İlyada’da zihin kavramı ne şekilde ele alınmaktadır?
Yayımlanmış cevap
İlyada’da zihin kavramı doğrudan değil, ama bilinç sahibi bir insanın Tanrı’larla ilişkisi çerçevesinde ele alınır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
180 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İlyada’da zihin kavramı doğrudan değil, ama bilinç sahibi bir insanın Tanrı’larla ilişkisi çerçevesinde ele alınır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Prometheus ateşi Tanrılardan çalarak insanlara verir ve iktidar gücünün temsilcisi Zeus tarafından cezalandırılarak Kafkas dağının zirvesinde ölüme terk edilir. Bir kartal sürekli Prometheus’un ciğerini yer, ciğer yendikçe kendini yeniler. Prometheus’un acısı uzayıp gider. En sonunda Herakles gelip Prometheus’un acılarına son verir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İyon düşünce geleneğinde, varlık olarak insan, doğanın bir parçasıdır. Yapı bakımından insan, doğasıyla evren birbirlerine simetriktir İnsanı anlamak ve açıklamak, evreni anlamak ve açıklamak demektir. Onlar, “aklın sadece insan zihninin özel bir yetisi olduğunu” (Horkheimer; 1994) düşünen günümüz akılcılığından farklı bir akıl anlayışına sahiptiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Thales, Anaximandros ve Anaximenes sayılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Phrónêsis, bilgelik, pratik bilgelik, aklı başındalık (düşünme ve akıl sağlamlığı) anlamlarına gelir. Homeros’un İlyada destanında phren ya da thumos terimleriyle karşılanan bu kavram manevi kudret, akıl, zihin, tin, düşünme gücü, anlama, anlayış gibi terimlerle ifade edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antik Yunan’da ilk kez, duyu organlarıyla algıladığımız görünüşler alemi ve esas gerçeklik alemi arasında bir ayrım yapmıştır (Jones, 1970: 16).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parmenides’in şiiri, saf varlık ve saf düşünme alanını, algı ve kanılar dünyasının tam karşısına koymuştur. Bu alan, aynı zamanda, hakiki bilginin (episteme) zemini olan, Platon’un değişmez, kalıcı idealarının ya da formlarının alanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parmenides’ten önceki düşünürler, deneyimlerin düşünme yoluyla işlenmesi üzerinde dururken Parmenides, düşün tarihinde ilk defa, varolanın niteliklerinin salt düşünme yoluyla irdelenmesi fikrini ortaya atmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parmenides’in bir ve tek olan ve hiç değişmeyen varlığına karşı, evrendeki değişimi ve dönüşümü, çoğulcu bir anlayışla açıklamak isteyen Empedokles, ahlak alanına girerek, insani güdüleyiciler olan “sevgi” ve “nefret” kuvvetlerini tözleştirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Empedokles’teki ahlaki tözsel dayanaklar olan sevgi ve nefrete karşı çıkarak, onların yerine üzerinde işlediği kütleden ayrı, zihinsel bir ilke olan”nous” (Yunanca’da zihin) kavramını geçirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Demokritos, birisi hakiki, diğeri yanılsamalı olan, iki bilgi türü olduğunu söyler. Yanılsamalı bilgi duyum algısı yoluyla edinilirken diğeri, zihinsel bir süreçle elde edilir. Atomların dünyası doğrudan algıya açık olmadığı için onların bilgisi diğer yoldan edinilir. Algısal bilgi diğerinden düşüktür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Protagoras, bütün bilgimizin, yalnızca deneyimden geldiğini savunan en ünlü sofistlerden biridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Orphik mistisizmi ruhun tanrısal varlığıyla bedenin maddesel varlığının sürekli birbiriyle çatıştığını ve ruhun bir gün içine düştüğü benden hapishanesinden kurtulup yeniden tanrısal doğasına kavuşacağına inanan çileci bir varoluş