“Aydınlanma Felsefesi” ne anlama gelmektedir?
Yayımlanmış cevap
18. yüzyıl dar anlamda aydınlanma çağı olarak adlandırılır ve bu dönem felsefesine de “aydınlanma felsefesi” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
284 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
18. yüzyıl dar anlamda aydınlanma çağı olarak adlandırılır ve bu dönem felsefesine de “aydınlanma felsefesi” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemin başlıca düşünürleri arasında; Bayle, Montesquieu, Voltaire,Condillac, Helvetius, Diderot, d’Alambert, Lametrie, d’Holbach ve Cabanis adlarını sayabiliriz. Rosseau’nun da yerini bu dönemde göstermemiz gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aydınlanma düşüncesi, din ve geleneksel düşünce ve uygulamaların baskısından kurtularak insanın her alanda kendi aklının ışığında davranma ve sorun çözme kararlılığını anlatmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dine karşı olan tutumları, daha çok dinsel kurumların yozlaşmış ve çağ dışı kalmış uygulamalarından kaynaklanıyordu. Tanrı kavramını tümüyle dışlayanların olmasına karşın, evrenin bir ilk ilkesi olarak inancı temsil eden deist bir yaklaşıma ya da bir akıl dinine inananlar da vardı. Dinsel dogmaların, batıl inanışların ve akıl dışılıkların insan yaşamından uzaklaştırılması, insana onurluca bir yaşam kapılarını açan temel hak ve özgürlükleri için mücadele sürecine girilmesi, aydınlanma döneminin en temel yönelimidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soruda bahsedilen düşünürlerin ana vatanı Fransa’dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Onlar için felsefede aklın kullanımı, doğuştan, düşüncelerden ya da kendiliğinden açık ilk ilkelerden türeyen büyük felsefi sistemlerin kurulması anlamına gelmiyordu. Aydınlanma düşünürlerine göre aklın kullanımı, fenomenlerin kendilerine gitmek, gözlem yoluyla onların yasa ve nedenlerini öğrenmekti.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soruda bahsedilen düşünür, Voltaire’dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kendisi gerçekte bir tanrı tanır idi. Tanrı’nın varoluşuna duyduğu inancı sonuna dek sürdürmüştür ama O’nun dünyayla ilişkisi hakkındaki görüşleri zamanla değişmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Voltaire, maddi olmayan bir tözsel varlık olarak ruh kavramını gereksiz bir varsayım olarak görüyordu. “Tinsel ruh” gibi terimlerin yalnızca bilgisizliğimizi örten sözcükler olduğunu ileri sürmüştür. Duygusal ruh diye bir şey olmadığını, onun yerine organların devinimlerinin bulunduğunu öne sürüyordu. Bunun yanında zihinsel ruhlar dediği şeyler için de iyi bir açıklama bulmuş değildir. Ancak inanç yoluyla bunların bilinebileceğini öne sürer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Voltaire iki uslamlama öne sürer: • Birincisi nedensellikten oluşur yani; evrenin bilinçli bir planlamanın sonucu olarak oluşturulduğu, bu planlamayı yapan bir zekânın bulunduğu, bunun da Tanrı olduğudur. • İkincisi ise olumsallıktan uslamlamadır. Ancak daha sonra Voltaire, bu uslamlamayı bir tarafa bırakarak kendini birincisiyle sınırlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
D’Alambert’in metafizik konularla hiçbir ilgisi yoktur. O’na göre metafiziksel anlamda şeylerin özüyle ilgilenmek bize hiçbir şey sağlamaz. Şeylerin niçinlerini ve nedenlerini bilemeyiz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Voltaire’in politik özgürlükten anladığı ilk elde bir düşünce ve ifade özgürlüğü idi. Bu açıdan öncelikle ilgilendiği grup filozofların özgürlük kazanımlarıydı. Halk egemenliğini geliştirme anlamında bir özgürlükçü ya da demokrat değildi. Kendisi baskıcı otoriteden nefret ediyor, bilimsel ve ekonomik ilerleme için zorunlu gördüğü hoşgörüyü savunuyor, filozofların etkisiyle aydınlanmış, iyiliksever bir tek erkin idaresini savunuyordu. Onun gerçek düşmanı kral değil, din sınıfı idi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İstenç özgürlüğü ile ilgili olarak; eğer güdülerimiz varsa, istencimiz bu güdüler tarafından belirlenir, bu güdüler zihnin ya da içgüdünün son sözüdür. İstencimiz değil ama eylemlerimiz