Logos en genel anlamıyla nasıl tanımlanabilir?
Yayımlanmış cevap
Logos, en genel anlamıyla, “akla ve akılcılığa ait olan” ile ilintilendirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
572 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Logos, en genel anlamıyla, “akla ve akılcılığa ait olan” ile ilintilendirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nesneler arası fiziksel çekimi ifade eden yasalar, Modern bilimin paradigmasına göre, belli bölgelerde değil evrenin her köşesinde matematiksel bir kesinlik dâhilinde geçerlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Günümüz insanının dünyası büyük oranda kavramlar ve dilsellik aracılığıyla şekillenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanı diğer türlerden ayıran bir kopma noktası, insanın dünyayı algılama ve çevreyle baş etme gibi basit işlevlerin ötesine geçerek, simgeselleştirme sayesinde “bilgiyi” (zihninde olduğu kadar) bedeni dışında biriktirmenin yollarını keşfetmiş olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
‘Enformasyon’ deyimi Türkçeye Batı dillerinden geçmiş olup, Arapçası ‘malumat’tır (malum olan, yani bilinen şeyler anlamında). Bu deyimin tartışmalarımız ve çözümlemelerimiz açısından önemi, onun sık sık “bilgi” ile karşılaştırılması veya “bilgi” ile eşlenik tutulmasından kaynaklanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
‘Bilgi’ ve ‘enformasyon’ kavramları genellikle eş anlamlı olarak kullanılsa da bu kullanım oldukça yanıltıcıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Enformasyon” kavramı, bilgi açısından, “hammadde” olma anlamı taşır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Düşünmek, inanmak, istemek, arzulamak nasıl insana özgü zihinsel durumlarsa, bilmek de insanların gerçekleştirdiği zihinsel bir işlevdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öznelerin zihinsel bir durumu olan “bilgi”, içeriği nedeniyle nesnel bir yön taşır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilginin üç farklı anlamda değeri olduğu söylenebilir: Bilginin yaşamsal veya türsel değeri, bilginin pratik veya araçsal değeri ve bilginin öz değeri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilgi yaşamsal ve türsel nedenlerden dolayı değerlidir. Bilgi pratik veya ereksel nedenlerden dolayı değerlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanın sahip olduğu bilgilerin büyük bir kısmı, eylemsel boyutta yarattıkları sonuçlar ve nedensel ilişkileri nedeniyle değerlidir. Başka bir deyişle, bilgi değerlidir çünkü hem gündelik hem de bilimsel bağlamlarda işe yarar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanlar bilgi gibi kritik bir kavrama her türlü yarar ve sonucundan bağımsız olarak sadece düşünsel veya felsefi bir merak yüzünden ilgi duyabilirler. Bu durumu, bir anlamda, insanın logos sahibi veya logos içinde yer alan bir varlık olmasıyla açıklayabiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Doğru” kavramı, bilgi üzerine düşünen felsefeciler için çok büyük bir öneme sahiptir. Bu konuda ilk olarak belirtilmesi gereken nokta şudur: Pek çok Batı dilinde ‘doğru’ ve ‘yanlış’ deyimlerinin normatif ve betimleyici kullanımları için birbirinden ayrı kelimeler kullanılırken, Türkçede farklı bir durum gözlenir. Dilimizde “doğru” ve “yanlış” hem normatif hem de tasvire yönelik anlamlar barındırmaktadır. Doğrunun etik kullanımından örnekler verilirse, ‘doğru insan’ ve ‘doğruluktan ayrılmamak’ gibi deyimlerde normatif bir taraf vardır. Yanlışın normatif kullanımına örnek “ihtiyacı olduğunda kardeşine yardım etmemesi çok yanlıştı.” cümlesidir. Etik kullanımda “doğrunun” tersi, “güvenilmez”, “kınamayı hak eden” gibi kavramlardır. Öte yandan, “doğrunun” ve “yanlışın” farklı bir kullanımı olduğu da açıktır. Bu kullanım, kendisini betimleyici bağlamlarda gösterir. Biz insanların iddiaları veya yargıları karşısında “Bu söylediğin yanlış”, “Bu doğru bir iddiadır.” gibi ifadeler