felsefesidir. Yalnız Pythagoras ve Empedokles’i etkilemekle kalmamış, Platon’un ruh öğretisini de etkilemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pythagorasçı ruh göçü inancı, bununla bağlantılı zihin beden düalizmi, daha sonra Platon’u etkilemiş, Platon’nun Phaidon diyaloğunda ve Devlet’in 10. kitabında dile getirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Atomculuk maddeci bir görüştür ve evrenin tamamen boşluktan ve nesneleri şekillendirmek üzere bir araya gelmiş atom adı verilen özlerden oluştuğunu ileri sürer. MÖ. 5. yüzyılda Leukippos tarafından ortaya atılmış ve Demokritos tarafından geliştirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sofistler MÖ. 5. yüzyılda Atina’da para karşılığı eğitim veren gezgin öğretmenlerdir. İlgilerini doğada olup bitenlerin gerçek nedensel bağlamlarını araştırmaya yönelten doğa filozoflarının aksine sofistler ilgilerini düşünen ve toplumsal bir varlık olarak insana ve onun eğitimine yöneltmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antik Yunanda, sistematik felsefe anlayışının ilk temsilcisi olarak kabul edilen Platon’un felsefesinin temelinde, duyularımızla bildiğimiz dünyanın, tam olarak gerçekliğinin olmadığı inancı yatar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sofist Gorgias’ın iddia ettiği gibi, şeylerin bilgisine sahip olmak imkansız değilse duyumun geçici, değişen nesnelerinin ötesinde, değişmeyen ve mükemmel nesneler dünyası olmalıdır; filozofun amacı da bu dünyayı keşfetmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kanılara konu olan şeyler değişen, görünüşteki şeyler olduğu için gerçekten bilinemezler. Dolayısıyla kanılar, akla dayalı felsefi bilgiye nazaran daha aşağı konumdadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
De Anima, Aristoteles’in psikolojik konularla ve genel olarak Psyche ile ilgili görüşlerini ortaya koyduğu kitaptır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
De Anima’nın Aristoteles için dinamizmi, eylemi ve süreci ifade eden çok yönlü bir kavram olduğunu ve aşağıdaki niteliklere sahip olduğunu belirtir: • Anima bedenden ayrılamaz; salt bedenin içinde bulunan bir şey değildir; [bedene içkindir]. • Durağan bir şey değildir; biçimlendirici bir güce sahiptir. • Yaşamsal işlevlerin tümünü içerir. • Bedene canlılık veren ilkedir. • Bedendeki organların işlevlerini yerine getirmesini sağlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Entelekheia tamamlanma ya da mükemmellik durumu, edimsellik, kendini gerçekleştirme anlamına gelen Yunanca bir terimdir. Aristoteles bu terimi, ruhun gizil güç halinde varlığı kendini gerçekleştirmek üzere düzene sokması ve yönlendirmesi anlamında kullanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En alt düzeyde ruh, en düşük gizil güce sahiptir. En ilkel ruh, bitkisel ya da besleyici ruhtur. Bitkisel veya besleyici ruh bütün hayat formları için geçerli olan büyüme, beslenme, üreme gibi hayatın devam ettirilmesine ilişkin işlevleri içeren ruhtur. Bitkiler, hayvanlar ve insanlar doğar, büyür, yemek yer, ürer, vs., yani bazı ortak özellikleri taşırlar. Aristoteles’ e göre ağaçlar ve diğer bütün bitkiler yalnız beslenme yetisine ya da bitkisel ruha sahiptir (De Anima, 414a-30).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aristoteles’e göre us (nous), ruhun “bilmesini ve anlamasını sağlayan yeti”dir (De Anima, 429a-10).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Stoacılar felsefeyi mantık, doğa bilimleri ve etik olmak üzere üçe ayırırlar ve akılcı bir felsefe anlayışıyla insanın evrendeki yerini ve yazgısını, bu üç yönelim bağlamında ortaya koymayı hedeflerler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?