Mutlak hak ne demektir?
Yayımlanmış cevap
Mutlak Hak: Herkese karşı ileri sürülebilen ve herkes tarafından ihlal edilmesi mümkün olan haklardır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
222 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Mutlak Hak: Herkese karşı ileri sürülebilen ve herkes tarafından ihlal edilmesi mümkün olan haklardır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nisbî Hak: Somut bir hukuki ilişkiden doğan yalnızca güncel yükümlüsüne karşı ileri sürülebilen ve sadece bu yükümlü tarafından ihlâl edilebilen haklardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dürüstlük Kuralı: TMK 2/I’de tanımlanmıştır. Anılan maddeye göre, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır”. Bu hükümde, bir hakkı kullanırken veya bir borcu yerine getirirken nasıl hareket edilmesi gerektiği genel olarak belirtilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı: Bir hakkın amaçlarına ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılmasına hakkın kötüye kullanılması adı verilir. Gerçekten de TMK 2/II’ye göre, “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hukuka uygunluk sebepleri de denilen bu hâller, TBK 63’te şu şekilde düzenlenmiştir: “Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile hukuka aykırı sayılmaz. Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir kimse başkasına zarar verirken kanunun verdiği (kamu hukukundan veya özel hukuktan kaynaklanan) yetkiyi kullanmışsa, bu fiil hukuka aykırı değildir. Örnek olarak, icra memurunun borçlunun evine girerek haciz işlemi uygulaması, polisin bir şüpheliyi yakalaması veya arazisi üzerinde mevzuata uygun olarak bina yapan bir kimsenin arkadaki evin manzarasını kapatması vs.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sulh Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 313/I’de tanımlanmıştır. Anılan hükme göre Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İbra, borcun tamamen veya kısmen sona erdirilmesi amacıyla taraflar arasında yapılan sözleşmeye denir. TBK 132’de ibra tanımlanmamış, “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” denilerek ibranın ne şekilde yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Savunmaya yönelik bir fiilin haklı savunma teşkil edebilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekmektedir: • Haklı savunmada bulunan kimsenin veya bir başkasının kişi ya da malvarlığına yönelik bir saldırı olmalıdır. • Saldırı mevcut veya çok yakın olmalıdır. • Saldırı hukuka aykırı olmalıdır. • Saldırı ile savunma arasında uygun bir denge olmalıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kişinin hakkını kendi gücüyle koruması için aranan şartlar şunlardır: • Bir hakkın korunması söz konusu olmalıdır. • Yetkili kamu makamlarının zamanında müdahalesi mümkün olmamalıdır. • Hakkın korunması için başka bir yol mevcut olmamalıdır. • Kuvvet kullanma dengeli olmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir kimsenin, kendisinin veya bir başkasının kişi ya da malvarlığını bir zarardan veya derhal meydana gelecek bir tehlikeden korumak için üçüncü bir kişinin mallarına zarar vermesine zorunluluk (ıztırar) hâli denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zorunluluk hâlinin şartları şunlardır: • Bir kimsenin veya başkasının kişi ya da malvarlığına yönelik bir tehlike olmalıdır. • Tehlike açık veya yakın olmalıdır. • Tehlike, malvarlığına zarar verilen kişiden kaynaklanmamalıdır. • Tehlikeden kurtulabilmek için, üçüncü kişinin malvarlığına zarar vermek kaçınılmaz olmalıdır. • Tehlike ile üçüncü kişinin malvarlığına verilen zarar arasında uygun bir denge olmalıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zarar, bir kimsenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalmadır. Zarar verici fiil olmasaydı zarar görenin malvarlığının içinde bulunacağı durum ile bu fiil sonucu o kimsenin malvarlığının içinde bulunduğu durum arasındaki fark, zararı oluşturur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Haksız fiil sonucunda, zarar görenin malvarlığındaki aktifler azalabileceği gibi (malın zarar görmesi vs.), pasifler de artabilir (hastaneye karşı tedavi ücreti ödeme yükümlülüğünün doğması vs.). Buna fiilî zarar denir. Fiili zarardan başka, malvarlığında artış meydana gelme imkânının kaybedilmesi de zarar teşkil eder. Bu da kâr (kazanç) yoksunluğu olarak adlandırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğrudan zarar: Bir kimsenin maruz kaldığı haksız fiil neticesinde araya başka bir sebep girmeksizin uğradığı zarardır. Dolaylı zarar: Haksız fiil neticesinde meydana gelen zarara başka sebeplerin eklenmesiyle ortaya çıkan zarardır. Örnek olarak, (A)’nın (B)’yi yaralaması hâlinde, (B)’nin tedavi masrafları doğrudan zarar teşkil ederken; (B)’nin hastanede kaldığı süre boyunca çalışamadığı günler için uğradığı kazanç kaybı dolaylı zararı oluşturur. Yansıma zarar: Bir haksız fiile maruz kalan kimseden başka birisinin de bu fiil yüzünden zarara uğramasıdır. Örnek olarak, (A)’nın (B)’yi öldürmesi hâlinde, (B)’nin desteğinden yoksun kalanlar yansıma