Normatif etikte teoriler nasıl sınıflandırılmaktadır?
Yayımlanmış cevap
Normatif etikte teoriler, ele alınan konu ya da probleme bağlı olarak sınıflanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
539 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Normatif etikte teoriler, ele alınan konu ya da probleme bağlı olarak sınıflanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• En yüksek iyi • Doğru eylem • Sağlam karakter
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sokrates’in etiği, bilgiye verdiği önemden, erdemleri salt bilgi üzerinden tanımlamasından dolayı aynı zamanda entelektüalist bir etik olarak tanımlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sokrates
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Niceliksel hazcılık, hazzın nereden geldiğine bakmaz, onun için sadece hazzın miktarı önemlidir. Oysa niteliksel hazcılık hazlar arasında bir ayrım yapar ve manevi hazlara daha yüksek bir değer biçer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etik egoizm, insan yaşamının nihai hedefinin mutluluk olduğunu söyler. Kişinin mutluluğa erişebilmek için kendi çıkarı peşinden koşması, salt kendi hazzını araması gerektiğini ileri sürer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dinî etik, Tanrı’nın emirlerini koşulsuz olarak kabul edip hayata geçirmekten meydana gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kant’ın özgürlük anlayışı, kişinin kendisini yüksek doğasının veya aklın taleplerine göre belirlemesi anlamında otodeterminizmle belirlenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kant, insanın iki şey üzerinde kontrolü olmadığını söylüyordu: Eylemin sonuçlarıyla duyguları. Dahası duygular herkeste ortak değildi. Bu yüzden, ahlaklılığı akıldan türetme yoluna gitti.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kant’ın etiği, yapılması gerekenleri söylemez, bunun yerine ödevin formunu verir. Bunu etik formalizm olarak ifade etmekteyiz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kant’ın ahlak yasasının veya kategorik buyruğun birinci formülasyonu, bütün kültürlerde var olan Altın Kural’ın özel bir versiyonunu oluşturur: “Sana yapılmasını istemediğin şeyleri sen de yapmamalısın!”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Pratik, • Gelenek, • Anlatı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metaetik, ahlaki kavramların anlamlarıyla, ahlaki önermelerin mantıksal statüsüyle ve ahlaki akıl yürütmenin yapısıyla ilgilendiği için, aynı zamanda etiğin mantığı olarak anlaşılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etik nesnelcilik, ahlaki değerlerin insandan bağımsız bir gerçekliğe sahip olduğunu, mutlakçılık ise onların çağdan çağa, toplumdan topluma değişmediğini savunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilişselcilik, ahlak yargılarının nesnel moral olgularla ilgili olup doğru veya yanlış olabileceklerini dile getirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etik sezgicilik, moral olgu ve ahlaki değerlerin sezgi yoluyla bilindiğini ileri sürer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hobbes doğa durumundaki insanla ilgili olarak olumsuz görüşlere sahiptir. Hobbes, özü itibariyle bencil olan insanın, herkesin istediğini yapabildiği ve eşit olduğu doğa koşullarında düzenli ve barışçıl bir toplum yaratamayacağını belirtmiştir. Bu durumun farkına varan insanlar, kendi varlıklarını güven içerisinde sürdürebilmek için toplum sözleşmesi yoluyla doğa durumundaki bir takım hak ve özgürlüklerinden feragat ederek kolektif düzeni kurmuşlardır. Sözleşmenin ürünü olan toplumun varlığını devam ettirebilmesi için ise, sözleşmenin üstünde bulunan yönetici bir