Adi suçlar nedir?
Yayımlanmış cevap
Herkes tarafından işlenebilen suçlardır. Öldürme, yaralama, hırsızlık suçları gibi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
186 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Herkes tarafından işlenebilen suçlardır. Öldürme, yaralama, hırsızlık suçları gibi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Suç failinin diğer insanlardan farklı bir niteliğe sahip olması ve bu özelliği nedeniyle suçu işlemeye elverişli olması halidir. Zimmet, kayırma, rüşvet almak suçu için memur olmak gerekir. Memur olmayan kişi bu suçu işleyemez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Teşebbüs, ceza hukukunda bir suç işlemeye kalkışma ya da bir suç girişimi olarak kullanılmaktadır. Ceza hukukunun önemli konularından birisi olup gerçekleştirilmek istenen suçun gerçekleştirilememesi halinde kullanılır. Çünkü, belli bir suçu gerçekleştirmek arzusu ile hareket eden suç faili kimi zaman bu suçu gerçekleştirememiş olabilir. İşte, ceza politikası açısından bu fiil için gösterilmesi gereken tepki, teşebbüs kavramı ile açıklanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 35’inci maddesinde “suça teşebbüs” madde başlığı ile bu konu düzenlenmiştir. Ancak, bir tanımlama yapmamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Teşebbüs kasıtla işlenebilecek suçlar için söz konusudur. • Suç işleme kastı suçu teşebbüs derecesinde bırakmak için değil, suçu tamamlamaya yönelik olmalıdır. • Suç, elverişli hareketlerle işlenmeye başlanmış olmalıdır. • Suç hareketleri bitirilememiş veya hareket bitmiş olmasına rağmen netice gerçekleşmemiş olmalıdır. • Suç fiillerini bitirememe, failin kendi isteği ile değil, dışarıdan bir etki ile bitirilememiş olmalıdır. Gerçekleştirilmesi istenen suçun neticesi gerçekleşmemiş olmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Teşebbüsün sonuçlarından en çok üzerinde durulanı, ceza siyaseti açısından nasıl bir yolun izleneceğidir. Tamamlanmış bir suçta, netice hasıl olmuş, mağdur ve toplum suç nedeniyle bir yara almış ve sosyal barış bozulmuş olacaktır. Teşebbüs derecesinde kalmış bir suç için en azından bu neticelerin meydana gelmemiş olması, tamamlanmış suça göre cezalandırma siyasetinin daha ılımlı olmasını gerekli kılar. Meydana gelen zarar ve tehlikenin büyüklüğüne göre cezalandırma ilkesi kabul edilmiştir. Yargıç zarar ve tehlikenin büyüklüğüne göre, cezaya hükmedecektir. Verilecek cezalar Türk Ceza Kanunu’nun 35’inci maddesinin 2’inci fıkrasında düzenlenmiştir. Bunagöre; “(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu suç fiili, hareketle netice arasında bir zaman farkı doğurabileceği için teşebbüs açısından elverişli olabilir. Bilgisayar programı üzerinde hileli bir şekilde kayıt yaparken elektrik kesintisi üzerine vergi müfettişi tarafından yakalanması örneklerinde kaçakçılığa teşebbüs hükümleri uygulanması gerekecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gerçekte olmayan kişiler adına hesap açma fiili bölünebilir nitelikte olması nedeniyle teşebbüse elverişlidir. Mükellef hesap açarken vergi müfettişi tarafından yakalanması du- rumunda elinde olmayan bir nedenle hareketlerini tamamlayamamıştır. Kaçakçılık suçu teşebbüs aşamasında kalır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu suç hareketi ani bir suç olmaması nedeniyle teşebbüse elverişlidir. Örneğin vergi miktarını artıracak büyük rakamların olduğu sayfayı yırtmış, diğer sayfaları da hazırlamakta iken yakalanan kişi kaçakçılık suçuna teşebbüs hükümlerine göre