zarara uğramış olurlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mevcut zarar: Zararın hesaplandığı tarihe kadar gerçekleşmiş olan kayıplardır. Müstakbel zarar: İleride normal olarak gerçekleşmesi beklenen kayıplardır. Örnek olarak, trafik kazasında yaralanarak çalışma gücünü yitiren (A)’nın gelecekte uğrayacağı kayıplar, müstakbel zarardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kusur, failin davranışının hukuken kınanabilir nitelikte olmasını ifade eder. Toplum içinde yaşayan kişiler, belirli bir davranış biçimine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Hukuk düzeni, herkesten bu davranış biçimine uygun olarak hareket etmesi ister; benzer şartlar altında bulunan kişilerden beklenen ortalama davranış biçimine uymayan fiilin niteliği, kusur olarak adlandırılmaktadır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kast, doğrudan ve dolaylı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan kastta, fail meydana gelen sonucu istemekte, arzu etmektedir. Örnek olarak, bir kimsenin öldürmek amacıyla birisine ateş etmesi. Dolaylı kastta ise fail meydana gelen sonucu istememekle birlikte, onu göze almaktadır. Örnek olarak bir kimse, hasmına zarar vermek amacıyla onun seyahat ettiği arabaya bomba koyarsa arabada bulunan diğer kimselerin uğrayacağı zararı göze almış olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Failin hukuka aykırı sonucu istememekle beraber, bu sonucun gerçekleşmemesi için gerekli özeni göstermemesine ihmal denir. İhmalde, fail davranışını istemekte, fakat bunun sonuçlarını arzu etmediği hâlde gerekli tedbirleri almamaktadır. Bu itibarla ihmal kısaca özen eksikliği olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İhmal ağırlık derecesine göre, ağır ve hafif olmak üzere ikiye ayrılır. Ağır ihmal, aynı şartlar altında bulunan ortaya seviyedeki her insanın göstereceği özenin gösterilmemiş olmasıdır. Hafif ihmal ise somut olayda ancak dikkatli ve tedbirli birisinin göstereceği özenin gösterilmemiş olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
TBK 49/II’ye göre, “Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bu hüküm uyarınca, hukuka aykırı fiillerden başka, ahlaka aykırı fiiller de, belirli şartlarla haksız fiil sorumluluğuna yol açar. Ancak genel haksız fiil sorumluluğundan farklı olarak, burada ahlaka aykırı davranan kimsenin başkasına verdiği zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusurunun kast düzeyinde olması gerekir. Bunun dışında haksız fiil sorumluluğu için aranan diğer şartlar burada da aynıdır (fiil, zarar, uygun illiyet bağı).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Haksız fiil sorumluluğu için kural olarak failin kusurlu olması gerekmektedir; bununla beraber gerek TBK’da gerek diğer kanunlarda kusurun aranmadığı çeşitli sorumluluk hükümleri de yer almaktadır. Kusursuz sorumluluk (objektif sorumluluk, sebep sorumluluğu) olarak adlandırılan bu hâllerde sorumluluk için aranan şartlar, bunları düzenleyen hükümlerin her birinde ayrı ayrı belirtilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Medenî Kanun’da düzenlenenler: • Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumluluğu (MK 38) • Ev başkanının sorumluluğu (MK 369) • Vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan Devletin sorumluluğu (MK 468) • Taşınmaz malikinin sorumluluğu (MK 730) • Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumluluğu (MK 1007) Borçlar Kanunu’nda düzenlenenler: • Zorunluluk hâlinde verilen zarardan sorumluluk (TBK 64/II) • Ayırt etme gücü bulunmayanların sorumluluğu (TBK 65) • Adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK 66) • Hayvan bulunduranın sorumluluğu (TBK 67) • Yapı malikinin sorumluluğu (TBK 69) • Tehlike sorumluluğu (TBK 71) Özel Kanunlarda düzenlenenler: • Motorlu taşıt araçlarını işletenlerin sorumluluğu (Karayolları Trafik Kanunu 85) • Sivil hava araçlarını işletenlerin sorumluluğu (Türk Sivil Havacılık Kanunu 134) Çevreyi kirletenlerin ve çevreye zarar verenlerin sorumluluğu (Çevre Kanunu 28) • Genetiği değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerden doğacak zararlardan sorumluluk (Biyogüvenlik Kanunu 14)
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zorunluluk hâlinde verilen zarardan sorumluluğun şartları şunlardır: • Zarar veren, zorunluluk hâlinde başkasının malvarlığına zarar vermiş olmalıdır. • Hakkaniyet verilen zararın tazmin edilmesini gerektirmelidir. Zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarını hâkim takdir edecektir. • Zarar ile zorunluluk hâlinde işlenen fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ayırt etme gücü bulunmayanların sorumluluğu için aranan şartlar şunlardır: • Kusur dışında haksız fiil sorumluluğu için aranan diğer koşullar gerçekleşmiş olmalıdır (hukuka aykırı fiil, zarar, uygun illiyet bağı). • Kusuru olmadığı için ayırt etme gücünden yoksun olan failin verdiği zarardan sorumlu tutulmaması hakkaniyetle bağdaşmamalıdır; yani hakkaniyet onun verdiği zararı tazmin etmesini gerektirmelidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?