güce yani devlete ihtiyaç vardır. Locke ise, doğa durumundaki insanla ilgili olumlu görüşlere sahiptir. Bu görüşe göre doğa durumun iyi ya da kötü olmayan insan, Tanrı’nın yasalarına uyarak eşitlik, özgürlük ve barış içerisinde yaşamaktadır. Ancak bu düzen içerisinde, düzen, tehdit eden insanların varlığı sebebiyle ortaya çıkan potansiyel savaş tehdidi, politik bir otoriteye duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Bu durumda insanlar, düzenlerinin bozulmaması, adil ve barış içinde bir toplum olarak yaşayabilmek için toplum sözleşmesine ihtiyaç duymuşlardır. Bu durumda sözleşmenin işlemesi için gerekli olan üst mercide bulunan devlet, insanların hak ve özgürlüklerini korumakla görevlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlete tamamen karşı çıkan anarşizm, bu görüşünü temellendirmek için üç temel argüman geliştirmiştir. Bunlardan ilki, William Goldwin tarafından öne sürülmüştür. Bu argümana göre devlet, insan mutluluğuna zarar veren mülkiyet ilişkilerine destek sağlamadığı ve rekabet sınırlarını zorlayarak eşitsiz ve düşman sınıflardan oluşan bir toplumun ortaya çıkmasına sebep olduğu için zararlı bir kurumdur. Yine Goldwin tarafından üretilen ikinci argüman, devletin insanın kişisel gelişimini kapsayan yetkinleşebilme sürecine verdiği zarar üzerinden temellenir. Devlet, doğrudan müdahale yoluyla itaat tavrının gelişmesini sağlayarak, ya da eşitsiz sınıf ilişkileri yoluyla bir sınıfı diğer sınıfın kölesi haline getirerek, insan özerkliğinde telafisi mümkün olmayan yarar açar. Bu sebeple gerçek insanlık önünde bir engel olan devlet, yıkılmalıdır. Üçüncü argüman ise, doğaya içkin olan ya da doğadan türetilen bir ahlak yasasına dayanarak devlete karşı çıkar. Doğal hukukun formu ve içeriği konusunda farklılıklar gösteren anarşistler arasında Lev Tolstoy, Tanrı’nın evrensel kardeşlik düşüncesini ve kişinin komşusunu sevmesi gerektiğini bildiren buyruğun gerçekleşebilmesi için ulusal kimlikler ve sınıfsal ayrımlarla insanların arasında aşılmaz engeller koyan devletin yıkılması gerektiğini belirtir. Pyotr Kropotkin ise evrimsel gelişmede rekabetin değil dayanışmanın esas olduğunu belirtmiş ve devletin insanların bu temel yasaya uymasına engel olduğu için yıkılması gerektiğini vurgulamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Muhafazakarlık devletten yana olan bir ideolojidir. Bu ideoloji, bireyin devlete itaat alışkanlığı ve sadakati olmadığında aile, sivil toplum ve düzeninin de olamayacağını savunur. Bu açıdan bakıldığında muhafazakarlığın devleti önceleyen bir yaklaşımı vardır. Ancak devlet, sınırları olmayan bir güce hakim değildir. Aile, din ve geleneklere karşı duyarlı olan muhafazakarlık ideolojisi, bu duyarlılığı sebebiyle devletin gücüne de sınırlılık getirmektedir. Toplumun her alanının devlet eliyle siyasallaştırılmasına ve toplumun devlet tarafından dönüştürülmesine karşı çıkar. Sosyalizmin devlete yaklaşımı olumsuzdur. Sosyalist bakışa göre, devletin görevi egemen sınıfın çıkarlarını temsil edip korumaktır. Bu durumda devlet, toplumun ortak çıkarlarını değil, egemen sınıfın çıkarlarını temsil ettiği için statükonun devamını sağlayan bir araç konumundadır. Sosyalist bakış açısı, devletin herkesin çıkarlarını temsil eden bir kuruma dönüştürülmesi gerektiğini savunur. Ancak bu dönüşüm devletin yargı ve silah güçlerine hakim olması sebebiyle barışçı yollardan gerçekleştirilemez. Kapitalist devletin yıkılması toplumun tüm sınıflarının iyiliği için gerekliyken, kapitalist devleti yıkacak, işçi ve burjuvaziyi özgürleştirecek olan sosyalist devletin kurulması gerekir. Sosyalizm, kapitalist devlete karşı olsa da sosyalist devletin kurulmasının gerekliliğini