cezalandırılması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilme, deftere kaydettiği belgenin yetkisiz matbaa tarafından basıldığı bilgisine sahip olmaktır. Bunu bilmesine rağmen umursamadan deftere kaydederken yakalanan kişi yetkisiz matbaanın bastığı belgeyi bilerek kullanma nedeniyle kaçakçılık suçuna teşebbüs etmiş olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ceza hukukunda teşebbüs aşamasında kalmış suçlara verilecek cezalar, tamamlanmış suçlara göre verilecek cezalardan daha düşük miktarda cezalandırmak şeklinde olmaktadır. Kaçakçılık suçların verilecek cezanın üst sınırı “diğer” ceza gurubunda yer alması nedeniyle hâkim kararına göre ceza indirim oranı dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirimdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Suç politikası açısından suçun oluşumunu engelleyen kurumlardan biri de gönüllü vazgeçmedir. Elinde suç işleme imkânı olan kişinin, suç hareketlerine başladıktan sonra fiilini tamamlamayarak yarıda kesmesi veya suç hareketlerini bitirmekle beraber neticenin oluşumuna mani olması teşvik edilmesi gereken durumdur. Kanun koyucu da bunu Türk Ceza Kanunu’nda düzenlemiştir. Buna göre: “(1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabaları ile suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini ön- lerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır” (Türk Ceza Kanunu md.36). Bu düzenleme eski Türk Ceza Kanunu’ndaki düzenlemeden daha ileridir. Çünkü, eski kanunda sadece “ihtiyariyle vazgeçme” olarak gönüllü vazgeçmeye ilişkin bir düzenleme yer alırken yeni kanun sadece hareket kısmını değil, neticenin gerçekleşememesini de düzenlemiştir. Etkin pişmanlık olarak isimlendirilebilen bu düzenleme, suç politikası açısından daha doğru olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gönüllü vazgeçmenin en doğal sonucu bir suçun işlenmemiş olması nedeniyle faile ceza verilememesidir. Cezalandırılmayacak şey, failin kafasına koyup da gerçekleşmesine engel olduğu suçtur. Bu suç nedeniyle ceza verilmez. Ancak, icra hareketinin kesildiği ya da neticenin gerçekleşmediği yere kadar başka bir suçun gerçekleşmesine neden olunmuş ise, bu suç nedeniyle cezalandırmaya devam edilecektir. Örneğin, ruhsatsız silah ile adam öldürmeyi düşünen kişinin, vazgeçtiği adam öldürme fiili nedeniyle değil; ruhsatsız silah bulundurma nedeniyle cezalandırılması gerekecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergi suçları içerisinde ilke olarak vergi kaçakçılık suçlarında teşebbüs hükümleri uygulanabilecek fiiller için gönüllü vazgeçme de söz konusu olabilir. Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapmak suçunda bazı aktif kalemleri olduğundan fazla veya eksik gösteren kişinin sıkça yaptığı bu işlemi daha sonra her hangi bir incelemeden önce üzerlerini çizerek doğrularını yazması gönüllü vazgeçme olarak kabul edilmelidir. Gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açmak suçunda gerçekte var olmayan bir kişi için hesap açılmış ve kendisine borç verilmiş gibi kayda başlayan kişinin yazmaktan vazgeçerek üzerini çizmesi gönüllü vazgeçme olarak kabul edilmelidir. Defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu do- ğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek suçunda, başka bir deftere yazdığı bir hesabı daha sonra silen veya üzerini karalayan kişi bu hesabı doğru deftere yazdıktan sonra inceleme sırasında tespit edilmiş olsa fiilinin gönüllü vazgeçeme olarak nitelendirilmesi gerekir. Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek suçunda yevmiye defterine yazdığı satış miktarını değer olarak düşürmek isterken devlete bağlılık duygusunun yoğun gelmesi sonucu hareketinden vazgeçerek doğru olanı yazması gönüllü vazgeçmedir. Defter, kayıt ve belgeleri gizlemek, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek suçları teşebbüse elverişli olmadığı gibi gönüllü vazgeçmeye de elverişli değildir. Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeleri kullanmak suçunda on ton aldığı kömürü bir ton yazan mükellefin daha sonra içsel bir duygu ile yazmaktan vazgeçmiş olması halinde henüz fiil tamamlanmadığı için gönüllü vazgeçmeden yararlanması gerekir. Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok etmek suçunda, defteri yok etmek amacıyla geri dönüşüm kutusuna atan mükellefin bir müddet sonra gidip geri dönüşüm kutusundan alması gönüllü vazgeçme olarak kabul edilir. Defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koymak suçunda yevmiye defterinden bir yaprağı dikkatlice çıkaran kişinin yerine yeni yaprak yapıştırma aşamasında fiilinden içsel bir duygu ile vazgeçerek tekrar aynı yaprağı itina ile yerleştirmesi halinde kaçakçılık suçu fiilinden gönüllü vazgeçmiş olur. Belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlemek suçun- da teşebbüs söz konusu olmadığı gibi gönüllü vazgeçmeye de elverişli değildir. Sahte belgeleri kullanmak suçunda, sahte olarak düzenlendiğini bildiği belgeyi deftere yazarken kişinin ismini yazdıktan sonra üzerini çizerek iptal etmiş olması gönüllü vazgeçme olarak kabul edilecektir. Vergi usul kanunu hükümlerine göre ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basmak suçunda, sözleşmesi olmayan bir matbaa belge basma konusunda bütün hazırlıklara başlamış ve baskıya başlayacağı sırada içsel bir duygu ile basmaktan vazgeçmesi kaçakçılık suçunda gönüllü vazgeçme olarak kabul edilmelidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunmayan kişilerin bastığı belgeleri bilerek kullanmak suçunda, Yetkisi olmayan matbaanın bastığı belgeyi bilerek deftere işlemeye başlayan kişinin içten gelen bir duygu ile yazmaktan vazgeçerek o kaydı iptal etmiş olması gönüllü vazgeçme olarak kabuk edilmelidir. Gönüllü vazgeçmenin ceza politikası açısından sonuçları, fiilin cezalandırılmamasıdır. Belki vergi gizliliğine uymama suçunda ifşa olayı mektupla yapılmış ise, mektup ilgiliye ulaşmadan önce yok edilebilmesi mümkün olursa, o zaman icra hareketlerine son verebilmek mümkün olabilir. Bu durumda neticenin de gerçekleşmesi önlenmiş olabilir. Bunun dışında suçların neticesi harekete bitişik olması nedeniyle fiilin gerçekleştirilmesi ile neticede gerçekleşmiş olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Meydana gelen dış âlemdeki değişiklik dediğimiz her netice aslında ayrı bir suç olarak nitelendirilir ve bu yaklaşım içerisinde cezalandırılır. Bu yaklaşım, bir tek suç işleme iradesi ve bir tek netice olması durumundadır. Kimi zaman da bir tek suç işleme iradesi ile yapılan hareket, neticenin belli bir dönem sürmesi, birbirine yakın aralıklarla birden fazla suçu oluşturması ya da bir tek hareketle birden fazla neticenin doğmasına neden olabilir. Kimi zaman da bir suçu işleyebilmek, birden fazla hareketin yapılmasını gerekli kılar. Kimi suçlular açısından bakıldığında da farklı zamanlarda, farklı iradelerle birden fazla farklı cezanın verilmesini gerekli kılacak suçların da işlendiğini görürüz. Tüm bu alternatifler, suç veya cezaların birleşmesi başlığı altında değerlendirilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
