durumda kredi maliyetleri yükselecek, yatırım ve tüketim harcamalarının özellikle dayanıklı tüketim harcamaları kısmında düşüş olacaktır. Böylelikle yurtiçinde üretilen mallara olan talep azalacak ve beraberinde üretim de düşecektir. Politika faizlerindeki değişikliklerin uzun vadeli kredi, mevduat ve tahvil faizlerini etkileme güçlerinin sınırlı olması hâlinde, yukarıda açıklanan geleneksel faiz kanalının etkinliği düşecektir. Öte yandan, politika faizindeki değişikliklerin uzun vadeli faizleri etkilemesinde bir sorun olmasa bile, uzun vadeli faizler ile yatırım ve tüketim harcamaları arasındaki ilişki zayıfsa yine bu kanal etkin çalışmayacaktır. Ancak politika faizinin değişmesinin başka kanallar yoluyla da ekonomi üzerine önemli etkileri vardır. Aşağıda bu kanallardan döviz kuru kanalı incelenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geleneksel kabul edilen ikinci para politikası aktarım kanalı döviz kuru kanalıdır. Döviz kurunun artması (yerli paranın değer kaybetmesi), ithal edilen mal ve hizmetlerin yurtiçindeki fiyatlarını yukarıya çekerek ithalatın azalması ile sonuçlanacaktır. Diğer yanda, yerli paranın değer kaybetmesi, ihraç edilen malların uluslararası piyasalarda daha ucuza satılabilmesini olanaklı kılacaktır. Bu iki etkiyi bir araya getirdiğimiz zaman ise daha düşük ithalat ve daha yüksek ihracat rakamlarıyla birlikte GSYH’nin dört bileşeninden biri olan net ihracat miktarı artacak ve yurtiçinde üretilen mallara olan toplam talep yükselecektir. Döviz kurunun düşmesi halinde ise bu belirtilenlerin tam tersi gerçekleşecektir. Dolayısıyla, Merkez Bankalarının politika faizlerini artırmaları halinde, yukarıdaki tartışma çerçevesinde döviz kuru düşecek ve yerli paradaki bu değerlenme ile net ihracat azalacaktır. Bu, yurtiçinde üretilen mallara olan toplam talebi azaltacağından, kısa dönemde üretim de düşecektir. Merkez bankasının politika faizini düşürmesi hâlinde ise tersi etkiler ortaya çıkacak ve üretim artacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yine politika faizindeki değişikliklerin daha uzun vadeli faizleri etkilemesi ile döviz kurundaki değişikliklerin ortaya çıktığıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Büyük firmalar yatırımlarını finanse etmek için banka kredilerinin yanı sıra finansman bonosu, hisse senedi veya tahvil ihracı gibi alternatif yöntemlere başvurabilirler. Küçük ve orta ölçekli firmalar ise bu alternatif fon sağlama yöntemlerini kullanabilecek büyüklükte ve güçte değillerdir. Bu yüzden banka kredileri, gereksindikleri fonları alternatif yollardan sağlayamayacak olan özellikle küçük firmalar için çok önemlidir. Banka kredilerini etkileyen sadece parasal tabandaki değişiklikler değildir. Bankacılık kesimine yönelik yapılan finansal düzenlemeler de banka kredilerini etkileyerek kredi kanalının çalışmasına sebep olabilir. Örneğin, bankaların öz kaynak yönetimi kapsamında sermaye yeterliliklerini güçlendirmek amacıyla sermaye yeterlilik oranı arttırılırsa bankaların kredi vermek amacıyla kullandıkları kaynakları azalacaktır. Banka kredilerine bağımlı küçük firmaların krediye ulaşımları zorlaşacak ve yatırımlar azalacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Para politikasının, bankaların kullandırtmak istedikleri kredi miktarını etkilemenin yanı sıra, kredi kullanıcılarının kredi itibarı üzerinde de önemli bir etkisi vardır. Para politikasının aktarımında ‘bilanço kanalı’, merkez bankasının potansiyel kredi kullanıcılarının bilançolarının net değeri üzerinde sahip olduğu doğrudan etkiye bağlı olarak çalışmaktadır. Genişlemeci bir para politikası firmaların net değerlerini arttırarak bilançolarını iyileştirecektir. Yüksek bir net değer, firmanın kullandığı krediyi geri ödememe durumunda katlanacağı maliyeti artıracaktır. Yani, yüksek net değer firmaların kullandıkları kredilerle riskli ve maceralı işlere girişme eğilimini azaltacaktır. Para politikasının kredi kullananların net değerini iki yoldan etkilemektedir. İlk olarak merkez bankasının politika faizini düşürmesiyle faiz oranları düşme eğilimine girecektir. Bu ortamda hisse senetlerine olan talebin artması ve sonuçta hisse senedi fiyatlarının yükselmesi beklenir. Hisse senedi fiyatlarının neden yükseleceği bir sonraki alt bölümde