vurguladığı ve bu devlet biçimini olumladığı için, devlete tamamen karşı bir ideoloji değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devletin temel özelliklerinden biri, belirli bir coğrafya üzerinde mutlak egemenliğe sahip olmasıdır. Başka bir deyişle devletin otoritesi, hakim olduğu coğrafya üzerindeki herkesi kapsamaktadır. Devletin diğer temel özelliği, otoritesini meşruiyet zemininde güç kullanarak tahsis eden bir örgüt olmasıdır. Devletin sivil toplumdan ayrıldığı alan olan kamusallık, kamusal hayatın örgütlenmesinden sorumlu kurumlar bütününe hakim olan devletin kontrolü altındadır. Başka bir deyişle devlet kolektif kararlar alıp uygulamaya koyma yetisine sahiptir. Aldığı kararların uygulanması da, devlet otoritesinin zorla desteklenmesine ve itaatsizlik halinde cezalandırılmasına dayanır. Bu anlamda pozitif hukukun kurucusu olan devletin hükmettiği sınırlar içerisinde yaşayanlar, onun otoritesini kabul etmek zorundadır. Buna ek olarak, devletin toplumun çıkarlarını ve ortak iyiyi yansıttığı düşüncesi, yani devletin meşruluğu, devletin elinde olan hukuki ve silahlı gücü kullanmasına da zemin hazırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaset bilimi ile siyaset felsefesi arasındaki farklar şu şekildedir: 1. Siyaset bilimi olanı ve mevcut kurum ve ilişkileri ele alırken, siyaset felsefesi iyi bir sosyal hayatın nasıl olması gerektiği hakkında vizyon geliştirmeye çalışır. 2. Siyaset bilimi olan ile ilgilenen bu sebeple normatif olmayan bir bilim iken, siyaset felsefesi olması gereken ile ilgilenen, başta etik olmak üzere felsefenin diğer dallarıyla yakından alakalı normatif bir disiplindir. 3. Siyaset felsefesi, siyaset biliminin ele aldığı süreç ve problemler yaşandıktan sonra siyaset biliminin doğası gereği açıklayamadığı konuları ele alır. Bu sebeple siyaset felsefesi ikinci düzey bir etkinliktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• İnsan doğa durumundayken iyi, özgür ve mutludur. • İnsanda kendi türüne karşı sempati ve merhamet iç güdüsü bulunmaktadır. • İnsan ihtiyacı olmadığı bir şeye gözünü dikmez. • Doğa durumu “burası benim” diyen insanın mülkiyet talebiyle bozulmuştur. • Mülkiyet haklarını korumak üzere kurumlar tesis edilmiştir. • Bu aşamadan sonra doğa durumuna dönmek mümkün ve anlamlı değildir. • İnsanın doğal özgürlük kaybı, sivil ve ahlaki özgürlüklerin kazanımıyla dengelenir. • Bu süreç sonunda insan dürtüler tarafından değil, akıl ve ödev tarafından belirlenen bir varlık haline gelir. • Sonuç olarak bütün varlığıyla toplum sözleşmesine katılan insan, kendini genel iradeye tabi kılarken mutlak bir eşitlik de elde etmiş olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Edmund Burke • Alexis de Tocqueville • Joseph de Maistre • Hegel
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefenin siyaseti, politik hayatı oluşturan kurumları konu alan, politik toplumları inceleyen dalına siyaset felsefesi denir. Siyaset felsefesi insanın toplumla ve politik otoriteyle nasıl bir ilişki içinde olması gerektiği sorusuyla başlar, farklı yönetim ve sosyal varoluş biçimlerini ele alır; mevcut kurum ve sosyal/politik ilişkileri analiz etmede başvurulacak birtakım standartlar ortaya koymaya çalışır. Bu çerçevede siyaset felsefesi; devleti, siyasal iktidarı, iktidarın meşruiyetini, yönetim biçimlerini, birey-devlet ilişkilerini ele alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devletin gerekliliğini savunan ideolojiler: • Faşizm • Sosyalizm • Liberalizm • Muhafazakarlık Devletsiz bir düzeni savunup devlet anlayışının terk edilmesi gerektiğini vurgulayan ideolojiler: • Anarşizm
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?