ITU açılımı ve işlevi nedir?
Yayımlanmış cevap
(International Telecommunication Union) ITU Uluslararası telekomünikasyon faaliyetlerinin düzen ve işleyişi ile ilgili olarak çalışan bir kuruluştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
164 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
(International Telecommunication Union) ITU Uluslararası telekomünikasyon faaliyetlerinin düzen ve işleyişi ile ilgili olarak çalışan bir kuruluştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çeşitli deneme yayınlarından sonra ilk düzenli televizyon yayıncılığı 1936 yılında Londra’da British Broadcasting Company (BBC) tarafından başlatılmıştır. Aynı yıl Almanlar Berlin Olimpiyatlarını televizyondan izleme olanağını bulmuşlardır. Bazı büyük Alman kentlerinde halka açık alanlara konulan televizyon alıcılarıyla yaklaşık yüz altmış bin Alman olimpiyatları televizyondan izlemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kitle iletişim araçları ve kültür arasındaki ilişkide kültürü oluşturma, tamamlama veya değiştirme gibi özellikler ön plana çıkmaktadır. Birey başta aile olmak üzere, sosyal çevre eğitim kurumları ile var olan kültürel yapıya uyumlu bireyler yetişmeyi, yeni rol ve davranış modellerinin temelinde yatan norm ve değerleri topluluğun bütün üyelerine kabul ettirmek ister.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan toplum bilim incelemelerinde, iletişim ve kültür alanlarının önemi güçlü bir biçimde vurgulanmaya başlamıştır. I. Dünya savaşı öncesini de kapsamak üzere, savaş yılları ve sonrasında ortak ideallere ve bir ulusal topluluğa bağlılık anlamında bir aidiyet fikrini güçlendirmede kitle iletişim araçlarının ve iletişimin önemi araştırılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Endüstrileşme ile birlikte 19. yüzyıl sonrasındaki toplumlarda, kişilerin toplumsallaşması ve dünyayı öğrenmesi, kitle iletişimi aracılığıyla olmuş, anlatan ve dinleyen dünyalar ayrılmaya başlamıştır. Bu süreç içinde dış gerçekliğin algılanması kişisel yaşam deneyimlerinin ötesine geçerek kitle iletişim araçları tarafından oluşturulmaya başlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
McLuhan kitle iletişim araçlarını tarihsel olarak üç bağlam içinde ele alır. Bunlar: • Kabile Çağı (1500’ler öncesi): Temel iletişim aracı olarak kendisini konuşma ya da şarkı biçiminde "söze" bağlaması. • Kabileleşmeden Çıkma Çağı (1500 - 1900): Özellikle baskı biçimindeki mekanik medyanın ortaya çıkışı ve egemenliği. • Yeniden Kabileleşme Çağı (1900’ler sonrası): Televizyon ve radyo gibi elektronik kitle iletişim araçlarının egemenliği.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İletişim tarihinde birer devrim olarak nitelendirilebilecek en önemli gelişmeler İ.Ö. dördüncü yüzyılda yazının bulunması, 15. yüzyılda matbaanın işlerlik kazanması ve 19. yüzyılın ortalarından itibaren de telgraf, radyo, sinema, televizyon ve bilgisayar gibi modern teknolojilerin insan yaşamına girmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mcluhan’ın bahsettiği "kabile çağı"ndan "kabileleşmeden çıkma çağı"na geçiş Johannes Gutenberg tarafından matbaanın icadıyla başlamıştır. Böylece sözlü iletişimdeki kabileleşme modeline daha az bağımlı olmayı da beraberinde getirmiştir. Yazılı kitle iletişim araçları kabileleri ayırmıştır. İnsanları daha bireyselleştirmiş, daha bağımsız bir yaşama ve öğrenme biçimi oluşturulmuştur. Elektronik kitle iletişim araçlarıyla birlikte de yirminci yüzyıl yeni bir kabileleşme çağı olarak bu süreçte yerini almıştır. Başta televizyon olmak üzere teknolojiler insanları birbirine yakınlaştırmaya başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Elektronik kitle iletişim araçlarının icadıyla birlikte okuryazarlık yetisi gerektirmeden bilgiye erişim herkes tarafından paylaşılmıştır. Araştırmacılar, elektronik kitle iletişim araçlarının sosyo-ekonomik sınıf, kuşak, etnik ve diğer farklılıkları sildiğini söylemektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geniş bir izleyici kitlesine sahip olmasından dolayı çok fazla beğeni kültürüne seslenerek bir bakıma toplumsal bir uyum oluşturma görevi de üstlenen televizyon, büyük bir kitleyi ve bu kitlenin birçok alt kültür, alt izleyici grubunu kapsadığından diğer kitle iletişim araçlarına