i. Bileşik suç tek fiille işlenmiş iki ayrı suç görünümündedir, ii. İki ayrı suçtan biri diğerinin unsuru ya da ağırlaştırıcı nedenidir, iii. Kanun bu iki unsuru tek bir suç çatısı altında düzenlemiştir, iv. Bileşik suça, bileşenlerine ayrıştırılmadan kanundaki tek suçun cezası verilir, v. Bileşik suçta birleşme hükümleri uygulanmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Görünürde birleşme şu öğelerden oluşmaktadır: i. Suç işleyen bir kişi olmalıdır. ii. Bir tek suç hareketi olmalıdır. Kanun her ne kadar “fiil” ifadesini kullanmış ise de bunu hareket olarak anlamak gerekir. iii. Meydana gelen sonuç birden fazla olmalıdır. Bir başka ifade ile, birden fazla farklı suç oluşmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kaçakçılık suçu, bileşik suç için elverişli değildir. Zaten bileşik suçta da birleşme hükümleri uygulanmayacaktır. Zincirleme suç için, kaçakçılık fiilleri elverişlidir. Kaçakçılık suçu işlemek isteyen yükümlü, bu amaca hizmet etmek üzere, değişik zamanlarda değişik kaçakçılık fiilleri işleyebilir. Örneğin, sahte belge basma fiili gibi. Matbaacının yetkisi olmamasına rağmen farklı zamanlarda, farklı kişilere sahte belge basması gibi. Vergi yükümlüsü açısından zaman zaman sahte belge düzenlemek gibi. Defter ve belgeleri tahrif de aynı şekildedir. Farklı zamanlarda, tabii ki bu zaman suçun devamını sağlayacak kadar bir yakınlıkta, önce defterlerde, sonra da belgede tahrifat suçu gibi. Eğer araya girecek zaman yeni bir suç imajı verecek kadar farklı ise, veya birincisuç cezalandırılmış ise, zincirleme ceza uygulaması yapılamayacaktır. Suç işleme iradeleri arasındaki ilişki kesen veya bozan unsurlar zincirleme kaçakçılık suçunun oluşumuna engel olur.Suçlardan bir kısmı hakkında kesin karar verilmiş olması, suç fiillerinin farklı hesap dönemleri içerisinde işlenmesi halinde birbirine yakın farklı zaman kavramı gerçekleşmemiş olacaktır. Kaçakçılık suçlarına fikri içtima açısından bakıldığında, uygulanabilir olduğu görülmektedir. Vergi kaçakçılığında görünürde birleşmenin söz konusu olabilmesi için 359’uncu maddesindeki fiillerin diğer kanunlar açısından da aynı sonucu doğurması gerekir. Bu açıdan bakıldığı zaman görünürde birleşmenin çok kolay olacağını söylemek zor-dur. Kanunun lafzına bakıldığı zaman kaçakçılık fiillerinden bazılarının Sermaye PiyasasıKanunu’nun 112’inci maddesinde yer alan fiillerle örtüşebileceğini söylenebilir. Sermaye piyasası araçları, bu araçların ihracı, ihraççılar, halka arz edenler, sermayepiyasası faaliyetlerinde bulunan kişiler; (1) Kasıtlı olarak; 1. Kanunen tutmakla yükümlü oldukları defter ve kayıtları usulüne uygun tutmayanlar, (SPK md 112/1-a). 2. Finansal tablo ve raporları gerçeği yansıtmayan şekilde düzenleyenler (Sermaye Piyasası Kanunu md 112/2-a). 3. Gerçeğe aykırı hesap açanlar (Sermaye Piyasası Kanunu md 112/2-b). 4. Kayıtlarda her türlü muhasebe hilesi yapanlar (Sermaye Piyasası Kanunu md 112/2-c). Vergi Usul Kanunu’nda bunun için öngörülen ceza 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. SPK’da ise 5237 sayılı kanuna gönderme yaparak ilgili hükümlerine göre cezalandırılacağı belirtilmiştir. Suç özel belgede sahtecilik suçu hükümlerine göre cezalandırılacaktır.Bu da basit hali ile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Ağır olan Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen cezadır. Bu nedenle Vergi Usul Kanunu’nda yer alan cezalar uygulanacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergi suçlarından olan “vergi gizliliğine