özgürdür; davranma gücünü bulduğumuzda davranmakta özgürüzdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soruda bahsedilen düşünür, Denis Diderot’tur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Din adamları sınıfı ve hükümetlerin çoğunun yetersiz oluşlarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Monarşik despotizm, hem erdemi hem de dehayaratıcılığı öldürmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Kamu iyiliği en yüksek yasadır” şeklinde dile getirilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soruda bahsedilen düşünür, Claude Adrien Helvetius’tur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Montesquieu; • Cumhuriyetçi, • Monarşik ve • Despotik olmak üzere üç yönetim biçimi olduğunu düşünmektedir. Montesquieu’ya göre, cumhuriyet yönetimi demokratik bir nitelikte olabilir. Bu durumda halkın istenci yönetim erkini elinde tutuyordur. Cumhuriyet bir aristokrasi şeklinde de olabilir. Monarşi yönetiminde prens, devleti belli yasalarla uyum içinde yönetir. Despotik bir devletteyse temel yasalar yoktur. Bu şekilde yönetilen ülkelerde dinin etkisi fazladır. Cumhuriyetçi hükümetin etik ilkesi yurttaşlık erdemi, monarşik hükümetinki onur, despotizminki ise korkudur. Yasaların belirlenmesinde iklimin ve ekonomik koşulların da önemli etkileri olduğu, Montesquieu’nun temel tezlerinden biridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Diderot doğal dinlerin belli bir tarihte ortaya çıkıp belli bir zamanda yok olacaklarını, oysa bunların tümünün temeli olan doğal dinin her zaman varlığını sürdüreceğini savunmaktaydı. Dinler ölümlü insanların tanıklığına dayanırken, doğal din Tanrı’nın içimize yazdığı tanıklığa dayanır. Bunları söyleyen Diderot bir zaman sonra bu görüşü bırakıp insanlara her türlü dinin boyunduruğundan kurtulmaları gerektiğini söylüyordu. En sonunda doğanın tüm parçaları tek bir bireyi, bütünü ya da tümü oluştururlar diyordu. Belki bu yaklaşımların geleneksel dinlerle hiçbir ilişkisi olmadığını söylemek, onun bu alandaki görüşüne bir tutarlılık getirmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Diderot ve d’Alembert editörlüğünde yazılan Ansiklopedi eserine katkı verenler içinde; Voltaire, Holbach, Helvetius, Montesquieu ve ekonomist Turgot da bulunuyordu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Montesquieu’nun kuramında önemli bir nokta özgürlük kavramıdır: kendisi tam bir özgürlük yandaşıydı. Despotizme karşı olduğu için özgürlükçü anayasanın en iyisi olduğuna inanıyordu. Özgürlük, yasaların izin verdiği herşeyi yapma hakkıdır. O’na göre politik özgürlük, güçlerin ayrılığı ilkesini gerektirir. Buna göre yasama, yürütme ve yargı güçleri kesinlikle birbirinden ayrılmalıdır. Özgürlüğe ilişkin bu belirlemelerine İngiliz anayasasını incelemesi sonucu ulaşmıştır. O’nun bu görüşleri Amerika ve Fransa’da önemli etkiler yaratmış, özellikle 1791 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nde politik özgürlüğe ilişkin görüşleri önemli ölçüde belirleyici olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Diderot metafizik açıdan maddeci, etik açıdansa idealistti. Didero etik idealler ile tinsel bir ruha inanç arasında hiçbir özsel ilişki olmadığını öne sürmüştür. Diderot doğal ahlak yasalarının temelinin aklın a priori buyrukları değil, insan doğası olduğunu savunmaktaydı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Montesquieu’ya göre insanı fiziksel varlığına dayanan doğal yasalar, her türlü pozitif yasayı önceler. Kendisi kutsal yasaları da kabul ederdi. Tanrı dünyanın yaratıcısı ve koruyucusu olarak fiziksel dünyayı yaratan yasaları belirlemiştir. Kendi ifadesine göre “Tüm pozitif yasalara öncü olan doğa yasalarıdır. Bunların kökeni insanın fiziksel varlığıdır”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel felsefe açısında, şeylerin özüne nüfuz edebilme yeteneğinde olup olmadığımız bütünüyle ilgisiz bir sorundur. Bilimsel felsefenin görevi fenomenleri metafizik anlamda değil, sistematik anlamda betimlemek ve ilişkilendirmektir.Bu görüşleriyle d’Alambert pozitivizmin öncülerinden biridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?