göre kitle kültürünü oluşturmada daha etkin bir araç olarak gösterilmektedir. Başka bir açıdan sınıfsız bir kitle iletişim aracı olarak da nitelendirilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Televizyon içinde bulunduğu toplumsal yaşamın söylemlerini yeniden üreterek kitlelere aktarır. Böylece televizyon kurulu endüstriyel düzenin ve devletin kültürel bir kolu olmuştur. Süregelen inanç ve davranışları koruma, dengeleme ve destekleme hizmeti gören merkezileşmiş bir sistem özelliği kazanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kültürel çalışmalar ise yalnızca izleyicileri pasif kurbanlar olarak değerlendirmenin sınırlılıklarına tepki olarak değil, aynı zamanda televizyon metinlerinin izleyicilere anlam ve etki empoze ettiğine ilişkin görüşe de yanıt verme amacına yöneliktir. Son yıllardaki çalışmalar izleyicilerin televizyon ile deneyimlerinin belli yönlerini kontrol etmek için, içerikten nasıl kendilerine özgü anlamlar çıkardıklarını göstermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eleştirel kuram altında yapılan çalışmalar; televizyon programları gizledikleri ideoloji ya da anlamlar açığa çıkarılmak üzere çözümlenen birer metin olarak ele alırlar. Bu yaklaşım, ideolojik ve felsefi düzlemde, daha genel bir toplum ve kültür anlayışındaki ve toplumbilim çözümlemelerinin metodolojik yöntemlerindeki bir dönüşümle paralel bir görünümdedir. Bu çalışmalar televizyon söylemini incelerken taklit, temsil, ideoloji ve öznellik sorunları üzerinde yoğunlaşmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Televizyon aracılığıyla yayılan mesajlar var olan kültürel yargıları ve değerleri yansıtır ve bireyin toplumdaki rolleriyle ilgili algılamalarını da oluşturur. Televizyonda sunulan, sonuçta toplumsal yapı ve gerçeklik içinde biçimlendirilen güçlerin karşılıklı etkileşiminin bir sonucudur. Televizyon diğer kitle iletişim araçları gibi toplumsal yapıda hâkim olan imajları yaratan ya da planlayan ileti sistemleri ve sembolleri üretir. Başka bir deyişle televizyon, çağdaş kültürlerde değişikliği üreten ve aynı zamanda var olan değerleri ve normları sürdüren kültürel bir araçtır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Televizyon hem dünyaya hem de bilme yollarına ilişkin bilgimizi yönlendirir. Dünyaya televizyonun gösterdiği pencereden bakarız. Burada bir çerçeveleme söz konusudur. Bizim gördüğümüz bu çerçevenin içindekilerdir. Bu, aslında tamamlanmamış bir dünyadır; biz bu tamamlanmamış dünyayı yeniden inşa etmeye çalışırız. Bu süreçte televizyonun öykü anlatma özelliği karşımıza çıkar. Bu öyküler kim ve ne olduğumuzu, değerlerin ve tutumların nasıl düzenlendiğini, anlamların nasıl yüklendiğini ve değiştiğini anlamamıza yardım ederler. Televizyon bir öykü anlatıcısı olarak sembolik dünyamıza hâkimdir ve kafamızdaki imajların belirlenmesinde önemli rol oynar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türlerin sınıflandırılmasında hem kültürel norm hem de yapım sınırlandırmaları ile ilgili gelenekler belirgindir. Geleneksel yapılar herhangi bir şekilde tekrar edilirler. Bunlar kullanıldıkları belirli bir tür içinde tanıdık, önceden haber verici ve türle ortaklık içinde olan elementlerdir. Bu geleneksel yapılar; karakter, öykü, ortam, kostüm ve dekor, müzik, ışık, diyalog, görsel biçim gibi ögeleri içerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türün kodları ve geleneksel yapıları bir toplumda belirli bir zamandaki baskın değerleri, toplumsal normları ve inançları yansıtır; ancak sabit veya değiştirilemez değildirler. Tür kavramı dönemsel, kültürel ve geleneksel olarak değişime açıktır. Türler ve onların gelenekleri kültürel gelişmeler gibi değişir. Biz bir dönem “normal” “kabul edilebilir” olarak gördüğümüzü bir sonraki yıl görmeyebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Walter Lippmann, 1922 yılında yazdığı "Kamuoyu" adlı kitabında, stereotiplerin "çevremizdeki sosyal gruplarla ilgili kafamızdaki resimler" olduğunu ifade etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Stereotipleme ideolojinin farklı sosyal, ulusal ve ırksal gruplar hakkında bozulmuş mitler yaratarak kültürü pekiştirmesinin bir örneğidir. Televizyon egemen stereotipleri doğalmış gibi yansıtarak, bunların yeniden üretilmesine yol