Kişinin sahip olduğu kişilik hakları nelerdir?
Yayımlanmış cevap
• Kişinin sağlığı. • Kişinin ismi. • Kişinin onuru. • Kişinin vücut bütünlüğü. • Kişinin resmi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
323 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
• Kişinin sağlığı. • Kişinin ismi. • Kişinin onuru. • Kişinin vücut bütünlüğü. • Kişinin resmi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kişinin sahip olduğu mal varlığı hakları, beş çeşittir. • Kişinin miras hakkı. • Kişinin ayni hakları. • Kişinin alacak hakları. • Kişinin fikri hakları.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu ayrımda temel ölçüt söz konusu hakkın kullanılması halinde hukuk dünyasında yarattığı etkidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yenilik Doğuran Haklar, kişinin tek taraflı irade beyanı ile bir hukuki durumda değişiklik yapabilme yetkisini öngören, bu yetkiyi bu kişiye veren haklardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yenilik Doğuran (İnşai) Haklar üç çeşittir. • Kurucu yenilik doğuran • Bozucu yenilik doğuran haklar. • Değiştirici yenilik doğuran haklar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu haklardan istifade eden kişi, tek taraflı irade beyanı ile yepyeni bir hukuki durumun oluşmasına neden olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tek taraflı bir irade beyanı ile önceden mevcut olan bir hukuki durumun sona erdirilmesi veya bozulması sonucunu doğurur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeni bir hukuki durum yaratmazlar veya mevcut bir durumu sona erdirmezler. Bunların söz konusu olduğu hallerde mevcut bir hukuki durumda değişiklik yapılması sonucu gözlemlenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Hukuku’na göre hakkın öznesi olan ve haklardan istifade etme yetkisine sahip olabilen kişiler “gerçek” ve “tüzel” kişilerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gerçek kişiler denince akla insan gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Belli amaçları gerçekleştirmek amacıyla gerçek kişilerce kurulmuş, kendine ait hakları ve borçları olan, kişi veya mal topluluklarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğine “hak ehliyeti” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gerçek kişiler şu özelliklere bakılmaksızın hak ehliyetine sahip olabilirler. • Maddi durumlarına, • Sınıf ve cinsiyetlerine • Zihni ve bedensel sağlıklarına bakılmaksızın.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk olarak incelemeyi düşündüğümüz “İrade Teorisi” Savigny ve Windscheid gibi önemli hukukçular tarafından temsil edilmiş bir görüştür. Bunlardan Savigny’ye göre hak kişiye ait irade kudretidir. Hakkı yaratan, kişinin sahip olduğu iradedir. Ancak iradenin belli bir hakkı yaratma yönündeki varlığına rağmen, söz konusu hakkın varlığından şüphe ediliyorsa, o zaman devreye mahkemeler girmeli ve de karar yoluyla durumu aydınlığa kavuşturmalıdır. Bu teorinin önemli bir diğer temsilcisi Windscheid olmuştur. O’na göre bir kişi, başka birisi üzerinde kişisel iradesi yoluyla etkide bulunabiliyorsa yani iradesi ile bu şahsın belli bir şekilde davranması sonucunu yaratabiliyorsa, o zaman hak sahibi durumundadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öncelikle hakkın iradeye bağlanmış olması eleştirilmiştir. Buna göre; eğer irade hakka sahip olmada belirleyici kabul edilirse, akıl hastası olan veya irade kudretine tam olarak sahip olamayan kişilerin hak sahibi olmaması gerekir. Hâlbuki bu kişilerin de hak sahibi olabildikleri görülmektedir. Dolayısıyla teori her durumu kapsayamamaktadır. Bu noktada belirleyici olan hukuk düzenleridir ve hukuk düzenleri irade sahibi olmayan kişilerin hak sahibi olmalarına izin vermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hak kavramını açıklamayı amaçlayan teorilerinden ilki Jhering tarafından geliştirilmiş olan “Menfaat Teorisi”dir. Jhering irade teorisini eleştirmiş ve menfaat teorisini geliştirmiştir. Bu teoriye göre hak “hukuk düzeni tarafından korunan menfaat” olarak anlaşılmalıdır. Bu korunacak olan menfaatin kapsamını hukuki varlıklar veya bazı hukuki değerler oluşturmaktadır. Görüldüğü üzere maddi anlamda değeri olan yani parasal değeri haiz varlıklar korumanın konusu olurken; buna ilave olarak hukuki özgürlükler de korumanın kapsamı içindedir. Hukuk düzenin koruması da belirleyicidir. Eğer hukuk düzeni tarafından bir koruma sağlanmıyorsa; ilgili kişi veya kişilerin hak sahibi olması da mümkün değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireylerin hayatlarında korumak isteyecekleri her menfaatleri hak olarak kabul edilememektedir. Kişilerin ekonomik veya ticari faaliyetlerini korumak ve onları geliştirmek gibi bir menfaatleri vardır. Ancak bu menfaatler