Levinas felsefesinin en önemli mihenk taşları hangi eserlerdir?
Yayımlanmış cevap
Zaman ve Başka (1947), Bütünlük ve Sonsuz (1961) ve Olmaktan Başka Türlü veya Özün Ötesinde (1974).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
211 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Zaman ve Başka (1947), Bütünlük ve Sonsuz (1961) ve Olmaktan Başka Türlü veya Özün Ötesinde (1974).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Varlık ve Zaman’ın yaptığı bilinç felsefesi eleştirisi, insanın varlığını, özne-nesne karşıtlığının ötesine geçen bir biçimde, “dünyada olma”yı temel alarak çözümlemesi, duygulanımı varoluşsal bir tarzda, bir varlık deneyimi olarak yeniden düşünme girişimidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Husserl ve Heidegger’le Birlikte Varoluşu Keşfederken isimli eserinde.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Levinas’ın felsefi düşüncesinin güzergâhı ilk kez 1935’te karşımıza çıkan aşkınlık sorusunun yeniden sorulması ve ona çeşitli yollardan yanıtlar aranması çerçevesi içine yerleştirilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Levinas’ın Heidegger düşüncesine duyduğu hayranlık, Heidegger’in nasyonel sosyalist partiye üye olduğunu öğrenmesinden sonra yerini bu düşüncenin ikliminden çıkma arayışına bırakacaktır. Bu arayış 1947-48 yıllarında kaleme alınan Zaman ve Başka ve Varoluştan Varolana adlı kısa eserlerde belirgin bir biçimde kendisini gösterir. Bu eserlerde aşkınlık sorusu, bu kez "dışkınlık" (excendance, dışarı doğru aşkınlık) terimi kullanılarak yeniden sorulur, eros yoluyla veludiyet (babanın doğurganlığı) aşkınlığı vücuda getirip somutlaştıran tecrübeler olarak okunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bütünlük ve Sonsuz’da aşkınlığın biçimsel ifadesi “metafizik arzu”nun mutlak başkayla kurduğu ilişkidir. Levinas bunu Descartes’ta bulduğu sonsuz fikriyle tarif eder. Bu ilişki başkasıyla yüzyüze ilişkide, yani etik ilişkide somutlaşır. Bu eserde Levinas özneyi içkinlikten aşkınlığa doğru bir hareket olarak anlatır. Ben’in aşkınlığını çeşitli başkalıklarla ilişkileri göz önüne alarak derece derece betimler. Bu ilişkiler içinde ben bütünden ayrılır, kendisini toparlayıp özdeşleşir, benin kimliği bu özdeşleşmeden ileri gelir. Başkalıklarla ilişkinin en son derecesi, başkasıyla etik ilişkidir. Bu ilişkide başkasının yüzü tarafından sorgulanan ben kendinden çıkar, bir daha geri dönmemecesine başka’ya gider.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Olmaktan Başka Türlü’nün Bütünlük ve Sonsuz’dan pek çok önemli farkı vardır. Bunlardan en önemlisi, Levinas’ın dili, anlamı, ifadeyi, söyleyişi, duyarlığı, etik özneliği, etik ilişkinin yapısını yeniden düşünüyor olmasıdır. Bu kez aşkınlığın imkânı, "yerine geçme (substitution) olarak düşünülen etik ilişkide somutlaşır. Etik ilişkide özne "biri diğeri için"dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etik Levinas’ın düşüncesinin başından beri belirleyici bir izlek olmadığı hâlde, güzergâhının sonunda Levinas etiğin filozofu, etiğin anlamını yeniden düşünen bir filozof hâline gelmiştir. Dahası, Levinas’a göre Tanrı fikrinin de anlamı başkasıyla ilişkide bulunur. Böylece Levinas Tanrı’yı felsefeye ontolojinin sorunlarıyla değil, etiğin muamması yoluyla sokar. Levinas’a göre etik, siyaset ve Tanrı’nın anlamı evrensel yasa ve kurallarla ilgili meselelere indirgenerek çözümlenemez, adalet her türlü evrenselliğin tekillikle sınanmasını gerektirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kaçış Üzerine isimli eserinde.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Varlıktan çıkmak, varlığın tümden kaybı veya ölmek değil, bir ayağını varlıkta tutarak başka’ya doğru gitmek ve bir daha kendine geri dönmemektir. Bu dönemde Levinas Batı felsefesinin “başka”ya karşı alerjik, tekçi bir düşünce olduğu saptamasını yapmıştır. O hâlde aşkınlığın imkânı her neyse, Batı felsefesini çoğulculuğa açan bir imkân olarak görülecektir. Ben’in kendinden çıkması ve başkaya gitmesi, ben’in kendisini kaybedip başkada eridiği mistik bir deneyimi tarif etmez, ben’in hem kendisi hem de başkası olduğu bir durum, önce tekçiliği ortadan kaldıracak, sonra da bizi ikicilik yoluyla çoğulculuğa taşıyacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Levinas Zaman ve Başka’da ben’in fenomenolojik kökenini anonim varoluşa geri dönerek anlatır. Bir özneye ait olmayan, anlamlı bir dünya ortaya çıkarmayan süreçlerden (örneğin uykusuzluk tecrübesi) bir ben’in kendi varoluşunu üstlenerek ortaya çıkması olayına Levinas "hipostaz" adını verir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Franz Roseinzsweig’ın Kefaret Yıldızı adlı eseri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1957’de “Felsefe ve Sonsuz Fikri” adlı yazısında Levinas, Hegelci sonsuzun karşısına Descartes’ta bulduğu sonsuz fikrini çıkarır. Hegelci bütünselleştirici