tartışılmaktadır. Yüksek hisse senedi fiyatları ise şirketlerin net değerlerini arttırarak onların bankalar nezdinde kredi itibarlarını yükseltecek ve krediye erişimlerini kolaylaştıracaktır. İkinci etki şudur: Birçok şirket, stoklarını ve üretim sürecinde karşılaştıkları maliyetlerini kısa vadeli kredilerle finanse ederler. Faiz oranlarının düşmesi ile bu şirketlerin kullandıkları kredilerin maliyetleri azalacak ve böylelikle finansal durumları güçlenecektir. Faiz oranlarındaki düşme şirketlerin müşterilerinin de kredi maliyetlerini azaltarak daha fazla harcama yapmalarını sağlayacaktır. Faiz maliyetleri azalan ve satışları artan firmanın karlılığı artacaktır. Kredi itibarı hesaplanırken bir bankanın ilk baktığı hususlardan biri, kredi kullanıcısının kullanılmayı planladığı kredinin taksitlerinin toplam gelirine oranıdır. Faiz hadlerinin düşmesiyle bu oranın da değeri düşecektir ve kredi kullanımı artacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kredi kullanacak birey veya firma hakkında yapılan araştırma ve değerlendirme sonucunda, borç ödeme gücünü belirleyen ölçüttür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özelikle, faiz oranlarında yaşanan aşağı yönlü bir hareket, hisse senedi fiyatlarını yukarı çekecektir. Hisse senedi fiyatları ile faiz oranları arasındaki bu ilişki parasal aktarımın ‘varlık fiyatları kanalı’ olarak bilinmektedir. Bu kanalın işleyişi anlamak için öncelikle faiz oranları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkiyi bilmemiz gerekir. Hisse senedinin temel değeri gelecek dönem elde edilecek temettü ödemelerinin bugünkü değerine eşittir. Faiz oranlarını küçüldükçe bugünkü değeri yükselecek ve hisse senedinin fiyatı artacaktır. Buna ek olarak para politikasındaki bir gevşeme tüketicilerin ve firmaların gelecek dönemdeki ekonomik büyümeye ilişkin beklentilerini arttıracaktır. Ekonominin daha fazla büyümesi daha yüksek getiri ve kâr olanaklarının ortaya çıkması demektir. Beklentilerdeki bu olumlu gelişme de hisse senedi fiyatlarını yukarıya çekektir. Faiz oranları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ters yönlü ilişkiyi bir başka bakış açısıyla portföy tercihine bağlayarak da açıklayabiliriz. Buna göre, para politikası uygulamalarına bağlı olarak reel faiz oranları düştüğünde tahvil ve bono piyasası da cazibesini kaybeder. Yatırımcıların portföylerine dâhil etmek için alternatif yatırım araçları aramaya başlarlar. Sonuçta, hisse senedi piyasasında artan talebe bağlı olarak hisse senedi fiyatları yukarıya çıkar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Para otoritesinin reel faiz oranlarını düşürmesi konut kredilerinin faizlerini aşağıya çekecektir. Krediye ulaşımın kolaylaşmasına bağlı olarak konut piyasasında talep ve fiyatlar yükselecektir. Kısaca, merkez bankası faiz oranlarını aşağıya çektiğinde, hisse senedi ve konut fiyatları yukarıya doğru hareket edecektir. Hisse senedi ve emlak fiyatlarındaki artış, bireylerin servetlerini arttıracaktır. Bu durum tüketim harcamalarını ve dolayısıyla toplam talebi ve üretimi arttırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hisse senedi fiyatlarının tüketim üzerindeki etkisine benzer bir etki de yatırım harcamaları için gerçekleşir. Hisse senedi fiyatlarının artışı, şirketlerin hisse ihraç ederek kaynak bulmasını kolaylaştırır. Yeni makine ve sermaye teçhizatına harcanacak tutarda bir değişiklik olmamıştır. Şirketler hisse senedi çıkarırlar ve satın aldıkları tesis ve teçhizatın maliyetinden daha yüksek bir fiyatla bunları satabilirler. Şirketler az miktarda hisse senedi çıkararak çok miktarda yeni sermaye malı satın alabilecekleri için yatırım harcamaları yükselecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Örneğin, faiz kanalı, merkez bankasının sıkı para politikası ile reel faiz oranlarını yukarıya çekmesi durumunda, borçlanmanın daha pahalı hale geleceği ve tüketim ve yatırım harcamalarında azalışa bağlı olarak toplam talebin düşeceğini öngörmektedir. Toplam talepteki bu düşüş en sonunda enflasyonu düşürecektir. Gerçekte ise merkez bankasının piyasa faiz oranlarını etkilemesi, piyasa faiz oranlarının tüketim ve yatırım harcamaları üzerinde etkili olması ve tüketim ve yatırım harcamalarının enflasyonu etkilemesi oldukça zaman alan bir