açar. Televizyon temsilleri üzerindeki hegemonik mücadele stereotipler ile daha da yoğunlaştırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temsiller içinde bulunulan kültürden alınırlar ve içselleştirilerek benliğin bir parçası haline gelirler. İçselleştirilen bu temsiller benliği, söz konusu kültürel temsillerde içkin olan değerleri de benimseyecek şekilde yoğurur. Temsiller toplumsal gerçekliğin nasıl inşa edileceğine ilişkin olarak, başka bir deyişle toplumsal yaşamın ve toplumsal kurumların şekillenmesinde hangi figür ve sınırların baskın çıkacağı konusunda önemli bir rol oynarlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Stuart Hall’a göre televizyon söyleminde üç farklı kod açımlama biçimi bulunur. Bunlar: • Baskın egemen durum: Mesajın tam olarak vericinin istediği biçimde alınması. • Anlaşmalı - müzakereli kodlama: Mesaj ya mantıklı/evrensel yelpazede verilir ya da doğal/kaçınılmaz gibi meşrulaştırılır. • Karşıt kod açımlama: İzleyici doğru anlar ve tümüyle farklı biçimde alternatif referans çerçevesi ile karşılık verir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sanayi üretiminde kitlesel üretim, kitlesel dağıtım ve kitlesel tüketim önemli olgulardır. Bu olguları gerçekleştirmek için ve üretimin sevk edilmesi ile tüketim oluşması için gerekli olan ekonomi politiğin ortaya çıkması gerekmiştir. Telgraf ve demiryolları ile fabrikaların şehirlere, merkezin taşraya, şehirlerin şehirlere ve ülkelerin ülkelere bağlanması ile sözü edilen ağ sistemi oluşmuştur. Günümüzde internet sistemi hem bu ağın kendisidir hem de bu ağa ihtiyaç duyar. Telekomünikasyon alt yapısı, server’lar, evimizdeki bilgisayarlar bu ağ üzerinden işler. Bu sayede elektronik posta alıp/gönderiyoruz; aradığımız bir kitabı bir internet sistemi üzerinden satın alıyoruz; o kitap da bizlere posta ya da kargo sistemi ile ulaşıyor.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeni medya ile ilgili önemli bir gelişme Web 2.0 teknolojisinin ortaya çıkmasıdır. Bu teknoloji sayesinde bireyler internetin sadece tüketicileri değil aynı zamanda da üreticileri konumuna ulaştılar. Web 2.0 teknolojisi Sosyal Medya kavramını destekleyen altyapıyı oluşturdu. Bireylerin oluşturduğu sosyal ağlar, günümüzde sıklıkla kullandığımız, yaşamımızın vazgeçilmezleri arasına girdi. Dünyada milyonlarca kişi ilgili ağlara üyedir. Böylelikle mesajlarımızı, fotoğraflarımızı, videolarımızı diğer kullanıcılara gönderiyoruz ve paylaşıyoruz. Oluşturduğumuz içerikler binlerce kişi tarafından takip ediliyor. Profiller oluşturarak kendimizi diğer insanlara anlatmaya çalışıyoruz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sanayi devrimi, bir dizi icat, keşif ve yeni siyasal yönetim biçimlerinin oluşmasıyla birlikte gelmiştir. Öncelikle, mekanik saatin ve buhar makinesinin icadı modern endüstri çağına damgasını vurmuştur. Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesinde önemli bir başka olgu ise, ulaşım araçları ve yol teknolojilerinin gelişmesidir. Daha hızlı bir iletişim ağı ve bu ağın fiziksel karşılığı olarak hem iletişimi hem de malları fabrikalardan şehirlere/ülkelere ulaştıracak olan yollar yapılmıştır. Ayrıca, ticaret yollarında seyredecek daha sağlam daha hızlı ulaşım araçları üretilmiştir. Bunlara ek olarak, Sanayi Devrimi ile birlikte çok daha önce ortaya çıkan Pazar kavramı daha önemli hale gelmiştir. Pazarın ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için üretim de uzmanlaşmıştır. Örneğin köylüler uzmanlaşarak çiftçi olmuşlar, uzmanlık alanı olan, tek bir ürünü üreten (Süt çiftliği, et çiftliği vb.) çiftlikler kurulmuştur. Keşifler de son derece önemlidir. Uzak çoğrafyalarda sömürgeleri olan ülkeler, üretim için ucuz hammadde ve işgücünü sağlamada çok avantajlı olmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sanayi devrimiyle ortaya çıkan sanayi-işçi ilişkisinde önemli nokta, işçilerin ürettikleri malların üretim süreçlerinin tamamına hakim olmamalarıdır. Her işçi bir ürünün belirli bir parçasının üretiminde yer alır ve ürünün diğer parçaları diğer işçiler tarafından yapılır. Bant sistemi olarak adlandırdığımız bu yapıda, tarım ile uğraşan toplulukların aksine sürecin tamamından haberdar olmayan bir işçi kitlesi yaratılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?