sonsuza Descartesçı sonsuz fikrinin bize sunduğu yapıyla direnilebileceği fikri, Bütünlük ve Sonsuz’un temel stratejisini oluşturur. Bu eserde amacı bütünselleştirici bir sonsuzun karşısına, bütünselleştirmeye direnen bir başkayla ilişki olarak sonsuzu çıkarmaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Heidegger ve Hegel’le hesaplaşmaktadır. Heidegger sonlu sonsuz ilişkisi bakımından, Hegel’in değil Kant’ın bir takipçisi sayılabilir. O da Kant gibi bir sonluluk düşünürüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sonsuz fikri bize Levinas’ın “aşkınlık” dediği şeyin yapısını sunar. Aşkınlık, Bütünlük ve Sonsuz’da “metafizik” olarak adlandırılmıştır. Bütünlük ve Sonsuz ontoloji ile metafiziği birbirinden ayırt eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metafizik arzu”dan söz ederek başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metafizik, dünyada olmakla yetinmeyip başkaya doğru gitmeye çalışan arzudur. Metafizikçinin Başka’ya duyduğu arzu, bir ihtiyaç gibi tatmin olmaz; duyduğu açlıktan beslenir. Levinas’a göre insan yalnızca tatmin edilebilen ihtiyaçları olan bir varlık değildir. Onda, metafizik arzu da ortaya çıkabilir. İhtiyaç bir eksikliktir ancak metafizik arzu insandaki eksiklikten değil, ondaki bir şeyin sürekli aşırılığından, fazlalığından, taşmasından, kabına sığamayışından doğar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Adalet Levinas’a göre ilkin “yasaların uygulanması”, “insanlar arasında eşitliğin tesis edilmesi”, “evrensel eşitlik ilkesi” değildir, adalet eşitlikten önce kökensel bir deneyime, yüzün konukseverce kabul edildiği bir konuşma deneyimine dayanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Başkaya duyulan metafizik arzu Levinas’a göre başkasıyla etik ilişkide somutlaşır. Başkasıyla etik ilişki, “yüz yüze ilişki” bir konuşma ilişkisidir. Levinas Bütünlük ve Sonsuz’da başkasının yüzünün anlam ifade etmesi olayına “yeninin gerçek deneyimi” adını verir. “Anlamın (signification) ilksel olgusu yüzde kendisini ifade olarak üretir.” Anlam kökensel bir olay olarak, ilk kez yüz yüze ilişkide ortaya çıkar. Başkasının yüzünün anlam ifade etmesi Sonsuz’dur; çünkü yüzün konuşarak anlam ifade etmesi bendeki temsili, anlam vermeyi, kurucu bilinci ve hatta vücuda gelmiş bilinci aşar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Levinas yüz yüze ilişkide bilincin kendiliğindeliğinin, ben’in özgürlüğünün sorgulanmasının imkânını bulur. Başkası beni sorgular ve keyfi özgürlüğümün hesabını vermemi talep eder. Bundan böyle ben kendimi kendi özgürlüğüme bırakamam, başkası benim kavramlarımı sorguladıkça, ondan öğrenir ve kendime karşı eleştirel bir mesafe alırım. Bilgi ancak aynı zamanda başkasından gelen eleştiriye açık olduğu sürece olgunun bilgisidir. Zihnin kendini sorgulaması ve eleştiri, onun kendi kökeninin ötesine, öncesine gitmesi, özgürlüğün yaratılmış olduğuna tanık olması demektir. Başkası tarafından sorgulanan özgürlük haklılığı kurmak, keyfiliğini ortadan kaldırmak için ontoloji yapar, bilgisini temellendirmeye çalışır. Etiğin ontolojiyi öncelemesi bu anlama gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bütünlük ve Sonsuz’un sorusu aşkınlık sorusu olduğu hâlde, odağı “etik ilişki” adı verilen ilişkidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etik ilişki “yüz yüze” ilişkidir. Yüz görülen bir biçim, kavranan bir nesne değildir. Yüz bana bakar ve konuşur, bana bir görülme deneyimi yaşatır ve konuşmasıyla dünyayı yeniden anlamlandırır. Dünyanın anlamının kökeni, yüz yüze ilişkidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Levinas, toplumu birbirinden bağımsız bireylerin bir sözleşme yaparak oluşturdukları bir bütün olarak düşünen liberal anlayışı reddeder. Toplumun özünde veya kökeninde başkasıyla ilişki vardır. Bununla beraber, Levinas ben ile başkası arasındaki yüz yüze ilişkiyi etik ile politikanın kesiştiği ilişki olarak yorumlar. “Başkasının gözlerinden üçüncü bana bakar.” Bunun anlamı, başkasının çağrısına onun ihtiyaçlarını karşılayarak yanıt verdiğimde ona tanıdığım ayrıcalığın başkaları tarafından haklı bir biçimde sorgulanabilecek oluşudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Levinas’ın etiğin temelinin özgürlük olduğu kabulünü reddetmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kant’a göre özgürlüğümün tek kanıtı, sadece ahlak yasasına saygı duyduğum için eyleyebiliyor olmamdır. Ahlak yasasının özü özgürlüktür. Levinas’a göre ise etik ben’in özgürlüğünün bir kanıtı olamaz. Özgürlük bencilliği aştığı, evrenselde temellendiği zaman dahi başkası üzerinde bir hâkimiyet kuruyor olabilir. Her yasa kendi stalinizmi tarafından tehdit edilir. Memurun görmediği gözyaşları her zaman vardır. Kant’ın etiğin öznesine yaklaşımı ile Levinas’ın yaklaşımı arasındaki başlıca farklardan biri budur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?