süreçtir. Bu gecikme sorunu merkez bankalarının ekonomiyi etkileme yeteneklerini kısıtlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Piyasa ve banka faiz oranlarının (kredi ve mevduat) para politikası faiz oranlarındaki değişime tepki verme hızı ve derecesine ‘faiz oranı geçişkenliği’ denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hane halklarının ve şirketlerin olduğu gibi bir devletin de harcamaları gelirinden fazla olabilir. Harcamaları gelirlerinden fazla olan bir devletin,açığın finansmanı için borç alması gerekir. Finansman üç şekilde olabilir: Kendi parası cinsinden veya yabancı para cinsinden borçlanabilir. Üçüncü olarak da merkez bankasına para bastırarak o parayı kendisine borç olarak vermesini isteyebilir. Ancak para basılarak para arzının artırılması, hele bunun süreklilik kazanması durumunda, enflasyonun yükseleceğini biliyoruz. Tarihte yaşanan hiperenflasyonların temel nedeninin bu tür bir finansman biçimi olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle, ülkemizde olduğu gibi, bazı ülkelerin hukuki yapıları para basma yetkisi üzerine önemli sınırlamalar getirmektedirler. Bu durumda bütçe açığının finansmanı için yerli para ve yabancı para cinsinden borçlanma alternatifi kalmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu açıklarının para basılarak finansmanının, borçlanma yoluyla finansmanından daha enflasyonist olduğu her zaman doğru değildir. Thomas Sargent ve Neil Wallece, 1981 yılında yayınladıkları sevimsiz monetarist aritmetik isimli çalışmalarında, maliye politikasının disiplinsiz olması ve para politikası ile arasında bir uyuşmazlık olması durumunda parasal genişlemeden kaçınılmasının uzun dönemde daha yüksek bir enflasyonist etki doğurabileceğini göstermektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parasal baskınlık ise para politikasını uygulamakla yükümlü Merkez Bankasının para politikasını bağımsız bir şekilde oluşturduğu, maliye politikasının ise bütçe açıklarını para politikası hedeflerine destek olacak şekilde belirlediği bir ekonomik yapıdır. Kısaca, parasal baskınlıkta para politikasının öncü ve disiplinli olduğunu, maliye politikasının ise onu izlediğini söyleyebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yıllık fiyat artışlarının yıllar, hatta on yıllarla ölçülen uzun dönemler boyunca yüksek rakamlarda kalmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Merkez bankalarının bağımsızlığı kavramı, enflasyon yaratarak ekonomide istikrarı bozan ve siyasi baskılar sonucunda uygulamaya konulan para politikalarının uygulanmasını demokrasiden ödün vermeden engellemek için geliştirilmiş bir kavramdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Merkez bankası amacını kendisi belirliyorsa amaç bağımsızlığına sahip oluyor. Amaç hükümet tarafından belirleniyorsa o merkez bankasının amaç bağımsızlığı olmuyor. Amaç bağımsızlığının demokratik açıdan uygun olmadığı ileri sürülüyor.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Araç bağımsızlığı merkez bankalarının amaçlarına ulaşmak için ne tür para ve döviz kuru politikası araçları kullanmak istiyorlarsa onları istedikleri gibi kullanmakta özgür olmaları anlamına geliyor. Araç bağımsızlığına sahip bir merkez bankasının hangi aracını ne yönde kullanacağı hakkında karar alırken -mesela politika faizini (kısa vadeli faiz haddini) değiştirmek için- hükümete danışması söz konusu değil.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir merkez bankasının kamu kesimine kredi açması yasal olarak olanaksızsa o merkez bankasının ekonomik açıdan bağımsız olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla ekonomik açıdan bağımsız olan bir merkez bankası bütçe açıklarının finansmanında kullanılamaz. Bu durumda, yüksek enflasyona ve hiperenflasyonlara giden yol kapanmış oluyor. Merkez bankasının burada tanımlandığı biçimiyle ekonomik bağımsızlığı olsa bile hükûmet faiz politikasına karışabilir. Bu açıdan ekonomik bağımsızlık ancak araç bağımsızlığı ile birlikte bir anlam kazanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Merkez bankası başkanları ve diğer üst düzey yöneticilerinin her an görevden alınmalarına ya da merkez bankalarının bazı organlarına hükümetlerce atanan bürokratlar tarafından ellerinin kollarının bağlanmalarına olanak veren yasal hükümlerin varlığı hâlinde de araç bağımsızlığının bir anlamı kalmayabilir. Bu nedenle geliştirilmiş bir de politik bağımsızlık kavramı var. Mesela hükümet her istediğinde merkez bankası başkanını değiştirebiliyorsa, merkez bankasının politik bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir. Benzer şekilde merkez bankası başkanının görev süresi çok kısaysa, merkez bankası başkanının yeniden atanma baskısı hissedeceği ve kararlarını ona göre alabileceği düşünülüyor.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