onlara hukukun koruyacağı bir hak bahşedememektedir. Her menfaat hak kaynağı olamamakta; ancak hukuken kişilere yetki verildiği durumlarda bu mümkün olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alman hukukçu Jellinek bu teoriyi geliştiren düşünürdür. Bu teori irade ve menfaat teorilerini birleştirmektedir. Jellinek’e göre de bir menfaatin hak olarak kabul edilebilmesi için bu menfaatin hukuk tarafından korumaya kavuşturulması gerekmektedir. Ancak bu hukuki koruma aynı zamanda hak sahibi kişinin korumasına da bağlı olmalıdır. Bu kuramda hukuk tarafından korunan menfaat kadar, ilgili kişinin iradesi de belirleyici bir önemi haizdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu teori de eleştirilere maruz kalmıştır. Bazı kişisel menfaatlerin korunması hak sahibi kişilerin iradesine bağlı olmadan korunmaktadır. Özellikle kolluk kuvvetlerinin müdahil olacağı durumlarda kişilerin menfaatleri kamusal erk tarafından korunmakta; hak sahibi olan kişilerin başvurusu her durumda aranmamaktadır. Terör ile ilgili mevzuatın uygulanması buna iyi bir örnektir. Bu tip, toplumsal barışı ve de düzeni bozabilecek ve aynı zamanda kişilerin haklarına halel getirebilecek eylemler, hiçbir talep olmasa dahi engellenecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu hakları, kamu hukukundan doğan haklardır. Bireyler bu haklarını devlete karşı ileri sürebilmektedir. Yani bu haklar ihlal edilecekse, kural olarak sadece devlet tarafından ihlal edilebilir ve bireyler de bu haklarını devlete karşı ileri sürebilirler. Anayasa’nın İkinci Kısmı “Temel Haklar ve Ödevler” başlığını taşır, işte burada bahsi geçen temel haklar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı tarafından öngörülmüş ve de düzenlemeye kavuşturulmuş Kamu Hakları olmaktadır. Bu kısmın ilk maddesi olan 12. Maddeye göre “herkes, kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilemez temek hak ve hürriyetlere sahiptir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bunlar devletten sadece bir yapmama, müdahalede bulunmama görevini yerine getirmesini beklemektedir. Burada devlet sadece kişilerin bu haklarını kullanmalarına engel olacak eylem ve işlemlerden kaçınma yükümü altındadır ve insan haklarının en eski türlerini bu haklar oluşturmaktadır. Korucuyu Haklar da denen Negatif Statü Hakları arasında; kişi dokunulmazlığı, özel hayatın korunması, inanç hürriyeti gibi özgürlükleri saymak mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İsteme Hakları da denen bu haklar arasında ailenin korunması, sosyal güvenlik hakkı gibi hakları görmek mümkündür. Birinci gruba göre burada en önemli fark, artık devletten bu hakları koruması için olumlu bir eylem bekleniyor olmasıdır. Yani ilk gruptaki hakları ihlal etmemesi için çoğu zaman sadece bir kaçınma eyleminde bulunması yeten devletin burada devreye girerek insanlara uygun şartlar yaratması beklenmektedir. Anayasa’da “Sosyal ve İktisadi Haklar ve Ödevler” başlığı altında bu haklar düzenlenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu haklar kısaca siyasal katılım hakları olarak tanımlanabilir. Seçme ve seçilme hakları, dilekçe hakları hep bu haklardandır. Bu haklar Anayasa’da “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlığı altında düzenlenmiştir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her ne kadar Anayasa tarafından düzenlenmişse de kamu haklarının da belli bazı şartlar ile kısıtlamaya tabi tutulması mümkündür. Anayasa’nın 13. Maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir”. Yine aynı maddeye göre “(b)u sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Görüldüğü üzere Anayasa’da düzenlenmiş kamu haklarının, yani temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ancak kanun çıkartılması durumunda mümkün olacaktır. İdarenin düzenleyici işlemleri ile temel hak ve hürriyetler sınırlandırılamaz. Kanun ile yapılacak bu sınırlama da o kamu hakkının özüne dokunacak mahiyette olmamalıdır. Yani, temel hak ve hürriyetin belli bir çekirdek alanı -özü- koruma altında kalmaya devam edecektir. Anayasa böylelikle sınırlamayı da sınırlamaktadır. Sadece kanunda ve öze dokunmayacak şekilde kamu hakları sınırlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu hakları kişilerin devlete karşı sahip oldukları haklardır. Özel haklar ise kişiler arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları tarafından tanınan haklardır. Özel haklar kullanılırken, ortaya çıkan hukuki ilişkinin tarafları olan kişiler arasında eşitlik ilkesi geçerlidir. Kamu haklarında ise eşitlik ilkesi tamamen geçerli değildir, seçme ve seçilme yaşı gibi kriterler öngörülerek, bu haklardan sadece bu şartları sağlayan kişilerin yararlanmasına izin verilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?