kullanılır. Betimleyici bağlamlarda ortaya çıkan bu kullanım kapsamında, bir önerme için “doğru” nitelemesini kullanmak, onun dünyada olan olgularla uyum içinde olduğunu belirtme anlamını taşır. Örneğin, “Tavuklar uçabilir.” ve “New York İtalya’nın başkentidir.” önermelerinin “doğru” olmadığı söylendiğinde söz konusu olan durum budur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Varsayımsal sempati, eserleri okumakta olan büyük bir düşünürlerin söylediklerinin (tahminen) önemli bazı noktalar içerdiği ve yazarın önemli bir fikri aktarma çabasında olduğu konusunda bir tavır geliştirip ona bir “şans vermesi” demektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eski Yunan’da insan aklının, en temel ilkeleri veya doğruları bilme kapasitesine sahip olduğu düşüncesi vardı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe tarihini bilmeden, örneğin “bilgi” üzerine felsefi fikirler üretmeye çalışan bir kişi, geçmişte üretilen düşünceleri ve argümanları bilmediği için belli çözümleri kendisinin yarattığı izlenimine rahatça kapılabilir. Düşünsel serüvenleri ciddiye alan insanların göz önüne alması gereken bir konu da budur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefenin alt alanlarında, çeşitli bilimsel disiplinlerde olduğu gibi, nesnelerden oluşan dünyaya farklı bir bakış getirilmeye çalışılır. Bu anlamda felsefenin kuramsal perspektiflerinin yöneldiği dünya, üzerinde var olduğumuz ve nefes aldığımız somut dünyadır. Felsefeci deneyimlenen dünyaya farklı bir yaklaşımda bulunabilir. Fizikçinin betimlediği atomaltı dünya algılarımıza verili bir dünya değildir. Ancak fiziksel kuramların içeriklerinin masalımsı veya uyduruk bir dünya tasviri olduğunu düşünmeyiz. Tam tersine; fizikçinin, kimyacının veya biyoloğun bilinen dünyaya dair bizim doğrudan göremediğimiz ancak önemli bir gerçeklik barındıran “daha derin” bir açıklama sunduğuna inanırız. Felsefi irdelemelerde, bu anlamda, dünyaya ilişkin derin bir bakış içerir; insanın logos’ unun üst düzey uygulanmasının bir sonucudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe tarihinde epistemoloji alanında yürütülen çalışmalarda, toplumsal unsurlar genelde tartışmalara yansımamış ve bilgi konusundaki araştırmalar neredeyse “yalıtılmış” bireysel girişimler olarak kalmıştır. Elbette bu durum epistemoloji alanına sınırlı bir olgu değildir. Felsefenin geleneksel yapısı büyük oranda bireysellikle örülmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Descartes, kesin ve güvenilir bilginin olup olmadığını ve varsa ne olduğu konusunda sorgulama yapmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Norm, en genel hâliyle, “düzenleyici ilke veya kural” kavramına işaret eder. Etik kurallar normatif önermelerin en bilinen örnekleridir. “Hırsızlık yapmak yanlıştır.” cümlesi normatif ağırlığı olan bir ifadeye karşılık gelir. Normatif önermelerin işlevlerini ve önemini iyi anlamanın bir yolu, bu tür önermeleri normatif olmayan ifadelerle karşılaştırmaktır. Betimleyici, tasvir edici veya anlatıcı nitelikte olan yani yalnızca bir durumu veya olguyu ileten cümleler, normatif olmayan ifadeler arasında sayılabilir. “Hırsızlık yapmak yanlıştır.” cümlesi normatif bir ifade iken, “Büyük şehirlerde hırsızlık oldukça yaygındır.” cümlesi ise betimleyici veya sergileyici bir yapıdadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Epistemoloji alanı içinde norm ve normatiflik konusu önemli bir yer tutmakta, ancak tartışmaya açık yönler de taşımaktadır. İnsan bilgisinin nasıl olduğu epistemolojinin esas uğraşı alanlarından biridir. Ancak, bilgi konusu üzerine çalışan felsefecilerin çoğu epistemolojinin normatif bir çaba olduğunu da söyleyecektir. Bunun anlamı, bilginin “iyi” veya “doğru” örneklerinin - dünyaya dair inançlarımızın nasıl olması gerektiği konusunun - epistemolojinin konuları veya ilgileri arasında yer aldığıdır. Bilgi kavramının içinde “gerekçelendirmenin” olması, bilginin belli bir norma