TCMB Kanunu’nda 25 Nisan 2001 tarihinde önemli değişiklikler yapıldı. Yasa yeni hâli ile 9 Mayıs 2001’de yürürlüğe girdi. Yasadaki en önemli değişiklik TCMB’nin ‘Temel Görev ve Yetkileri’ni belirleyen dördüncü maddede yapıldı. O maddede şöyle deniliyor: “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı araçlarını doğrudan kendisi belirler.” Bu madde iki açıdan önem taşır. Birincisi, temel amacı ‘fiyat istikrarı’ olarak saptıyor. İkincisi, bu madde ile TCMB’ye araç bağımsızlığı kazandırılıyor. Aynı maddede ‘TCMB’nin temel yetkileri’ de sıralanıyor. Şu hüküm var: “Banka, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu Kanun’da belirtilen para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacağı diğer para politikası araçlarını da doğrudan belirlemeye ve uygulamaya yetkilidir”. Bu da araç bağımsızlığına ilişkin bir madde. Temel yetkiler’de bizim açımızdan bir önemli hüküm de şu: “Banka, Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını belirler.” Bu çerçevede, TCMB’nin amaç bağımsızlığına sahip olmadığı açıktır. TCMB yeni Yasa ile ekonomik bağımsızlığa da sahip oldu. Yasa’da Bölüm II’de iki tane madde var: 50 ve 51. İlkiyle eski Kanun’da (14 Ocak 1970 tarihli ve 1211 sayılı TCMB Kanunu) Hazine’ye kredi açmasına izin veren, ikincisinde ise yine eski Kanun’da kamu müesseselerine kredi açmasına izin veren maddeler yürürlükten kaldırılıyor. Tüm bu maddeler TCMB’nin kamu kesimine kredi açarak parasal genişleme yaratmasını engelliyorlar. Para politikasını belirleyen ve uygulayan kişilerin atama ve görevden alınma usulleri de yeni yasada büyük ölçüde politik bağımsızlık kavramı ile örtüşüyor. Madde 25’e göre başkan beş yıllık bir dönem için Bakanlar Kurulu kararıyla atanıyor. Madde 27’de başkana ilişkin ‘yasaklar’ var. Ancak bu yasaklara uymaması hâlinde Madde 28 çerçevesinde görevden alınabiliyor. Yukarıda ele aldığım bağımsızlık kıstasları çerçevesinde bu maddeler TCMB’yi ‘bağımlılık-bağımsızlık’ ölçeğinde bağımsızlığa yakın bir yere getiriyor. Benzer bir durum Madde 29 çerçevesinde başkan yardımcıları için de geçerlidir. sonuç olarak TCMB’nin amaç bağımsızlığı yok. Buna karşın araç bağımsızlığı ve ekonomik bağımsızlığı var.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parasal kontrolde iki amaç var. Birincisi, enflasyon bekleyişleri şekillendirilmek isteniyor. Böylelikle ileriye yönelik yapılacak sözleşmelerde, ekonomik birimlere enflasyonun ileride alabileceği değerler hakkında bir fikir vermek amaçlanıyor. Ekonomik birimler, merkez bankasının hedeflediği enflasyonu dikkate alarak ücret, borçlanma faizi, vadeli alış verişlerde geçerli olacak fiyatlar ve benzeri gelecek dönem fiyatlarını içeren sözleşmeleri yapsınlar isteniyor. Eğer böyle yapılırsa, üç aşağı beş yukarı, gerçekleşecek enflasyon da o düzeyde olacak. İkincisi, hedef alınan enflasyonla uyumlu miktarda bir para miktarı sistemde dolaşsın amaçlanılıyor. Böylelikle para talebi kadar para arzı yaratılmış olunacak; farklı bir ifadeyle, para arz fazlası ortaya çıkmayacak. Çıkarsa toplam talebi azdıracak ve dolayısıyla bir süre sonra enflasyonu hedef alınan düzeyin üzerine çıkaracak bir gelişme olur bu çünkü. Uygulamada, mesela yıl sonuna doğru hem gelecek yıl hem de orta vadede hedef alınan para arzı tanımının ne olduğu ve bu para arzının hangi sınırlar içerisinde tutulacağı kamuoyuna açıklanıyor.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parasal kontrol rejimlerinin yararları, 1990’ların başlarından itibaren giderek artan oranda sorgulandı ve bu uygulamadan vazgeçildi. İki nedenle: Hızla artan finansal yenilikler ve parasal kontrolün sokaktaki insanlar açısından anlaşılır olmasının zorluğu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?