uymama” ve “yükümlünün özel işlerini yapma suçları” için Vergi Usul Kanunu’nda suça iştirake ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, Türk Ceza Kanunu’nun 5’inci maddesi gereği bu suçlar için Türk Ceza Kanunu’ndaki suça iştirake ilişkin hükümler uygulanması gerekir. Ancak kaçakçılık suçuna iştirak konusunda Vergi Usul Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmaktadır. Bu hükme göre, “359’uncu maddede yazılı suçların işlenişine iştirak eden suç ortaklarının bu suçların işlenmesinde menfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza Kanunu’nun suça iştirak hükümlerine göre hakkında verilecek cezanın yarısı indirilir” (Vergi Usul Kanunu md. 360). Bu madde gereği kaçakçılık suçuna iştirak durumunda Türk Ceza Kanunu’nun suça iştirake ilişkin maddesi uygulanacaktır. Ancak, kaçakçılığa iştirak edenlerin suçun işlenmesinde menfaatinin bulunmaması durumunda Türk Ceza Kanunu’na göre verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tekerrür süresi, önceki suçun cezası beş yıldan fazla süreli mahkûmiyet kararı ise, birinci suçun cezasının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıldır. Ceza infaz edilmiş ise, infazın sona erdiği tarihten itibaren 5 yıldır. Önceki suçun cezası beş yıl ve daha az süreli hapis cezası ise,ya da adlî para cezasına mahkûmiyet ise, bu süre 3 yıldır. Sürenin başlangıcı, önceki cezanıninfazına göre değişecektir. Ceza infaz edilmemiş ise, önceki cezanın kesinleştiği tarihten başlayacaktır. Önceki ceza infaz edilmiş ise, infaz sona erdikten sonra süre başlayacaktır. Zira Türk Ceza Kanunu’nun yaklaşımında mefruz tekerrür uygulanacaktır. Kanuna göre, tekerrür için cezanın infaz edilmiş olmasının zorunluluğu yoktur (Türk Ceza Kanunu md. 58/1).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tekerrür halinde ikinci suça uygulanacak yöntemler şunlardır. 1. İkinci suçun cezası, seçimlik olarak hapis veya adlî para cezası şeklinde ise, hapis cezasına hükmedilir. 2. Tekerrür halinde koşullu salıverme süresi uzamaktadır. Ceza ve Güvenlik Tedbir- lerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Resmi Gazete, Tarih 29.12.2004, Sayı 25685.) hükümlerine göre suçu tekrarlayan kişinin koşullu salıverme imkânları ağırlaştırılmaktadır. Tekerrür durumuna düşen kişinin koşullu salıvermeden yararlanabilmesi için, infaz kurumunda ceza süresinin aşağıda belirtilen sürelerini iyi halli olarak geçirmesi gerekmektedir. i. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında 39 yıl, ii. Müebbet hapis cezasında 33 yıl, iii. Süreli hapis cezalarında ise, cezasının 3/4 ‘üdür. Tekerrür nedeniyle eklenecek süre, esas cezanın en ağırından fazla olamaz. İkinci defa tekerrür durumuna düşen kişi koşullu salıvermeden yararlanamaz (Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun md. 108/1-3). Tekerrürün bir diğer sonucu ise, denetimli serbestlik sisteminin uygulanmasıdır. Denetimli serbestlik mahkeme veya hâkim kararında belirtilir. Bu süre cezanın infazından sonra başlamak üzere, bir yıldan az olamaz. Denetimli serbestlik, mahkeme veya hâkim tarafından belirlenen koşullara göre ve kararlaştırılan süre içerisinde denetim ve denetleme plânı doğrultusunda şüpheli, sanık ve hükümlünün toplumla bütünleşmesini sağlamak amacıyla ihtiyaç duyduğu, her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı toplum temelli bir uygulamadır. (Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği, Resmi Gazete, Tarih 18.04.2007, Sayı 26497.) Tekerrür, kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında sırf askeri suçlarla diğer suçlar; kasten adam öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu madde imal ve ticareti ile parada ve kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilen hükümler tekerrüre esas olmaz (Türk Ceza Kanunu md. 58/2). Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlarda da tekerrür hükümleri uygulanmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hukukun da konusunu oluşturan ölüm, insanın şahsiyetinin sona ermesine neden olan hayati fonksiyonlarının kaybolmasıdır. Ölüm, nüfus siciline ölü kaydı düşülmesi ile ispat edilebilir. Nüfus sicilinde kayıt bulunmaz veya kaydın doğru olmadığı ileri sürülürse ölüm olayı da herhangi bir delil ile ispat olunabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ölüm, ceza mahkemelerince hükmedilecek cezalar için, sonucu etkileyen bir olaydır. Ölüm, Türk Ceza Kanunu kapsamı içerisindeki cezalarda etki edici bir sonuç doğurur. Bu etki, infaz edilmemiş cezaların düşmesi sonucunu doğurur. Ceza mahkemesince hükmedilecek cezalarda, ceza henüz hükmedilmemiş olduğu için, kamu davasını ortadan kaldırır. Vergi Usul Kanunu’nda da “ölüm halinde vergi cezası düşer” (Vergi Usul Kanunu md. 372) hükmü yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ceza mahkemelerince hükmedilecek cezalarda ceza mahkumiyetine hükmedilmiş veya ceza çekilmeye başlamış ise, hürriyeti bağlayıcı cezanın düşmesine neden olur. Ceza bütün neticeleri ile ortadan kalkar. Vergi dairelerince kesilecek cezalarda ise, sonuç yine vergi cezalarının düşmesi sonucunu doğurur. Bunun yanında ölümün ceza mahkemelerince kesinleşmiş ve infaz edilmiş hürriyeti bağlayıcı cezalara herhangi bir etkisi yoktur. Ceza infaz edilmek suretiyle sonuçlanmış olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ölüm karinesi, bir kimsenin cesedi bulunmaksızın, ölümüne kesin gözüyle bakılan bir durum içerisinde kaybolmuşsa o yerin en büyük kamu görevlisinin emriyle nüfus siciline ölü kaydının düşürülmesidir . Örneğin, havada infilak eden bir uçaktan kurtulan olmamakla beraber, uçakta olduğu bilinen kişilerden bir veya bir kaçının cesedinin bulunmaması hali gibi. Bu durumda cesedi bulunamayan kişilerin öldüğü sonucuna varılır. Ölüm karinesinin vergi cezalarına etkisi ise, ölüm gibidir. Türk Medeni Kanunu m. 30 uyarınca, ölüm karinesi içinde kaybolan kişi ölmüş kabul edilir. Dolayısıyla Türk Ceza Kanunu açısından, ölüm karinesi içerisinde kaybolan kişi ölmüş kabul edilir. Cezaları düşer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gaiplik, ölüm tehlikesi içinde kaybolma veya uzun süre haber alınamama nedenleriyle meydana gelir. Ölüm tehlikesi içinde kaybolma, ölümünün pek muhtemel görüldüğü bir tehlikenin meydana gelmesinden itibaren bir yıl içerisinde kendisinden haber alınamama halidir. Uzun süre kendisinden haber alınamama ise, son haber tarihinden itibaren en az beş yıl geçmesine rağmen kendisinden haber alınamama halidir. Her iki halde de gaiplik kararı, hakları ölüme bağlı kimseler tarafından istenebilir. Gaiplik kararı, gaibin son ikametgahı hakimi tarafından bilgi verebilecek kişilere ilan yoluyla duyurulur. Bu süre ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. Duyuruda belirtilen süre içinde kişinin öldüğü anlaşılırsa kişilik ölümle sona erer ve gaiplik kararı düşer. Bir haber çıkmaz ise, kişinin gaipliğine karar verilir. Ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haber alınma gününden başlayarak cezaların düşmesi sonucunu doğurur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?