uygunluk göstermesi anlamı taşımaktadır. Gerekçelerle desteklenmiş inançlar, desteksiz veya kanıtı zayıf inançlardan daha iyi ve daha tercih edilir durumdadır. Fakat açıktır ki; “daha iyi” ve “daha tercih edilir” olma, normatif ifadelerdir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefecilerin, deneysel psikologların ve yapay zekâ üzerine çalışan mühendislerin de sıkça kullandığı kritik deyimlerden biri “bilişseldir”. Bu kavram, zaman zaman “bilgisel” ile eş anlamlı olarak kullanılmakta ve “bilgi” ile olan yakın ilişkisi nedeniyle kafa karışıklığına neden olmaktadır. ‘Bilişsel’ deyiminin İngilizcesi olan ‘cognitive’in kelime kökünde bulunan ‘gnoscere’de “bilmek”, “kavramak” gibi anlamlara gelmektedir. Kelime anlamı itibarıyla birbirine çok yakın olan bu deyimlerin arasında, ince bir ayrımın olduğu söylenebilir. ‘Bilişsel’ sıfatı, genelde, bir “üst düzey zihinsel işlevler yelpazesi” için kullanılır. Bu yelpazenin kapsamındaki işlevlerin en önde gelenleri duyular aracılığıyla algılama, bellek işlevleri, akıl yürütme ve bilgilenmedir. Bu işlevlerin tümü, üst düzey zihinselliği gerektiren süreçler içerir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eski Yunan’dan itibaren felsefecileri çok meşgul eden konulardan biri, tahmin edileceği gibi, bilginin tanımlanmasıdır. Her ne kadar, “bilgi” son derece yalın ve anlaşılması kolay bir kavram gibi görünse de, irdelemenin derinliklerine inildikçe bu kavramın önemli incelikler içerdiği ve tanımlanmasına ilişkin ciddi zorluklar bulunduğu görülür. “Bilginin tanımlanması” deyimi ilk bakışta gizemli bir işleve işaret ediyor izlenimi verse de, aslında diğer sıradan kavramlarımızın tanımlanmasından ilkece çok farklı olmadığı söylenebilir. “Penguen” kavramını tanımlamanın iyi bir yolu, tüm penguenleri ve yalnızca penguenleri ortaklaştıran noktaları bulmaktır. Bu yolla, örneğin, insanı “akıllı hayvan” olarak tanımlanabilir: İnsan “hayvan” kategorisine aittir ancak diğer türlerden “akıllı” olmasıyla ayrılır. Soyut kavramlar için de benzer bir akıl yürütme yapılabilir. “Erdem” kavramının tanımı, erdemli davranışların ortak yönünün saptanmasından geçer. Geleneksel olarak bakıldığında, felsefeciler tanımlama işlevine bu tarzda yaklaşmışlardır. Bilgi kavramını açık hâle getirme çabası, farklı yönler içeren ve zengin bir literatürün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu farklı yönlere bir örnek vermek gerekirse, bilginin sözlüksel bir tanımını vermeye ek olarak, kuramcılar bilginin kavramsal çözümlemelerini üretme yönünde de akıl yürütmüşlerdir. Kavramsal çözümlemeler genelde, ele alınan önemli bir düşünsel kavramın başka kavramların bileşiminden nasıl oluştuğunu göstermeyi hedefler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Gerekçe” kavramı logos’un esas anlamlarından biridir ve tahmin edileceği gibi, insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerin başında yer alır. Örneğin, “Ay’ın üzerinde çok sayıda krater bulunmaktadır.” Gibi bir inancın ortaya çıkması, önemli ölçüde sağlam kanıta dayanmasını ve akılcı bir gerekçelendirmeler ağının içinde yer almasını gerektirir. Sahip olduğumuz bilgilerin ezici bir çoğunluğu, bir gerekçelendirme süreci veya yapısı sayesinde yaşam bulur. Tersinden düşünülürse, hiçbir gerekçesi olmadan edindiğimiz inançların önemli bir kısmı epistemolojik açıdan ciddi sorunlar arz eder. Eğer bir kişi, Mars’ta bitki ve hayvanların bulunduğunu iddia eder ve ardından bu inanca sahip olma nedeni sorulduğunda tatmin edici bir yanıt veremezse, biz o kişinin inancını fazlaca ciddiye almayız. Öte yandan, bizim Dünya’ya veya Evren’e ilişkin “sağlam” inançlarımızın çoğu, eğer birileri bizi epistemolojik anlamda köşeye sıkıştırırsa gerekçelendirebileceğimiz zihinsel durumlardır. O yüzden, insan için “bilgi sahibi olmak” büyük oranda “bilgisel gerekçelendirme süreçlerinin içinde yer almaya yatkın olmak” anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?